Su Ürünleri İşleme Teknolojisi Ders Notları Konserve Teknolojisi ( Yrd. Doç. Dr Abdullah ÖKSÜZ )

Sterilizasyon gıdanın üzerine veya içindeki canlı mikroorganizmaların tamamen ortadan kaldırılması veya tahrip edilmesidir. Sterilizasyon işlemi mayaları küfleri vejetatif bakterileri, spor oluşturan bakterileri tahrip etmek suretiyle ürünün raf ömrünü uzatarak ürünün oda sıcaklığında uzun süre saklanmasını sağlar. Sterilizasyon işlemi dört farklı aşamadan meydana gelir. Birinci aşamada ürün sterilizasyon işleminin gerçekleşmesi için mutlaka 110- o 125 C ye kadar ısıtılmak zorundadır. İkinci olarak ise ısıtılan ürünün birkaç dakika belirtilen sıcaklıkta kalarak merkez sıcaklığı ile dış yüzeydeki sıcaklığın dengelenmesi gerekir. Çünkü ısıtma esnasında dış yüzey merkez noktasına göre daha sıcak olacağından merkezin de aynı sıcaklığa ulaşabilmesi için zamana ihtiyaç duyulacaktır. Üçüncüsü ise ürün belirtilen bu sıcaklıkta belirli bir süre tutularak önceden belirlenen ve F0 değeri olarak bilinen sterilizasyon değerine ulaşıldığından emin olunması gerekir. En son olarak ta ürünün aşırı pişmesini önlemek için aşırı ışıl işlem uygulamadan soğutulmasını sağlamaktır. Gıdaların işlenmesinde uygulanan temel sterilizasyon işlemleri şunlarıdır: • Đşlenen ürün raf ömrü boyunca ve tüketilene kadar bozunmaya neden olan mikroorganizmalar ile gıda zehirlenmesine neden olan toksin üreten bakterilerden arındırılmış olmak zorundadır. • Clostridium botulinum sporları düşük asitli gıdalarda (pH>4,6) depolama boyunca üreme yeteneğine sahiptir ve bu nedenle bu tür gıdalardaki mikroorganizma sayısının 0 12 desimal azaltılabilmesi için ısıl işlemin en az 121.1 C de 3 dakika süre ile (F0 değerinin 3 olması) yapılması zorunludur. • Isıl işlem uygulamasının üründe ısının en yavaş ulaştığı ve “soğuk nokta” olarak bilinen merkezi noktaya göre yapılmalıdır. Böylece merkezi noktanın da gerekli olan sıcaklık ve zamanda sterilize edildiğinden yola çıkarak ürünün geriye kalan her yerinin de sterilize olduğu varsayılacaktır. Uygulamada, ürünün tamamen sterilize edilmesi ürünün kalitesi ve besin içeriğinin düşmesine neden olacaktır. Bu nedenle konserve endüstrisinde ticari sterilitenin yapılması hedeflenir. Ticari sterilite ise normal şartlar altında ürünün bozunmadan ve tüketicinin sağlığını tehlikeye atmadan duyusal özelliklerini ve besin içeriğinin olduğu gibi kalacak şekilde optimum olarak ısıl işlemin uygulanmasıdır. Ürünün pH sı ısıl işlem uygulama süresinin belirlenmesinde en önemli bir faktördür.

