Etiket Arşivleri: Soya

Soya Sektör Raporu ( İTO )

Soya  fasulyesi  binlerce  yıldır  Asya  ülkelerinin  en  değerli  besin  kaynağı olmuştur.  Besin    değeri, mineraller ve vitaminler  açısından oldukça zengin bir bitki olan soyanın gerek insan sağlığına    bilimsel olarak kanıtlanmış yararları gerekse 400’den fazla endüstriyel ürün yapımında kullanılması soyayı tarımsal ürünler arasında önemli bir yere getirmektedir. Bu sektör raporunda öncelikle soyanın orijini, tanımı, ürün çeşitleri ve tarımı ile ilgili genel    bilgiler  verilecektir.  Sonra  ülkemizde  ve  dünyada  soya  üretim, tüketim  ve  dış  ticaret  hacminin    boyutlarını  görmeye  çalışacağız. Ardından  küreselleşmenin  getirdiği  teknik  imkanlar  sonucunda    soyanın en  önemli  girdisini  oluşturduğu  biyoteknoloji  ve  biyodizel  sektörü  ile olan ilişkilerini    inceleyeceğiz.   Bu   iki   bölümde   ülke   olarak   soya   üretiminin   ne   kadar   önemli   olduğunu,   soya    üreticilerinin  pazarlama  sorunlarını ortadan  kaldıracak  alternatif  tüketim  alanları  ile  devletimizin    üretimi arttırmak için verdiği teşvikleri göstermeyi amaçlamaktayız.  Son bölümde soya sektörünün mevcut durumunu ve soya üreticisi ile soyayı hammadde olarak    kullanan yem sektörü, biyoteknoloji ve biyodizel sektöründeki üreticilerin sorunlarını ifade ederek, bu sorunların ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerden bahsedeceğiz.

Kaynak

Soya Tarımı

Soya tarımı

DOĞANIN SUNDUĞU MUCİZE BİTKİ SOYA
Soya fasülyesinin tarihine bakılırsa doğu mutfağında oldukça önemli bir yeri olduğu görülür. Yaklaşık 5 bin yıl önce Doğu Asya ovalarında keşfedilen ‘soya’ Asya halkının beslenme alışkanlığında bir devrim yaratmıştır. Batı ülkelerinde soyanın önem kazanması 20. yüzyılda başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında protein ve yağ teminindeki yetersizlikler soya fasülyesinin insan gıdası olma yönündeki önemini artırmıştır.

Günümüzde ise soya, dünyada en çok yetiştirilen ürünlerden biridir. Yaratıcı aşçılar soya kullanarak yemeklerine çeşit katmışlardır. Soya ile yapılan yemekler lezzetli olduğu kadar sağlık yönünden de oldukça yararlıdır.

Soya fasülyesinin insan sağlığı açısından önemini ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri keşfetti ve Amerikalı üreticiler bu önemli keşfe vakit kaybetmeden cevap verdiler. İlk önce Orta ve Batı Amerika’da yetiştirilmeye başlanan soya fasülyesi, seri bir şekilde ülke geneline yayıldı ve 26 eyalette soya fasülyesi ekimine başlandı.
Amerika’daki soya fasülyesi yetiştiriciliği Meksika Kanalı’ndaki büyük limanlara yapılacak nakliyatı kolaylaştırmak amacı ile daha ziyade Mississippi Nehri etrafındaki eyaletlerde gelişti.
Soya fasülyesi diğer yağ tohumlarına göre bazı avantajlara sahiptir: Örneğin uzun süreli depolama ve uzun mesafeli sevkıyatlara elverişlidir. Soya fasulyesinin hasadı diğer yağ tohumlarına göre daha kolaydır. Bütün hasat işlemi tam otomatik olarak el değmeden yapılabilir.
Soya fasulyesinin başka bir avantajı da yetişme süresinin çok kısa olması nedeniyle (ekilen tohumlar 3-4 ay içinde hasada hazır hale gelir) ürünün dünyadaki talebe adapte edilebilmesidir.

Yağ bitkisi olan soya, içerdiği yüksek orandaki protein miktarı ile de insan beslenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Soyanın bileşiminde ortalama %36 protein, %18 yağ, %20 karbonhidrat, %5 mineral maddeler ve %1 lesitin mevcuttur. Soyanın sahip olduğu bu protein, yağ ve mineral madde miktarı, fasulye ve mercimekten daha fazladır. İnsan beslenmesinde değerli bir besin maddesi olan soyanın hayvan beslenmesindeki önemi de büyüktür. Yağı alındıktan geriye kalan küspesi hem insan, hem de hayvan besini olarak kullanılır. Baklagil bitkilerinden olan soya toprağı azotça zenginleştirmekte, kendisinden sonraki bitkilere otsuz, kabartılmış ve uygun bir toprak bırakır.

Bu miktar, mısırda % 0.5, zeytinde % 0.5 ve ayçiçeğinde % 0.5 tir. Bu rakamlardan da anlaşıldığı gibi soya, mısır, zeytin ve ayçiçeğinden 10-20 kat daha fazla omega-3 yağ asidi (Linolenik) içermektedir. Bu omega-3 yağ asidi, balıklarda bulunan omega-3 yağ asidinden yapı olarak farklı, ancak aynı etkiye (faydaya) sahiptir. Bünyesindeki bu yararlı maddeler dolayısıyla da, tanelerine “besin hapı” da denmektedir. Soya yağı tüketimi, ülkemizde istenen düzeye ulaşamamıştır. Bunda en önemli etken, içerdiği omega-3 (linolenik asid) yağ asidinin vermiş olduğu balık yağı kokusu ve faydaları konusunda insanların yeterince bilgi sahibi olamamasıdır. Omega-3 bilindiği gibi, balıklarda bol miktarda bulunan bir yağ asidi olup, daha önce de bahsedildiği gibi¸insan vücudu için çok gereklidir. Bu nedenle, bazıları için itici gelse de, soya yağının  mutlak surette tüketilmesi sağlık açısından yararlı olacaktır.

Soyadan yapılan yiyecekler

İnsan beslenmesinin yanında, hayvan yemi olarak da iyi bir besin kaynağıdır. Soya küspesi, hayvan yemi olarak, içerdiği yüksek orandaki protein nedeniyle, özellikle de kümes hayvanları için çok yararlıdır ve bunların günlük beslenme programlarına konmaktadır.

