Etiket Arşivleri: Gazlar

Genel Kimya Laboratuvar Deneyleri

1.   LABORATUVAR ÇALIŞMALARINDA UYULMASI GEREKEN KURALLAR

1.1.Güvenlik Önlemleri

1.2. Laboratuvar Teknikleri

1.2.1.   Katı ve Sıvıların Aktarılması

1.2.2.   Kütle Ölçülmesi

1.3. Nem Çekici Maddeler

1.4. Laboratuvarda Kullanılan Malzemeler

2.   DENEYSEL BÖLÜM

DENEY 1. Kimyasal Reaksiyonların Hızlarının İncelenmesi

DENEY 2. Reaksiyon Hızına Sıcaklığın Etkisi

DENEY 3. Gazlar

DENEY 4. Bir Gazın Molar Hacmi

DENEY 5. Kimyasal Denge

DENEY 6. Kolorimetrik Yöntemle pH Tayini

DENEY 7. Redoks Reaksiyonları

DENEY 8. Avogadro Sayısı

DENEY 9. Asit Baz Reaksiyonları

DENEY 10. Redoks Titrasyonları

DENEY 11. Elektrolitik Kaplama

EK 1. PERİYODİK CETVEL


Gazlar

Aristo (M.Ö. 384-332), kendisinden önceki filozofların ileri sürdükleri kuramları da göz önüne alarak; toprak, su, hava ve alevin element olduğunu ve tüm maddelerin bu dört elementten oluştuğunu sanmaktaydı.

Bu dört elementten ilk ikisinin sırayla maddenin üç hali olan katı, sıvı ve gaz ile ilgili olduğunu düşünen Aristo, alevin de enerji ile ilgili olduğunu söylemekteydi.

Yüzyıllar boyunca, tüm gazların havanın bir başka şekli veya havanın çeşitli safsızlıklarla karışımı olduğu sanıldı.

Zamanla, gazlar arasındaki farklılıklar anlaşılmaya ve 17. yüzyıl başlarında ilk kez gaz ismi kullanılmaya başlandı.

Bununla birlikte Lavoisier’e dek (18 yüzyılın sonuna doğru) bu farklılıklar kesin olarak belirlenemedi.

7-Gazlar (D-1)

Yanma reaksiyonları havanın oksijen ve azot gazı içermesine bağlayarak açıklayan Lavoisier, 1778 yılında havanın tüm gazların ana maddesi olan bir element olmadığını ortaya koydu.

Son iki yüzyıl içinde gazların özelliklerini saptamak üzere çok sayıda ve çok ayrıntılı deneysel ve kuramsal çalışmalar yapılmıştır.

Sonuç olarak, maddenin hallerinden birini gösteren gazların sıcaklığı düşürüldüğünde sıvı ve katı gibi maddenin daha yoğun hallerine dönüştüğü,tüm sıvıların gaz haline dönüşebildiği ve bu dönüşmeler sırasında maddenin çoğunlukla kimyasal bir değişikliğe uğramadığı saptanmıştır.

Bunun yanında, bazı maddeler sıcaklıklarının yükselmesiyle ısıl bozunmaya uğrayarak kimyasal özelliklerini değiştirmektedirler.

Yalnızca içinde yaşadığımız normal koşullarda gaz olarak algıladığımız maddelerin dışında, sıcaklık ve basıncın uygun biçimde ayarlanmasıyla çok sayıda gazın elde edilebileceği daha sonradan ortaya çıkmıştır.

7-Gazlar (D-2)

Gaz, sıvı ve katı arasındaki karşılıklı faz dönüşümünü daha ileride göreceğiz.

Kısaca, katı ısıtılırsa eriyerek sıvı, sıvı ısıtılırsa buharlaşarak gaz oluşur.

Peki, gaz ısıtılmaya devam edilirse ne olur?

Bu sorunun yanıtı, maddenin dördüncü hali olarak tanımlanan plazma olur.

Örneğin, azot gazının sıcaklığını sürekli yükselterek ısıtmaya devam edersek önce azot molekülleri N2 2N denklemine göre atomlarına ayrışır, sonra azot atomları N N+ + e– şeklinde iyonlaşır.

Böylece de, N2 azot molekülleri, N azot atomları, N+ azot iyonları ve e– elektronlarının karışımı olan bir sistem ele geçer.

7-Gazlar (D-3)

Plazma adını verdiğimiz bu karışım pratikte 5000oC ile 20000°C sıcaklık aralığında oluşur. Buna göre tüm alevler bir plazmadır. Yüksek gerilim arasında atlayan kıvılcım ve benzer nedenden dolayı şimşek çakması sırasında plazma oluşur.

Plazma oluşumunun maddenin yapısının aydınlatılmasın da önemli işlevi vardır.

Güneş ve diğer yıldızlar birer plazmadır.

Buna göre, Aristo alevi enerji ile ilgili bir element olarak tanımlayacağına, maddenin en yüksek enerjili dördüncü bir hali olarak tanımlasaydı daha doğru bir fikir yürütülmüş olurdu.

7.1 GAZ HALİ VE GAZLARIN ÖNEMİ

Yapılan araştırmalar, gazların, birbirinden oldukça uzak ve hızla hareket eden moleküllerden oluştuğunu göstermiştir.

Gazlar bulunduğu her hacmi doldurabilen ve bastırıldığında hacmi büyük olduğunda küçültebilen akışkanlardır.

Bu bastırılabilme özelliklerinden yararlanılan gazlar yüksek basınç altında çelik tüplere doldurularak depolanır, taşınır ve kullanırlar.

Kaynakçılıkta yanıcı olarak kullanılan asetilen ve hidrojen gazları ile yakıcı olarak kullanılan oksijen gazının ve tüp gaz olarak bilinen sıvılaştırılmış petrol gazlarının (ing. LPG) çelik tüpler içinde taşındığını ve kullanıldığını hepimiz görmüşüzdür.

Doğal gazlar ve havagazı gibi endüstriyel gazlar borularla istenilen yere basınç uygulanarak gönderilmektedir.

Laboratuvar ve hastanelerde, gerekli gazlar istenilen ölçüde saflaştırılarak çeşitli büyüklüklerdeki çelik şişelerde sürekli olarak kullanılmaya hazır halde tutulur.

7.1 GAZ HALİ VE GAZLARIN ÖNEMİ(D-1)

Dünyamızın atmosferini oluşturan hava olmasaydı canlıların da olmayacağını düşündüğümüzde, havanın ve dolayısıyla gaz halinin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Solunum sırasında oksijen gazı alıp karbondioksit gazı vermemiz, vücudumuzda yürüyen biyokimyasal reaksiyonlarda gazların önemini göstermektedir.

