Pikan Cevizi

GİRİŞ
Ülkemizde henüz yeni tanınmaya başlayan pikanın,çok geniş bir kullanım alanı olup, son yıllarda ticari önemi artan bir meyve türüdür.Amerika’nın en popüler kuruyemişlerinden olan pikanın,Amerikalıların yıl içerisindeki tatillerinde ve Noel sırasında geleneksel olarak hazırlanan kuruyemiş sepetlerinde özel bir yeri olduğu bilinmektedir (Faraçlar, 1988). Yapılan araştırmalarda, pikandaki doymamış yağ asitlerinin, doymuş yağ asitlerine oranla çok daha yüksek olması nedeniyle, insan sağlığını tehdit eden kollestrolü ve damar sertliğini önlediği ortaya çıkartılmıştır (Anonymous, 2000; Anonymous, 2001; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000)
İyi muhafaza şartlarında, kabuklu ve kabuksuz olarak uzun süre dayanması, yüksek beslenme değeri göstermesi, mevcut yerli cevizlere göre iç randımanının ve veriminin yüksek oluşu, belirgin özelliklerindendir.Yerli cevizin yetiştirilemediği daha ılıman iklim koşullarında, diğer kültür bitkilerine göre daha az emekle yetiştirilmesi, pikanın önemini daha iyi ortaya koymaktadır.
Subtropik iklim meyvesi olan pikan, badem ve cevizde olduğu gibi tohum kısmı yenildiğinden, ticari olarak gruplandırılırken sert kabuklu meyveler grubu içerisine konulsalar da botanik bakımdan sert çekirdekli meyveler grubu içerisinde yer almalıdırlar (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
Pikan yetiştiriciliğine dünyada da 1900’lü yıllardan itibaren gerekli önem verilmeye başlanmış ve üretimi hızla artarak 1998 yılında 1.000.000 tona ulaşmıştır. Bu üretimin %60’ı pikanın anavatanı olan ABD tarafından yapılmaktadır. Mısır, Türkiye, Avustralya, Çin, Hindistan, İsrail ve İtalya’da üretim yapan ülkeler arasındadır (Faraçlar, 1988).
Yurdumuzda ise pikan ile ilgili ilk çalışmalar 1953 yılında ABD’den getirilen tohumlarla başlamıştır. Daha sonra 1969 yılında FAO kanalıyla İsrail’den 14 kültür çeşidi getirilmiş ve Antalya Narenciye Araştırma Enstitüsü’nde çalışmalara başlamıştır. Türkiye’de Akdeniz, Güney Ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin çeşitli yerlerinde, kapama pikan bahçeleri kurulmaya başlamıştır (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000; Anonim, 1994). 1990 yılı verilerine göre ülkemizdeki üretim miktarı 6 tondur (Kepenek, 2002).