Tarımsal açıdan da yararları vardır. Bir baklagil bitkisi olması nedeniyle, toprağın serbest azotunu köklerindeki nodüllerde bağlayarak, masrafsız olarak hem kendine besin maddesi temin etmekte, hem de kendisinden sonra gelecek bitkiye hazır besin elementi sunmaktadır. Ayrıca, bir çapa bitkisi olması nedeniyle de, tarladaki ot mücadelesinde (ot populasyonunun azalmasında) fayda sağlar. Bahsedilen bu özellikleri, soyanın iyi bir münavebe bitkisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu özelliklerinin yanında, sanayi’de de en çok kullanılan bitkilerden bir tanesidir. İçerdiği yüksek orandaki protein nedeniyle, soya eti yapımında, un, süt, yoğurt ve peynir yapımında, boya, muşamba, tutkal gibi daha bir çok sanayi ürünü imalatında kullanılmaktadır. Soyadan elde edilen sanayi ürünü sayısı 200’e yaklaşmıştır.  Kısaca, her yönüyle faydalı bir bitki olan soya,  Dünyanın en değerli sanayi bitkileri arasında yerini almıştır.

Soyanın ekimden 5 ile 14 gün sonrası durumu

Basit yapraklı hali (yapraklar birbirinin karşısında)

İlk üçlü yaprakçıklı hali

İkinci üçlü yaprakcıklı hali Nodül konrol edilebilinir N2 bağlama başlandıcı

Üçüncü boğumdaki üçlü yaprakcık oluşumu Kotiladonların kaybolması

Soya Ekimden 11, 75 ve 90 gün sonrası durumu

Farklı soya çeşitleri

Birlikte üretim (double crop)

Ekim Zamanı: Soya, yazlık bir baklagil bitkisidir. Bu nedenle, ekimi bahar ayında yapılır. Normal olarak, iyi ve zamanında bir çimlenme ve çıkış için, toprak sıcaklığının 10-12 oC olması durumunda ekim yapılmalıdır. Bu zaman ise, eğer I. ürün (ana ürün) olarak ekilecekse, bölgelerimize göre değişmekle beraber, Nisan ayının son haftası ile Mayıs ayının ilk yarısı arasındaki dönemdir. II. Ürün olarak ise, Trakya bölgesinde Haziran ayının ikinci yarısında, hatta güney illerimizde çok erkenci çeşitler Temmuz  ayı içerisinde de ekilebilir. İkinci ürün olarak ekilecekse, ekimin zamanında yapılması gerekir. Eğer, ekimde herhangi bir gecikme olursa, olgunlaşma dönemi ve dolayısıyla hasat, yağışlı bir döneme denk gelebilir. Bu da, ürün kaybına neden olabilir. Ekim işlemi, mümkün olduğunca yeterli toprak tavında yapılmalıdır. Çünkü, soya bitkisi, mısıra göre daha hassastır. Mısır tohumu, tane ağırlığının % 30’u kadar nemi bulunca çimlendiği halde, soya tohumu çimlenebilmesi için kendi ağırlığının % 50’si kadar nem’e ihtiyaç duymaktadır.

Ekim derinliği olarak, toprak yapısına da bağlı olarak, 2.5-5.0 cm arası en uygun derinliktir. Daha derine ekimler, çıkışı yavaşlatacaktır. Toprak sıcaklığı henüz optimum dereceye ulaşmadan erken ekim yapılacaksa, biraz daha sığ ekim tercih edilebilir.

Olgunlaşmış ve tohumluk olarak kullanılabilecek soya taneleri

Sıra Arası Mesafesi: Soya, değişik sıra aralıkları kullanılarak ekilmektedir. Bazı ülkelerde ve aynı ülkelerin değişik bölgelerinde, 20-25 cm den başlayarak 100 cm’e kadar değişebilen sıra arası mesafeleri kullanılarak soya tarımı yapılmaktadır.

Geniş sıra aralıkları kullanılarak ekim yapıldığı zaman, özellikle sıra arası 40-45 cm ve üzerinde, yabancı ot kontrolünün mekanik olarak yapılması daha kolay hale gelmektedir. Ancak, geniş sıra aralıklarında devamlı çıkış gösterecek olan yabancı otların aralıksız olarak mücadelesi ekstra bir maliyet getirecektir. Dar sıra aralıklarında yapılan ekimler nedeniyle, soya bitkisi ile yabancı ot birbirleriyle rekabete giremeyeceğinden, yabancı otlar soya tarafından erken dönemde bastırılacak ve ekstra bir yabancı ot mücadelesi gerekmeyecektir. Yapılan hemen hemen tüm çalışmalarda, soya veriminin, dar sıra aralıklarında (25-40 cm) daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Genelde dar sıraların kullanılması, tane verimi açısından tavsiye edilmektedir

 Çünkü, dar sıra aralıklarında, sıra aralarının erken dönemde soya tarafından kapatılması nedeniyle, güneş ışığından daha fazla faydalanma söz konusudur. Bu durum, fotosentezi olumlu yönde etkileyerek, bitki tarafından oluşturulacak ve depolanacak kuru madde miktarını arttırarak tane verimini yükseltecektir. Yine dar sıralara yapılan ekimler sonucu, artan bitki boyu ile birlikte, toprak seviyesi ile alt bakla arasındaki mesafe de artacak ve hasat kayıpları en aza inecektir. Bu da, elde edilecek tane verimini olumlu etkileyecektir.

Elde bulunan alet ve makine imkanlarına göre, 60-70 cm sıra arası kullanılabileceği gibi, kısa-orta boylu çeşitler seçilerek, 25-40 cm sıra aralığı da kullanılarak yatma problemi önlenmiş veya azaltılmış olur. Trakya bölgesinde ayçiçeği ekimlerinde kullanılan pünömatik (havalı) mibzerler ve yine güney bölgelerimizde pamuk ve diğer ürünlerin ekiminde kullanılan mibzerler, soya ekimi için de rahatlıkla kullanılabilir. Bu makinelerde, sıra arasını 25-30 cm’e kadar indirmek de mümkündür.

Diskli gobleler

Havalı mibzer

Döner Kulaklı Pulluk

Çizel pulluk

Kulaklı Pulluk

Taban patlatma ve Karık açma makinası

kultivatör

merdane

Kültüvatör

Toprak hazırlığı ve ekim işleri

Toprak hazırlama ve Azotlu gübreleme

Genç devrede potasyum eksikliğ

Potasyum eksikliği

Demir eksikliği

Soya tarlası

GÜBRELEME:

Soya Fasulyesi bir baklagil bitkisidir. Bu nedenle azota olan ihtiyacı oldukça fazladır.
Soya Fasulyesinde azot ihtiyacının gübreleme ile karşılanması ekonomik değildir. Soya Fasulyesi tarımında ilk gelişmenin sağlanması için ekim öncesi veya ekimle beraber dekara 3-5 Kg saf azot uygulanmalıdır. Bu verilen azot aynı zamanda nodozite oluşmasına da yardımcı olmaktadır. Ülkemiz topraklarında Rhizobium japonicum bakterisi doğal olarak bulunmadığından ekimle birlikte mutlaka bakteri aşılaması yapılmalıdır. Bakteri aşılaması yapılmazsa, gübre yoluyla verilecek azot miktarını arttırmak gerekir.
Gelişme durumu ve nodozite oluşumuna göre, üst gübrelemede yapılabilir. Bakteri aşılaması yapılmış ise ilk çiçeklenme döneminde bitki kökleri kontrol edilerek nodozite sayısı kontrol edilmelidir. Nodozite oluşumu yeterli ise, azotlu üst gübrelemeye gerek yoktur. Nodozite oluşmamış veya az sayıda ise, azotlu üst gübreleme yapılmalıdır. Bu miktarın konuya uzman kişi yada kuruluşlara danışılarak belirlenmesi gerekir. Azotlu üst gübre, ilk sulamadan önce kullanılmalıdır. Ekimle beraber bakteri aşılaması yapılmış ise azotlu üst gübre 2. Suyun hemen önüne kullanılabilir. Ekim öncesi veya ekimle beraber hiç azotlu gübre kullanılmamış ise, azotlu üst gübreleme 1. Sudan önce yapılmalıdır.

Soya Fasulyesine bakteri aşılaması yapılacak ise ekimle birlikte bol miktarda azotlu gübre kullanılmamalıdır. Bu; bitkide, nodozite oluşumunu geciktirir ve önler.
Fosfor; Soya Fasulyesi için önemli bir besin maddesidir. Ekim öncesi veya ekimle beraber mutlaka toprağa fosforlu gübre uygulanmalıdır. Topraktaki durumuna göre dekara 6-12 Kg arasında saf fosfor verilmelidir.
Potasyumlu gübreler; Ülkemiz toprakları potasyum bakımından zengin olduğu için önerilmemekle birlikte yapılacak toprak analizleri sonucunda eksikliği belirlenirse, kullanılması durumunda mutlak surette yararlı olacaktır.

BAKTERİ AŞILAMASI :
Soya fasulyesi tohumuna ekimden önce soya bakterisi aşılanır. Soyanın Rhizobium japonicum cinsinden bakterisi bitkiye özel olup, diğer baklagil bitkilerinde bulunmaz. Bakteri aşılaması ile bitki köklerinde nodozite oluşur, sonuç olarak ürün verimi ile ürünün protein oranı artar.
Bakteri aşılaması; elde bulunan pit kültürünün yapıştırıcı bir solüsyon vasıtasıyla ekiminden hemen önce tohumların yüzeylerine yapıştırmaktır.

TOHUMUN AŞILANMASINDA VE EKİLMESİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

1- Aşılama kültürü, ekilecek baklagil çeşidine etkin nodülasyon oluşturabilecek bakteri ırkını
içermelidir.
2- Aşılama kültürü taze olmalıdır.
3- Bakteri kültürleri nemlerini muhafaza edebilmeleri için serin koşullarda (+4˚C‘de)buzdolabında
saklanmalıdır.
4- Aşılama materyali tohumlukla iyice karıştırılmalıdır.
5- Aşılanan tohumlar serin ve gölge bir yerde saklanmalı ve nemli bir toprağa ekilmelidir.
6- Ekim, bakteri aşılamasından sonra, 24 saat içerisinde, en mümkün olan kısa sürede yapılmalı, eğer ekim bu süre içerisinde yapılmamışsa aşılama mutlaka yenilenmelidir.
7- Aşılanmış tohumlar ile asit ve iz elementler içeren gübreler karıştırılmamalıdır.
8- Aşılanmış tohumlar ekilirken pestisitler ile muamele edilmemelidir.
9- Nitrat ve nitrit içeren gübreler, nodülasyona engel olduklarından bu gübrelerden sakınılmalıdır.
10- Aşılanmış tohumların ekileceği toprak özellikleri fosfor ve potasyum bakımından zengin olmalıdır.

Bakteri aşılaması; 100 kg. tohum, gölge bir yerde naylon veya branda üzerine dökülerek, 1 litre kadar su püskürtülüp karıştırılarak iyice nemlendirilir. Nemlendirilen tohum üzerine 100 kg. tohuma 1 kg.’lık bakteri ilave edilerek tekrar iyice karıştırılır ve bakterilerin bütün tohumlara bulaşması sağlandıktan sonra tohum ekime hazırlanmış olur.
Soya fasulyesinin çıkışından 2-3 hafta sonra bitki köklerinde nodozite oluşumu kontrol edilmelidir. Aşılamayı değerlendirmede en iyi zaman çiçeklenme ve sonrası gelişme devresidir. Nodoziteler aktif (iç rengi pembe )olmalıdır, aktif değilse iç rengi beyazdır. Bakteri aşılaması sonucu nodozite oluşmamış veya aktif değilse bakteri yokluğunu gidermek, gelişmeyi hızlandırmak için, % 50 çiçeklenme oluştuğu zaman azotlu üst gübreleme yapılmalıdır.
Eğer soya fasulyesi bir veya iki yıl önce aynı tarlada yetiştirilmişse her ne kadar gerekmese de ekimden önce aşılama yapmak daima emniyetlidir.

Bakım: Soya tarımında en önemli bakım işleri, yabancı otlarla, hastalık ve zararlılarla mücadeledir. Soya ekiminden önce, çıkış öncesi herbisitler (yabancı ot öldürücüler) kullanılabildiği gibi, çıkış sonrası yeşil aksama uygulanabilecek herbisitler de mevcuttur.

Soyada karık ile sulama

Yağmurlama sulama

Yabancı Otların Tanımı ve Zararları.

Yabancı otların tam bir tanımı üzerinde anlaşmak mümkün değildir.”İstenmeyen yerde yetişen bitki” veya “Faydasız,istenmeyen, zararlı, kısacası gereksiz bir bitki” şeklinde tanımlar kabul edilebilir.

Genel olarak yabancı otlar kuvvetli ve canlıdırlar.Çabuk büyürler, etkili kök ve sürgün sistemine sahiptir. Ayrıca bol tohum üretirler.
Pamuklarda görülen yabancı otlar geniş veya dar yapraklı olup, hayat devrelerini tek yada çok yılda tamamlarlar. Tek yıllıklar tohumdan ürer, çok yıllıklar ise hem tohumdan hem de toprak altı
asamlardan ürerler.