2. Sterilizasyon Teorisi Gıdaların ısıl işlem yolu ile patojenik mikroorganizmalardan arındırılması işlemi yıllardan beridir uygulanmaktadır. Bununla birlikte ısıl işlemle mikroorganizmaların yok edilmesinin belirlenmesi metodu ise 1935 yılından itibaren anlaşılmaya başlamıştır. Bir ısıl işlemde gıdaya uygulanan ısının o gıdadaki mikroorganizmaların sayısını ne kadar azalttığının belirlenmesi hem belirli miktardaki gıdaya uygulanan verilen sıcaklığının miktarının bilinmesini hem de ilgili mikroorganizmanın yok edilmesi kinetiğinin bilinmesini gerektirir. Sterilizasyon işleminde uygulanan ısının miktarı ısıtılan gıdanın fiziki yapısına bağlıdır. Đşleme bağlı faktörler arasında işlemde uygulanan cihazın tasarımı, ısıtılan ortamın çeşidi, kabın yapısı, gıdanın şekli ve büyüklüğü ürünün kimyasal bileşenleri ve viskozitesi yer alır. Gıda matrisi içersinde bulunan mikroorganizmaların ısıl işlemle yok edilmesi knetiği pek çok faktöre bağlıdır. Bu faktörler arasında ürünün pH sı, gıdada bulunan koruyucu maddelerin çeşidi ve miktarı, su aktivitesi, ilgili mikroorganizmanın önceki çoğalma şartları, ürünün kimyasal yapısı ve rakip mikroorganizmaların sayısı yer alır. Düşük asitli gıdalarda (pH>4.6) halk sağlığı açısından Clostridium botulinum mikroorganizmasıdır ve konserve edilen gıdalar Clostridium botulinum sporlarının 10-12 ihtimalle ya da 1012 konservede 1 tane sporun canlı kalabilme ihtimali ile işlem görürler. Belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve tam bir güvenliği temin etmek için konservelerde ısıl işlem süresi uzun tutularak gıdanın tamamen sterilize edilmesi prensibi uygulanır. 3. Konserve Đşleminin Temel Prensipleri Konservenin içeriği çeşitli mikroorganizmaların üremesi için ideal bir ortamdır. Diğer tüketime hazır olarak satılan gıdaların aksine konserve ürün yapısı itibari ile anaerobik mikroorganizmaların aeroblara karşı baskın bir şekilde üremesine imkan sağlar. Bu nedenle konserve hatanın bedelinin can ile ödendiği bir teknolojidir. Dünya konserve endüstrisinde bu durunlar nadiren görülmesine rağmen gereken özenin gösterilmemesi durumunda insan hayatını ve işini mahveder. Konserve ürünün kalitesi işleme şartlarının doğru bir şekilde değiştirilmesi ile geliştirilebilir fakat teknolojist hiçbir zaman ürünün güvenliğinden taviz veremez. Konservecilikte ürünün güvenliğini sağlayan üç elzem esas vardır. Bunlar: • Konserve kabının kenet noktalarının sağlamlığı: Konserve içerisindeki vakum, hatalı kenet noktalarından içeriye doğru sıvı çekme eğilimindedir. Kenet noktalarında

meydana gelebilecek bir hata nedeni ile steril konserve içerisindeki gıdanın mikroorganizma ile bulaşmasına ihtimali vardır. Şekil. Konserve kutularında kenet analizinin yapılması. • Yeterince ölümcül ısıl işlem uygulamasının yapılması- uygulanan yüksek sıcaklığın ve uygulama süresinin en tehlikeli ve ısıya dayanıklı patojenlerin özellikle Clostridium botulinum’u etkin bir şekilde ortan kaldırması için gerekli olduğu doğru bir şekilde bilinmektedir. • Isıl işlem sonrası hijyene titizlikle uyulması: Özellikle ısıl işlem sonrası konserve hala sıcak ve ıslak iken kenet noktalarından içeriye doğru sızıntıya meyillidir. Konservenin kenet noktalarındaki zamk kutu sıcak iken akışkan haldedir ve herhangi bir kaba muamelede zedelenme meydana gelir. Soğutma suyu konservenin bütün yüzeyi su ile temas halinde olacağından kullanılacak su ölçülü bir şekilde klorlanmalıdır. Konserve kutusu ıslak iken asla taşınmamalı ve elle dokunulmamalıdır. 4. SU ÜRÜNLERİ KÖKENLİ BAKTERİLERİN ISIL IŞLEMLE YOK EDİLMESİ Isıl işlemin seçimi- Konserve amaçlı kullanılacak gıdalar pH değerlerine göre üç gruba ayrılırlar: Konserve amaçlı kullanılacak gıdalar pH değerlerine göre üç gruba ayrılırlar: Yüksek asitli gıdalar(pH sı 4.5 tan aşağı olanlar). Laktik asit, sitrik asit ve asetik asit içeren balık marinatları, turşuları insanlar için patojen özellikte olan mikroorganizmaların üremelerine imkan vermezler. Bu tür asitler içerisinde yaşayabilen mikroorganizmalar o nispeten orta şiddetteki bir ısıl işlemle, konserve içeriğinin merkez sıcaklığının 90 C ye ulaştığı durumlarda veya konserve içeriğinin sıcak olarak doldurulduğu ve kapatıldığı durumlarda bile kolaylıkla yok edilebilirler.

