Pikan Cevizi

 

GİRİŞ
Ülkemizde henüz yeni tanınmaya başlayan pikanın,çok geniş bir kullanım alanı olup, son yıllarda ticari önemi artan bir meyve türüdür.Amerika’nın en popüler kuruyemişlerinden olan pikanın,Amerikalıların yıl içerisindeki tatillerinde ve Noel sırasında geleneksel olarak hazırlanan kuruyemiş sepetlerinde özel bir yeri olduğu bilinmektedir (Faraçlar, 1988). Yapılan araştırmalarda, pikandaki doymamış yağ asitlerinin, doymuş yağ asitlerine oranla çok daha yüksek olması nedeniyle, insan sağlığını tehdit eden kollestrolü ve damar sertliğini önlediği ortaya çıkartılmıştır (Anonymous, 2000; Anonymous, 2001; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000)
İyi muhafaza şartlarında, kabuklu ve kabuksuz olarak uzun süre dayanması, yüksek beslenme değeri göstermesi, mevcut yerli cevizlere göre iç randımanının ve veriminin yüksek oluşu, belirgin özelliklerindendir.Yerli cevizin yetiştirilemediği daha ılıman iklim koşullarında, diğer kültür bitkilerine göre daha az emekle yetiştirilmesi, pikanın önemini daha iyi ortaya koymaktadır.
Subtropik iklim meyvesi olan pikan, badem ve cevizde olduğu gibi tohum kısmı yenildiğinden, ticari olarak gruplandırılırken sert kabuklu meyveler grubu içerisine konulsalar da botanik bakımdan sert çekirdekli meyveler grubu içerisinde yer almalıdırlar (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
Pikan yetiştiriciliğine dünyada da 1900’lü yıllardan itibaren gerekli önem verilmeye başlanmış ve üretimi hızla artarak 1998 yılında 1.000.000 tona ulaşmıştır. Bu üretimin %60’ı pikanın anavatanı olan ABD tarafından yapılmaktadır. Mısır, Türkiye, Avustralya, Çin, Hindistan, İsrail ve İtalya’da üretim yapan ülkeler arasındadır (Faraçlar, 1988).
Yurdumuzda ise pikan ile ilgili ilk çalışmalar 1953 yılında ABD’den getirilen tohumlarla başlamıştır. Daha sonra 1969 yılında FAO kanalıyla İsrail’den 14 kültür çeşidi getirilmiş ve Antalya Narenciye Araştırma Enstitüsü’nde çalışmalara başlamıştır. Türkiye’de Akdeniz, Güney Ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin çeşitli yerlerinde, kapama pikan bahçeleri kurulmaya başlamıştır (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000; Anonim, 1994). 1990 yılı verilerine göre ülkemizdeki üretim miktarı 6 tondur (Kepenek, 2002).