Yabancı otlar bir çok şekilde zararlı olurlar.Bunları aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür.

a)Mahsul verimini azaltır: Yabancı otlar tarla bitkileri ile su, mineral, madde ve ışık yönünden rekabet eder. Yaygın bir çok yabancı ot, tarla bitkileri aktif büyümeye başlamadan önce hızla büyür.
Böylece tarla bitkileri için elverişli durumda olan su ve besin elementleri yabancı otlar tarafından tüketilir. Bitkilerde ürün kayıplarına sebep olurlar.

b)Ürünün kalitesini bozar: Bazıları pamuk hasadığını güçleştirdiği gibi liflere yapışarak kaliteyi bozar.

c)Zararlılara yataklık ederler: Bİr çok yabancı ot, hastalık ve böcek zararlılarına yataklık eder.

d)Sulama masrafını artırır: Sulama kanallarının kenar veya iç kısmında yetişen yabancı otlar, kanalların kullanımını orlaştırdığı gibi fazla miktarda su tüketirler.

Yabancı otlarla mücadele Kültürel Mücadele ve ilaçla Mücadele şeklinde olur.

Kültürel Mücadele; Tarlayı dinlendirmek, münavebe yapmak, temiz tohum kullanmak, çapalamak, tarla kenarlarındaki otları imha etmek, otları tohum bağlamadan biçmek, toprak altı aksamları ve kök
parçalarını toplayıp imha etmek gereklidir.

İlaçla Müdahele; Ekim öncesi, çıkış öncesi ve çıkış sonrası uygulanır.

Ekim öncesi veya ekimden hemen sonra çıkış öncesi herbisitler uygulanmış olsa dahi, sulanan bir bitki olduğundan ileri dönemlerde yabancı ot çıkışı olacaktır. Daha önce de değinildiği gibi, eğer ekimler 25-40 cm sıra aralığında yapılmışsa, yabancı ot mücadelesi pek problem olmayacaktır. Çünkü, dar sıra aralıklarında soya bitkisi sıra aralarını daha erken dönemlerde kapatarak, sıra aralarından çıkabilecek yabancı otları bastıracaktır. Eğer, ekim 60-100 cm gibi geniş  sıra aralıklarında yapılmış ise, sıra aralarını mekanik olarak işlemek kolay olduğundan, soya bitkileri fide döneminde iken ve henüz çok fazla boylanmadan bir-iki kez sıra aralarını çapalayarak yabancı otların gelişimi önlenmelidir. Sıra aralarının çapalanması, yabancı otları yok ettiği gibi, toprağı da havalandırarak soya gelişimini olumlu yönde etkiler.

Soyada, hem dar yapraklı hem de geniş yapraklı yabancı otları görmek mümkündür. Çapalamanın yapılamayacağı durumlarda, otların yoğunluğuna göre seçilecek bir herbisit ile ilaçlama yapılması gerekir. Bu amaçla, belirli sıralarda traktör için daha geniş aralar bırakılarak, ilaçlama işleri problemsiz olarak yapılabilir.

Ekim öncesi toprağa karıştırılarak kullanılan ilaçlara, tek yıllık dar yapraklı otlar ile küçük tohumlu bazı geniş yapraklı otlar için kullanılan Dinitroanilines grubundan “Treflan”, ve geniş yapraklı otlar için kullanılan İmidazolinones grubundan “Pursuit”, örnek olarak verilebilir. Treflan, ekimden hemen sonra henüz çıkışlar başlamadan da uygulanabilir. Pursuit, çıkış sonrası da kullanılabilir. Sulfonyl üreas grubundan, “Classic”, hem çıkış öncesi hem de çıkış sonrasında olmak üzere iki dönemde geniş yapraklı yabancı otlar için kullanılabilir. Aynı şekilde, Acetaniliades grubundan, “Dual” ve “Lasso”, hem çıkış öncesi hem de çıkış sonrasında dar yapraklı otlar için uygulanabilir. Geniş yapraklı otlar için, Linuron ekimden sonra çıkıştan hemen önce kullanılabilir. Yine, özellikle geniş yapraklı otların mücadelesinde etkili bir şekilde kullanılan Benzonthiadiazole grubundan “Basagran”, çıkış sonrasında yabancı otların yeşil aksamına uygulanabilir. Soyanın gelişme döneminde, ortaya çıkabilecek bazı dar yapraklı yabancı otların mücadelesinde, “Aramo 50”, dekara 100 g dozunda yabancı otların yeşil aksamına uygulanabilecek diğer bir herbisit olarak sayılabilir.

Burada bahsedilen herbisitler, soya tarımında, değişik dönemlerde ve zamanlarda  kullanılabilecek ilaçlara birkaç örnek teşkil etmektedir. İlaç isimleri, zaman zaman üretici firmalara ve kullanılan etkili maddelere göre bazı değişiklikler gösterebileceğinden veya piyasaya daha etkili yeni ilaçlar sürülebileceğinden, yukarıda örnek olarak verilen bazı ilaçları piyasada bulmak mümkün olmayabilir. Bu nedenle, herbisit kullanmadan veya satın almadan önce, piyasada araştırma yapmak veya ilgili kuruluşlara danışmak gerekir. Burada, şunu da unutmamak gerekir ki, özellikle bu tip herbisitlerin yanlış kullanılması, bitkilerde geri dönüşü imkansız bazı zararlar meydana getirebileceğinden, kullanırken çok dikkat edilmesi, zamanında ve tavsiye edilen uygun dozlarda ve aletlerle uygulanmasına özen gösterilmelidir.

Hastalık ve zararlılar için, belirli aralıklarla tarla kontrol edilerek herhangi bir hastalık gelişimi ve zararlıların varlığı gözlenmelidir. Bitki özsuyunu emen yaprak bitleri gibi bazı böceklerin, virüs taşıyıcıları oldukları unutulmamalı ve görüldüklerinde veya görülmeden önce tedbir olarak bitkiler ilaçlanmalıdır. Diğer zararlılar ve ortaya çıkabilecek bazı hastalıklar için zamanında mücadele yapılmasına özen gösterilmelidir. Zararlılar olarak, kırmızı örümcek, kokulu yeşil böcek, çekirge, yeşil kurt, ve özellikle Akdeniz ve Ege sahil bölgelerinde beyaz sinek, pamuk yaprak kurdu ve pamuk çizgili yaprak kurdu, soya bitkisine en fazla zarar veren böcekler olarak sayılabilir.

Roundup (yabancı ot ilacı) uygulaması bu gelişme devresinde yapılır

Yaprak bitlerine karşı uygulama bu gelişme devresinde yapılır

Kokulu böcek (Nazara viridula)

Beyaz sinek (Bemicia tabaci)

Karadrina (Çizgili yaprak kurdu) (Spodoptera exiqua)

Yeşil kurt

. Önemli hastalıklar olarak ise, tohum, fide, kök, sap ve bakla çürüklükleri, antraknoz, yaprak yanıklıkları, tomurcuk yanıklığı, nematod ve virüs hastalıkları sayılabilir. Tarla içerisinde, virüs bulaşmış birkaç bitki görüldüğünde, taşınmayı önlemek için bu bitkiler hemen sökülerek tarladan uzaklaştırılmalı, ya derin gömülmeli ya da yakılarak imha edilmelidir.