Diğer taraftan, bitkilerin özümlemesi ve solunumu sırasında yine aynı gazlar kullanılmaktadır.

Bitkiler, gündüzleri havadan aldıkları karbon dioksiti güneş ışığının katalitik etkisi altında topraktan aldıkları su ve diğer maddeler ile kimyasal yoldan birleştirerek özümleme yaparlar.

Böylece, karbon dioksit alıp oksijen salarak bulundukları yerin havasını gündüzleri temizlerler.

Geceleri ise solunum yaparlar ve bu sırada da oksijen alarak karbon dioksit salarlar.

Bu yüzden, yatak odalarında saksı bitkileri yetiştirmek sağlığa zararlıdır

7.1 GAZ HALİ VE GAZLARIN ÖNEMİ(D-2)

Karbon dioksit zehirli olmamakla birlikte havadaki oranı arttıkça oksijen alınmasını engellediği için boğucu etki gösterir.

Bunun yanında, karbon monoksit kandaki oksihemoglobini karboksi hemoglobine dönüştürerek kanın oksijen taşınmasını önler ve kısa sürede öldürücü etkisini gösterir.

Havagazını öldürücü etkisi önemli oranda içerdiği yanıcı bir gaz olan karbon monoksitten kaynaklanmaktadır.

Klor ve fosgen gibi gazlar da çok güçlü zehirleyiciler olduğundan kimyasal silah olarak ikinci Dünya Savaşı’nda kullanılmıştır.

Hızla öldürücü olmamalarına karşın kükürt dioksit, amonyak, hidrojen klorür ve azot dioksit gibi gazlar da sağlığa büyük ölçüde zararlıdır.

Özellikle kükürt dioksit, katı ve sıvı yakıtların içerdiği kükürtten yanma sırasında oluşarak baca gazı ile havaya geçmekte ve önemli ölçüde çevre kirliliğine yol açmaktadır.

Zehirli olsun veya olmasın gazların endüstrinin tüm dallarında önemli işlevleri vardır.

7.1 GAZ HALİ VE GAZLARIN ÖNEMİ(D-3)

Çoğu kimyasal reaksiyonlara giren ve çıkan maddelerden bazıları veya tümü gaz halindedir.

Kimyasal reaksiyonların doğru olarak incelenebilmesi ve aynı reaksiyonların endüstriyel düzeyde kullanılabilmesi için gazların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir.

Bu bilgilerin ışığında, kendi sağlığımıza ve çevreye zarar vermeden gazların üretilmesi, kullanılması veya istenilmediği zaman uzaklaştırılması daha kolay gerçekleştirilmiş olacaktır.

Sonuç olarak, gazları incelemekle yalnızca maddenin gaz halinin davranışlarını belirlemek değil, yaşamımızda önemli bir yeri olan bu maddeleri en iyi şekilde kullanabilmek de amaçlanmaktadır.

7.2 GAZLARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ

Matematikten anımsayacağınız gibi, düzlemdeki bir nokta iki konla uzaydaki bir nokta ise üç konla verilmektedir.

(Kon sözcüğünü koordinat anlamına kullandığımızı hemen anımsatalım.)

Gaz veya gaz karışımlarının oluşturduğu sistemleri tanımlayabilmek için de bazı konlara gereksinim vardır.

Bunları, madde miktarı (mol,n) hacim (v), basınç (p) ve sıcaklık (T) şeklinde sıralayabiliriz.

Bu dört kondan en az üçünün değerini vererek gazın halini tanımlayabiliriz.

Üzerinde araştırmalar yapmak üzere Şekil 7.2.1 de görüldüğü gibi bir silindir içine doldurduğumuz gazı sistem olarak aldığımızda, sistemin içinde bulunduğu yer de ortam olmaktadır.

7.2 GAZLARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ(D-1)

7.2 GAZLARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ(D-2)

Sistem ile ortam arasındaki madde alışverişinden gazın miktarı, enerji alışverişinden ise hacmi, basıncı ve sıcaklığı değişmektedir.

Sistemin konları olan değişkenlerden (parametreler) bir veya ikisi sabit tutulabilir ve bu durumda da geride kalan değişken sayısından bir eksik sayıda değişkenin değeri verilerek sistem tanımlanabilir.

Bir sistemi tanımlayabilmek için verilmesi gereken en az sayıdaki niceliklere bağımsız değişkenler adı verilir.

Geride kalan değişkenler bu bağımsız değişkenlere bağlı olarak hesaplanabilir.

Bu hesaplama için tüm değişkenlerin yer aldığı ve bağımlılık koşulu adı verilen bir denklem türetilebilmektedir.

Molekülleri arasında çekme ve itme kuvvetlerinin bulunmadığı ve moleküllerinin öz hacimleri moleküllerin serbestçe dolaştıkları tüm hacim yanında ihmal edilebilecek kadar küçük olan gazlara ideal gaz adı verilir.

7.2 GAZLARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ(D-3)

İdeal gaz kavramı gazlar üzerindeki araştırmalarımızı kolay yapabilmek amacı ile ileri sürülen basit bir modeldir.

Gerçekte hiçbir gaz ideal değildir, yalnızca doğru gazlar düşük basınç ve yüksek sıcaklıklarda ideal gaz modeline uyarlar.

Laboratuvarlarda gaz elde etmek için Şekil 7.2.2 a’da görülen Kipp cihazı kullanılır.

Gazların da diğer maddeler gibi belli basınç ve sıcaklıktaki hacim ve yoğunlukları (öz kütleleri) denel yoldan belirlenebilir.

Gazları, içerdiği safsızıklardan veya az miktarda karışmış diğer gaz ve buharlardan yıkamak yoluyla kurtarabiliriz.

Şekil 7.2.2 b’de bir gaz yıkama şisesi görülmektedir.

7.2 GAZLARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ(D-4)

Örneğin bu şişe içine sülfürik asit konur ve içinden hava geçirilirse hava içindeki su buharı sülfürik asit tarafindan soğutularak gaz kurutulmuş olur.

Aynı şekilde, eğer havayı karbon dioksit gazından temizlemek istiyorsak yıkama şişesi içine derişik sodyum hidroksit çözeltisi koyarak karbon dioksidi tutabiliriz.