2. GENEL BİLGİLER
2.1. Anavatanı ve Tarihçesi

Pikanın anavatanı Kuzey Amerika’da Missisipi-Missouri havzası olup, Georgia, Texas, Arkansas, Doğu Oklahama, Doğu Kansas, Alabama, Batı Tennessee, Kentucky, Güney Indiana, Arizona, Illinois gibi eyaletler, pikan yetiştiriciliğinin önemli merkezleridir (Anonymous, 1996; Anonymous, 2002a; Faraçlar,1988)
Yine Mexico körfezi, Kanada ve ABD’nin büyük gölleri arasında kalan geniş alanlar da pikanın tabii yayılma bölgeleridir.
Pikan tarihi incelendiğinde, 1529’da Kuzey Amerika’ya giden İspanyol Gabezade Vaca adlı araştırıcının, 1541’de pikana ilişkin ilk belgeyi yazdığı görülür.
Florida’da pikan endüstrisi, 19.yüzyılın ilk yarısından önce başlamıştır. Hunt adlı üreticinin, 1848 yılında tohumdan pikan bahçesi kurduğu ve ileriki yıllarda bu ağaçların meyveleri incelendiğinde, fevkalade iyi çeşitlerin ortaya çıktığı görülmüştür.Yine bu dönemde 1903 yılında geniş çapta ıslah çalışmaları ve melezleme yolu ile yeni çeşitlerin elde edilmesine çalışılmıştır.
Güney Afrika’da pikana ilişkin çalışmaların 1912 yılında çalışmaların başladığı bilinmektedir.
Arizona Bölgesinde, pikanın 1920 yılından sonra yayıldığı kabul edilebilir. Maricopa, Yuma ilçelerinde ve Arizona vadisinin genellikle yüksek yamaçlarının etek kısımlarında, tamamı 16000 da olan kapama pikan bahçelerinin 1932’lerde kurulduğu bilinmektedir.
Meksika ve Avustralya’da, pikanla ilgili çalışmalar, 1937’de başlamıştır.
Türkiye’ye ise, ilk olarak 1953 yılında gelmekle birlikte, 1969 yılında İsrail’den getirilen materyalle çalışmalar başlamıştır.1980 yılından beri, bazı çeşitler yetiştiricilere verilmiştir (Faraçlar, 1988).
2.2. Sistematikteki Yeri
Alem : Vegetabilae
Şube : Phanerogamae
Alt Şube : Angiospermae
Sınıf : Dicotyledonae
Familya : Juglandaceae
Cins : Carya
Tür : Carya illionensis Kosch.
Carya cinsi içerisinde çok sayıda tür bulunmaktadır, en önemlisi Carya illionensis’dir ve bu türün dışındakilerin kabukları zor kırılır, daha pürüzlüdürler. Diğer türlerden bazılarının meyveleri küçük ve serttir. Bazılarının tadı acı (Carya glabra Mill.), bazılarının ise hoş bir lezzetli vardır (Carya laciniosa Loud.,Carya ovata K.Kosch.,Carya ovalis Sarg.). Bu türlerin keresteleri de kıymetlidir. Bazı türler, özellikle Carya ovata K.Kosch ev bahçeleri için, hem meyve ağacı, hem de güzel bir süs ağacıdır. Carya aquatica Nutt.nın da meyveleri acı olup, nemli topraklar için anaç olarak faydalanılmaktadır (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000; Willey, 1996).
2.3. Pomolojik yönden sınıflandırılması
Pikan cevisizinin mevsimi botonik bakımından sert çekirdekliler grubunda bulunmakla birlikte ticari olarak sert kabuklular grubunda yer almaktadır. Pikan çeşitleri pomolojik yönden birtakım kriterler göz önüne alınarak sınıflandırılabilirse de en yaygın olarak aşağıda verilmiş.
İriliklerine göre (1 kg daki meyve sayısı olarak):
Çok iri : 100 adet veya daha az
İri : 100- 120 adet
Orta : 121- 165adet
Küçük :166-200 veya daha az
İç randımanlarına (dolgunluklarına) göre:
Çok düşük:% 42 ve daha az
Düşük : %43-47
İyi : %48-51
Çok yi :%52 ve daha fazla (Anonim, 1986).
2.4. Pikan Meyvesinin birleşimi ve Değerlendirilmesi
Pikan besleyici özelliği çok yüksek olan bir meyvedir (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000). Pikan meyvesi çeşitlerine göre değişmekle birlikte % 65-70 oranında yağ içerir. Taze pikanda doymamış yağ asitlerinin %73 ünü oleic asit %17 sini ise linoleic asittir (Ananim, 1986; Anonymous,2000; Tuzcu, 2000). Pikandaki olecic yağ asiti zeytin yağdakiyle aynıdır.
Pikan cevizindeki besin değeri aşağıdaki gibidir.
Kalori 687
Yağ % 71,2
Olaic asit gr 43,15
Linoleik asit gr 17,26
Protein % 9,2
Karbonhidrat % 14,6
Kollestrol mg 0,00
Kalsiyum (Ca) mg 73
Fosfor (P) mg 239
Potasyum (K) mg 603
Demir (Fe) mg 2,05
Vit. A IU 130
Vit. B1 (Thimin) mg 0,86
Vit. B2 (Riboflavin) mg 0,13
Vit. B6 (Niacin) mg 0,90
Vit. C mg 2,0
Vit. E mg 15,5