2. GENEL BİLGİLER
2.1. Anavatanı ve Tarihçesi

Pikanın anavatanı Kuzey Amerika’da Missisipi-Missouri havzası olup, Georgia, Texas, Arkansas, Doğu Oklahama, Doğu Kansas, Alabama, Batı Tennessee, Kentucky, Güney Indiana, Arizona, Illinois gibi eyaletler, pikan yetiştiriciliğinin önemli merkezleridir (Anonymous, 1996; Anonymous, 2002a; Faraçlar,1988)
Yine Mexico körfezi, Kanada ve ABD’nin büyük gölleri arasında kalan geniş alanlar da pikanın tabii yayılma bölgeleridir.
Pikan tarihi incelendiğinde, 1529’da Kuzey Amerika’ya giden İspanyol Gabezade Vaca adlı araştırıcının, 1541’de pikana ilişkin ilk belgeyi yazdığı görülür.
Florida’da pikan endüstrisi, 19.yüzyılın ilk yarısından önce başlamıştır. Hunt adlı üreticinin, 1848 yılında tohumdan pikan bahçesi kurduğu ve ileriki yıllarda bu ağaçların meyveleri incelendiğinde, fevkalade iyi çeşitlerin ortaya çıktığı görülmüştür.Yine bu dönemde 1903 yılında geniş çapta ıslah çalışmaları ve melezleme yolu ile yeni çeşitlerin elde edilmesine çalışılmıştır.
Güney Afrika’da pikana ilişkin çalışmaların 1912 yılında çalışmaların başladığı bilinmektedir.
Arizona Bölgesinde, pikanın 1920 yılından sonra yayıldığı kabul edilebilir. Maricopa, Yuma ilçelerinde ve Arizona vadisinin genellikle yüksek yamaçlarının etek kısımlarında, tamamı 16000 da olan kapama pikan bahçelerinin 1932’lerde kurulduğu bilinmektedir.
Meksika ve Avustralya’da, pikanla ilgili çalışmalar, 1937’de başlamıştır.
Türkiye’ye ise, ilk olarak 1953 yılında gelmekle birlikte, 1969 yılında İsrail’den getirilen materyalle çalışmalar başlamıştır.1980 yılından beri, bazı çeşitler yetiştiricilere verilmiştir (Faraçlar, 1988).
2.2. Sistematikteki Yeri
Alem : Vegetabilae
Şube : Phanerogamae
Alt Şube : Angiospermae
Sınıf : Dicotyledonae
Familya : Juglandaceae
Cins : Carya
Tür : Carya illionensis Kosch.
Carya cinsi içerisinde çok sayıda tür bulunmaktadır, en önemlisi Carya illionensis’dir ve bu türün dışındakilerin kabukları zor kırılır, daha pürüzlüdürler. Diğer türlerden bazılarının meyveleri küçük ve serttir. Bazılarının tadı acı (Carya glabra Mill.), bazılarının ise hoş bir lezzetli vardır (Carya laciniosa Loud.,Carya ovata K.Kosch.,Carya ovalis Sarg.). Bu türlerin keresteleri de kıymetlidir. Bazı türler, özellikle Carya ovata K.Kosch ev bahçeleri için, hem meyve ağacı, hem de güzel bir süs ağacıdır. Carya aquatica Nutt.nın da meyveleri acı olup, nemli topraklar için anaç olarak faydalanılmaktadır (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000; Willey, 1996).
2.3. Pomolojik yönden sınıflandırılması
Pikan cevisizinin mevsimi botonik bakımından sert çekirdekliler grubunda bulunmakla birlikte ticari olarak sert kabuklular grubunda yer almaktadır. Pikan çeşitleri pomolojik yönden birtakım kriterler göz önüne alınarak sınıflandırılabilirse de en yaygın olarak aşağıda verilmiş.
İriliklerine göre (1 kg daki meyve sayısı olarak):
Çok iri : 100 adet veya daha az
İri : 100- 120 adet
Orta : 121- 165adet
Küçük :166-200 veya daha az
İç randımanlarına (dolgunluklarına) göre:
Çok düşük:% 42 ve daha az
Düşük : %43-47
İyi : %48-51
Çok yi :%52 ve daha fazla (Anonim, 1986).
2.4. Pikan Meyvesinin birleşimi ve Değerlendirilmesi
Pikan besleyici özelliği çok yüksek olan bir meyvedir (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000). Pikan meyvesi çeşitlerine göre değişmekle birlikte % 65-70 oranında yağ içerir. Taze pikanda doymamış yağ asitlerinin %73 ünü oleic asit %17 sini ise linoleic asittir (Ananim, 1986; Anonymous,2000; Tuzcu, 2000). Pikandaki olecic yağ asiti zeytin yağdakiyle aynıdır.
Pikan cevizindeki besin değeri aşağıdaki gibidir.
Kalori 687
Yağ % 71,2
Olaic asit gr 43,15
Linoleik asit gr 17,26
Protein % 9,2
Karbonhidrat % 14,6
Kollestrol mg 0,00
Kalsiyum (Ca) mg 73
Fosfor (P) mg 239
Potasyum (K) mg 603
Demir (Fe) mg 2,05
Vit. A IU 130
Vit. B1 (Thimin) mg 0,86
Vit. B2 (Riboflavin) mg 0,13
Vit. B6 (Niacin) mg 0,90
Vit. C mg 2,0
Vit. E mg 15,5