Karbon dioksitsiz hava, normal havanın sudlu kireç (kireçli sodyum hidroksit çözeltisi) üzerinden geçirilmesi ile de elde edilebilir.

Diğer gazlar da benzer yollarla yıkanarak saflaştırırlar.

Şekil 7.2.2 c’de görülen bir balonla gazın yoğunluğu doğrudan belirlenebilir.

Önce, balon vakum yapılarak havası boşaltılmış halde, sonra gaz doldurularak, daha sonra da su ile doldurularak tartılır.

7.3 MOL

Balonun doldurulan suyun kütlesinden hacmi bulunup; gazla dolu ve boş balon arasındaki kütle farkına eşit olan gazın kütlesi bulunan bu hacime bölünerek gazın mutlak yoğunluğu bulunur.

Karbon-12 izotopunun 0,012 kilogramı içinde bulunan atom sayısına eşit atom veya molekül içeren gazın madde miktarı bir mol olarak tanımlanmıştır .

Buna göre, bir mol gaz içinde Avogadro sabiti (L) kadar, yani 6,022 x 1023 tane atom veya molekül bulunmaktadır.

Avogadro sayısı sabiti atom veya molekül içeren bir gazın toplam kütlesine mol kütlesi (M) adı verilir.

Sistemdeki madde miktarına bağlı olarak değişen mol bir kapasite özelliği olduğu halde, madde miktarından bağımsız olan mol kütlesi bir şiddet özelliği’dir.

Sistemin tümünün özelliklerini simgeleyen mol ve mol kütlesi birer makroskopik özellik olduğu halde, teker teker moleküllerin özelliklerini simgeleyen molekül sayısı, bir moleküllün kütlesi ve hızı birer mikroskopik özellik olmaktadır.

7.4.HACİM

Kısaca, molekül topluluklarından oluşan gazların toplam özellikleri makroskopik, moleküllerin kendi başlarına sahip olduğu özellikler ise mikroskopik olarak nitelenir.

Gazların hacimleri, içinde bulundukları kapların hacimlerine eşittir.

Gaz hacminin anlamlı olabilmesi için gaz sıcaklığı ve gaza uygulanan basıncın da bilinmesi gerekmektedir.

Ancak, bu koşullar altında alınan gazın molü veya kütlesi belirlenebilir.

Gaz hacmi m3 birimi veya bu birinin az ve çok katıları ile verilir.

Kimyada en çok kullanılan birimler m3 yanında dm3 ve cm3’dür.

Çoğu kez dm3 yerine litre (L), cm3 yerine ise mililitre (mL) kullanılmaktadır.

7.4.HACİM(D-1)

Paris’te 1964 yılında toplanan Tartılar ve Ölçüler Genel Konferansında litrenin değeri 27/106 kadar küçültülerek 1L = 1 dm3 olarak alınmış ve litrenin kullanılmaması istenmiştir.

Buna rağmen, son zamanlarda yayımlanan coğu kitaplarda dm3 yerine daha kolay yazılabildiğinden dolayı L simgesi kullanılmaktadır.

Laboratuvarlarda, gaz hacimleri belli sıcaklık ve basınçta gaz büretleri ile ölçülür.

Sıvı ve katılardan farklı olarak gazların kapladıkları hacimler basınç arttıkça büyük ölçüde küçülmektedir.

Buna rağmen, gaz halindeki maddeler basınç ne kadar yükseltilirse yükseltilsin sıvılaştırılamazlar.

Gazları, buharlardan ayıran bu özellik daha ileride incelenecektir.

Bir gazın hacmi gazın içerdiği madde miktarına bağımlı olduğundan hacim değişkeni kapasite özelliği taşımaktadır.

7.4.HACİM (D-3)

Hacımın yanında madde miktarına bağlı olan kütle de kapasite özelliği taşıdığı halde, kütlenin hacıme oranlanmasıyla tanımlanan yoğunluk (öz kütle) şiddet özelliği taşımaktadır.

Çünkü, yoğunluk sistemdeki madde miktarına bağımlı değildir.

Örneğin, aynı sıcaklık ve basınçtaki 5 m3 havanın kütlesi ile 5dm3 havanın kütlesi farklı olduğu halde yoğunlukları aynıdır.

Gazların serbestçe dolaşabildikleri hacim makroskopik özellik olduğu halde, bir molekülün hacmi ve daha ileride göreceğimiz bir molekülün bastırılamayan hacmi mikroskopik özelik olmaktadır.

7.5 BASINÇ

Mekanikte, basıncın birim yüzeye etkiyen kuvvet olarak tanımlandığını biliyoruz.

Gazların da basıncı olduğuna göre, gaz molekülleri içinde bulundukları kabin çeperlerine kuvvet uygulamaktadırlar.

7.5 BASINÇ

Bu kuvvet, gazların Brown hareketleri adını verdiğimiz gelişigüzel ötelenmeleri sırasında duvarla çarpışmalarından doğmaktadır.

Bu şekilde doğan basınç, gazların makroskopik özelliği olduğu halde çarpan her bir molekülün hız ve enerjisi, mikroskopik özellik niteliğindedir.

Diğer taraftan, sabit tutulan sıcaklıkta gazın miktarından bağımsız olarak değişen basınç şiddet özelliği taşır.

Sabit sıcaklık ve basınçta bulunan bir sisteme dolan gazın miktarıyla değişen hacim ise kapasite özelliği taşır.

Atmosfer basıncı, atmosferi oluşturan gazların basıncı demektir.

Atmosfer tabakasını, deniz düzeyinde 1 cm2’lik yüzeye uyguladığı kuvvet, aynı yerde 76 cm cıva sütununun yine 1 cm2’lik yüzeye uyguladığı kuvvete denk olup 1 atmosfer olarak tanımlanmıştır.

7.5 BASINÇ(D-1)

Atmosfer basıncını ölçen aygıtlara barometre adı verilir. Şekil 7.5.1’de atmosfer basıncını ilk ölçen Torricelli’nin kullandığı basit bir barometre görülmektedir.

Buna göre içi cıva ile dolu 76 cm den daha uzun bir cam tüp civanın akması engellenerek ters çevrilip yine bir çanak içindeki cıvaya daldırılırsa, önce cıva yüzeyinin düştüğü ve daha sonra da sabit kaldığı gözlenir.

Tüp ve çanaktaki değişmeyen cıva düzeyleri arasındaki farkın hidrostatik basıncı atmosfer basıncını verecektir.

Tüpteki civanın üzerinde yalnızca çok az miktarda cıva buharı içeren barometre boşluğu oluşmaktadır.