Çizelgede de görüldüğü gibi pikan cevizi B1 C ve E vitamini yönünden oldukça zengindir. Pikanda doymamış yağ asitlerinin, doymuş yağ asitlerine oranla çok daha yüksek olması, insan sağlığını tehdit eden kollestrolü ve damar sertliğini önleme açısından son derece önemlidir (Ananim, 1986; Anonymous, 2000; Anonymous, 2001; Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000;).
Atlanta da Eylül 2001 de yayınlanan beslenme ile ilgili bir yayında pikanların kollestrolü düşürdüğü doğrulanmıştır. Yani pikan, sadece güzel bir tada sahip değil aynı zamanda sağlıklı bir kollestrolü düşürücüdür.
Amerika da Dr. Joan Sabate ve Dr. Sujatha Rajaram pikanın kötü kollestrol olarak adlandırılan LDL yi düşürdüğünü ve iyi kollestrol olarak değerlendirilen HDL seviyesini arttırdığı kanıtlamıştır.
Yine ülkenin ‘Ulusal Kollestrol Eğitim Programı’ notlarında, kollestrol oranında ve koronel kalp hastalıklarında %1.5 oranında azalma olduğu belirtilmiştir. Buradan yola çıkarak, pikanla zenginleştirilmiş diyette kalp krizi riskinin %25 oranında azaltıldığı söylene bilir (Anonymous, 2001). Bu nedenlerle sıvı yağlar içerisinde insan sağlığı için en elverişli yağ niteliğini taşımaktadır (Tuzcu, 2000).
Dr. Rajaram’ın açıklamalarına göre pikanın kilo aldırmadığı da belirtilmiştir pikan. Bu özelliği ile de çok güzel bir diyet yiyeceğidir (Anonymous, 2001).
Bunların dışında pikanın çok değişik kullanım alanları da vardır. ABD Ulusal Pikan Pazarları Topluluğu’nca piyasaya sunulan pikan yemek kitabında, pikanın 230 un üzerinde değişik usullerde değerlendirilebildiği belirtilmektedir. Genlikle iyi cins ekmek yapımında, meyveli kek ve böreklerde, şekerleme, dondurma ve çikolata sanayisinde değişik meze ve salatalarda,, sebze ve et yemeklerinde, çorba ve tatlılarda kullanılabilmektedir. Ayrıca kavrulmuş, kebap edilmiş pikan meyve şekerleri, yerli halkın ve turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Özellikle Amerikalıların yıl içerisindeki tatilleri ve Noel sırasında geleneksel olarak hazırlanan kuruyemiş sepetlerinde, pikanın özel bir yeri olduğu bilinmektedir (Anonymous, 2000; Anonymous,2001; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).

Ayrıca pikanın yaprak, kabuk ve kökleri ile yağları da değerlendirilmektedir. Pikan yağı hem teknolojide hem de resim dalında aranan kıymetli bir yağdır. Kabuk ve kökleri, tanen ve boya endüstrisinde kullanılır. Yine odununun Amerika’da ızgaracılıkta kullanıldığı ve ete hoş bir koku verdiği bilinmektedir (Farçlar,1988).
2.5. Botanik Özellikleri
Pikan uzun ömürlü, orta genişlikte, her yıl yapraklarını döken 30-45 yükseklikte ve 1.8- 2.1 metre arasında değişen çaplara sahip bir bitkidir (Tuzcu, 2000). Yabani pikan ağaçları kültür çeşitlerine göre çok daha büyük bir habitüse sahiptir.

Pikan ağaçları güzel görünüşü ve meyvelerindeki üstün niteliklerinden dolayı, kapama bahçeler dışında, ev bahçelerinde ve parklarda da aranılan bir bitkidir (Faraçlar, 1988).

Kış dinlenmesinde bulunan bir pikan ağacı

Kök:
Çimlenen bir pikan tohumundan ilk olarak, embriyo kökçüğü çıkar. Bu sürekli büyüyerek ana kökü oluşturur. Pikan kuvvetli ve kalın bir kazık köke sahiptir.kazık kök kalın olmasına rağmen gövdeden daha yumuşak bir dokusu vardır. çok az yan kök ve saçak kök oluşturur. Kökler dayanıksız ve zayıftır. Bir mevsim fonksiyoneldirler, sonra ölürler ve yenileri meydana gelir.
Bir yılın sonunda, gelişen gövde boyu 20-30 cm iken toprak altındaki kazık kökü uzunluğu 90-120 cm ye ulaşabilmektedir. Normal şartlar altında gelişmiş bir ağacın kökü 6-7 metre derinliğe kadar inebilmektedir. Kök özellikleri nedeniyle fakir, kurak ve ağır bünyeli toprakları olan bölgelerde de yetişmektedir (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).
Gövde ve Dallar:
Genç bitki toprağa yakın bir yerden ağır bir kesime tabi tutulursa, gövdeden ve kök boğazı civarından çok sayıda uyur gözün uyanarak, çok sayıda gövde yaptığı görülür. Genel olarak yuvarlak bir taca sahiptir. İlk yıllarda gövde düzgün bir yapıya sahipken, ilerleyen yıllarda kırışık ve çatlamış bir görünüm alır (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000). Gövde beyazımsı –gri bir renge sahipken, ilerleyen yıllarda gri veya açık kahverengi bir renk alır. Gövde rengi çeşitler arasında farklılık gösterebilir (Anonymous, 2002a; Faraçlar, 1988).

