Etiket Arşivleri: şeker pancarı

Şeker Pancarı

ŞEKERPANCARI

Tak: Centrospermales (Merkezi çiçekliler)

Fam: Chenopodiaceae (Kazayağıgiller)

Cins: Beta

Tür: Beta vulgaris L. (n:9)

İngilizce: sugar beet, beet-root

Fransızca: betterave sucrière

Almanca: echter mangold, rübe

İspanyolca: barbabietola

Arapça: bangar barri

Faydalanma yönlerine göre Beta vulgaris türü 4 grupta toplanmıştır.

Beta vulgaris var. cicla (pazı pancarı)

Beta vulgaris var. cruenta (veya esculanta) (kırmızı pancar, kırmızı salata pancarı)

Beta vulgaris var. rapa (hayvan/yem pancarı)

Beta vulgaris var. saccharifera (şeker pancarı)

“Şekerpancarının yabanisi olarak Beta maritima kabul edilmektedir.”

BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ

Şekerpancarı 2 yıllık bir bitkidir.

Birinci yıl toprak altında kök gövdesini, toprak üzerinde ise yapraklarını oluşturur.

İkinci yıl ise sapa kalkarak çiçek açar ve tohum bağlar.

KÖK

Şekerpancarı kökü besin maddelerini depo etme özelliğine sahiptir.

Şekerpancarının toprak altında bulunan ve şeker elde edilen kısmına, “KÖK GÖVDE” denir.

Kökler bu gövde üzerinde bulunmaktadır.

Tohumlar çimlendikten yaklaşık 3 ay sonra kökler kalınlaşmaya başlar.

1.Baş

2.Boyun

3.Gövde

4.Kuyruk

Baş

İlk yıl rozet yaprak, ikinci yıl ise sap ve sürgünlerin oluştuğu kısımdır.

Baş, pancarın büyüme konisidir.

Çok sayıda sürgün gözleri bulunur.

Kök gövdenin üzerinde en dış ve en alttaki yaprakların çıktığı yerden itibaren üstte kalan kısımdır.

Fazla miktarda azot bulunduğu için hasat sırasında kesilip atılır.

Kök gövdeye oranı %6-10’ dur.

Boyun

Yaprakların bittiği yer ile en üst köklerin çıktığı yer arasında kalan kısımdır.

Kök ve yaprak bulunmaz.

Hayvan pancarında bu kısım toprak üzerinde bulunur.

Kök gövdeye oranı %10 civarındadır.

Gövde

İlk köklerin çıktığı yer ile gövde çapının 2 cm olduğu yere kadar olan kısımdır.

Şeker elde edilen kısım olup kök gövdenin %70’ini oluşturur.

Gövdenin iki yanında “S” şeklinde oyuklar vardır. Buna spiral oyuk denir.

Bu oyuklardan kılcal kökler çıkar.

Şekerpancarında bu oyuklar derindir.

Kuyruk

Kök gövdenin 2 cm inceldiği yerden daha aşağı kalan kısımdır.

Kuyruk 1-1.5 m derine inebilir.

Hasat sırasında koparak toprakta kalır.

Kuyruk üzerinde çok sayıda kökler bulunur.

Kök gövdenin %10’ nu oluşturmaktadır.

Kök Gövdenin Kimyasal Kompozisyonu

Su   %75

Kuru Madde   %25

Karbonhidrat   %20.4

Şeker   %16

Ham selüloz   %1.5

Ham protein   %1.3-2

Ham kül   %1.7

Ham yağ   %0.1

Kök Gövdenin Anatomik Yapısı

Çimlene tohum toprak içerisinde kök oluştururken, toprak dışında ana bitkiyi meydana getirir. Toprak içerisinde yeni oluşan pancar gövdesi ince bir silindir şeklindedir.

Dış kısımlar primer kabuk ve epidermis ile kaplıdır.

İç kısımda ise odun ve elekli borular ile kambiyum dokusu bulunur.

Merkezi silindirde bulunan elekli borular arasında bulunan primer kambiyum ilk önce gelişir.

Daha sonra kambiyum hücreleri içe ve dışa doğru büyüyerek halkalar meydana getirirler.

Kambiyum dokusunun çoğalmasıyla pancar kök gövdesi kalınlaşır.

Şekerpancarında halka sayısı 8-12, hayvan pancarında 5-6 arasındadır.

Kök gövdenin her tarafında şeker oranı aynı değildir. En fazla şeker oranı kök gövdenin ağırlık merkezinde bulunur.

Şeker oranı kök gövdede yanlara ve aşağı-yukarı gidildikçe azalır.

Şekerpancarında bulunan şekerin %85-90’ı “sakkaroz” dur. Bunun dışında az miktarda “Levuloz, Rafinoz ve Dekstrin” bulunmaktadır.

TOPRAKÜSTÜ ORGANLARI

YAPRAK

İlk yıl topraküstü organları sadece yapraklardır.

Toprak sıcaklığı 10-15ºC ulaştığında, nem ile birlikte pancar tohumları 14-15 gün içerisinde çimlenir.

İlk olarak toprak yüzüne 2 adet kotiledon yaprağı çıkar. Bunlar daha sonra kuruyarak sayıları 35-50 adet arasında değişen rozet yaprakları oluşur.

Yaprak demetinin dış kısmında yaşlı iç kısmında ise genç yapraklar bulunur.

Bir yaprak 105-120 cm2’lik yaprak alanına sahiptir. Bu çevre ve yetiştirme şartlarına bağlı olarak değişmektedir.

Bir bitkinin ortalama yaprak alanı 8000-8500 cm2 kadardır. Ancak yapraklar birbirini gölgelediğinden 3000 cm2’lik yaprak alanı fonksiyoneldir.

Hasat sırasında yaprak oranı ağırlık olarak kökgövdesinin % 30-40’ı kadardır.

Birinci vejetasyon yılında meydana gelen rozet yapraklar, bir yaprak sapı ile pancarın baş kısmına bağlanırlar.

Yapraklar dik olarak gelişir ve zamanla yaşlanan yapraklar aşağıya doğru sarkar.

Yaprak ayası kıvrımlı ve uç kısmı sivridir.

Yaprak şekli oval olmakla birlikte değişik formlar gösterebilir.

Yaprak sapı oldukça uzun ve etlidir. Kaba yapılıdır.

Yaprak ana damarı belirgin olup, ikinci ve üçüncü derecedeki damarlar yaprak ayasını bir ağ gibi sarmaktadır. Bunlar iletim borularıdır.

Taze yeşil renktedir.

Üst yüzü daha koyu yeşil, alt yüzeyi daha açıktır.

Hayvan pancarında ise, yapraklar yatık, yaprak ayası düz, maviye çalan yeşil renktedir.

Birinci yıl hasat edilmeyip, ikinci yıla bırakılır ise, meydana gelen saplar üzerinde küçük ve dar, çok sayıda yapraklar meydana gelmektedir.

2.yıl yaprak koltuğunda kedi kulağı şeklinde brakte yapraklarında çiçekler meydana gelir.

Yaprakların besin değeri yüksek olduğu için hasat sırasında değerlendirilir veya silo yemi yapılır.

% 20-25 kuru madde, % 75-80 su bulunmaktadır.

Yaprağın kimyasal yapısı:

Su   % 85.8,

Ham protein   % 2.3,

Karbonhidrat   % 7.4,

Kül   % 2.5,

Ham selüloz   % 1.6,

Yağ   % 0.4

Pancarda organik madde üretiminin yüksekliği herşeyden önce yaprak alanının büyüklüğü belirler. Bitki yaprağını ne kadar çok geliştirirse hasatta da o kadar verim artışı olur.

1 m2 yaprak alanının günlük kuru madde asimilasyonu ortalama 5-10 g olup bu değer büyük oranda iklime bağlıdır. Elverişli hava şartlarında bu değer 40-45 g’a ulaşırken, kurak koşullarda 1 g’a kadar düşer.

1 kg kuru madde yapımı için 400-600 mm su tüketilir. Su tüketimi kök oluşturma fazında, yaprak oluşturma fazına göre 4 kat daha fazladır.

Sap ve Dallar

Baş kısmında bulunan tomurcukların sürmesi ile sap meydana gelir.

Sap sayısı süren tomurcuk sayısına bağlı olarak değişir.

Saplar haziran-temmuz aylarında meydana gelir.

Sap hafif köşeli, gevşek dokulu, içi kısmen boş olup, 1-2 cm kalınlığında, 1-2 m boylanabilmektedir.

Sap üzerinde, yaprak ve çiçek sürgünleri bulunur.

Ekim sıklığına bağlı olarak, sap dallanmaktadır.

Sapın ilk büyüme devrelerinde yaprak yoğunluğu fazla, çiçek açma, meyve ve tohum bağlama devresinde ise yaprak yoğunluğu az, dallanma fazladır.

Çiçek

Çiçekler, brakte yaprak koltuklarından çıkan çiçek sürgünleri üzerinde salkım şeklinde bulunur.

Çiçekler temmuz-ağustos ayında meydana gelir.

Genelde birden fazla çiçek bir arada küme halinde bulunur. Bunların sayısı 1-6 arasında değişir.