Barometreden mmHg (torr) yüksekliği olarak okunan basınç diğer basınç birimlerine kolaylıkta çevrilebilir.

Tüpteki civanın üzerinde yalnızca çok az miktarda cıva buharı içeren barometre boşluğu oluşmaktadır.

7.5 BASINÇ(D-2)

7.5 BASINÇ(D-3)

Barometreden mmHg (torr) yüksekliği olarak okunan basınç diğer basınç birimlerine kolaylıkla çevrilebilir.

Yoğunluğu p ve yüksekliği h olan bir sıvı sütununun, yerçekiminin g olduğu bir yerde birim yüzeye uyguladığı kuvvet yani p basıncı

p = hρg (7.5.1)

bağıntısı ile verilmektedir.

Burada p, yüksekliği h ve kesiti 1 cm2 olan sıvı sütunundaki sıvının kütlesini, h ρ g ise bu sıvının ağırlığını yani birim yüzeye etkiyen kuvveti vermektedir.

SI birimler sisteminde civanı yüksekliği 0,76 m, yoğunluğu 13 590 kg m–3 ve yerçekimi ivmesi 9,807 ms–2 olduğuna göre atmosfer basıncının karşılığı

p = (0,76 m) x (13 590 kg m–3) x (9,807 ms–2)

= 101 325 kg ms–2 m–2 = 1 01 325 Nm–2=1 01 325 Pa

olarak bulunur. (Newton bölü metrekare pascal olarak adlandırılmakta ve “Pa” şeklinde simgelenmektedir.)

7.5 BASINÇ(D-4)

Deniz düzeyinden yukarılara çıkıldıkça atmosfer basıncı hızla düşer.

Atmosfer basıncı yükseklikle üstel olarak azalmaktadır.

Atmosfer basıncını ölçmek üzere cıvalı barometre yerine metalik ve elektronik barometreler de kullanılmaktadır.

Gazların basıncını ölçmek için yapılan aygıtlara manometre adı verilir.

En basit manometreler içinde cıva veya diğer sıvılar kullanılabilir.

Bir atmosfer civarında veya daha küçük basınçlar ölçmek için Şekil 7.5.2’deki kapalı manometre veya Şekil 7.5.3’teki açık manometre kullanılır.

Kapalı manometreden, balondaki gazın mutlak basıncı doğrudan okunur.

U borusunun kollarındaki sıvının yükseklik farkı olarak okunan bu basınç (7.5.1) bağıntısı yardımıyla istenilen birimde hesaplanabilir.

Açık manometreden ise her zaman balondaki gaz basıncı ile atmosfer basıncı arasındaki fark okunur.

7.5 BASINÇ(D-5)

U borusunun kollarındaki cıva (veya bir başka sıvı) düzeyleri a ve a iken, bu düzeyler arasındaki yükseklik farkı, kullanılan sıvının hidrostatik basıncı olarak balondaki gaz basıncının atmosfer basıncından ne kadar büyük olduğunu gösterir.

Buna göre balondaki gazın p mutlak basıncı, pm manometre basıncı ile pa atmosfer basıncının toplamı olarak

P = Pm + Pa = h ρg + Pa (7-5.2)

bağıntısından hesaplanır.

Eğer, U borusunun kollarındaki sıvı düzeyleri b ve b ise balondaki gazın p mutlak basıncı, pa atmosfer basıncından, pm manometre basıncı kadar düşüktür.

Bu durumda, manometreden okunan pm basıncı kadar, gaz balonunda boşluk (vakum) vardır denilir.

Buna göre, balondaki gazın mutlak basıncı, boşluğu belirleyen manometre basıncı negatif alınarak (7.5.2) bağıntısından hesaplanır.

Örneğin, atmosfer basıncının 760 mmHg olduğu bir yerde 300 mmHg vakumda bulunan bir gazın mutlak basıncı 460 mmHg olur.

7.5 BASINÇ(D-6)

Oldukça düşük basınçlar ölçmek için cıva yerine su ve alkol gibi yoğunluğu çok küçük olan sıvılar kullanılır.

Ayrıca eğik manometreler kullanılıp daha uzun bir sıvı sütununun uzunluğu okunarak basınç ölçülmesindeki hata küçültülmüş olur.

Bunun dışında, üç ayrı sıvı kullanılarak diferansiyel manometreler yapılmaktadır.

Çok küçük basınçlar, özel olarak tasarlanmış McLeod manometresi veya gazların düşük basınçlardaki iyonlaşma ve iletkenlik özelliklerinden yararlanılarak yapılmış elektronik manometreler ile ölçülür.

Bir atmosferden daha büyük basınçlar ölçmek için basınç göstergeleri daha önceden ayarlanmış metalik manometreler kullanılır.

7.5 BASINÇ(D-7)

Yüksek basınçtaki gaz tüplerine bağlanan iki göstergeli bu manometrelerin, birinci göstergesinden tüpteki gazın basıncı, ikinci göstergeden ise tüpten alınan gazın basıncı okunur.

Tüpten alınan ga­zın basıncı manometredeki vanalar yardımıyla istenilen düzeye ayarlanabilir.

Şekil 7.5.4’te bir gaz tüpü, bir metalik manometre, bir barometre ve bir kapalı manometre görülmektedir. Hemen hemen tüm öğrenci ve araştırma laboratuvarlarında bu aygıtlardan bulunmaktadır.

Barometredeki cıva yüksekliği bir verniye yardımıyla duyarlı bir şekilde okunur çok farklı tipleri olan bu tür cıvalı barometreler yanında metalik barometreler de bulunmaktadır.

Kapalı manometredeki mutlak basınç U borusu arasına yerleştirilmiş birbirine paralel hareket edebilen iki cetvel yardımıyla okunur. Bu okuma sırasında yapılan hata mmHg cıvarndadır. Bu tür manometreler organik kimya laboratuvarlarında oldukça çok kullanılır.