Pikan ağaçları, griye çalan kahverengi ve tüylü dallara sahiptir(Anonymous, 2002a). Dallar genelde çok gevrek olup,dayanıksızdır.özellikle iyi şekil budaması yapılmadığında, ürün fazlalığı ve şiddetli rüzgarlarla kolayca kırılabilir (Faraçlar,1988; Tuzcu,2000).

Yapraklar
Pikan bileşik yapraklıdır. Yapraklar uzun saplı olup, 9-17 adet mızrağımsı yapraktan oluşmaktadır. Yaprakçıklar yaprak sapı üzerinde karşılıklı olarak dizilmişlerdir.
Yapraklar dar, uçları kavisli ve kenarları dişlidir. Yaprak rengi sarımsı yeşilden, koyu yeşile kadar değişen renkler alırlar (Anonymous, 2002a).Yaprakların üst yüzeyleri parlak, alt yüzeyleri ise donuktur (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).
Çiçekler:
Pikanlar; bazı çeşitlerde protandry bazı çeşitlerde ise protogeny gösteren monoic bir meyve türüdür (Anonim, 1994; Tuzcu, 2000). Pikan ağacında erkek çiçekler, bir yıllık sürgünlerin yan veya uç gözlerinden çıkarlar. Genellikle her gözden 2 veya 3 saplı erkek çiçek oluşur ve aşağıya doğru sarkarlar, püskül şeklinde olan bu erkek çiçeklere ‘kedicik, denir.

Kediciklerin uzunluğu ve kalınlığı çeşitlere göre değişmektedir. Örneğin Western çeşidinde 8 cm olan erkek çiçek boyu, Mohawk çeşidinde 15 cm’ye kadar ulaşabilmektedir.her ağaçtaki erkek çiçek sayısı da, çeşitler arasında farklılık gösterir (Faraçlar,1988; Tuzcu,2000). Bazı çeşitler de çok fazla sayıda erkek çiçek vardır ve etrafa toz gibi polen saçarlar. Erkek çiçekler açık yeşilimsi-sarı bir renge sahiptir (Anonymous, 2002a; Tuzcu, 2000).
Dişi çiçekler mutlaka aynı yıl süren odun gözlerinden meydana gelen sürgünlerin, uç kısımlarında teşekkül eder.dişi çiçeklerin açılması, göz gelişimi başladıktan 4-6 hafta sonra olur. Dişi çiçekler bir sap üzerinde 2-8’li demetler halinde bulunurlar. Açık yeşil renkli, küçük ve gösterişsizdir. Teşekkül eden çiçeklerden bazıları tozlanma öncesi uygun olmayan şartlardan dolayı (besin ve su yetersizliği gibi) dökülebilir (Anonymous, 2002a; Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).

Meyve:
Meyveler genellikle uç dalarında 3-7’li demetler halinde oluşurlar. Cevizler 3.5 – 7 cm boyundadır. Ceviz şekli yuvarlak oval –uzun sivri arsında çeşitlere göre değişmektedir. Etli ve pürüzsüz yeşil bir dış kabul ile kaplıdır. Dış kabuğu düzgün, ince ve üzeri kahverengi, leke veya çizgilidir. Ceviz üzerindeki kahverengi leke veya çizgileri çok yada az olması leke şeklinde veya uzun şerit şeklinde olması çeşitleri tanımada önemli bir özelliktir. Kabuk çok incedir ve elle kırılabilmektedir. Ceviz içi iki bölmeli, tatlı ve son derece lezzetlidir. İç randımanı yüksektir (Tuzcu, 2000).