Yeni ıslah edilen hibrid çeşitlerinde, çiçekler teklidir.

Çiçeklenme yaklaşık 4-6 hafta devam eder.

Tek çiçekten meydana gelen tohuma monogerm (tek embriyolu), 2-3 çiçek veya çiçek ağından meydana gelen tohuma poligerm (çok embriyolu) tohum adı verilir.

Çiçeklerin koltuklarında bulunduğu yaprağa “Brakte yaprak” denir.

Çiçekler beşli yapıdadır.

Her çiçeğin diksuk denilen guddemsi ve bal özü çıkaran küçük bir çiçek tablası vardır.

Bu tabla üzerinde, uçları içeriye doğru kıvrık, 5 adet açık sarı renkli “perigon yaprağı” bulunur.

5 adet erkek organ ve 1 dişi organ bulunur.

Yabancı döllenir. Bunu sebebi erkek organların çiçek tozları ile dişi organın tepeciğinin aynı zamanda olgunlaşmamasıdır. Ayrıca kendine uyuşmazlık ve erkek kısırlık da söz konusudur. Döllenme rüzgarla veya böceklerle olmaktadır.

Çiçeklenme uzun süre devam eder (30-40 gün) ve çok sayıda çiçek meydana gelir (10-15 bin).

Stigma 2-3 başlı ve yumurtalık tek gözlüdür.

Çiçeklenme ve tohumların olgunlaşması ana saptan, yan dallara doğru olur.

Çiçeklenme sabah saatlerinde başlar ve gün boyu devam eder.

Bir çiçekte döllenme, 36 saatte tamamlanır ve döllenmeden 25-30 gün sonra tohum olgunlaşır.

Çiçeklenme sırasında, havanın güneşli ve sıcak olması, çiçeklenmeyi ve döllenmeyi çabuklaştırır.

Meyve ve Tohum

Her çiçek bir tohum oluşturmaktadır.

Kümede bulunan çiçek sayısı kadar tohum bir arada yapışık olarak gelişir ve olgunlaşır. Bu şekilde birden fazla tohum yapışık olarak gelişirse buna “poligerm” denilmektedir. Islah edilmiş hibrid çeşitlerde tek tohum bulunur. Buna “monogerm” denilir.

Pancar tohum topaklarına “glomerül” denir.

Tohumun monogerm veya poligerm olması pancarın genetik yapısı ile ilgilidir.

Monogerm tohum, genetik olarak veya  poligerm tohumların suni bir şekilde parçalanmasıyla (segimentasyon) elde edilir.

Poligerm tohumların monogerm tohumlara göre çimlenme garantisi vardır, fakat birim alana daha fazla tohum atılır. Monogerm tohum kullanıldığında yetiştiricilikte fazla işgücüne ihtiyaç duyulmaz.

lPoligerm tohumda 3 embriyo vardır. Bir tohumdan 3 bitki meydana gelir bunun 2 tanesi el ile atılır buna tekleme denir. Mutlaka tekleme yapılmalıdır, monogerm de yapılmaz. Monogerm tohumda 1 tohumda 1 embriyo vardır.

Olgunlaşması tamamlanmış bir pancar tohumunun dış kısmında kahverengi sert bir kabuk bulunur.

Hakiki tohumlar, bunun iç kısımlarında bulunur ve böbrek şeklindedir.

1000 tohum ağırlığı poligerm tohumda 22-25 g, monogerm tohumda %12-14 g’dır.

Tohumların çimlenme gücü % 85, su oranı % 15’dir.

Teknik Monogerm: Suni olarak elde edilen pancar tohumlarına denir.

Pancar tohumunu kaplama maddeleri su çeken maddelerdir.

Kaplama maddeleri gübre, talaş ve ilaç olabilir.

Türkiye’de ekilen tohumun % 100’ü genetik monogermdir.

Şeker pancarının şeker oranı yüksek, kök verimi az, hayvan pancarının şeker oranı düşük, kök verimi yüksektir.

Şeker pancarı kök gövdesinin boyun kısmı toprak içerisinde, hayvan pancarınki toprak üzerindedir.

Şeker pancarının yaprak yüzeyi dalgalı, koyu yeşil renkte, hayvan pancarının yaprak yüzeyi düz, rengi mavimsi yeşildir.

Şeker pancarı kök gövdesinin oyukları, hayvan pancarından daha derin ve uzundur.

Şeker pancarının yaprak ve çiçek sayısı, hayvan pancarınkinden daha fazladır.

Şeker halkalarının sayısı şeker pancarında 8-12, hayvan pancarında 5-6 dır.

Şeker pancarının et rengi beyaz, hayvan pancarınki ise grimsi beyaz veya sarıdır.


Sebzeler ( Dr. Hasan AKGÜL )

Sebze bitkileri morfolojik olarak 6 gruba ayrılır:

1- Köklerinden faydalanılan bitkiler
2- Gövdelerinden faydalanılan bitkiler
3- Yapraklarından faydalanılan bitkiler
4- Çiçeklerinden faydalanılan bitkiler
5- Meyvalarından faydalanılan bitkiler
6- Tohumlarından faydalanılan bitkiler

KÖKLERİNDEN FAYDALANILAN .SEBZE BİTKİLERİ
Şeker Pancarı
– Beta vulgaris var. altissima
– Beta vulgaris var. saccharifera
Chenopodiaceae
Genellikle tuzcul-sukkulent bitkilerdir.
Vatanı Güney Avrupa’dır.
Bir Akdeniz bölgesi bitkisidir.
Ilıman bölgelerde ve verimli topraklarda yetiştirilir.
Ülkemizde Ege, Trakya, İç Anadolu’da tarımı yapılmaktadır.

Diğer pancar türleri
Kırmızı pancar: Beta vulgaris var. esculenta: Yumruları salata ve turşu olarak kullanılır.
Yem pancarı: Beta vulgaris var. rapa: Morfolojik yapısı kırmızı pancara benzer ancak besin değeri az olduğundan hayvan yemi olarak kullanılır.
Pazı: Beta vulgaris var. cicla: Yaprakları salata olarak kullanılır. Özellikle Ege bölgesinde yetiştirilmektedir.

HAVUÇ –Daucus carota subsp. sativus
Umbelliferae (Apiaceae)
Vatanı Orta Avrupa’dır.
İlk kültürü doğu Akdeniz bölgesinde yapılmıştır ve hala yabani formlarına rastlanılmaktadır.
2000 yıldan beri kültürü yapılan bir bitkidir.
2 yıllık bir bitkidir fakat bir yılda da olgunlaşabilir.
Havuç, bir depo köktür.
Olgunlaşmamış sekonder dokuları taşır.
%7 oranında şeker içerir.
En önemli özelliği havuca turuncu rengini veren karoten, provitamin A’dan ibarettir.
Karoten, bağırsak mukozasında A vitaminine dönüşür.
Şekil, renk ve kalite bakımından çeşitli varyeteleri vardır.
En iyi gelişimini derin, kumlu-tınlı topraklarda yaparlar.
TURP- Raphanus sativus
Cruciferae (Brassicaceae)
Vatanı ön Asya’dır.
Oradan Çin, Hindistan ve Avrupa’ya yayılmıştır.
MÖ. 2780’lerde Mısırlılar tarafından kültüre alındığı bilinmektedir.
Depo dokusu genellikle parankimatik yapıda olan bir sekonder ksilemdir.
Keskin ve yakıcı tadı, hardal yağlarından kaynaklanmaktadır.
Çiğ-salata ya da pişmiş olarak kullanılır.
İlk kültürü yapılan çeşit kara turptur. Beyaz turp ilk kez Avrupa’da ıslah edilmiştir.

Kereviz-Apium graveolens var. rapaceum
Umbelliferae
Vatanı güney Avrupa’dır.
Yabani formları zehirli olup nemli ve sulak yererde yetişir.
Yumruları şeker ve eterik yağ içerir. Besin değeri yüksek değildir.
Çiğ ya da pişirilerek tüketilir.
Kerevizin uyarıcı ve diüretik etkileri antik çağlardan beri bilinmektedir.
Yaprak saplarının kullanıldığı varyetesi (var. dulce) sap kerevizi olarak bilinir.
ŞALGAM- Brassica rapa subsp. rapa
Cruciferae (Brassicaceae)
Hem kök hem de gövdenin alt kısımları etlidir.
4000 yıldan beri yetiştirilmektedir.
Avrupa’dan dünyaya yayılmıştır.
Yumruları salata olarak kullanılır.
Köklerinin şekil ve renkleri bakımından çeşitleri vardır.

Çin Marulu- Brassica rapa subsp pekinensis
Cruciferae (Brassicaceae)
Son yıllarda pazarlarımıza girmiş marul değil bir şalgam çeşididir.
Yaprakları gevşek ve sulu olup hardalımsı bir tadı vardır.
Yaban Havuç (Kara kavza)- .Pastinaca sativa subsp. sativa
Umbelliferae (Apiaceae)
Havuç gibi iki yıllık bir bitkidir.
Uzun, yenilebilir depo kökleri vardır.
Yüksek oranda içerdiği şeker nedeniyle şarap, reçel ve keklerde tatlandırıcı olarak kullanılır.