Orta asitli gıdalar (pH 4.5-5.3). Pek çok domates sosunda konserve edilmiş balık ürünleri bu pH aralığındaki gıdalar sınıfına girer sınıfa girer. Netice olarak Clostridium botulinum sporlarını öldürecek şekilde tam bir ısıl işlem yapılması bu pH aralığına düşen gıdaların güvenli bir şekilde depolanması için gereklidir. Düşük asitli gıdalar (pH > 5.3). Yukarıda belirtilenlerin dışında pek çok konserve edilmiş balık ürünlerinin pH sı nötre yakındır ve orta asitli gıdalar gibi bunların da tam ısıl işleme tabi tutulması gerekir. Buna ilaveten bazı oldukça ısıya dayanıklı termofilik spor oluşturan mikroorganizmaların da bu tür ısıl işlemlerde hayatta kalabileceklerini hesaba katmak gerekir. Örneğin termofilik Bacillus stearothermophilus konserve edilmiş ürünlerde düz ekşime olarak bilinen bozunmalara neden olmaktadır. Bacillus türlerinden Bacillus thermoacidurans ve Bacillus stearothermophilus düz ekşimeye neden olan spor gruplarındadır ve pek çok asidik gıdalarda ve süt ürünlerinde bulunur. Bu organizmalar konserve endüstrisinde büyük endişeye neden olur. Düz ekşimeye neden olan mikroorganizmaların üremesi ürünün pH sının 0.3-0.5 birim düşmesine neden olur. Bu organizmalar konserve ürünlerde yaşayabilirler ve diğer organizmalarla karşılaştırılırsa konserve kutusunda herhangi bir şişkinliğe de neden olmazlar. Bunun yanı sıra Clostridium thermosaccharolyticum ise ürünün bozunmasına neden olduğunda gaz oluşumuna bağlı olarak konserve kutusunun da şişmesine neden olur. Spor oluşturan ve gıdaların bozunmasına neden olan thermofilik mikroorganizmalar üç gruba ayrılırlar: 1. Bacillus stearothermophilus ve Bacillus coagulans gibi düz ekşimeye neden olanlar. 2. Clostridium thermosaccharolyticum gibi termofilik anaerob gaz üreten fakat H S değil 2 3. Desulfotomaculum nigrificans gibi H S üreterek bozunmaya neden olan 2 mikroorganizmalar. Bu tür ısıya dayanıklı spor oluşturan mikroorganizmaların etkin bir şekilde ortadan kaldırılabilmesi için yüksek bir ısıl işleme gereksinin duyulur ve eğer böyle bir ısıl işlemin uygulanması ise ürünün aşırı pişmesine neden olacaktır. Herhangi bir işlem görmemiş ve bu tür mikroorganizmaları içermesi muhtemel olan baharat ve otların kullanımından kaçınılması gerekir. Örneğin büyük çaptaki konserve kutularının herhangi su ve basınçlı soğuk hava kullanılmadan doğal olarak soğutulması yaklaşık bir gün sürer. Merkezi sıcaklığında bu süre içerisinde termofilik organizmaların sporlarının çimlenmesi için ideal bir sıcaklık aralığı oluşturmasına neden olarak ürünün termofilik bir bozunmaya maruz kalmasına yol açar.

Mikroorganizmaların ısıya karşı direnci Mikroorganizmaların yok edilmesi bünyelerindeki proteinlerin ısının etkisi ile koagülasyonundan meydana geldiği düşünülür. Mikroorganizmaların ısıya karşı direnci organizmanın çeşidi ve içinde bulunduğu ortama göre değişiklik gösterir. 5. Konserve Ürünlerde Bozunma Çeşitleri Konservenin amacı raf ömrü uzun güvenli ve besin içeriği yüksek bir gıdanın üretilmesidir. Konserve edilmiş ürünün bozunmasın başlıca sebebi ürünün ya gerektiği gibi yeterince ısıl işlem görmemesi veya depolama veya elleçleme esnasında zarar görmesinden dolayıdır. Konserve balık ve et ürünlerinin bozunmamalarında alışılagelmiş hatalar veya bozunma sebepleri aşağıdaki gibidir: . Mikrobiyolojik -Yetersiz ısıl işlem – Yetersiz soğutma – Kenet noktalarından sızıntı nedeni ile bulaşma – Isıl işlem öncesi meydana gelen bulaşma . Fiziksel – ısıl işlemde yanlış teknik uygulanması – Kutu içerisinde havanın yeterince alınmaması – Aşırı dolum – Kutuda meydana gelen çökme – Metal levhada meydana gelen hatalar – Kenet hatası – Bulaşma . Elleçleme – Korozyon – Eğilmeler ve diğer zararlar Bozunma meydana geldiği zaman üretim kaydının gözden geçirilmesi veya incelenmesi gıda işleme alanında bilgisi ve tecrübesi olan bir kişi tarafından yapılmalıdır. Bozunmanın sebebi belirlenmeli ve gelecekte tekrar meydana gelmemesi için gerekli önlemler alınmak zorundadır.