Pikan meyveleri iki safhada olgunlaşır.
1. Safha: Çiçeklenmeden, ağustos ayına kadar süren periyottur. Bu aşamada meyvenin hacmi giderek artar ve döllenmeden sonraki 30 –40 gün içerisinde yeterli iriliğe ulaşır. Yine bu safhada kabuk, dip kısmından itibaren sertleşir. Meyve için yalnızca sıvıyla doludur.
2. Safha: Ağustos ayından, olgunluğun gerçekleştiği süreye kadar olan periyottur, bu süre içerisinde meyve içi olgunlaşır. Meyve eti başlangıçta sulu ise de bu safhada suyunu kaybederek, sert bir hal alır. Endocarp sertleşip olgunlaşırken mezocarp eklenir ve sulanır. Epidermis ise meyvenin dış kabuğunu oluşturur. Yenen kısım meyvenin tohumudur (Faraçlar, 1988). Tohum düşmesi ise Eylülde başlar ve Ekimde sona erer (Tuzcu, 2000).
Badem ve cevizde olduğu gibi pikan cevizinde de meyvenin tohum kısmı yenildiğinden, bunlar ticari olarak gruplandırılırken sert kabuklu meyveler grubu içerisine konulursa da, botanik bakımından yerlerinin, sert çekirdekliler grubunda olması gerekir.

Pikanlarda meyve büyüklüğü ve meyve içi gelişimine etki eden bazı faktörler vardır. bunlar:
– İlk safhada nem az olursa, normal şartlara göre meyveler daha küçük olurlar. Bu durumda genel su azlığında küçük, düşük randımanlı meyveler oluşur.
– Genel besin maddeleri azlığı açlık nedeniyle küçük zayıf ürün oluşturur.
– Ağaçlardaki besin maddeleri eksiliği durumunda yaprak ve gövdede hastalıklar meydana gelir. Bu durumdan meyve içi gelişimi de etkilenir (Faraçlar,1988).
Pikan meyvesi içi randımanı çok yüksektir. Pikan çeşidinin ticari bir çeşit olabilmesi için içi randımanının en az % 50 civarında olması gereklidir.

Meyvelerin iç randımanını tespit etmek için her çeşit yada ağaçtan 25 meyve alınır, teker teker tartıldıktan sonra, kırılarak iç cevizin ağırlığı tartılır. Aşağıdaki formüle göre hesaplama yapılır (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).

% iç randımanı: 25 meyvenin iç ağırlığı ortalaması *100
25 kabuklu meyvenin ortalaması

3. DÖLLENME BİYOLOJİSİ
Pikanda tozlanma rüzgar aracılığıyla sağlanmaktadır. Olgunlaşmamış çiçek tozları çevreye yayılır. Yayılma genel olarak gün doğumundan gün batımına kadar gerçekleşir. Erkek çiçekler gündüzleri nem %85 in altına düştüğünde önemli ölçüde polen dağıtırlar pikan ağaçlarının fazla miktarda açığa çıkardıkları polenlerin ömrü çok kısadır oda koşularında 5 gün süreyle canlı kalabilirler (Anonymous, 2002a;).
Dişi çiçekler olgunlaştıktan 7-10 gün sonra reseptiv hale gelirler ve durumda 5-9 gün süreyle kalırlar. dişi çiçeğin reseptiv olduğu dönem, stigmanın koyu yeşilden açık sarı renge dönmesiyle anlaşılır. Dişilik tepesinin kararması ise bu dönemin bittiği anlamına gelir (Faraçlar,1988).
Pikanlar monoic bitkilerdir ve dichogamy gösterirler, çeşitlere ve ağacın yetiştiği bölgeye göre değişiklik göstermekle birlikte prtandry ve protogeny görülebilmektedir (Anonim,1994; Anonymous, 2002a).
Tohumun dolayısıyla meyvenin oluşabilmesi için protondry ve protogeny özellik gösteren çeşitlerin bilinmesi ve bun agöre bahçe kurmak gerekmektedir.

Aşağıda bazı pikan cevizi çeşitlerinin çiçeklenme dönemleri görülmektedir.

Çiçek tozu saçma dönemi

Dişilik tepesinin reseptiv dönemi

4. ÖNEMLİ ÇEŞİTLER
Antalya şartlarına uygunluğu belirlenen çeşitlerden bazıları aşağıdaki gibidir.

Western (Western Schley):
Meyveler 4.4 cm uzunlukta ve 2.0 cm çapındadır. Kabuk kalınlığı orta, pürüzsüz orta kahverengi üzeri siyah çizgi ve benekli olup kabuk yüzeyi pürüzlüdür, yağ aranı %75 iç randımanı ise % 58 dir. 1 kg daki meyve sayısı 151 dir. Meyve içi dolgundur lezzetli bir çeşittir.
Erken meyveye yatarlar yüksek verimli, meyveye içi kalitesinin iyi olması ve diğer çeşitler için dölleyici özellik taşıması bu çeşidin önemini arttırmaktadır. Çiçekler potaldry özelliktedir. Kara lekeye orta derecede dayanıklıdır.