Patates.Solanum tuberosum
Solanaceae
Anavatanı Güney Amerika’dır. Çok eski bir kültür bitkisidir.
İyi ürün vermesi, besin değerinin yüksek olması, çeşitli iklimlerde kolay yetiştirilmesi gibi nedenlerle önemli bir besin kaynağı olmuştur.
1570 yılında İspanyollar tarafından Avrupa’ya getirilmiştir fakat tarımı 18.yy’dan sonra Avrupa’da yayılmıştır.
Türkiye’de ise 19. asırdan beri tarımı yapılmaktadır. Bursa, Ordu, Trabzon, Erzurum, Afyon ve Kars çevrelerinde bol miktarda yetiştirilmektedir.
Yumrular nişasta bakımından zengindir (%20).

Protein değeri %1-3’tür.
Besin değeri 95 cal.dir.
İçerisinde az miktarda şeker vardır.
Patates yumrusunda bulunan nişastadan dekstrin elde edilir.
500 gr haşlanmış taze patates günlük önerilen C vitamini, B1 vitamini ve riboflavin ihtiyacını karşılar.
Tahıllardan sonra bitkisel kaynaklı beslenmede en büyük rolü oynayan pirinç ve mısırdan sonra gelir.

Tatlı Patates- Ipomoea batatas
Convolvulaceae
Güney Amerika’nın doğal bitkisidir.
İnsan besini ve hayvan yemi olarak kullanılır.
Nişasta ve alkol üretimine uygundur.
Yumruları %16 nişasta ve %4 şeker ihtiva eder.
Takriben 30 kg. tatlı patatesten 3-7 lt alkol elde edilir.
Tatlı patates tropikal ve subtropikal bölgeler için önemli bir kültür bitkisidir. Pamuğun yetiştiği yerlerde yetişebilir.
Soğan- Allium cepa
Liliaceae
Vatanı orta Asya’dır.
4000 yıldan beri kullanılan çok eski bir kültür bitkisidir.
Mısırlılar sebze olarak kullanmışlardır.
Arpacık adı verilen küçük soğancıklarla vejetatif olarak çoğaltılır. Soğanda şekerli maddeler, B1 ve C vitamini bulunur.
Soğana özel koku ve tadını veren Allil sülfürdür. Bu madde glikozid halinde birleşmiş durumdadır. Enzimler ile parçalandığında uçucu yağ özelliğinde olan allil sülfür açığa çıkar.
Pişmiş soğan bu nedenle sadece glikoz içerdiği için tatlıdır.

Kuşkonmaz- Asparagus officinalis
Liliaceae
Vatanı Akdeniz bölgesidir.
Anadolu’da doğal olarak yayılışı olan 8 kadar türü vardır.
Rizomlarından çıkan genç sürgünler sebze olarak kullanılır.
Besin değeri düşüktür.
Avrupa’da geniş çaplı tarımı yapılmaktadır.

Lahana- Brassica oleracea
Cruciferae (Brassicaceae)
Vatanı Akdeniz bölgesidir.
Bitkinin yaprakları beslenme amacı ile kullanılır.
Vitamin A, B,C içerir ve sülfürce de zengindir.
Çeşitli varyeteleri vardır.

Baş Lahana:
Brassica oleracea var. capitata:
Kırmızı ve beyaz çeşitleri vardır. Çok eskiden beri kültürü yapılır. Genellikle salata olarak kullanılır.

Marul .Lactuca sativa
Compositae
Çok eski bir kültür bitkisidir. Vatanı güney Avrupa’dır.
Lactuca serriola yabani formu olup Anadolu’da yayılış gösterir.
C vitamini ve demir tuzlarınca zengindir.
Bazal öz yapraklı ve sütlü öz suya sahiptir.
Serin iklimlerde kumlu ve tınlı topraklarda yetişir. Seralarda kolayca yetiştirilebilir.
Yaprak şekli, rengi ve yapısı bakımından çeşitli varyeteleri vardır.
Amerika’da çok yetiştirilen Iceberg çeşidi bütün dünyada tanınmaktadır. Kıvırcık marul Avrupa’da ve ülkemizde yetiştirilmektedir.

Ravent- Rheum rhabarbarum
Polygonaceae
Asya’nın doğal bitkisidir.
Çok yıllık büyük rizomları şeker, yağ, oksalik asit ve malik asit tuzları içerir.
Geniş, büyük yapraklar oluşturur.
Rheum officinale ve Rheum palmatum türleri Çin’de tıbbi amaçla (laksatif) yetiştirilmektedir.
Kış sebzesi olarak marketlerde satılmaktadır.
Bitkinin ancak genç yaprak ve sapları yenir.
Doğu Anadolu’da yetişen Rheum ribes (Işgın) yaprak sapları yerli halk tarafından beslenme amacı ile kullanılmaktadır.
ÇİÇEKLERİNDEN FAYDALANILAN SEBZE BİTKİLERİ
Enginar- Cynara scolymus
Compositae
Akdeniz bölgesinde yayılış gösterir.
Ülkemizde daha çok Ege bölgesinde (Bura,İzmir) yetiştirilmektedir.
Sebze olarak kullanılan kısım çiçek durumu tablası ve taze involukrum yapraklarıdır.
Tıbbi olarak iyi bir karaciğer koruyucu özelliğe sahiptir.

MEYVELERİNDEN FAYDALANILAN SEBZE BİTKİLERİ
Meyveleri sebze olarak kullanılan bitkiler salata dışında çiğ olarak da yenilebilir. Besin değeri ve diğer özellikleri bakımından sebzelere benzer.
Çoğu Solanaceae ve Cucurbitaceae familyalarına ait türlerdir.
Domates – Solanum lycopersicum= Lycopersicon esculentum
Solanaceae
Vatanı Meksika ve Peru bölgesidir.
Çok eski bir kültür bitkisidir.
Yabani türlerinin meyvesi yuvarlak ve kiraz büyüklüğündedir (L. esculentum subsp. cerasiforme).
Orta ve Güney Amerika’dan Avrupa’ya yayılmıştır.
İri meyveli domatesler bu alttürlerden ıslah edilmiştir.
Domatesin renk, büyüklük ve yapı bakımından çok çeşitli varyeteleri vardır.

Bugün, Akdeniz bölgesi insanları tarafından çok sevilen bir kültür bitkisidir.
Bitki olarak zehirlidir (Solanin alkaloidinden dolayı) ancak solanin maddesi olgun meyvelerde bulunmaz.
Kromoplastlarında lycopin denilen özel bir karotin maddesi bulunur.
Ayrıca A, B, C vitaminleri bakımından zengindir.
Şeker ve elma asiti taşır.
Kalori değeri düşüktür.
17 kadar çeşidi vardır.

Kabak- Cucurbita sp.
Cucurbitaceae
Vatanı tropik Amerika’dır.
Sülükleri olan otsu bitkilerdir.
Meyve peponidyum denilen bir bakkadır.
Olgunlaşmamış meyveler taze sebze, olgunlaşmış meyveler ise hayvan besini olarak kullanılır.
Besin değeri az olan bir bitkidir.
Tohumları yağ ve proteinden zengindir.
Çeşitli varyeteleri vardır:

Kudret Narı – Mamordica charantia
Cucurbitaceae
Asya ülkelerinde kullanılan bir bitkidir.
Bitki sarı çiçekli, sürünücü-tırmanıcı, sülüklü ve otsudur..
Gençken meyveler beslenme amacı ile kullanıldığı gibi Hindistan ve Seylan’da baharatlara ilave edilmektedir. Acı tadından dolayı batı ülkelerinde sebze olarak kullanılmaz.
Meyveler olgunlukta turuncu-sarı renklidir.
Türkiye’de bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.
Meyveler iğ biçiminde üzeri pürtüklüdür. Olgunlukta yarılır. İçinden üstü kırmızı bir arillus ile kaplı tohumlar çıkar.
Olgun meyveleri zeytinyağı içerisinde bırakılmak suretiyle elde edilen kudret narı yağı, çıban ve egzamalara sürülmek suretiyle kullanılır.
Olgun meyvelerin bal ile ezilmesi ile elde edilen macun mide ve barsak ülserlerine karşı dahilen kullanılmaktadır.

Bamya – Hibiscus esculentus
Malvaceae
Tropik Asya orijinli olup pamuğa benzer bir bitkidir.
Çok eskiden beri batı Afrika, Etiyopya, Sudan ve Hindistan’da kültürü yapılmaktadır.
Genç sürgünleri ve meyvesi müsilajlıdır.
Sebze olarak yenilen kısım gençken toplanan meyveleridir (Kapsül).