Anthracnose
(Glomerella glycines)

Downy Mildew

(Peronospora manshurica)

Stem Canker

(Diaporthe phaseolorum var. caulivora)

Pod and Stem Blight

(Diaporthe phaseolorum var. sojae)

Wildfire

(Pseudomonas tabaci)

Bacterial Blight

(Pseudomonas syringae pv. Glycinea)

Bud Blight

Rhizoctonia

Soybean Mosaic

Soyada yabancı ot

Hasat: Soya bitkisi, çeşitlere ve bölgelere bağlı olarak ekimden itibaren yaklaşık 90 gün içerisinde olgunluğunu tamamlayarak hasada uygun hale gelmektedir. Bazı çeşitlerde, bu süre, 120-140 güne, hatta 150 güne kadar da uzayabilir.

Hasat zamanı gelmiş soya bitkisinde, yapraklar sararıp kurumaya ve dökülmeye başlar. Özellikle, alt kısımdaki baklalar içerisindeki taneler oldukça sertleşmiş olup dişle kırılması çok zordur. Bitki üzerindeki tüm baklalar renk değiştirmiştir. Çeşitlere bağlı olarak, bu baklalar gri, sarı veya kahverenginde olabilir. Hasat sırasında, bitki üzerinde hiç yeşil bakla kalmamalıdır. Bitki üzerinde kalacak yeşil baklalar, normal kurumuş ürünün nem oranını yükseltirler.

Hasat işlemi, normal biçerdöverlerle rahatlıkla yapılabilir. Ancak, makinenin hız, kesici tabla, batör, kontrabatör ve elek gibi bazı ayarlarının hasat işlemi öncesinden yapılması gerekir. Örneğin, tabla dönme hızının biçerdöverin hareket hızından % 25 daha fazla olmasına ve biçerdöverin hareket hızının sabit tutulmasına özen gösterilmelidir. Bitkide oluşan baklaların toprak seviyesinden olan yüksekliği göz önünde bulundurularak, hasatta kayıpları önlemek veya azaltmak için, kesici tabla toprak seviyesinden uygun bir yükseklikte olmalıdır. Tarlanın topografik şartlarına da bağlı olarak mümkün olduğunca alçaktan biçilmelidir.

Hasat zamanında, tane nemi % 13-16 arasında olmalıdır. Eğer hasat işlemi, % 12 den daha az nem durumunda yapılacak olursa taneye zarar verilebilir. Hasat sonrası kurutma yapılmayacaksa, hasat için en uygun nem oranı % 13-14 arasıdır. Ancak, biçerdöverin iyi ayarlanması ve hasat sonrası kurutma yapmak şartı ile, % 15-16 nem civarında da hiçbir problem yaşamadan hasat yapmak mümkündür.

Hasat zamanı gelmiş soya tarlasında hasat işlemi hemen vakit kaybetmeden başlatılmalıdır. Eğer, hasat zamanı geciktirilirse, baklalar çatlar ve tane kaybı olur, bu da verimi düşürür. Diğer yandan, hasat zamanında yapılamaz ise, yağışlı bir döneme rastlayabilir, bu da ürünün belki de tamamen tarlada kalmasına neden olabilir.


Soya

SOYA

Tak: Rosales
Fam: Fabaceae (Leguminosae)
Cins: Glycine
Tür: Glycine max L. n=20
İng: soybean
Alm: sojabohne

Anavatanı uzak doğu olup, M.Ö. 2700 yıllarında tarımı yapıldığına dair kayıtlar bulunmaktadır. İlk önce sebze olarak faydalanılmıştır. 19.yy dan sonra batıya geçmiştir. Ülkemize ise I. Dünya savaşından sonra girdiği sanılmaktadır.

KULLANIM ALANLARI

Sebze olarak tüketilir. İyi bir ön bitkidir. Tohumundan elde edilen yağ likit ve margarin olarak kullanılır. 2. pres yağı boya ve sabun yapımında kullanılır.
Yağından matbaa mürekkebi, muşamba, dericilik ve elektrik izolasyon maddeleri yapılır. Tohumu kahve olarak kullanılır.

Süt inekleri, sığır, kümes hayvanları ve av hayvanları besiciliğinde kullanılır.
Yeşil sapları hayvan yemi olarak kullanılır. Küspesi ve yeşil bitki kısımları gübre olarak kullanılır.

BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ

Tek yıllık, yazlık bir bitkidir. Vejetasyon süresi çeşitlere göre 70-200 gün arasında değişir. Dünyada tarımı yapılan soya çeşitleri 12 değişik olgunlaşma grubu altında toplanmıştır.
00; 0 ve I. Grup: Çok erkenci
II. Grup: Erkenci
III. Grup: Orta Erkenci
IV. Grup: Orta Geçci
V. ve VI. Gruplar: Geçci
VII; VIII; IX ve X. Gruplar: Çok Geçci

KÖK

Kazık köklüdür. Kökler 60-70 cm derine, 40-50 cm yanlara gelişir. Kökler üzerinde Rhizobium japonicum bakterisi tarafından oluşturulan nodoziteler bulunur.

SAP

Bitki boyuna göre 10-15 boğumdan oluşur. Boğumlar üzerinde yapraklar almaşıklı dizilmiştir. Yaprak koltuklarından dallar çıkar. Dallanma bitkinin alt kısmından üstüne doğrudur. Sap yuvarlak olup, sap ve dalların üzeri yoğun hav tabakasıyla kaplıdır.

YAPRAK

Fasulye yaprağına benzer, Yapraklar boğumlar üzerinden çıkar. Yapraklar birleşik yapıdadır. 3 tane yaprakçıktan meydana gelmiştir. 2 tanesinin sapı kısa, ortadakinin uzundur. Üzeri tüylerle kaplıdır. Şekli uzun mızraksıdan, eliptiğe kadar değişir. Yaprakçık ucu sivridir.

ÇİÇEK

Yaprak koltuklarından çıkar. 3-8’i bir arada bulunur. Tipik baklagil çiçeğidir.
En dışta 5 adet ucu sivri, alttan birleşmiş çanak yaprakları vardır. Bunların içinde 5 adet taç yaprağı vardır. 1 tane bayrak yaprak, 2 tane kanatçık, 2 tane kayıkçık parçalarından oluşmuştur. Taç yapraklar beyaz veya mavi viyole renktedir. 10 adet erkek organ, 1 adet dişi organ bulunur. Dişi organ bir tepecikli ve üzeri tüylüdür.