Endüstriyel Gazlar ( Dr. İbrahim BİLİCİ )

Endüstriyel Gazlar Su gazı Sentez Gazı Jenerator gazı Kükürt dioksit Karbondioksit Amonyak Oksijen Azot Argon Asetilen Helyum Hidrojen Gıda Gazları; Dalış gazları Kriyojenik

Havanın Sıvılaştırılması… Gazların sıvılaştırılması çeşitli yöntemlerle bir gazın sıvı durumuna getirilmesidir. Bu yöntemler bilimsel ticari ya da endüstriyel amaçlar için kullanılabilir. Çoğu gaz normal atmosfer basıncı altında basitçe soğutularak sıvı haline getirilebilir. Karbon dioksit gibi birkaç gaz için de ayrıca basınç altında tutma işlemi uygulanması gerekir. Sıvılaştırma gaz moleküllerinin temel özelliklerinin analizinde ve gazların depolanmasında kullanılır. Her bir gaz kendine has kritik bir sıcaklığın altında sıvılaştırılabilir. CO2’nin kritik sıcaklığı 31°C (304° K)dir. Bu gaz kolayca sıvılaştırılıp endüstride kullanma gayesiyle basınçlı çelik silindirler içinde depo edilir. Hava Oksijen Azot Hidrojen ve Helyumun kritik sıcaklıkları ise çok daha düşüktür. Joule&Thomson

Linde Hampson metodu 1895 yılında Alman Kimyageri Karl von Linde İngiliz Fizikçisi William Hampson aynı zamanda bir jeneratif (geribesleme) sistemi keşfettiler. Bir jikleyi terk eden gazdan faydalanarak giren sıkıştırılmış gazın soğutulması sağlandı. Giren gazın sıcaklığı o kadar düşük olur ki çıkan gazın bir kısmı sıvılaşır. Diğer kısmı ise giren gazın ön soğutmasını sağlamak üzere devamlı geri beslenir. Hampson’un hava sıvılaştırıcısında sıkıştırılmış hava bir ısı eşanjörünün borularından beslenir ve daha sonra bir jikleden geçer. Gazın bir kısmı sıvı hava olur. Geri kalan kısmı boruların dışından geçirilerek içeri sıkıştırılmış havanın soğutulmasında kullanılır. Bu metodla neon hidrojen ve helyum hariç herhangi bir gaz sıvılaştırılabilir.

Linde Hampson metodu

Claude metodu 1902’de Fransız Kimyacısı George Claude adyabatik genleştirme yoluyla. Pistonlu bir makinanın içindeki yüksek basınçlı hava çevresiyle herhangi bir ısı alışverişinde bulunmadan iş yapmaktadır. Havanın iş yapması, iç enerjisinin azalmasına dolayısıyla sıcaklığının düşmesine sebep olur. Soğutulmuş olan havanın bir kısmı bir sıvılaştırıcının tüplerinin içine gönderilip sıvılaştırılır. Diğer bir kısmı ise pistonlu makinaya gelen yüksek basınçlı havayı önsoğutmaya tabi tutmak için kullanılır. Ön-soğutmadan geçen yüksek basınçlı havanın bir kısmı ise sıvılaştırıcının tüplerinin dış kısmına gönderilir. Pistonlu makinanın teteranlı kullanılması sonucu soğuk tüplerin üzerinden geçen hava sıvılaşır ve sıvılaştırıcının dibinde birikir. C.W.P Heylandt da adiyabatik genleşmeyi kullanan bir hava sıvılaştırıcısı geliştirmiştir. Onun metodunun Claude metodundan farklılığı pistonlu makinadaki adiyabatik genleşmeyi Linde-Hampson metoduna ilave olarak kullanmasıdır.

Claude metodu

Kaskat işlemi 1877 yılında İsviçreli fizikçi Raoul Pictet buharlaşmanın soğutma ve basıncın sıvılaştırma etkilerini müştereken kullanarak oksijeni sıvılaştırdı. Oksijenin kritik sıcaklığın altındaki – 140°C(133° K) sıcaklığına inmek için iki kademe kullanmıştır. İlk kademede SO2 sıkıştırılarak sıvılaştırıldı ve sonra buharlaştırıldı. Böylece yine sıkılaştırılarak sıvılaştırılmış CO2 ihtiva eden ikinci kademenin soğutulması sağlandı. Bunun da buharlaştırılması ile üçüncü kademedeki O2 soğutuldu ve 500 atmosferlik bir basınç altında sıkıştırılıp sıvı Oksijen elde edildi. Sıcaklık kademeler halinde düşürüldüğü için Pictet’in metoduna kaskat işlemi denir. Bu işlem helyum veya hidrojeni sıvılaştırmada kullanılamaz. Çünkü hiçbir madde buharlaştırılarak Hidrojenin kritik sıcaklığı olan -240°C(33° K) elde edilemez.

Oksijen DİKKAT …! Renksiz, yakıcı bir gazdır. Diğer kimyasallarla çabuk reaksiyona girer. Oksijen demir ve çelik üretiminde ergitmenin hızlandırılmasında, Ark ocaklarında ergitilecek hurdaların ocak içinde kesilmesi ve ergimiş metal içinde karbon düşürmede kullanılır. Yanıcı gazlar ile karıştırıldığında, kaynak, kesme ve metal işleme için gerekli ısı kaynağını sağlar. Isıl işlem fırınlarında, kâğıt fabrikalarında ve cam üretiminde fırın veya brülörle kullanımı sayesinde üretim ve verim artışı yanı sıra, alüminyum ‘un ergitilmesinde çevreyi kirletici yanma yan ürünlerinde önemli azalmalar sağlanmaktadır. Tıpta akciğer enfeksiyonlarında, roketlerde hidrojen ile birlikte yakıt olarak, İçme suyu filitrasyonunda, Balık çiftliklerinde suyun oksijen seviyesinin yükseltilmesinde kullanılır. Azot Azot sıvı haldeyken oldukça soğuktur. Bu özellikler Azot emniyetli bir dondurucu olup soğutuculuk görevi yapar. Kimyasal olarak reaksiyona girmez,inert bir gazdır. Azot atmosferi altında yanma reaksiyonlarının yanı sıra birçok kimyasal reaksiyonun gerçekleşmesi engellenebilir. Azot kimyasalların depolanmasında yanma ve patlamalara önlem olarak, petrol, solvent, yakıt, LNC nakillerinde tank ve boru hatlarının süpürülmesinde, elyaf üretiminde, gıda paketlemede, kontrollü atmosfer oluşturmak amacıyla gıda dondurma paketleme, soğutma ve taşınmasında, tıpta doku dondurma, saklama ve nakillerde, kalıplamada, proses ekipmanlarında soğutucu olarak, meşrubat paketleme, fresh gıdaların paketlenmesinde, elektronik sanayiinde, ampul imalatında kullanılır.