Şeker Pancarı Üretim Tekniği

ŞEKER PANCARI ÜRETİM TEKNİĞİ

a. Tarla Seçimi:
Şeker pancarı topraktan bol miktarda besin maddesi kaldırdığından, pancar üretilecek tarla seçimine dikkat edilmelidir. Tarla sulanabilir besin maddelerince zengin, organik maddece yüksek, hafif (kumsal) yapıda olmalı, fazlaca ağır (killi) olmamalıdır.

b. Münavebe
Şeker Pancarı, genelde 4 yıllık münavebe sistemi içinde üretilir. Toprakta bitki besin maddelerinin dengeli kullanılması, hastalık ve zararlılarının çoğalmaması açısından münavebeye uyulması elzemdir.

c. Tarla Hazırlığı:
Şeker Pancarı yetiştiriciliğinde tarla hazırlığı, 1 sene önceden ön bitkinin hasadı ile başlar. Hububat hasadından hemen sonra tarla gölge tavında iken, disk harrow çekilir, arkasından hemen sulama yapılır. 20–25 gün sonra, sulama sonucu tarlada bulunan yabani otlar ve hububat hasadından kalan tohumlar çimlenir. Tarla tava gelince derince sürülür. Kasım ayında taban gübresinin 2/3’ü tarlaya atılır ve ikinci sürüm yapılır. Hangi şekilde olursa olsun, sonbahar sürümü mutlaka yapılmalıdır. Sonbahar sürümü yapılan tarlalarda;

-Sonbahar ve kış yağışlarından daha çok istifade edilir,

-Sonbahar gübrelerinin toprak altına karışması sağlanır,

-İlkbahara daha kolay tarla ve tohum yatağı hazırlığı yapılır,

Sonbahar sürümünün yapılmaması durumunda tarla ilkbaharda sürüleceğinden, ekime kadar geçen süre içinde tarla ile çok oynanır. Bu da uzun süre alacağından tarlanın tavı kaçırılmış ve de tohum ekimi geciktirilmiş olur.

d. İlkbahar Tohum Yatağı Hazırlığı:

İlkbaharda taban gübresinin 1/3’ü ile azotlu gübrenin yarısı tarlaya atılarak, kombi-kürümler düzgünce çekilir. Sonbaharda herhangi bir sebeple tarla sürülmemiş ise, taban gübresinin tamamı ve üst gübresinin (Azotlu Gübreler) yarısı tarlaya atılmalı ve iyi bir sürüm yapılmalıdır. Arkasından kombi-kürümlerle tohum yatağı hazırlanır. Hafif topraklarda merdane çekilir. Bu işler yapılırken toprağın tavlı olması gerekir. Tarlaların uzun süre aynı derinlikte sürülmesine bağlı olarak altta sert bir pulluk tabanı oluşur.  Bu pancarın derinlere inmesine mani olur ve çatallanma meydana getirir. Bu sebeple pancar ekilecek tarlanın 3–4 yılda bir derince patlatıcı çizelle veya dip kazan ile derinden sürülmesini gerektirir.

e. Ekim:

Ekim mümkün olduğunca erken (Konya için 15 Marttan itibaren), toprak tavında iken, yapılmalıdır. Ekim zamanında toprakta tav yoksa ekimden hemen sonra yağmurlama sulama ile intaş sulaması yapılmalıdır.
Tarladan yabacı ot çıkıyor ise, mutlaka ekim öncesi veya sonrası herbisit kullanılmalıdır. Yabancı otlarla mücadele edilmezse, intaştan sonra genç pancar fidesini boğarak gelişmesini engeller ve verimi düşürür. Ekim derinliği 3–4 cm kadar olmalı ve hafif kumsal ve erozyona açık topraklar merdane ile ekim sonrasında bastırılmalıdır. Tohum israfını ve tekleme işçiliğini azaltmak için, sıra üzeri ekim mesafesi toprak verimliliği ve tavına göre ayarlanmalıdır. Bunun için ekimin tavında yapılması, ideal bitki sıklığına ulaşmada en iyi neticeyi verecektir. İyi bir ekimin yapılması için, havalı (pnömatik) mibzerler tercih edilmelidir.

f. Bakım ve Mücadele:

Mücadele; pancarın  yabancı ot, hastalık ve zararlılara karşı ekimden hasada dönünceye kadar geçen süre içinde korunmasıdır. Mücadele tohumun ilaçlanmasıyla başlar, hastalık ve zararlı böcek etmenlerinin yok edilmesiyle devam eder. Özellikle pancar çıkış dönemlerinde pire ve toprak altı Zaralılarına kaşı iyi mücadele edilmelidir. Çapalama ile hem yabancı otlara karşı mücadele yapılır, hem de toprağın kaymak tabakasının kırılması ve havalanması temin edilir.

g. Seyreltme ve Tekleme:
Verim ve kaliteyi artıran önemli konulardan biri de tarlada bitki sıklığının iyi ayarlanmasıdır. Bütün üretim faktörlerinin iyi hazırlanmasına rağmen, istenen sayıda bitki elde edilememesi verim ve kalitede önemli derecede düşüşe sebep olur. Kısacası pancar üreticisini neticeye götüren konu bitki sıklığıdır. Boş veya çok az pancar bulunan tarlada yapılan her türlü masraf boşuna demektir. Bitki sıklığının istenen seviyede ayarlanması, çeşitle, tohum yatağının iyi veya kötü seviyede ayarlanması, tavda ekime ve ekim tekniğe bağlıdır. İntaştan sonra seyreltme ve teklemenin yapılmasıyla nihai bitki sayısına ulaşılır. Seyreltme birinci çapada, tekleme ikinci çapada yapılmalıdır. Seyreltme ve teklemenin bir defada yapılması mahsurludur. Çünkü ileriki dönemlerde bazı bitkilerin hastalık ve haşarat zararına bağlı olarak ölme riski dolayısıyla bitki sayısında azalma olabilir.
Teklemeye 4 yapraklı dönemde başlanmalı, iki bitki aralığı 20–25 cm olmalıdır. Bu durum dekara ortalama 10.000 bitki demektir. Ancak, kuvvetli ve ağır topraklarda dekara 8.000 kadar bitki sayısında verim ve kalitede önemli bir düşme olmamaktadır. Daha hafif ve az verimli topraklarda bitki sayısı on bin civarında olmalıdır. Onbinden daha yüksek bitki sayısı verim ve kalitede düşme yaptığı gibi işçilik masraflarını da artırır.

h. Gübreleme

Gübreleme ve sulama konuları şeker pancarı üretiminde verim ve kaliteyi etkileyen en önemli konuların başında gelir. Gübrelemede azotlu, fosforlu ve potaslı gübreler esas alınmaktadır. Gübrelemede esas, toprakta eksik olan bitki besin maddelerinin, bitkinin ihtiyacına göre zamanında ve belli miktarda verilmesi olmalıdır. İhtiyaçtan fazla veya az verilen gübreler ve yanlış gübreleme masrafları artırdığı gibi, toprağın yapısını da bozmakta, tarla sertleşmekte ve çoraklaşmaktadır. Özellikle ihtiyaçtan fazla verilen azotlu gübreler yaprak/kök dengesini bozduğu gibi, kaliteyi ve poları da düşürmektedir. Şeker pancarında maksimum verim için gübreleme zamanı, miktarı ve verilme şekli çok önemlidir.
Fosforlu ve potaslı gübrelerin ekimden çok önce kullanılması pancarda verim, kalite ve dayanıklılığın artırılmasında olumlu etkide bulunmaktadır. Azotlu gübreler ise bitkinin ihtiyacına göre verilmelidir. Dekara saf olarak sonbaharda toprak altına fosforlu gübreler 14–16 kg, potaslı gübreler ise 8–10 kg verilmelidir.
Gübrelemede ve gübre miktarlarının kullanılmasında en iyi yol, tarla toprağının analiz edilerek, yetiştirilecek bitkiye ve toprağın ihtiyacına göre gübrelemenin yapılmasıdır.
Pancarın gübrelenmesinde organik gübreler, toprağın fiziksel yapısının düzeltilmesi için kullanılmalıdır. Organik gübrelerden hayvan gübresi 2–3 yılda bir, dekara 2–4 ton verilmelidir. Yeşil gübreleme için, yeşil aksamı bol olan ve kolay çürüyen bitkiler (fiğ gibi) taze iken toprağa parçalanarak veya sürülerek karıştırılmalıdır.

I-SULAMA

Aşırı gübreleme gibi fazla sulama da toprakta çoraklaşmaya, besin maddelerinin yıkanması ve yapının bozulmasına sebep olmaktadır. Su, toprağın ve iklimin durumuna göre bitkinin isteği kadar verilmelidir. Pancarın su isteği, toplam 700 ile 800 mm dir. Her sulama ile yaklaşık 100–130 mm su verilmektedir. Pancara kesinlikle suya ihtiyacı olmadan su verilmemelidir. Sulama zamanını tansiyometre kullanılarak tespit edilebilir veya şeker pancarında gündüzleri tarlaya serilen (bayılan) yapraklar akşam ayağa kalkmıyor yani normal dikliğini almıyorsa, pratik olarak sulamanın geldiği anlaşılır. İlk suyun mümkün olduğunca geç verilmesi, pancar kökünün gelişmesine yardımcı olur. Dolayısıyla kök gelişmesi derinlerde teşekkül eder ve neticede iyi kök şekline sahip, yüksek verimli ve kaliteli pancar elde edilir. İntaş suyunun ve ilk suyun yağmurlama şeklinde verilmesi daha iyidir.
Sulamanın sık ve suyun az verilmesi yerine, seyrek ve daha çok su verilmesi daha iyi sonuç verir. Sulama suyu aralığını mevsimin gidişi ve toprak yapısı belirler. Bu da genel olarak ihtiyaca göre 15–20 gün olmalı ve toplam sulama sayısı bölgelere göre değişmekle birlikte Orta Anadolu’da 6-7’yi geçmemelidir. Çok kurak geçen yıllarda ve kumsal arazilerde 1–2 sulama artırılabilir. Son sulama suyu yağış durumuna göre hasattan 10–15 gün önce verilmelidir. Sulamanın şekli de çok önemlidir. Salma sulama yerine yağmurlama, mümkünse damlama sulama sistemi tercih edilmelidir. Damlama sulamada su, enerji ve gübrelemede tasarruf edilir. Damlama sulamanın yağmurlama sulama sistemine göre su miktarı olarak % 50 avantaj sağladığı araştırmalarla belirlenmiştir.