MEYVE ve TOHUM

Meyvelerine bakla denir. Üzeri yoğun tüylerle kaplıdır. Genellikle bir bakla içinde 1-4 adet tohum bulunur. Bakla uzunluğu 4-6 cm, eni ise 1 cm kadardır.
Soyada bakla Tohumları börülce tohumlarına benzer. Şekli ve büyüklüğü çeşitlere göre değişir. Tohum rengi düz beyaz, sarı, kahverengi-sarı, yeşilimsi veya siyah olabilir. Bin tane ağırlığı 140-200g arasında değişir. Tohumun bileşimde %18-24 yağ, %36-38 protein ve %20 karbonhidrat bulunur. Soya tarlasından görünüş Hasat Soyada tohum çeşitleri

SOYADA BÜYÜME ve GELİŞME


Soya ve Ürünleri Sunumu

Soyanın Tanımı Ve Morfolojisi

Anavatanı: Çin

Takım: Leguminasae

Familya: Papilionatae

Soya Yetiştiriciliği ( Ahmet Nedim NAZLICAN )

SOYA YETİŞTİRİCİLİĞİ AHMET NEDİM NAZLICAN

Zir. Yük. Müh. annazlican@yahoo.com

1. SOYANIN ÖNEMİ Anavatanı Çin ve Kore gibi Uzakdoğu ülkeleri olan soya bitkisi, 4 bin yıl öncesine kadar uzanan tarihi geçmişiyle o bölgede yaşayan insanların en önemli besin ve geçim kaynağı olmuştur. Çinliler soya için; Harika Bitki, Kutsal Bitki, Tanrı Bitkisi, Üreyen Altın, Sarı Mücevher ve Doğu’nun Kemiksiz Eti gibi isimler kullanarak, verdikleri önemi ortaya koymuşlardır. Resim-1: Soya Bitkileri 120-130 yıl kadar önce soya ile tanışan gelişmiş batılı ülkeler ise, soya sanayilerini kurarak, soya üretimine ve kullanım alanlarının geliştirilmesine önemli katkılar yapmışlardır. Günümüzde 170-180 milyon ton seviyesine ulaşan Dünya Soya Üretimindeki en büyük payı % 50 oranındaki üretimiyle A.B.D almakta, onu Brezilya, Arjantin ve Çin izlemektedir.

Soya bitkisi, ülkemize de ilk kez 1930’lu yıllarda girmiş ve uzun yıllar boyunca sadece Karadeniz bölgesinde tarımı yapılmıştır. Son 20 yılda uygulamaya konulan 2. Ürün Projesi ile, Ege ve Akdeniz bölgelerinin sulanır alanlarında yetiştirilmeye başlanılan soyanın tarımı bugün için ağırlıklı olarak Çukurova Bölgesinde yapılmaktadır. Adana ve Osmaniye illeri, Türkiye soya üretiminin % 80-85’ini karşılamaktadır. Ancak son yıllardaki soya üretimimiz 50-60 bin tona düşmüş olup, çiftçilerimizin bu değerli ürünü daha fazla tanıması ve ekim nöbetinde yer vererek, soya üretimini yaygınlaştırması gerekmektedir. Dünyayı besleyen 5-6 önemli bitkisel üründen birisi olan soyanın, yağı çıkarıldıktan sonra kalan unu ya da küspesi çok besleyici olup, proteince çok zengindir. Bu özelliğinden dolayı gıda sanayisinde bolca kullanılır. Soya tohumlarında % 40-45 oranında protein, % 18-20 oranında da yağ bulunur. Dünya’da en fazla üretilen ve tüketilen yağ soya yağı, yem sanayisinde en fazla kullanılan hammadde ise soya küspesidir. Bir çok hastalığa karşı, soyanın insan beslenmesinde önemli bir yeri vardır. Gelişmiş ülkelerin tıp çevreleri kendi insanlarını, soyayı özellikle kalp ve kanser hastalıklarına karşı koruyucu olarak tüketmek üzere sürekli bilgilendirmektedir. Hatta, Amerika Birleşik Devletlerinde bazı soyalı gıda ürünlerinin üzerine, “ kalp sağlığına karşı yararlı etkisi vardır ” şeklinde uyarıcı ve bilgilendirici etiketlerin konularak kullanılmasına izin verilmiştir.

Resim-2: Soya Sütü Bugün için gelişmiş ülkelerin piyasalarında, soyanın sütü, peyniri, filizi, sosu, dondurması, eti ve unundan, mürekkebi, mumu ve benzinine kadar pek çok soyalı sanayi ürünü bulunabilmektedir. Son yıllarda ülkemizde de, ithal soyalı ürünlerin birçoğunu market raflarında bulmak mümkün olmuştur. Özellikle gıda sanayi ürünlerinden yararlanmak, yetersiz beslenme problemiyle boğuşan Türk insanı için de vazgeçilmez bir seçenektir. Resim-3: Soya Unu ve Ekmeği İstatistiklere göre; 2003 yılında 175 bin tonu soya yağı olmak üzere toplam 1.5 milyon tonluk soyalı ürünün ülkemize ithal edilmiş olması, soyanın tüketim alışkanlıklarımız içerisinde giderek artan şekilde yer almaya başladığını göstermektedir.

Bir baklagil bitkisi olarak soya, toprağa azot kazandırarak, kendisinden sonra ekilecek olan ürünlerde verimi arttırır ve gübre tasarrufu sağlar. Ekim nöbeti için en uygun bitkilerden birisidir. 2. BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ 2.1- Kök : Soya kazık köklü bir bitkidir ve ana köke bağlı olarak ayrıca kuvvetli bir saçak kök sistemine de sahiptir. Kökleri 150-200 cm. derinliğe kadar inebilirse de, genellikle 60-70 cm. derinlikte yoğunlaşırlar. Çiçeklenme başlangıcından itibaren bu kazık ve saçak kökler üzerinde çok sayıda yumrucuklar oluşmaktadır. Ekim sırasında kullanılan özel soya bakterisi yoluyla bu yumrucukların içerisine havadaki azot depo edilerek, hem soyanın kendisinin ve hem de ardından ekilecek ürünün bu azot kaynağını kullanması sağlanır. 2.2- Sap : Çeşide ve bitki boyuna göre değişmek üzere 10-15 boğumdan oluşan soya sapları dik ve sert yapıda olup, üzeri sık tüylerle kaplıdır. Bitki boyu; çeşide, ekim zamanına ve bakım şartlarına bağlı olarak 60-150 cm. arasında değişebilir. Soya seyrek ekilince daha fazla dallanır. Erkenci çeşitler daha kısa boylu ve az yapraklı, geççiler ise daha uzun ve bol yapraklıdır. Hava ve ışık yetersizliği çiçek dökmeyi arttırıp verimi düşüreceğinden, fazla dallı ve boylu çeşitlerin sık ekilmesinden kaçınılmalıdır.