Argon Modern endüstride Argon; kesme ve kaynak işlemlerinde koruyucu gaz olarak kullanılır. Argonun ayrıca ampul ve floresan lambalar imalatında,elektronik sanayinde,metallerin saflaştırılması,merkezi yangın söndürme sistemlerinde kullanılır. Karbondioksit İlk olarak katı karbondioksid 1835 de üretildi.1924 e kadar endüstriyel olarak kullanılmadı. Katı halde iken doğrudan süblimleşerek gaz fazına geçer. Karbondioksit soğutucu olarak da kullanıldığı gibi yangın söndürme ve gazaltı kaynak işlemlerinde koruyucu gaz olarak da kullanılır. Çözünebilirliği sayesinde aynı zamanda bütün içeceklerin içinde köpük oluşturan bir gazdır. Karbondioksit,Gıda sektöründe şoklamada,yangın söndürme cihazlarında,döküm sanayinde kalıp ayırma işlemlerinde,deodorant imalatlarında taşıyıcı gaz olarak,suyun PH dengelemesini yapmak için,sera yetiştiriciliğinde kullanılır Karbondioksit, suni olarak baca gazlarından arıtılarak ya da doğal yollardan artezyen kazılarak elde edilir. Asetilen Asetilen Oksi-Asetilen alevle kesme işlemlerinde en çok kullanılan yanıcı gazlardandır. Kimyasal kalitede saf Asetilen, kokusuz, renksizdir. Yoğun ve isli bir alevle yanar. Yüksek alev sıcaklığına ihtiyaç duyulan yerlerde, Oksi-Asetilen kaynaklarında,metal kesimlerinde, deniz fenerlerinde,kimya sanayinde,cam sanayinde kullanılır.

Helyum Helyum havada çok az miktarlarda bulunduğundan çok kıymetli bir gaz çeşididir. Havadan hafif bir gazdır bu nedenle her tür balonun şişirilmesi için en doğal ve emniyetli gazdır. Sıvılarda çözünmeyen ve sıvı hali bilinen en soğuk madde olan bir gazdır. Helyum kaynak esnasında koruyucu gaz olarak da kullanılır.Derin sukuba dalışlarında helyum karışımlı dalış gazları tavsiye edilir. Ayrıca Helyum Lazer gazı ve analitik cihazlarda roket itici gaz sistemlerinde ve hassas kaynaklarda kullanılır. Hidrojen DİKKAT…!Hidrojenin Oksijenle ve diğer kimyasallarla çabuk reaksiyona girer. Renksiz, yanıcı bir gazdır. Cam üretiminde, plastik enjeksiyon işlemlerinde, enerji santralleri ekipmanlarının soğutulmasında, bitkisel yağ üretiminde, roket yakıt karışımlarında Hidrojen kullanılmaktadır. Son yıllarda gelişen otomotiv sektöründe Hidro yakıt olarak da kullanılmaktadır Gıda Gazları; Gıda gazları genelde mamülün raf ömrünü uzatmak, uzun süre bozulmadan mikroorganizmalar, enzimler, böcek ve parazitler, sıcaklık, nem, havanın oksijeni ve ışık gibi birçok etkenden korumak amacıyla kullanılır Karışımlar inertlerin.

Promete Kalbinde her dakîka şu ulvî tahassürün Minkâr-ı âteşini duy, dâimâ düşün: Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım? Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım? … Yükselmek âsmâna ve gülmek ne tatlı şey! Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa… Ey Müştâk-ı feyz ü nûr olan âtî milletin Meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin Yüklen, getir -ne varsa- biraz meskenet-fiken, Bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen Esmar-ı bünye-hîzini; boş durmasın elin. Gör dâimâ önünde esâtîr-i evvelin Gökten dehâ-yı nârı çalan kahramânını… Varsın bulunmasın bilecek nâm-ü şanını. Tevfik Fikret…

Doğal gaz ne olduğu anlaşılmadan önce insanlara gizemli bir olay gibi görünmüştür. Yeraltındaki gaz sızıntıları şimşek çakması nedeniyle yanmaya başlamış, Bu tip alevlerin en meşhur olanı antik Yunanistan’daki Parnasus dağında (M.Ö. 1000 dolayları) bir çoban tarafından görülmüş ve bunun bir kehanet olduğu düşünülerek alevin oluştuğu yere bir mabet yapılmıştır. Mabette Delhi Kahini olarak bilinen bir kadın papaz oturur ve alevden yayılan kehanetleri bildirirdi.

M.Ö. 500 yıllarında Çinliler bu alevlerden yararlanmaya başlamışlardır; gaz sızıntılarının bulunduğu alanları belirleyerek bambulardan boru hatlarıyla gazı çeşitli bölgelere taşımış ve deniz suyunu ısıtarak tuzundan arındırıp içme suyu elde etmişlerdir.. Doğal gaz taşımacılığı 1891’de boru hatlarıyla başladı ve dolayısıyla kullanımı da evler, iş yerleri, sanayi, elektrik üretimi gibi alanlarda da hızla genişledi ve gelişti. Geliştirilen güvenli taşıma ve depolama yöntemleri doğal gazın popüler bir enerji kaynağı olmasını sağladı.

DOĞAL GAZ Doğal gaz metan, etan, propan, bütanlar, pentanlar ve heksanlar karışımıdır. Bileşen % Metan (CH ) 70-90 4 Etan (C H ) 5-15 2 6 Propan (C H ) ve Bütan (C H ) < 5 3 8 4 10 CO , N , H S, vb. geriye kalanı 2 2 2 Su molekülleri kendi aralarında hidrojen bağlarıyla bağlanarak, geniş oyukları olan kafese benzer bir yapı (kapan) meydana getirirler; bu oyuklara gaz molekülleri (etan, propan, bütan, izobütan, nitrojen, karbondioksit ve hidrojen sülfür) yerleşir ve van der Waals kuvvetleriyle içinde bulundukları kafesle bağlantı kurarlar.

kuyu başlarına veya yakınına ısıtıcılar ve sıyırıcılar yerleştirilerek çekilen gazın sıcaklığının belirli sınırlar altına düşmesi önlenir. Bunun nedeni, düşük sıcaklıklarda, doğal gazda bulunabilecek az miktardaki su ile katı veya yarı-katı doğal gaz hidratların oluşmasına engel olmaktır