İ.HASAD:

Orta Anadolu’da şeker pancarı ekimden 180–185 gün sonra hasat olgunluğuna gelmektedir. Bu genelde Eylül sonu veya Ekim ayı başıdır. Daha erken ve daha geç sökümler, verim ve kalitede kayba sebep olur.
Hasat, makineyle ve elle yapılmaktadır. Ama hasat mutlaka toprak tavlı iken yapılmalıdır. Aksi durumda zayiat ve fireli pancar artacaktır. Hasat yaparken pancarın başı düzgün ve yerinden kesilmeli (kesim yeri ilk yaprağın çıktığı yerdir), toprak ve çamurdan iyi temizlenmeli, üzerinde yeşil yaprak bırakılmamalıdır. Hasatta pancar üzerinde bırakılan toprağın, pancardan daha kıymetli olduğu düşünülmelidir.
1 cm kalınlığındaki toprağın meydana gelebilmesi için 100 senenin geçmesi gerektiği unutulmamalıdır. Hasat, yükleme ve boşaltma esnasında pancar yaralanmamalı ve kırılmamalıdır. Çamurlu, yaralı ve başı iyi kesilmemiş yapraklı pancarlar, silolama ömrünü kısaltır ve hızla bozulmaya, dolayısıyla şeker kaybına sebep olur.
Sökülen pancarlar esasen taze olarak fabrikaya sevk edilmek durumundadır. Tarlada silolama yapılacaksa, silolama taşınması kolay ve sert yerde yapılmalı, üzeri pancar yaprağı ile kapatılmalıdır. Siloların üzerinin kapatılması kaybı azaltır. Ayrıca çürük pancarlar siloya alınmamalı ve tarladan da uzaklaştırılmalıdır.

J. Pancar tohumluğu ve çeşit seçimi:

Verimli ve kaliteli pancar üretimi için iyi bir çeşit ve tohumluluk seçimi yapılmalıdır. Tohumluk, çimlenme oranı yüksek, taze olmalı ve çeşidin bütün özelliklerini taşımalıdır. Atasözünde “EK TOHUMUN HASINI, ÇEKME KIŞIN YASINI” denmiştir.
Şeker pancarı tohumu, ihtiva ettiği embriyo (rüşeym) sayısına göre monogerm ve poligerm olarak isimlendirilirler. Monogerm; ıslah yoluyla elde edilirse genetik mongerm, poligermin kırılmasıyla elde edilirse teknik monogerm olarak piyasaya sürülür. Monogerm çeşitler genellikle yüksek kalite ve verimde olduğu gibi, çimlendiği zaman tek bitki verirler. Monogerm çeşitlerin dekara maliyeti ve işçilik masrafları daha düşüktür.
Çeşitler, ıslah edilme usulüne göre hibrit ve sentetik, yine taşıdığı kromozom sayısına göre de diploid veya poliploid olarak isim alırlar. Bugün piyasada kullanılan çeşitlerin çoğu, genetik monogerm-hibrit çeşitlerdir.
Şu da unutulmamalıdır ki, çeşit ne kadar kaliteli olursa olsun, pancar için yetiştirme şartları, usulüne uygun ve zamanında yapılmaz ise, çeşidin iyi özelliklerinden azami derecede istifade edilemez. Bunun aksine teknik şartlar ne kadar iyi olursa olsun, çeşit kaliteli değilse istenen netice alınamaz.

k. Ot Pancar:

Şeker pancarı tarlalarında önemli problemlerden birisidir. Şeker pancarı tarlalarında istenmeyen her türlü pancara ot pancar denir. Ot pancar, erkek pancar, sapa kalkmış pancar olarak da isimlendirilir. Ot pancarın hiçbir tarımsal ve teknolojik değeri olmadığı gibi, ticari pancarın ışığını, suyunu ve besinini kullanarak, verimin düşmesine yol açarlar. Bu yüzden ot pancarları mutlaka sökülerek tarladan uzaklaştırılmalıdır.
Hastalık ve zararlıları
Türkiye’de şeker pancarı ekim alanlarında görülen ve ekonomik önem taşıyan hastalıklar
*Cercospora Yaprak Lekesi
*Rhizomania Kök Sakallanması
*Kök Yanıklığı ve
*Külleme  olarak belirlenmiştir.
Şeker pancarı ekim alanlarında görülen ve ekonomik önem taşıyan zararlılar ise;
*Pancar kist nemetodu
*Yaprak kurtları
*Toprak altı zararlıları(Toprak kurtları, tel kurtları vs.)
*Pancar pireleri
*Hortumlu böcekler
*Kalkan böcekleri.
Şeker pancarı hastalık ve zararlılarıyla yapılan mücadele, ekim öncesi ve ekim sonrası olmak üzere iki dönemi kapsar.
Pancarın çıkışından 2–4 yaprak olduğu dönemlere kadar bazı toprak altı kurtları büyük zarar ve verim kaybına neden olurlar.
Zararlıları önlemek için toprak altı ilaçlaması yapılmalıdır. Bu mücadelede en etkili yöntem tarlanın sonbaharda sürüm öncesi ilaçlanmasıdır. Ayrıca pancar tohumlarının da etkili tohum ilaçlarıyla ilaçlanması gerekir.
Şeker pancarının topraktan kullandığı besin maddelerinin en büyük rakibi yabancı otlardır. Çiftçimizin ağır maliyetlerden korunması için ekim sonrasından daha etkili olan ekim öncesi ot mücadelesi tercih edilmeli ve yapılmalıdır.
Ekim sonrası görülen yaprak pireleri, kalkan böcekleri, hortumlu böcekler, yaprak bitleri ve yaprak kurtlarına karşı, ilgili kuruluş ve kişilerin tavsiyesine göre mutlaka mücadele yapılmalıdır.
Toplu mücadeleyi gerektiren yaprak leke hastalığına karşı hastalık belirtileri görüldüğünde, 3–4 defa ilaçlı mücadele yapılarak hastalık önlenmelidir.

Şeker Pancarının Önemi

– Sağladığı katma değerle, gayri safi milli hâsılayı zenginleştirir (3 MİLYAR $)

– Orta Anadolu şartlarında yetişen ve alternatifi olmayan bir üründür.

Kırsal kesimin sosyo-ekonomik durumunu iyileştirir.

– Tarımın yapıldığı bölgelerde çiftçiyi toprağa bağlayarak, köyden kente göçü engeller.

1 dekarında yaklaşık 10 işgücü istihdam sağlar

Tarımda münavebenin, planlı üretimin ve sulu tarımın öncüsü. Münavebe sistemi ile yapılan şeker pancarı tarımı, iyi bakımlı bir tarla bıraktığından kendisinden sonra yetiştirilecek ürünlerde verim artışı sağlamaktadır. Nitekim bu verim artışı buğdayda %20’ye kadar yükselebilmektedir.

– Ülkemizde yaklaşık 450 bin çiftçi ailesi geçimini pancar tarımından karşılamaktadır.

– 1 dekar pancarın tarımı, tarımda 80, sanayide 13 saat olmak üzere toplam 93 saat istihdam sağlar. Ülkemizde 3,2 milyon dekar şeker pancarı tarımı yapıldığı göz önüne alınırsa, yılda yaklaşık 123.000 tam istihdam sağlar. Geçimini doğrudan veya dolaylı olarak sektörle ilişkilendirmiş 10 milyon insanımızın iş ve ekmek kapısıdır.

-Pancar tarımı, alternatif ürünlerden buğdaya kıyasla 20, mısıra göre 10 ve ayçiçeğine kıyasla 5 kat daha fazla istihdam yaratmaktadır.

– Şeker pancarı tarım ve sanayinde 26 dekarda 1 tam istihdam sağlarken, Orta Anadolu da hibrit tohum kullanılarak yapılan mısır tarımında 200 dekarda, Buğday tarımında ise 320 dekar sulu tarımda 1 tam istihdam sağlanmaktadır.

Şeker fabrikalarında daimi ve mevsimlik olarak 32 500 kişi çalışmakta

-Ayrıca, bakım ve hasat dönemlerinde 200 bin mevsimlik tarım işçisine,

-Yılda 100 gün süreli istihdam imkânı sağlamaktadır.