6. Konserve Ürünlerin Paketlenmesi Yasal olarak “hava geçirmez olarak kapatılmış kap ya da hermetik olarak kapatılabilen kap” kabın içerisindeki gıdanın ısıl işlem sonrası ticari sterilliği devam ettirebilecek şekilde ve mikroorganizmaların girişine tamamen güvenli bir şekilde mani olacak şekilde düşünülmüş ve tasarlanmış kap demektir. Konservecilikte gıdanın muhafazası için konserve kabı vazgeçilmez bir faktördür. Konserve edilen ürün sterilize edildikten sonra onun tekrar bulaşarak bozunmasını konserve kutusu önler. Bu nedenle başarılı bir konserve işlemi iyi kalitede ve güvenilir bir kutu ve iyi bir kapatma makinesinin kullanımı ile gerçekleşir. Kalay Kaplı Kutular Günümüzde kullanılan konserve kutuları arasında: 1. Kalay kaplı gövde ve kapaklı kutular, 2. Kalay kaplı gövde ve alta sahip kutular, 3. Alüminyum kutular, 4. Üç parçalı alüminyum kutular, 5. Kalaysız çelik gövde ve alt kapağı kalaylı kutular, 6. Kalaysız çelik gövde ve tek tarafı alüminyumdan olan kutular, 7. Gövdesi tutkal ile kenetlenmiş kutular, 8. Gövdesi lehim ile kenetlenmiş kutular, 9. Çekme ile oluşturulmuş tek parça gövdeden oluşan alüminyum kutular olmak üzere çok çeşitlilik gösterir. Đki Parçalı Konserve kutuları Günümüzde belli başlı ve ikinci derecede büyük konserve kutusu üreticileri ve makine üreticileri demirden ve çekme ile yapılan iki parçalı kutu üretmektedirler. Đki parçalı konserve kutuları ticari olarak kullanılan 25 g ile 57 g ağırlığındaki kutulardır. Đki parçalı konserve kutuları kutu kenet uzunluğunu ortadan kaldıran ve bir tane çift kenet noktası olan kutulardır. Đki parçalı konserve kutuları gövde ve tabandaki kenetlerin olmaması nedeni ile sızıntı riskini de önemli derecede azaltmış olurlar. Kullanılan metal miktarı üç parçalı kutulara göre daha azdır ve ucuz olması nedeni ile 3 parçalı konserve kutularına göre üstünlüğe sahiptir. Üç Parçalı Konserve Kutuları Üç parçalı kutlar gövde, taban ve kapak olmak üzere üç parçadan oluşur ve bunlar birbirleri ile çift kenet ile kenetlenerek bir bütünlük oluştururlar. Yaygın olarak şurup, yemeklik yağ,