Gaz Yasaları

GAZ YASALARI Boyle Kanunu: İngiliz bilgini R. Boyle sabit sıcaklıktaki bir gazın hacimini, değişik basınçlarda ölçmüştür. Sabit sıcaklıta bir gazın hacmi ile basıncının çarpımı sabittir. P*V=K P1*V1=P2*V2=……..=K Alıştırmalar: Bir gazın hacmi, 20 C de ve 1 atm. Bsınç altında 10 lt. olsun aynı sıcaklıkta ve 2 atm. basınç altında ölçü yapılsaydı bu gazın hacmi ne olurdu? Çözüm: Madem ki basınç iki kat artmıştır, boyle kanununa göre hacim de yarıya inmelidir. P1*V1=P2*V2 bağıntısına göre P1= 1atm. P2= 2 atm. V1= 10 litre V2= ? V2=V1 P1/P2= 10 lt. 1atm/2atm=5litre Gay – Lussac ve Charles Kanunları Boyle yaptığı denemelerde sıcaklığı sabit tutup basınçla hacim arasındaki değişmeleri incelemişti. Şimdi de sabit basınç altında sıcaklığı değiştirdiğimiz zaman hacimde nasıl bir değişiklik olur, onu inceleyelim. Bu denemeyi ilk defa Fransız bilgini Charles yapmış ve sabit basınçta, bir gazın hacminin sıcaklığın 0 C tan 1 C a yükselmesiyle , 0 C taki hacminin 1/273 ü kadar arttığını görmüştür. Gazın sıfır derecedeki hacmini Vt ve t derecedeki hacmini Vi ile gösterirsek Vt=V0 + V0 1/273 t Katı ve sıvılarda ise ve genleşme katsayıları aynı değildir ve maddenin cinsine bağlıdır. Cahrles kanununu şu şekilde tanımlayabiliriz : Sabit basınçta bir gazın hacmi mutlak sıcaklıkla dopru orantılıdır veya matematik olarak ; V= KT (Burada V hacmi ,T mutlak değeri, K da bir sabiti göstermektedir.) V1/V2=T1/T2

Bu bağıntı ilk defa yine bir Fransız bilgini olan Gay-Lussac tarafından bulunmuştur ve Gay-Lussac kanunu olarak anılmıştır. Alıştırma: Bir gaz 27 C de ve bir atm. 600 ml. Gelmektedir.bu gazın 0 C de ve 1 atm. de hacmi ne olur. ? Çözüm: Gazın sıcaklığı düştüğü göre , hacmi de mutlak sıcaklıkta orantılı olarak azalacaktır. Önce sıcaklıkları mutlak sıcaklık cinsinden yazalım. T1= 27+273=300 K T2= 0+273 =273 K V1/V2=T1/T2 => 600/V2=300/273 buradan V2=546 bulunur; Beklendiği gibi, genel gaz denkleminde sıcaklığı sabit tutarsak Boyle, basıncı sabit tutarsak Charles , hacmi sabit tutarsak Gay-Lusssac kanunlarını elde ederiz. Boyle kanunu gazların hacimlerinin basınçla büyük ölçüde değiştirilebileceğini belirtmektedir. Katı ve sıvılarda ise hacmin basınçla değişmesi önemsemeyecek kadar küçüktür. Charles kanunu, bütün gazların genleşme katsayılarını birbirinin aynı olması özelliği ile ilgilidir. Katı ve sıvılarda ise sıvılarda ise genleşme katsayısı hem çok küçük hemde her madde için aynı değildir. Gay Lussac kanunu hacmi sabit tutulan bir gazın sıcaklığı arttırıldığında basıncınında artacağını belirtmektedir.gazların genleşme katsayısı ile basınçlarının artma katsayısı birbirinin aynı ve 0 C deki hacim ve basınç değerinin 1/273 dür. Gazlara ait bir önemli gözlemde birbiri içine büyük bir hızla yayılabilmeleridir. Gazların bu özellikleri nasıl açıklanabilir? Sıkıştırılabilmeleri özelliği bizi, gaz molekülleri arasındaki boşluğun moleküllerin kendi hacimlerinden çok daha büyük olduğu varsayımına götürmektedir.katı ve sıvılar basınçla çok az sıkıştırılabildiğine göre moleküller arasındaki boşluklar çok azdır. Dikkat edecek olursak bu varsayımla moleküllerin kendilerinin sıkıştırılamıyacağını kabul etmiş oluyoruz. Gazlar ayrıca sıvı ve katıların aksine konuldukları kapların her tarafına yayılırlar. Gaz molekülleri arasında büyük boşluklar olduğuna ve her tarafa doğru yayıldıklarına göre boşlukta asılı olarak nsıl kalabilirler. Bu güçlüğü gaz moleküllerinin devamlı olarak hareket halinde olduklarını kabul etmekle giderebiliriz. Gazların kineitk teorisi gazların davranışlarını açıklayabilmek için kurulmuş böyle bir modeldir. Bu teoremlerin önemli varsayımları şunlardır. 1) Gaz molekülleri arasındaki boşluklar o kadar büyüktür ki moleküllerin kendi hacimleri, bu boşluklar yanında önemsenmeyebilir.

2) Gaz molekülleri birbirine etki etmeyen, aralarında hiç bir çekme kuvveti olmayan bağımsız parçacıklardır. 3) Moleküller her yönde çok hızlı doğrusal hareket yaparlar. 4) Hareket halindeki moleküller birbirlerine ve içinde bulundaki kabın çeperlerine çarparlar. Bu çarpışmalar tam esnek çarpışmalardır. 5) Gaz moleküllerinin belirli bir andaki hızları birbirinin aynı değildir ve bir molekülün değişik anlardaki hızlarıda birbirinden farklıdır. 6) Hızları farklı olmasının sonucu olarak moleküllerin kinetik enerjileri de farklıdır. 7) Moleküllerin ortalam kinetik enerjileri mutlak enrjileri mutlak sıcaklıkla doğru orantılıdır. Kinetik teoriye uyan gazlara ideal gaz denir. Gerçekte hiçbir gaz tam anlamıyla ideal değildir. Gaz Basıncı : Basınç birim yüzeye etki edenkuvvet eden kuvvet olduğuna göre bir gazın basıncı, moleküllerin bulunduğu kabın çeperlerine çarpmalarından ileri gelir. Gazın moleüllerinin her yöndeki ortalama hızı aynı olduğuna göre gazın basıncı da kabın her noktasında aynı olcacaktır. Boyle Kanunu: Bir gazın hacmini, sıcaklığını değiştirmeden yarıya indirelim. Böylece gaz moleküllerinin sayısında bir değişiklik olmaz ancak birim hacimdeki gaz moleküllerinin sayısı iki misli olur. Bu nedenle moleküller arasındaki uzaklık ve dolayısıyla aynı molekülün çeperdeki herhangi bir noktaya ikinci gitmesi gereken yol yarıya iner. Sıcaklık aynı kaldığından molküllerin ortalam hızı değişmediğine göre, çepere yapılan çarpma sayısı ve dolayısıyla basınç iki misli artar. Charles ve Gay-Lussac Kanunları : Kinetik teoriye göre moleküllerin kinetik enerjisi mutlak sıcaklıkla doğru orantılı olarak değişmektedir. Bir gazın sıcaklığı arttığında moleküllerin hızı artar. Hızın artmasıyla, moleküllerin hızı artmasıyla , moleküllerin çepere çarpma sayısı ve her çarpmanın itme gücü artacağından gazın basıncı artar. Eğer dış basınç sabit ise iç basıncın artması nedeniyle hacim artar. Van Der Waals Denklemi : Genel gaz denklemi hacim, basınç ve sıcaklık gibi değişkenler arasında ilişki kuran ve bu değişikliklerle ilgili kanunları özetleyen bir denklem olduğuna göre yalnız ideal gazlar için geçerlidir. PV = nRT olduğuna göre 1 mol gaz için PV/RT= 1 olur.