-Şeker pancarı çiftçisinin kendi imkanları ile sulama suyuna kazandırdığı kıraç tarım arazisi miktarı 1 700 000 dekardır

-1,7 milyon dekar sulu tarım ile tarımda 36 milyon saat, ilave istihdam sağlanır. 15 000 tam istihdam karşılığıdır

-Şeker pancarı tarımı, Gayri Safi Milli Hasılaya, buğdaya göre 6, ayçiçeğine göre ise 3.5 kat daha fazla katkı sağlamaktadır.

– 1 hektar pancar fotosentez sonucu yılda: aynı birim alanda ekilen şeker pancarı, çam ormanından 1,5 kat daha fazla karbondioksit absorbe etmektedir.

– 1 dekar şeker pancarının fotosentez yoluyla havaya verdiği oksijen, 6 kişinin 1 yılda tükettiği oksijene eşdeğer olup, aynı orman alanından 3 kat daha fazla oksijen üretmektedir. Bu yönüyle Kyoto protokolü çerçevesinde başlayacak ülkeler arası emisyon ticaretinde ülkemizin elindeki en önemli kozlardan biridir.

– Biyoenerji yada yeşil enerji olarak da tanımlanan ve son yıllarda dünyada üretimi ve kullanımı yaygınlaşan Biyoetanol’ün en önemli hammaddesiolan

– Yılda yaklaşık 25 milyon tonluk taşıma hacmi yaratarak, taşıma sektörüne büyük bir pazar oluşturan bir bitkidir

– 1 dekar pancarın yan ürünü olan pancar posası, pancar baş ve yaprağı ve melasın hayvansal besin değeri 500 kg arpaya eşdeğerdir.(Aynı tarlaya 2 dekarda arpa ekilmiş kabul edilir)

– Yıllık yağışın ortalama 643 mm olduğu ülkemizde bitkisel üretim miktarında artış sağlayan en önemli girdi, hiç şüphesiz sulama yoludur. Ülkemizde ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar kıraç tarım arazilerimizin bu güne kadar 5,1 milyon hektarı sulama suyu imkanına kavuşmuştur.

-Ülkemizde 2006 yılı itibariyle; tarla ürünleri toplam ekiliş miktarı 17.560 bin. hektar olup, şeker pancarı ekiliş miktarı 3.256.995 dekardır. Şeker pancarı ekim miktarının tarla ürünleri içerisindeki payı %1,85’dir.Ülkemiz genelinde sulanan alanların ise %6,5’i pancar üretimine ayrılmaktadır.

-Konya ili, ülkemiz şeker pancarı ekiminden %22 civarında pay almaktadır. İlin toplam tarla ürünü ekim miktarı 1.407.095 hektar olup, şeker pancarı ekiliş miktarı 73.530 hektardır. Şeker pancarı ekim miktarının tarla ürünleri içerisindeki payı %5,2 olup, il genelinde sulanan alanları ise %25’i pancar üretimine ayrılmaktadır. İlin sulanan toplam arazi varlığı 590.000 hektar olup, sulanabilir arazi varlığı 717.000 hektardır.

-Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. üreticileri, başta şeker pancarı olmak üzere tüm bitki sulamalarında vahşi sulama sistemlerinden yağmurlama sulama sistemine yönlendirme çalışmalarına 1980’li yıllarda başlayarak, geçen 28 yılda bölgelere göre değişmekle beraber yağmurlama sulama uygulamalarında %70-100 seviyelerine gelerek, su kullanımında %50-60’lara varan tasarruf sağlamasında önemli rol üstlenmiştir. Bu günlerde ülkemiz şeker sektörü, yağmurlama sulamaya göre %20 daha fazla su tasarrufu sağlayan damla sulama uygulamalarına geçişin öncülüğünü başlatmış bulunmaktadır.

– Diğer taraftan çeşitli araştırma sonuçlarına göre, şeker pancarına optimum koşullarda toplam 500-650 mm su verilir. Bu, patateste 500-700 mm, mısırda 400-600 mm, yoncada 550-850 mmdir. Görüldüğü gibi bitki su ihtiyacı diğer ürünlerden fazla değildir.

– Şeker pancarı toprakta nemi tutan, yaprakları vasıtasıyla atmosfere saldığı oksijen, aynı miktardaki bir orman alanından daha fazla olan bir bitkidir.Atmosfere oksijen salarak yağış çekmekte ve suyun doğal döngüsüne katkıda bulunmaktadır.

– Şeker pancarının %25’i kuru madde, %75’i ise sudur. Fabrikada işlenmesi aşamasında ihtiyaç duyulan suyun önemli bir kısmı, pancarın bünyesindeki suyun geri dönüşümünden karşılanmaktadır. Bu göstermektedir ki, şeker pancarı tarladan şeker oluncaya kadarki süreçte çevreci bir bitkidir.

-Suni gübre, sulama tesisleri ve malzemeleri, traktör, pulluk, kültivatör, kazayağı, mibzer, kombikrümler, motopomp, çapa ve söküm makinaları, mücadele aletleri gibi tarım alet ve makinaları ile tarımsal mücadele ilaçları üreten sanayilerin Ülkemizde kurulmalarını ve gelişmelerini sağlamıştır.

-Ekim sisteminin münavebeye dayalı olması, monokültür zirai yapının polikültür zirai yapıya dönüşmesini sağlamıştır.

-Pancar ekiminin ileri bir teknolojiyi gerektirmesi, üreticilerimizin tarımsal bilgi ve görgü düzeylerini yükseltmiştir.

-Ülkemiz tarımında gerçek anlamda ilk kooperatifleşme, pancar tarımı sayesinde gerçekleşmiş ve gelişmiştir. Bu sayede üreticilerin örgütlenmesinin temeli atılmıştır.

-Şeker pancarından elde edilen melas, bazı kimya sanayii kolları ile özellikle alkol ve maya üretiminde kullanılmaktadır.

-Şeker pancarının yan ürünü olan yaş pancar posası ve melas ile pancarın baş ve yaprak kısmı, hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Bu yan ürünlerin kolay temin edilebilir ve ucuz olması, kırsal kesimde hayvancılığın gelişmesine ve yaygınlaşmasına yardımcı olmakta ve bu kesime ek gelir kaynağı yaratmaktadır. Pancar üreticisine teslim ettiği net pancarın % 25’ine kadar bedelsiz olarak yaş pancar posası verilmektedir.

·Sonuç olarak şeker pancarı, ülke ekonomisine, istihdama ve çevreye katkı sağlamaktadır.

Şeker Teknolojisi ( M.Miraç YAŞAR )

Şeker sanayinin tarım ve ekonomi üzerine etkileri: Şeker senayi neden olduğu şeker pancarı tarımı nedeniyle: . -Tarımda münavebe (nöbetleşe ekim) olanağını arttırır. . -Tarımı yoğun emek gerektiren bir bitki olması nedeniyle tarımda iş sahası yaratır. . -Tarımda makinalaşmayı, sulama tesisleri kurulmasını ve diğer teknik gelişmeleri özendirir. . -Çiftçinin örgütlenmeyi ve işbirliği yapmayı öğrenmesine yardım eder. . -Tahıl ve benzerine oranla birim olandan daha fazla değer yaratılmasını sağlar. . -Şeker pancarının artığı olan posa ve melas sayesinde hayvancılık gelişir. Ayrıca melas kullanılarak yan sektörlerin gelişmesine katkısı olur. (alkol üretimi vs) Şeker Pancarının Anatomisi Beta Vulgaris Saccharifera (şeker pancarı) bitkisinin en önemli özelliği 2 yıllık olmasıdır. 1. yılda kök kısmında besin maddeleri toplanır. 2 yılda çiçek ve tohumlar olusur. Çok fazla soğuk veya sıcak olmayan bölgelerde yıllık yağış miktarının 600 mm olduğu yerlerde yetiştirilir. Şeker pancarının su ihtiyacı oldukça fazla olup 1g şeker için 250-300 g suya ihtiyac duyar. Bu bakımdan ülkemizde 1-7 defa sulanır. Yetişme koşullarına ve çeşidine bağlı olarak ağırlığı 200-2000 g arasında değişir. Şeker pancarının kimyasal bileşimi: Bilesen Taze Pancarda% KM de miktar% Su 76.5 – Toplam KM 23.5 100 Sakkaroz 16.5 70.2 Pektin 2.5 10.7 Selüloz 1.2 5.1 Azotlu maddeler 1.1 4.6 Madensel maddeler 1.7 7.2 Lipidler 0.1 0.4 Digerleri 0.4 1.8 Sakkaroz: Özellikle şekerin kristalizasyonu sırasında sakkaroz kolaylıkla kristalize olur. Ortamdaki mineral maddeler (Na,K) sakkarozun kristalizasyonunu gücleştirir. Sakkarozun sudaki çözünürlüğü sıcaklıkla doğru orantılıdır. o C Çözünürlük 0 64,2 50 72,3 100 62,9 Şekerin renk değişimine etkili faktörler: 1. Karamelizasyon 2. Maillard reaksiyonu 3. Polifenollerin demirle birleşmesi.