toz gıdaların konservesinde kullanılır. Fakat bunların yerini yavaş yavaş iki parçalı kutular ile esnek kutular almaktadırlar. Alüminyum Kutular Alüminyum kutuların kalay kaplara göre nakliyesinde ucuzluk, gıda ile temas ettiği zaman siyah sülfit lekesi oluşturmaması, küflenmenin olmaması ve çekme ile açılabilir özelliğinden dolayı üstünlük sağlamaktadır. Çelik kutularda konserve endüstrisinde çok iyi yer almıştır. Alüminyum kutuların gelecekteki kullanımı eşdeğeri olan çeliğe göre fiyatına bağlı olacaktır. Alüminyum kutuların kolayca açılabilen kapakları diğerlerine üstünlük sağlamaktadır. Diğer bir üstün özelliği ise bu kutuların kurşun içermemesidir. Bununla birlikte alüminyum kutularda kolaylıkla gözenek oluşabilmekte ve eğilmektedir. Alüminyum kutular arasında esnek fakat otoklovlanabilir laminatlanmış alüminyum poşetlerde konserve kabı olarak kullanılmaktadır. Cam Kaplar ve Metal Kapaklar Cam kaplar kimyasal ve fiziksel özelliklerinde dolayı konserve için ideal bir kutudurlar. Kimyasal olarak ta dayanıklı bir malzemedir. Bununla beraber özellikle asitli sıvı gıdaların ve hafif alkali solüsyonların uzun vade de depolanmaları durumunda bir miktar camda çözünme hatta bazı durumlarda az miktarda da olsa SiO2 ve silikanın çözünmesine neden olur. Cam kaplar yüzeyinde mikroorganizmaların çoğalmasına destek vermez ve metaller gibi gazında geçişine izim vermezler. Diğer bariz özelliği ise camın şeffaflığıdır. Đçine konulan gıdanın rahatlıkla müşteri tarafından görünmesine izin verirler. Ticari olarak konserve kutusu olarak üretilen cam şişeler termal şoka dayanacak şekilde (sıcaklık farkı o 45 C) tasarlanmış ve formüle edilmiştir. Ayrıca dolum esnasında mekanik şoklara karşı da dirençli olacak şekilde tasarlanmıştır. Cam kapların dikey basınca karşı direnci pek çok farklı kapama yöntemlerinin uygulanmasına izin vermiştir. Metal Kapaklar Metal kapaklar cam şişelerle iyi bir şeklide uygun bir tutkal ile hava almaz bir şekilde kapanacak şekilde tasarlanmıştır. Kapaklar ayrı bir şekilde uygun şişelere göre etiketlenerek karton kutularda veya poşetlerde depolanır. Karton kutularda kesinlikle zımba teli kullanılmaz.

7. Konserve Ünitelerinde Kullanılan Suyun Kalitesi Su numunesi rutin olarak hem kimyasal hem de mikrobiyolojik analizler için alınmalıdır. Konserve ünitesinde kullanılacak suyun kalitesi parametreleri ortaya konulmalıdır ve su numunesi standartlara uymadığı zaman mutlaka alınması gereken tedbirleri gösteren bir talimatın olması zorunludur. Su numunesi ya doğrudan musluktan veya steril bir pipet ile alınabilir. Eğer numune musluktan veya fıskiyeden alınacaksa, numune almadan önce en az 10 dakika süre ile su akıtılmalı ve ondan sonra su numunesi alınmalıdır. Su numunesi % 10 sodyum tiyosülfat içeren (1 litre su için 2 ml %10’luk sodyum tiyosülfat) steril kaplara alınmalıdır. Sodyum tiyosülfat çözeltisi sudaki serbest kloru nötr hale getirmek için gereklidir. Su numunesi hemen analiz edilmeli veya hemen soğutularak 2 saat içerisinde analizi yapılmalıdır. Su numunesinin dondurulmaması gerekir. Eğer su numunesi mikrobiyolojik analize tabi tutulacaksa dondurma işlemi bakterilerin canlı kalmasını olumsuz yönde etkileyecektir. Konserve fabrikasında kullanılacak suyun kalitesi, koku, tat, renk, bulanıklık, pH, sertlik, serbest klor kalıntısı, askıda katı madde, toplam aerobik levha sayımı ve toplam koliform sayısı yönünden analiz edilmelidir. Fabrikada kullanılacak suyun mikrobiyolojik kalitesi aşağıdaki gibidir: 0 • Toplam aerobik levha sayımı 37 C/48 saat <10/ml 0 • Toplam aerobik levha sayımı 22 C/72 saat <100/ml • Gerçekçi koliform sayısı 370C de 0/100 ml (MNP broth metot ya da membran filtrasyon yöntemi ile). • Konserve soğutma suyu serbest klor yönünden test edilmek zorundadır. Soğutma suyu sterilzasyon kazanı girişinde sterilizisayon işlemine başlamadan önce ve işlem esnasında da her iki saatte bir analiz edilmelidir. Soğutma suyu numunesi de her bir strerilizasyon kazanı günlük üretim için ürün ile doldurulduğunda kazan çıkış suyu test edilmelidirler. Konserve kazanı sterilizasyon sonrası soğutma suyu en azında 0 hafta da bir olmak şartıyla Toplam aerobik levha sayımı 22 C/96 saat ve toplam aerobik levha sayımı 370C/48 saat ve en azından ayda bir kez olmak üzere toplam koliform testi yaptırılmalıdır. Konserve kazanı soğutma suyu için mikrobiyolojik standartlar aşağıdaki gibidir.