Mahan:
Meyveler 5.7 uzunluk ve 2.3 çapındadır. Meyveleri çok iri ve gösterişlidir. Kabuk kalınlığı çok ince pürüzsüz bej kahverengi olup oldukça kolay kırılır. Yağ oranı %73, iç randımanı %51 dir. 1 kg daki meyve sayısı 109 dur. Meyve içinde sap tarafında kabuğun tam dolmadığı görülür lezzetli bir çeşittir.
İri olması bu çeşidin pazar değerini artırmaktadır. Çeşidin dezavantajı meyvelerinin geç olgunlaşması ve genellikle hasat zamanının yağmurlara rastlamasıdır. Çiçekler protogeny özelliktedir. ve çeşit kara lekeye orta derecede duyarlıdır.

Wichita (Halbert x Mahan):
Meyveleri 4.7 cm uzunluk ve 2.2 cm çapındadır. Meyveleri iri uzun şekillidir. Kabuk kalınlığı orta, pürüzsüz bej kahverengi olup, uç kısmında siyah çizgi ve benekler yoğunlaşmıştır. Yağ oranı % 72 iç randımanı %58 dir.1 kg daki meyve sayısı 110 dur. İçi yarım halde çıkabilir lezzeti mükemmeldir.
Bu çeşit bol yapraklı çok erkenci ve verimlidir. Ağaçlar küçük yapılı olduğundan sık dikime elverişlidir. Bu çeşit kara lekeye oldukça duyarlıdır. Çiçeklenme durumu protogenydir.
Choctaw (Success x Mahan):
Çok iri ve uzun şekillidir.meyveler 4,2cm uzunlukta ve 2,4cm çapındadır. Kabuk, ince orta arası kalınlıkta, pürüzsüz, rengi bej-kahve renkli olup kolay kırılır.Yağ oranı %73, iç randımanı %59,4 tür.1kg daki meyve sayısı 96 dır.
Meyve içi tam dolgun ve parlaktır, lezzeti mükemmeldir. Kara leke hastalığına karşı dayanıklıdır. İç randımanının yüksek oluşu ve kalitesi nedeniyle aranılan bir çeşittir. Çiçeklenme protogenydir.
Mohawk:
Success ve Mahan çeşitleri arasında yapılan melezlemeden elde edilmiştir.Bu çeşidin iri, çekici ve yüksek kaliteli olduğu bilinir. Ceviz kabuğu incedir. ABD Tarım Bakanlığının en iri cevizlere sahip çeşididir. İç randımanı %55-58 ve 1kg’daki meyve sayısı 70-100 tanedir.
Meyve olgunluğu erkencidir. Ağacı kuvvetli, yarı yayvan gelişir.Çok verimli bir ceviz olması nedeniyle ceviz kalitesi yüksek değildir. Kuvvetli gelişmeye eğilimi nedeniyle soğuklardan etkilenme riski yüksek olan bir çeşittir. Periyodisiteye eğilimi de yüksek olan bu çeşit bir çok bölgede kara leke hastalığına yüksek dayanım göstermektedir. Çiçeklenme durumu protogenydir.

Cheyenne:
Clark ve Odam çeşitlerinin melezlenmesinden elde edilmiştir. Meyveleri orta irilikte, meyve içi dolgun ve parlakçadır. Çok verimli bir çeşittir. Bu çeşidin meyvelerinin diğerlerinden ayırıcı özelliği, iç ceviz yüzeyinde kıvrımlarının bulunmasıdır. İç randımanı %57’dir. 1kg’da 110-140 adet meyve bulunmaktadır.
Ticari yetiştiricilikte, bol dallı ve küçük boylu olmasından dolayı önem kazanmış, sık dikime uygun bir çeşittir. Kara leke hastalığına dayanıklı olan çeşit, yaprak bitleri ve özellikle sarı afite hassastır. Çiçeklenme durumu protandry olup, Wichita ile dikilmesi tavsiye edilmektedir. Wichita çeşidi için iyi bir tozlayıcıdır.

Mahan x Stuart:
Mahan x Stuart çeşitlerinin melezlenmesinden ortaya çıkmıştır. Doğal açık tozlanma ile elde edilmiş bir melezdir. Orta erkenci, olgunlaşma zamanı orta mevsim ve verimli bir çeşittir. Soğuklama isteği biraz yüksek olup 700 saatin üzerindedir ve çok iri meyveler vermektedir. İç randımanı biraz düşüktür. Yağ miktarı yüksektir. Periyodisiteye kısmen eğilimi vardır. Kara lekeye duyarlı ancak yaprak kıvırcıklığına dayanıklı bir çeşittir.