2.3- Yaprak : Resim-4: Soya Yaprakları Soya yaprakları 3 yaprakçıktan oluşan bileşik yaprak biçimindedir. Erkenci çeşitlerden geççilere doğru yaprak iriliği artar. Yaprakların üzeri çeşitlere göre değişen renklerde ve sık tüylerle kaplıdır. Tüylülük beyaz sinek zararlısına karşı koruyuculuk sağlar. Soya yaprakları; ince, uzun, mızrak şekilli ya da oval, yumurta veya baklava dilimi tipinde olabilir. 2.4- Çiçek : Resim-5: Soya Çiçeği Yaprak koltuklarında 3-15 adet arasında değişen sayıda, kısa saplı çiçekler bir arada bulunur. Ancak bu çiçeklerin bir kısmı, sıcaklık stresinin de etkisiyle bakla bağlama sırasında dökülür. Özellikle ikinci ürün ekilişlerinde, çıkıştan 25-30 gün sonra çiçeklenme başlar ve bitki gövdesinde aşağıdan yukarıya doğru 25-30

gün kadar devam eder. Çiçek rengi çeşitlere göre değişmek üzere beyaz veya mor renkte olabilir. Soyada kendine döllenme söz konusudur. 2.5- Bakla : 3-5 cm. uzunlukta ve 1 cm. kalınlıkta olan soya baklaları, hafif boğumlu ve tüylü olup, içlerinde genellikle 2-4 tohum bulunur. Yeşil renkli baklalar olgunlaşma döneminde sarı ya da kahverengiye dönüşür. Bitkide bakla sayısı çeşide ve ekim sıklığına göre değişebilir. Bir metrekarede 35-40 bitkinin bulunduğu normal ekilişlerde, bir bitkide 30-40 bakla bulunurken, bu rakam uzun boylu ve geççi çeşitlerde veya daha seyrek ekimler nedeniyle bol dallanmış bitkilerde 200’ün bile üstüne çıkabilmektedir. Resim-6: Soya Baklaları Biçerdöverle biçim sırasında hasat kayıplarının düşük olması bakımından ilk bakla bağlama yüksekliğinin fazla olması istenir. Bunun için de, bitkilerin kısa sürede ve aşağıdan bakla bağlamasını önlemek amacıyla, ilk sulamanın çiçeklenme başlangıcından önce yapılması önem taşır.

2.6- Tohum : Soya tohumları yassı ya da yuvarlak şekillidir. Tohum kabuğu rengi ise sarı veya kahverenginin değişik tonlarındadır. Tohum göbeğinin rengi en belirgin çeşit özelliği olarak beyaz, sarı, kahverengi, gri, yeşil ya da siyah renklerde olabilir. Resim-7: Soya Tohumları Tohum iriliği çeşide ve yetiştirme şartlarına göre değişebilir. Tanelerde protein oranı % 40-45 ve yağ oranı da % 18-22 arasında değişir. Yağı alınmış soya küspesi insan beslenmesi yanında, çok değerli bir hayvan yemi kaynağı olarak da kullanılmaktadır. 3. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ 3.1- İklim İsteği : Soya, farklı iklim bölgelerine uyumlu, çok değişik özellikteki çeşitleriyle dünyanın pek çok yerinde başarıyla yetiştirilmektedir. Mayıs-Eylül aylarında ortalama günlük sıcaklığın 25°C olduğu yerlerde soya üretimi için uygun bir ortam vardır diye kabul edilir.

18°C’nin altındaki ve 40°C’nin üstündeki sıcaklıklar soyanın gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Yetişme dönemi boyunca soyanın 550-600 mm. suya ihtiyacı vardır. Bu nedenle, bol yağış alan Karadeniz bölgesi dışındaki yörelerde ancak sulama uygulamasıyla soya tarımı yapılabileceği unutulmamalıdır. Düşük toprak ısısı soyada çimlenmeyi geciktirir. Bu nedenle ekim için, toprak ısısının yükseldiği nisan ayı sonlarına kadar beklemek çıkış garantisi için gereklidir. Yaprak ve çiçek gelişimi için de düşük ve çok yüksek sıcaklıkların azaltıcı ya da gelişmeyi engelleyici etkisi söz konusudur. Örneğin, 29 °C’den yüksek gece ısısı verimde % 10 oranında düşmelere neden olabilir. Özellikle aşırı sıcak bölgelerde hava neminin düşük olması da, baklalardaki tanelerin dolmasını olumsuz etkileyerek, verimi düşürür. Bu nedenle, kuru hava şartlarında sulamayla gerekli nem ortamının sağlanması yararlı olur. 3.2- Toprak İsteği : Soya çok kumlu topraklar dışındaki değişik toprak tiplerinde iyi yetişir. Kumlu-killi topraklar ise en iyi yetişme ortamıdır. Üzerinde uzun süre durgun suyun tahliye edilemeden kaldığı sıkışık toprak şartlarından pek hoşlanmaz. Tuzlu, çorak topraklarda soya veriminde önemli düşmeler olur. Çorak şartlara arpa ve buğdaydan daha hassas ama mısırdan daha dayanıklıdır. Toprağın asitliliği soya için oldukça önemlidir. Genellikle orta (nötr) seviyelerdeki (pH: 6.0-6.5) toprak asitliği soya için uygundur. Soya bakterisinin asitli topraklarda iyi gelişemeyeceği bilinmeli ve

asit karakterli gübreler tercih edilmemelidir. Genel olarak, mısır için uygun olan iklim ve toprak şartlarında soyanın da başarılı bir şekilde yetiştirilebileceği kabul edilmektedir. 4. TOPRAK HAZIRLIĞI 4.1. Ana üründe ; Tarla sonbaharda 20-25 cm derinlikte pullukla sürülür. Bazı mantar hastalıklarının etkisini azaltmak için, toprağı derinden işleyerek havalandırmak yararlı olmaktadır. Şubat ayı içinde, yağışlar sonrasında çıkan yabancı otlar için kültivatör (kazayağı) veya diskaro geçirilir. Nisan ayı sonuna doğru, tava gelen toprak diskaro ile birkaç kez yüzlek olarak sürülür. Sürümler arasında gübre atılır, daha sonra toprağı sıkıştırarak nem kaybını önlemek için tapan çekilerek tarla ekime hazır hale getirilir. Resim-8: Toprak Hazırlığında Diskaro ile Sürüm

4.2. İkinci üründe ; İkinci üründe toprak hazırlığı, aşırı sıcaklar ve zaman darlığı nedeniyle ana ürüne göre daha fazla zorluklar taşıyan bir uygulamadır. Hububat hasadının Haziran ayı içerisinde yapılması nedeniyle, yüksek sıcaklıkların toprak tavını olumsuz etkilemesi tehlikesine karşı, toprak işlemenin en kısa sürede tamamlanması büyük önem taşır. Bu konuda yapılmış pek çok araştırmanın ortak sonucu, en az toprak işlemeyle ya da toprağı işlemeden doğrudan anız mibzerleriyle ekim yapmanın daha yüksek verimleri sağladığını göstermektedir. Ancak, doğrudan anıza ekim yapan mibzerlerin ülkemizde henüz yeterince yaygınlaşamamış olması ve son dönemde anız yakmaya getirilen yasaklar nedeniyle, anızın diskaro veya benzeri aletlerle toprağa karıştırılması gerekmektedir. Resim-9: İkinci Üründe Ekim Öncesi Sulama Bu durumda, diskaro ile anızı parçalanan ve karıştırılan tarlayı tava getirmek üzere salma sulama yapılır. 5-6 gün sonra toprak tava gelince kültivatör veya diskaro ile 15-20 cm derinlikte sürülür. Gübre atılır, diskaro ve tapan çekilerek toprak hazırlığı tamamlanır.