Toplam aerobik levha sayımı 37 C/48 saat <10/ml 0 • Toplam aerobik levha sayımı 22 C/96 saat <100/ml 0 • Koliform sayısı 37 C de 0/100 ml (MNP broth metot ya da membran filtrasyon yöntemi ile). Eğer sonuçlar yukarıda verilen değerlerin üzerinde olursa üretimin durdurularak daha ileri bir araştırmanın yapılması gerekir. 8. Balık Konservesine Örnekler Küçük Pelajik Balıkların Konservesi Küçük balıkların başları kesilir iç organları iyi bir şekilde çıkartılıp temizlendikten sonra o balıkların yağlılık derecesine göre değişmekle birlikte 100 lik bir tuzlu su solüsyonunda 10- 30 dakika bekletilir. Daha sonra balıklar oval 200 g’lık konserve kutularına 170 g balık ve 30 g sos olacak şekilde 400 g kutular için ise 340 g balık 60 g sos olacak şekilde yerleştirilir. Kutulara sos ilavesinde sonra, kapaklar üzerine gevşek bir şekilde kapatılarak sterilzasyon kazanında buhar ile havasının alınması işlemi gerçekleşir. Bu süre 10-15 dakikadır ve kutu içerisindeki basınç 800 mbar ı geçmemelidir. Kutuların kapakları sıkı bir şekilde o kapatıldıktan sonra kutular yıkanır ve ısıl işleme geçilir. Büyük kutular (400g) 115 C de 60 dakika ve 200 g lık konserve kutuları ise 55 dakikalık bir ısıl işleme gereksinim duyar. Ton ve Uskumru Konservesi Uskumrugiller familyasına ait balıklar konserve edilmeden önce atmosfer basıncı altında bir ön pişirilmeye tabi tutulurlar. Pişirme süresi balığın büklüğüne göre değişiklik gösterir. Örneğin 250 g lık bir uskumrunun pişirilmesi için 30 dakika yeterli olurken 20 kg’lık büyük bir ton balığının pişirilmesi ise 4 saat sürer. Uskumrular genel olarak ağzı açık konserve kutularında pişirilirler. Pişirme sonrası çıkan su süzülür üzerine sos ya da yağ ilavesinden sonra kapatılarak sterilizyon işlemine geçilir. Fakat ton balığı pişirildikten sonra yaklaşık 1 güne kadar soğumaya bırakılarak etin sertleşmesi sağlanır. Daha sonra balığın yüzgeçlerinin ayıklanması, baş, deri, iskelet ve koyu renklerin çıkartılması gibi işlemler yapılır. Deri kesinlikle etten ayrılmalı ve kutunun içerisinde bulunmamalıdır. Geriye kalan et iri parçalar şeklinde veya küçük parçalar şeklinde kutuya konur. Ton konserve endüstrisinde bu işlemleri yapan ete şekil veren otomatik dolum makineleri vardır. Eğer dolum yağ ile yapılacaksa önce kuru tuz ilave edilir daha sonra yağ enjeksiyonu yapılır. Kutuya konulacak olan şekil verilmiş

porsiyonlar içerisine daha önceden sos konulmuş kutuya yerleştirilir. Et konulduktan sonra üzerine sos ilave edilerek kapatılır, yıkanır ve ısıl işleme tabi tutulur. Nihai ürün yaklaşık % 60 balık ve %40 sos içerir. Bu konu ile ilgili akış şeması aşağıda verilmiştir. Dondurulmuş Ton Balığının Çözdürülmesi Hazırlama (Đç organların çıkartılması temizlenmesi ve muayene) Ön Pişirme Soğutma Temizleme ve Tıraşlama Dilimleme Kutuya göre şekil verme Elle Dolum Makine ile Dolum Tuz ve Yağ ilavesi Đçerideki havanın çıkartılması Kutu Kapatma Đşlemi + Yıkama Isıl Đşlem Kutuların soğutulması ve kurutulması Etiketleme Depolama Şekil. Konserve işleminin aşamaları

Yararlanılan Kaynaklar 1. Footitt, R.J., & Lewis, A.S. The Canning of Fish and Meat. Blackie Academic & Profesional. An Imprint of Champman & Hall 1995. 2. Hall, G.M. (1997) Fish Processing Technology. Second Edition. Blackie Academic & Profesional. An Imprint of Champman & Hall 3. Torry Advisory Note

….

Bir cevap yazın