Shawnee (Schley x Barton):
Meyveleri iri ve uzun şekillidir.meyveler 4.5 cm uzunlukta, 2.0cm çapındadır. Kabuk çok ince, pürüzsüz, çok açık kahverengi, uç kısmı siyah çizgilidir. Oldukça kolay kırılır. Yağ oranı %76 iç randımanı %58 dir 1 kg daki meyve sayısı 140 dır.
Meyve içi dolgundur kalite ve lezzet çok mükemmeldir erkenci ve bol ürün vermesi, meyve içi kalitenin yüksel olması, göze çarpan özellikleridir. Sık sikime elverişlidir. Çiçeklenme durumu protogeny’dir.
Harris Super:
Meyveleri iri, uzun şekilli olup, uç kısmı sivricedir. Meyveler 4.5 cm uzunluk ve 2.2 cm çapındadır. kabuk kalınlığı ince, pürüzsüz, açık kahverengi, siyah çizgilidir. Yağ aranı % 67 iç randımanı % 51 dir 1 kg meyve sayısı 133 tür. Meyve içi dolgundur. Lezzeti iyidir.
Verimlidir ve düzenli ürün alınır çiçeklenme durumu protogeny’dir.
Bunlar dışında Hastings, İdeal, Royal, Burkett gibi çeşitlerde Antalya koşullarında yetiştirilebilmektedir.
Değişik ülkelerde yaygın olarak yetiştirilen diğer çeşitler ise; Baarton, Best’s Early, Candy, Delmas, Desirable, Devore Forkert, Jubilee, Kanza Major, Moore, Nugget, Salopek, San Saba, Stuart, Summer. Van Deman gibi çeşitlerdir (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).
5. EKOLOJİK İSTEKLER
5.1. İklim İstekleri
Pikan subtropik iklim koşularında başarılı bir şekilde yetiştirilir. Bununla birlikte tam bir subtropik iklim meyvesi değildir. Çünkü kış aylarında (Aralık –Şubat) çiçek ve meyve gelişimi için düşük sıcaklığa ihtiyaç duymaktadır bu üç ayın ortalama sıcaklığı 10 o C olmalıdır. Yaz aylarında (Haziran- Ağustos) maksimum verim eldesi için yüksek sıcaklık gerekmektedir. Bu ayların ortalama sıcaklığı ise 27o C dir (Anonim, 1995; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000). Çok uzun geçen kurak hava koşularında pikan, meyve içini gereği gibi dolduramaz aynı zamanda aşırı yüksek sıcaklıklar yeşil meyve kabuğunu yanmasına sebep olabilirler. Ağaçların iyi gelişimi ve yüksek verim eldesi için bol güneş ışığı alan yerlere dikilmesi gereklidir (Anonim, 1995).
Sıcaklık pikanın meyve olgunlaşmasını, meyve büyüklüğünü ve şeklini, kabuk kalınlığını ver meyve içi bileşimini önemli ölçüde etkilemektedir. Pikan gelişimi için en ideal gündüz sıcaklık ortalaması +32o C gece ise +21o C dir. Tohum çimlenmesi için gerekli ortalama sıcaklık 23-29oC’dir.
Doğal olarak yetişen pikan ağaçları, -18oC’ye kadar toleranslı ise de, kültür çeşitleri sıcaklığın –6oC den daha aşağı düşen yerlerde yetiştirilemez, yetişse bile meyve verimi çok düşük kalmaktadır. Pikanlarda büyüme, genellikle 4.4oC’nin altında ve 40oC’nin üstünde durur. Kök büyümesi için, optimum sıcaklık 26oC’dir. Kökler gövdeye göre soğuğa daha dayanıklıdır. Kök gelişimi, 15.5oC’nin altında ve 38o C nin üzerinde yavaşalar. Ağaç dinlenme devresinde, yüksek ve düşük sıcaklığa daah dayanıklıdır. Bu dönemde 52o C sıcağa ve –18o C soğuğa dayana bilir genç ağaçlar sık sık güneş yanığından zarar görürler ve bu durum iletim demetlerinin ölmesine sebep olurlar.
Dinlenme periyodunun bitmesi için 7.2 o C nin altında en az 400 saat soğuklamaya ihtiyaçları vardır. Bu süre çeşitlere göre değişmekle birlikte 400 ile 800 saat arasındadır (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
İlk bahar ve kış donları pikan yetiştiriciliğini sınırlayan önemli bir parametredir. Pikan ağaçlarının soğuğa karşı hassasiyeti; ağacın yaşı, iriliği besin elementleri, durumu ve verim gibi faktörler tarafından etkilenmektedir. Periyodisite gösteren ağaçlar, düzenli istikrarlı ürün veren ağaçlara göre soğuktan daha şiddetli etkilenirler (Anonim, 1995).
Ayrıca pikan ağacının odunu gevrek bir yapıya sahip oluğu için çok kuvvetli rüzgar alan bahçelerde mutlaka rüzgardan korunmalıdır (Tuzcu, 2000).
5.2. Toprak İstekleri
Pikan için en iyi toprak, tınlı- kumlu, drenajı iyi, süzek, derinliği 180-200 cm olan topraklardır. Pikan farklı toprak tiplerine oldukça yüksek oranlarda adapte olabilmektedir. Ancak sulanan alanlarda sulama suyundaki mevcut tuzlar toprak yapısını etkileyen en önemli faktör olarak görülmektedir. Bu nedenle iyi drene edilmiş, kök bölgesinin rahatlıkla su alabileceği özellikle nehir önü sırtları pikan yetiştiriciliği için en uygun alanlardır (Anonymous, 2002a; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
Pikan çakıllı ve kumlu topraklarda da başarılı bir şekilde yetişir. Ancak iyi bir neticeye ulaşabilmek için sık sık sulama ve gübreleme fazla emek ve zaman gerektirir.