Soyada en uygun toprak hazırlığı metodu, sulama + toprak işleme + ekim şeklidir. Ekim üstüne sulama yapma metodu ise, kaymak oluşumunun çıkışları olumsuz etkilemesi yüzünden, sadece zaman darlığı olduğunda veya geciken ekimlerde söz konusu edilmelidir. 5. EKİM ZAMANI Soya ana ürün olarak, toprak sıcaklığının 12-13° C’yi bulduğu Nisan ayı ortasından itibaren ekilebilir. Geççi çeşitler nisan ayı içinde ekilmelidir. Erkenci çeşitler ise mayıs ayı ortasına kadar ekilebilme şansına sahiptir. İkinci ürün için en uygun ekim zamanı da, hububat hasadının hemen arkasından, Haziran ayı içerisindeki devredir. Bu dönemde aşırı sıcak nedeniyle toprakta tavı bulmak zor olduğundan, sulama işlemine gerek duyulduğunda, soya ekimini daha fazla geciktirmemek için, sulamanın zaman kaybetmeden bir an önce yapılmasına dikkat edilmelidir. DİKKAT ! İkinci ürün tarımında çok erkenci çeşitler hariç, ekim işlemi kesinlikle temmuz ayına bırakılmamalıdır. Geciken ekimler verimi azaltmakta, ilk bakla yüksekliğini ve bitki boyunu kısaltmakta ve ayrıca hasat olgunluğunda gecikmeye yol açarak kurutma problemlerini ortaya çıkarmaktadır. 6. ÇEŞİT SEÇİMİ Çukurova ve Akdeniz Bölgelerinin iklim durumu uygun olduğundan daha geççi çeşitler ekilebilir. Ancak kuzeye doğru gidildikçe erkenci çeşitlerin tercih edilmesinin daha doğru olacağı

unutulmamalıdır. Son yıllarda soya çeşitlerinin sayısındaki azalmaya rağmen, piyasada ana ve ikinci ürün ekim zamanına uygun soya çeşitleri mevcuttur. İkinci üründe ve geciken ekimlerde daha erkenci çeşitler tercih edilmelidir. Sertifikalı tohumluğun kullanımı tercih edilmeli, çiftçi kendi ürününden tohumluk ayırmak zorunda kalıyorsa; hastalıksız, kaliteli ve çimlenme oranı yüksek tohumlukları kullanmalıdır. 7. BAKTERİ AŞILAMASI Bakteriler, soyanın köklerinde onunla ortak yaşayan ve havadaki azotu alıp bitkinin kullanımına veren küçük canlılardır. Ekim sırasında toz halindeki bu bakteriyi soya tohumlarına bulaştırıp toprağa vermek gerekir. Bu işleme bakteri aşılaması diyoruz. Soya bakterisi aşılamasıyla; hem daha az azotlu gübre kullanarak paradan tasarruf edilmiş olunur ve hem de kökler üzerinde oluşan yumrucuklarda dekara 7-12 kg. kadar saf azot biriktirilerek soyanın ve ardından ekilecek bitkinin kullanımına verilmiş olur. Bu işlem sırasında dikkat edilecek konular şöyledir; – Bakteri aşılaması gölge bir yerde yapılmalıdır. – Serin bir yerde tutulan 1 kg toz bakteri 100 kg soya tohumu üzerine serpilip karıştırılarak, siyah renkli bakterinin bütün tohumlara yapışması sağlanmalıdır. -Yapışmayı daha iyi temin etmek için, bazı üreticiler, tohumlara elle hafifçe su serptikten sonra bakteriyi bulaştırırlar ancak tohum kabuğunun ıslanarak ayrılmasına neden olunduğundan bu uygulama tercih edilmemelidir. Bunun yerine, serin bir yerde tutulan ya da

buzdolabında korunan bakteriler zaten tohuma kolayca yapışabilecek nemde olduğundan, tohumlar ıslatılmadan, bakterilerin doğrudan tohumlar üzerine dökülmesiyle de bakteri aşılaması yapılabilir. -Bu karışım güneş altında bekletilmeden hemen ekilmelidir. Birkaç dakikalık bir sürede bile, doğrudan güneş altında kalan bakteriler ölebilir ve aşılamanın etkisi olmaz. Bakterili tohumların güneşten korunması için mibzer kovalarının üstünü nemli bezlerle kapatmak yararlı sonuç verir. 8. GÜBRELEME Soyanın ilk gelişmesini özendirmek için dekara 2.5-3 kg saf azot verilmelidir. Fosfor ihtiyacı ise 6 kg’dır. Buna göre dekara 13-15 kg DAP (Diamonyum fosfat) gübresinin ekimle birlikte verilmesi yeterli olur. Başka bir seçenek olarak da, 35 kg Süper fosfat ve 13 kg Amonyum nitrat (% 21) gübreleri birlikte uygulanabilir. Bakteri kullanıldığında soya köklerinde zaten yeterince azot birikmesi olacağından bitki bu kaynaktan yararlanacaktır. Bu nedenle, soya bakterisi kullanıldığında, ekim sırasında daha fazla azotlu gübre verilmesine gerek yoktur. Üstelik, fazla azotlu gübre kullanıldığında, yumru oluşumunun azalacağı ve bakterilerin tembelleşeceği, bu nedenle de bakteriler yoluyla kök bölgesindeki azot üretiminin düşeceği unutulmamalıdır. Soyada üst gübre kullanımına çoğu zaman ihtiyaç duyulmaz. Çıkıştan 2-3 hafta sonra kökler incelendiğinde, bakterinin faaliyeti sonucu yumrucuklar (nodozite) oluştuğu görülür. Saçak kökleri zedelemeden sökülen bitkilerin köklerinde, 5-10 adet içi pembe renkli yumrucuk görülmesi gerekir. Eğer böyle bir durum yoksa,

Kaynak