Gay-Lussac Hacim Oranları Kanunu Gay-Lussac 1808 yılında, birbiriyle gaz halinde reaksiyona girerek yine gaz halinde bileşikler veren reaksiyonları ve buradaki hacim değişikliklerini incelemiştir.bu çalışmalr sonunda görülmüştür ki; Aynı sıcaklıkve basınç şartlarında bir kimyasal reaksiyona giren ve reaksiyonda meydana gelen gazların hacimleri arasında basit bir oran vardır. Buna Gay-Lussac hacim oranlarrı kanunu denir. Avogadro Hipotezi Aynı basınç ve sıcaklıkta bütün gazların eşit hacimlerinde eşit sayıda molekül vardır. Eşit sıcaklık ve basınç şartlarında bütün gazların eşit hacimlerinde aynı sayıda molekül bulunacağına göre sıcaklık, basınç ve hacim hacim değerleri belirtildiğinde molekül sayısının da belirli olması gerekir.standart şartlarda (0 C ve 760 mm Hg basıncı altında) herhangi bir gazın 1 molünün hacmi 22,4 litre Gelir ve 1 mol gazda 6,02 x 10 (üzeri)23 molekül bulunur. Bu sayıyada avogadro sayısı denir. Gazların difüzyonu : Graham Kanunu Gazlar birbiriyle her oranda karışabilirler. Odanın bir köşesine serpilen kolonyanın kokusunu diğer köşesinde duyabiliriz. Bu ancak kolanya buharlarının havanın içinde ilerliye bilmesi ile mümkündür. Bu olaya gazların difuzyonu denir. Graham kanununun kinetik teoriye göre açıklanması : Birbirine karışan gazların sıcaklıkları aynı olacağına göre ortalama kinetik enerjileri birbirine eşittir. ÖZET q Boyle Kanunu : Sabit sıcaklıkta bir gazın hacmi ile basıncının çarpımı sabittir.

PV=K q Charles Kanunu: Sabit basınçta bir gazın hacmi mutlak sıcaklıkta doğru orantılıdır. V=KT q Gay-Lussac Kanunu: Hacmi sabit olan bir gazın basıncı mutlak sıcaklıkla doğru orantılıdır. P=KT q Genel gaz denklemi: Bu denklem, hacim, basınç, sıcaklık ve gaz miktarı arasında veya Boyle, Charles ve Gay- Lussac kanunları ve avogadro hipotezi arasında bağıntı kuran genel bir denklemdir. PV= n RT q Daltonun kısmi basınç kanunu: Bir gaz karışımının toplam basınc, karışımı meydana getiren gazların kısmi basınçlarının toplamına eşittir. Pt= P1+P2+P3+….+Pn q Gazların kinetik teorisi: Bu teoriye göre, gazlar aşağıdaki şekilde davranırlar; 1) Gaz molekülleri arasındaki boşluklar o kadar büyüktür ki moleküllerin hacimleri hacimleri, bu boşluklar yanında önemsenmeyebilinir. 2) Gaz molekülleri birbirine etki etmeyen aralarında hiçbir çekme kuvveti olmayan bağımsız parçacıklardır. 3) Moleküller her yönde çok hızlı doğrusal hareket yaparlar. 4) Hareket halindeki moleküller birbirine ve içinde bulundukları kabın çeperlerine çarparlar. Bu çarpışmalar tam esnek çarpışmalardır. 5) Gaz moleküllerinin belirli bir andaki hızları birbirinin aynı değildir ve bir molekülün değişik anlardaki hızlarıda farklıdır. 6) Hızlarının farklı olmasının sonucu olarak moleküllerinkinetik enerjileri de biribirinden farklıdır. 7) Moleküllerin ortalama kinetik enerjileri mutlak sıcaklıkla doğru orantılıdır.

Van Der Waals Denklemi : Bu denlem genel gaz denkleminin gerçek gazlar için kullanılabilmesini sağlamak amacı ile düşünülmüştür. q Gay-Lussac Kanunu: Aynı sıcaklık ve basınç şartlarında bir kimyasal reaksiyona giren ve reaksiyonda meydana gelen gazların hacimleri arasında basit bir oran vardır. q Avogadro Hipotezi : Aynı basınç ve sıcaklıkta bütün gazların eşit hacimlerinde aynı sayıda molekül vardır. Standart şartlarda (0 C ve 760 mm Hg basıncı altında ) herhangi bir gazın hacmi 22,4 litredir. Bir mol gazda 6,02 x 10 (üzeri) 23 molekül bulunur. Bu sayıya avogadro sayısı denir.

Gazlar ( Yrd.Doç.Dr. Ahmet Emin ÖZTÜRK )

HIZLI HAREKET EDERLER

ARALARINDA BÜYÜK BOŞLUKLAR BULUNUR

HOMOJEN BİR KARIŞIM OLMAK ÜZERE HER ORANDA KARIŞABİLİRLER

KOLAYCA SIKIŞTIRILABİLİRLER

İÇİNE DOLDUĞU KABIN HACMİNİ ALMAK ÜZERE GENLEŞİR

DİFÜZLENEBİLİRLER

GELİŞİGÜZEL HAREKET EDERLER

YA BİRBİRLERİNE YADA KABIN ÇEPERLERİNE ÇARPARAK YÖN DEĞİŞTİRİRLER

KABIN ÇEPERLERİNE ÇARPMALARI SONUCU GAZ BASINCI OLUŞUR