İnvert şeker: ortamda % 0,1 oranında bulunabilir. Özellikle hasat edilen pancarlar dona maruz kalırsa invert şeker miktarında artış meydana gelir. Eğer pancar hasat edilmediyse toprak üstünde kalan ve toprak üstüne yakın kısımlarda invert şeker miktarı fazladır. 2 nedenden dolayı istenmez; 1. Maillard reak.(renk değişimi) 2. Kristallenmeyi gücleştirir. – Đnversiyon sıcaklıkla doğru, pH ile ters orantılıdır. Asidik ortamda meydana gelir. Şeker üretimde ortama kirec ilave edilir ve pH arttırılır, Sakkaroz kendine 4 tane su bağlayarak hidrat formuna gelebilir. – Đnvert şekerler diger şekerlerle karşılaştırıldığında hidroskobik özellikleri azdır. Rafinoz: (Trissakarit: glikoz-fruktoz-galaktoz) Normal pancarda %0,3-0,5 arasında bulunur, uygunsuz depolama şartlarında ve dona maruz kalması sonucunda bu miktar artar. Doğrudan doğruya melasta kaldığı için şeker kaybına yol açar. Azotlu maddeler: (%1,1 civarı) Bu maddeler şekerin işlenmesini gücleştirir. Bu bakımdan miktarının düşük olması arzu edilir. Pektik maddeler: Hücre duvarı ve hücreler arasında bulunan, olgunlasmaya bağlı olarak bilesimi değişen bu maddeler şeker üretimi sırasında sıcaklığın gerekinden fazla olması durumunda problem oluştururlar. Glikozidler: Şeker pancarında % 0,14 civarında bulunan en önemli glikozid saponindir. Bu maddenin 1/3 ü serbete keçer, ve işlem sırasında şerbetin köpürmesine neden olur. Bu bakımdan işlemeyi zorlaştıran maddeler arasında yer alır. Madensel maddeler: (kül) CL, P, Ca, Si oksit formunda bulunduklarında şekerin kristallenmesini olumsuz yönde etkilerler. Pancarda ve şekerde saflık katsayısı Şeker miktarının çözünür kuru maddeye oranına, diğer bir ifadeyle km’de bulunan % şeker miktarına saflık katsayısı denir. sk (saflık katsayısı) = şeker/km x 100 Ham serbette %88 civarında olan sk şekerde 99,9’a çıkar Pancarın şekere işlenmesi aşamaları 1. Hasat ve fabrikaya nakil 2. Yıkama, tartım, kıyma 3. Ham şerbet eldesi 4. Şerbetin temizlenmesi 5. İnce şerbetin koyalaştırılması 6. Lapaya işleme 7. Kristalizasyon 8. Ham şeker eldesi 9. Ham şekerin artırılması

1. Pancarların hasat edilmesi ve fabrikaya taşınması: Pancarların olgunlaşması demek, pancarda birim zamanda üretilen şeker ile tüketilen şeker miktarının eşitlenmesi demektir. Pancarın olgunlaşması ceşide ve ekolojik şartlara bağlı olarak degişir. Türkiyede pancarlar Eylül-ekim aylarında hasat edilir. Fakat fabrikanın işleme kapasitesi belirli olduğu için pancarların aynı anda işlenmesi mümkün olmadığından erken söküm geç söküm yaptırılması zorundur. Bu şekilde pancarın işlenmesi Ağustos ve Aralık ayları arasında gerçekleştirilir. Tarlada sökülen pancarların baş,boyun ve kuyruk kısımları kesilerek fabrikaya sevk edilir. Birkaç günü geçmemek kaydıyla tarla kenarında bekletilebilir. Bu bekletme eğer uzun sürerse solunum devam ettiği için şeker kaybi artar. Erken hasat edilen pancarlarda solunum olgun olan pancarlardan daha fazladır. Pancarlar silolanacak ise 1-2 tonu geçmeyecek kitleler halinde yığılmalı ve yığınların doğrultusu rüzgarın yönü gözönüne alınarak yapılmalıdır. Eğer don ihtimali varsa yığınlar örtülebilir. Pancarın depolanmasını etkileyen faktörler sıralandığında: 1. Olgunluk derecesi 2. Pancarın fiziksel durumu (zarar görmesi, zedelenmesi) 3. Hastalıklı ve çürük olması 4. Donmaya maruz kalıp kalmaması durumu 5. Depolama sıcaklığı 6. Havalandırma durumu 2.Yıkama, tartma ve kıyma Pancarların yıkanması fabrıkanın en alt katında bulunan yıkama teknelerinde gerçekleştirilir. Yıkama 0 esnasında km kaybını minimum düzeyde tutmak için su sıcaklığı 15 C nin üzerine çıkmamalıdır. Pancarların yıkanmasında kullanılan su miktarı işlenen pancarın yaklaşık 10 katıdır. Bu yüzden kullanılan su havuzlarda dinlendirilerek ve kirec, klor ilave edilerek tekrar yıkama suyu olarak kullanılır. Yıkanmış pancarlar elevatörlerle fabrikanın en üst katına taşınır. Daha sonra tartım işleminden sonra doğrudan doğruya kıyma makinasının içine düşerler. Pancarlar bu makinada 5-10 cm uzunluğundda 3-5 mm genişliğinde ve 1-2 mm kalınlığında parçacıkler halinde kesilir. Silin sayısı; 100g pancar kıyılarak uc uca getirildiğinde oluşan uzunluk.(20*25m olmalıdır) Silin sayısının gerektiği kadar olmaması difüzyonun oturmasına sebep olur. Pancarların kıyılması esnasında kullanılan bıçaklar çok keskin olmalıdır. 3.Ham şerbetin elde edilmesi Ham şerbet ters akım prensibine göre çalışan değişik tipteki difüzörler kullanılarak elde edilir. Difüzyon o esnasında kullanılan suyun sıcaklığı 70-80 C civarındadır. Bu sıcaklık kofulların etrafında bulunan protoplazmanın denatüre olmasını ve difüzyonun hızının artmasını sağlar. Sıcaklığın gereğinden fazla yükseltilmesi hücre zarının geçirgerliğini azaltır ve zaman zaman difüzyonun durmasına (difüzyon oturması ) neden olur. Diğer bir önemli faktör de ortamın pH ‘sıdır. Asidik ve bazik ortamlar parçalanmayı arttırdığı için arzu edilmez. En uygun pH 5-6 cıvarındadır. Difüzyon ile pancardan çıkarılan şeker miktarı 3 faktöre bağlıdır; o 1. Sıcaklık derecesi (73-75 C civarında su kullanılır) 2. Difüzyon süresi (kesikli sistem 60-70 dak , sürekli 45-55 dak) 3. Alınan şerbet miktarı (110-130 lt) (çekiş miktarı) Küspenin şeker içeriği % 0,2-0,5 arasında olmalıdır. Bu değerin üstündeyse difüzyon işlemi gereği gibi yapılmamıştır.

Difüzörler ve çalışmaları; Olier difüzörü: 6 boru 5 dirsek vardır. En üsten pancar kıyması sisteme girer. Pancar kıyması aşağı inerken su tersine doğru gelir. Ters akım prensibine göre çalışır. Şeker içeriği düştüğünde pancar küspe çıkışından sistemi terk eder. Boru çapı 1,25-1,45 m. Uzunluk 64-95m’dir sıcaklık kaybı azdır, enerji sarfiyyatı azdır, çekiş miktarı fazla , SK yüksektir. Kule tipi difüzörler: Ters akım prensibine göre çalışır. Đç içe iki helezon kule şeklinde bir tankın içindedir. Yukardan sisteme haslanmış şekerli küspe girer. Đç helezondan suyla temas etmeden aşağı iner,sıcaklık artar. En üstten daha sonra su girer. Đçteki helezon aşağı doğru getirirken,dıştaki helezon pancarı yukarı doğru getirir. En altla ızgaranın altındakı bir vanadan şerbet çekilir. Üst taraftan sıkılmış küspe alınır ve bundan suyu çeken ek bir helezon vardır. RT difüzörü: Kule tipi difüzörün kapasitesi çapına ve yüksekliğine göre değişir. 600 ton kapasiteliyse yüksekliği 17,3m çapı 2,65m olur. Bütün difüzörlerde su ve pancar difüzörlere zıt yönden girip zıt yönden çıkarlar. 4. Ham şerbetin temizlenmesi ( ince şerbet eldesi) o Elde edilen ham şerbetin sıcaklığı 70-80 C’dir. Bu işlem 2 aşamada yapılır; 1. Kireçle muamele (CaO) 2. CO gazı verilerek kirecin CaCO şeklinde çökertilmesi ve bunun sonucunda süzme işlemi yapılarak 2 3 temizleme yapılması A) Kireçleme işlemi: Bu işlem ile şerbetin pH’sı kademeli olarak önce 10 sonra 12,5’a çıkarılır. Bu işlemin yapılmasıyla şu olaylar gerçekleşir; 1. Fosforik asit,oksalik asit ,sitrik asit gibi asitlerin suda az çözünen Ca tuzları oluşur. 2. Fe ve Mg metal hidroksitlerine dönüşür. 3. Proteinler kuagüle olur ve parçalanır. 4. Đnvert şeker parçalanarak ortamdan uzaklaştırılır. 5. Pektik maddeler parçalanır. 6. pH yükseldiğinden dolayı mo, yükü azalır. 7. C H O +Ca(OH) → CaC H O +2H O 12 22 11 2 12 20 11 2 CaC12H20O11+CO2 → C12H22O11 + CaCO3 Kirecleme işlemi 2 aşamada gerçekleşir; 1. Pancar ağırlığının % 0,05’i kadar CaO ilave edilir. Biraz beklenir %0,25 daha ilave edilerek pH o 10,9’a çıkarılır. Bu sırada serbet 70-80 C ye kadar ısıtılır, ve ortamda pıhtı meydana gelir. 2. Kireçlemede pH 12,5’e çıkarılır. Toplam ilave edilen kireç miktarı % 2-3 arasındadır. Bu işlem üstü açık karıştırma tertibatı bulunan malaksör adı verilen sacdan yapılmış kazanlarda olur. B) Saturasyon işlemi: pH’sı yükseltilmiş olan ham şerbete CO gazı verilir. Bu olayda 2 tepkime 2 meydana gelir; Ca(OH) + CO → CaCO + H O 2 2 3 2 CaC H O +CO + H O → C H O + CaCO 12 20 11 2 2 12 22 11 3 Bu tepkimeler sonucunda şerbette bulunan fazla kireç aşamalı olarak azaltılır. Oluşan CaCO yüzey 3 alanı çok fazla olduğundan diğer safsızlıkları da adsorblayarak çöker. Bu işlem sonucunda şerbet durulur, rengi açılır, saydam bir görünümden filtre edilebilecek duruma getirilir. Saturasyon işlemi 2 ve ya 3 aşamada