Sulanan pikan toprağının, uygunluğunu saptamada;Bor, Sodyum ve çözülmüş total tuz öncelikli faktörlerdir. N, P, K, Zn, Mn, ve Fe ‘de önemli olup doğru bir gübreleme yapmak önemlidir (Anonim, 1995). Toprak pH sı 6.5-7.0 arasında olmalıdır.
Pikan güçlü bir kök sistemi oluşturduğu için, elverişsiz toprak koşularında da yetişebilir. Ancak zayıf, iyi drene edilmemiş, ağır topraklardan yüksek verim eldesi beklenemez (Anonim, 1995; Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).
6. YETİŞTİRME TEKNİĞİ
6.1. Çoğaltılması
Pikan çeşitleri, çöğür anaçları üzerine göz veya kalem aşılarının yapılaması ile çoğaltılır. Amerika’da yapılan bir çok araştırmalarda pikanın, çelik ve daldırma ile çoğaltıla bilmesine rağmen, istenilen kök sistemini vermediği için kullanılmamaktadır.
Pikanlar geçek anlamda meyve verimine 10 yaşından sonra başlamaktadır (Anonim, 1986; Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000). Hasattan sonra pikan tohumları sıcak ve kuru şartlarda bırakılırsa, canlılıklarını kaybederler. Bu nedenle hasattan ekim zamanına kadar ya 0 o C de depolanır,yada katlama yapılır. Eğer tohumlar katlamaya alınmaz soğuk depoda 0-2o C de bekletilirlerse, ekim zamanında çimlenmeyi kolaylaştırmak için, 7 –10 gün süreyle suda tutulmaları gerekir.
Katlama: Katlama sonucunda elde edilen pikan çöğürleri daha erken aşıya gelirler, bir örnek olurlar ve iyi gelişim gösterirler. Katlamada öncelikle; katlama sandıklarına bir sıra kum, bir sıra ceviz dizilir. Üzeri 5cm yükseklikte kumla kapatılır ve tekrar ceviz dizilir. Bu işleme sandık dolana kadar devam edilir. Katlamada kum yerine perlit yada talaşta kullanılabilir. Katlama süresince, sulamaya dikkat edilerek nemli bir ortam sağlanmalıdır.
Depolarda muhafaza edilen tohumlar farklı yöntemlerle çimlendirilebilir. Bunlardan bir tanesi polietilen torbalar (tüpler) kullanarak yapılan çimlendirmedir. Bu yöntemde tohumlar, 10 cm çapındaki tüplere eşit miktarda kum ve organik maddenin karışımının içine, 7-8 cm derinlikte ekilir, düzenli olarak sulanır. Bitki 10 cm boylandıktan sonra, 4 lt suya bir çay kaşığı amonyum sülfatlı çözelti hazırlanır ve uygulanır. İlk yapraklar olgunlaştıktan sonra fidanlığa nakledilir.

Bir cevap yazın