Şeker Üretim Teknolojisi

ŞEKER ÜRETİM TEKNOLİSİ
žŞEKER’İN TARİHÇESİ
žŞeker’in ilk olarak Hindistan veya Bangladeş civarında bulunduğu sanılmaktadır.
ž18. Yüzyıla kadar şeker üretiminden yararlanılan tek bitki; şeker kamışıdır.
žM.Ö 4. Yüzyılda Büyük İskenderin İran seferinden sonra şeker kamışının varlığı eski Roma’lılar ve Yunan’lılar tarafından öğrenilmiştir.
žAvrupalılar tarafından tanınması ise haçlı seferleri sırasında olmuştur.
žŞeker pancarının ısıtılması ile tatlı bir şurup elde edilmesi ise 16. yy da Fransa’da belirlenmiştir.
žAncak pancardan şeker çıkartılması ise 18. yy ortalarında Almanya’da başlamıştır. İlk fabrikalar ise 19. yy başlarında Fransa, Almanya ve Rusya da kurulmuştur.
žTürkiye’de şeker fabrikalarının kurulması ve üretime geçmesi Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirilmiştir. 1926 Yılında biri Alpullu ve Uşak’ta olmak üzere iki fabrika kurulmuştur.
ž1960’lı yılların başında Çukurova bölgesinde şeker kamışı yetiştirilmesi dolayısıyla da fabrika kurulması çalışmalarında bulunulmuş ancak ekonomik olmayacağı sonucuna varılarak vazgeçilmiştir.
žŞEKER SANAYİNİN ÖNEMİ
žÜlkemizde yaklaşık 450 bin çiftçi ailesi geçimini pancar tarımından karşılamaktadır.
žPancar tarımı, alternatif ürünlerden buğdaya kıyasla 20, mısıra göre 10 ve ayçiçeğine kıyasla 5 kat daha fazla istihdam yaratmaktadır.
ž1 dekar şeker pancarının fotosentez yoluyla havaya verdiği oksijen, 6 kişinin 1 yılda tükettiği oksijene eşdeğer olup, aynı orman alanından 3 kat daha fazla oksijen üretmektedir.

žTarımda nöbetleşe ekim olanağını arttırmıştır.
žYan ürünleri (posa ve melas) ile hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunur.
žMelas ispirto üretimi ve fermentasyon teknoliji için önemli bir artıktır.
žMakina sanayiinin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
žŞeker yönünden ülkenin dışa bağımlı olmasını önlemiştir.
žŞEKER PANCARI
žKazayağıgiller familyasından Beta Vulgaris Saccharifera’dır.
žİki yıllık bir bitkidir. Ekildiği ilk yıl ürün alınır. Eğer kök ve gövde sökülmezse ikinci yıl sap çıkar ve tohum bağlar.
žTohum bağladığında şeker verimi düşer, azot artar. 2. yıla sadece tohum elde etmek için bırakılır.
žŞEKER KAMIŞI
žBuğdaygillerden Saccharum officinarum’dur.
žDüğümlerle bölünmüş ve içi boş olan sapta çok yüksek oranda şeker bulunur.(%15)
žAnayurdu Hindistan’dır. Orta çağ’da Araplar tarafından batıya getirilmiş, buradan da Amerika’ya götürülmüştür.
žSıcak ve nemli iklimlerde yetişir.
žŞEKER ÜRETİMİ
HASAT
žPancarlar hasat zamanı olan sonbaharda ve kış başlarında topraktan sökülür.
žPancar toprakta olduğu için şeker kamışından daha kirlidir, bundan dolayı ise şeker pancarı işlenmeden önce yıkanmalı ve kalan pancar yaprakları, taş ve kalan çalı çırpı ayrıştırılmalıdır.
EKSTRAKSİYON
žPancarın ince dilimler halinde kesilmesiyle işlem başlar. Bu işlemle pancarların yüzey alanı artırılır buda şeker çıkarılmasını kolaylaştırır.
žEkstraksiyon işlemi difüzörde pancarların sıcak suyla birkaç saatlik temas ettirilmesi ile sağlanır.
žDifüzör tankı yatay veya dikey olarak çalkalama yapan bir tanktır, tanktaki pancar dilimleri yavaşça bir uçtan diğer uca hareket ederken su ters yönden hareket eder.
žBuna zıt yönlü akış denir ve tanktaki su gittikçe yoğunlaşan şeker çözeltisi olur bu çözeltiye şerbet denir.
žŞerbet oluşurken su, şeker pancarından şekerin yanı sıra diğer maddeleri de toplar.
žDifüzyondan elde edilen tipik şerbette muhtemelen % 14 şeker ve geriye kalan pulp ise yaklaşık % 1-2 şeker ve toplam % 8-12 katı madde içerir.
PRESLEME
žDifüzördeki pancar dilimleri hala ıslak ve hala içerisinde kullanılabilir şeker bulunmaktadır. Bu yüzden ıslak pancarlar vidalı presler ile sıkılarak olabildiğince şerbet çıkartılır.
žBu şerbet difüzöre beslenen suyun bir bölümü olarak kullanılır. Sıkılmış pancar kurutma tesisine gönderilir, burada küçük topaklar haline getirilir ve sonra hayvan yemi olarak kullanılır.
KARBONATLAMA
žBir sonraki safhadaki işlemde katı maddeler şerbeti bulanık yaptığı için amacımız şeker şerbetindeki katı maddeleri ayırmaktır, bu işlemin aynı zamanda rengin açılmasına da katkısı vardır.
žEn genel işleme tekniklerinden birisi karbonatlama olarak bilinir.
žKarbonatlama kireç sütü (kalsiyum hidroksit Ca(OH2)) nün eklenmesiyle ve karbondioksit baloncuklarının çözeltinin içinden geçirilmesiyle yapılır.
žGaz kireçle reaksiyona girerek kalsiyum karbonatın ince kristaller şeklini almasını sağlar, buda katı maddeleri absorbe eder ve katı parçacıkların bir araya gelip çökmesini sağlar.
žReaksiyon koşullarının dikkatlice kontrol edilmesi gerekir. Şeker dışında tüm maddelerin birleşmesiyle oluşan katı çökeltiler filtrelenerek uzaklaştırılır.
žKireç taşı bu maddelerden bir tanesidir. . Bu işlemleri yaptıktan sonra şeker şerbeti ağartma işlemi için hazır duruma gelir.
KAYNATMA
žSon işlemde şerbet büyük bir tava içine yerleştirilir (genellikle 60 tonluk veya daha fazla şeker şerbeti alır).
žTavada su kaynatılarak buharlaştırılır ve şeker kristalleşir. Kristalleşmenin başlaması için biraz şeker tozu çözeltiye eklenir.
žKristal miktarının artmasıyla sonuçta oluşan kristal ve ana şerbet santrifüjle ayrılır. Daha sonra sıcak hava ile kurutulan şeker kristalleri paketlenir.
ÜRÜN
žEn son oluşan beyaz renkteki şeker mutfaklarda veya alkolsüz içki üretimi gibi sektörlerde kullanılmaya hazır olur.
žŞeker üretimi esnasında tüm şeker alınamadığı için, bir yan ürün olan tatlı melas’da elde edilir.
žBu ürün genellikle büyükbaş hayvanlar için yem olarak kullanılır veya alkol üretimi amacıyla içki fabrikalarında fermantasyonda kullanılmak için gönderilir.