Çizelgede de görüldüğü gibi pikan cevizi B1 C ve E vitamini yönünden oldukça zengindir. Pikanda doymamış yağ asitlerinin, doymuş yağ asitlerine oranla çok daha yüksek olması, insan sağlığını tehdit eden kollestrolü ve damar sertliğini önleme açısından son derece önemlidir (Ananim, 1986; Anonymous, 2000; Anonymous, 2001; Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000;).
Atlanta da Eylül 2001 de yayınlanan beslenme ile ilgili bir yayında pikanların kollestrolü düşürdüğü doğrulanmıştır. Yani pikan, sadece güzel bir tada sahip değil aynı zamanda sağlıklı bir kollestrolü düşürücüdür.
Amerika da Dr. Joan Sabate ve Dr. Sujatha Rajaram pikanın kötü kollestrol olarak adlandırılan LDL yi düşürdüğünü ve iyi kollestrol olarak değerlendirilen HDL seviyesini arttırdığı kanıtlamıştır.
Yine ülkenin ‘Ulusal Kollestrol Eğitim Programı’ notlarında, kollestrol oranında ve koronel kalp hastalıklarında %1.5 oranında azalma olduğu belirtilmiştir. Buradan yola çıkarak, pikanla zenginleştirilmiş diyette kalp krizi riskinin %25 oranında azaltıldığı söylene bilir (Anonymous, 2001). Bu nedenlerle sıvı yağlar içerisinde insan sağlığı için en elverişli yağ niteliğini taşımaktadır (Tuzcu, 2000).
Dr. Rajaram’ın açıklamalarına göre pikanın kilo aldırmadığı da belirtilmiştir pikan. Bu özelliği ile de çok güzel bir diyet yiyeceğidir (Anonymous, 2001).
Bunların dışında pikanın çok değişik kullanım alanları da vardır. ABD Ulusal Pikan Pazarları Topluluğu’nca piyasaya sunulan pikan yemek kitabında, pikanın 230 un üzerinde değişik usullerde değerlendirilebildiği belirtilmektedir. Genlikle iyi cins ekmek yapımında, meyveli kek ve böreklerde, şekerleme, dondurma ve çikolata sanayisinde değişik meze ve salatalarda,, sebze ve et yemeklerinde, çorba ve tatlılarda kullanılabilmektedir. Ayrıca kavrulmuş, kebap edilmiş pikan meyve şekerleri, yerli halkın ve turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Özellikle Amerikalıların yıl içerisindeki tatilleri ve Noel sırasında geleneksel olarak hazırlanan kuruyemiş sepetlerinde, pikanın özel bir yeri olduğu bilinmektedir (Anonymous, 2000; Anonymous,2001; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).

Ayrıca pikanın yaprak, kabuk ve kökleri ile yağları da değerlendirilmektedir. Pikan yağı hem teknolojide hem de resim dalında aranan kıymetli bir yağdır. Kabuk ve kökleri, tanen ve boya endüstrisinde kullanılır. Yine odununun Amerika’da ızgaracılıkta kullanıldığı ve ete hoş bir koku verdiği bilinmektedir (Farçlar,1988).
2.5. Botanik Özellikleri
Pikan uzun ömürlü, orta genişlikte, her yıl yapraklarını döken 30-45 yükseklikte ve 1.8- 2.1 metre arasında değişen çaplara sahip bir bitkidir (Tuzcu, 2000). Yabani pikan ağaçları kültür çeşitlerine göre çok daha büyük bir habitüse sahiptir.

Pikan ağaçları güzel görünüşü ve meyvelerindeki üstün niteliklerinden dolayı, kapama bahçeler dışında, ev bahçelerinde ve parklarda da aranılan bir bitkidir (Faraçlar, 1988).

Kış dinlenmesinde bulunan bir pikan ağacı

Kök:
Çimlenen bir pikan tohumundan ilk olarak, embriyo kökçüğü çıkar. Bu sürekli büyüyerek ana kökü oluşturur. Pikan kuvvetli ve kalın bir kazık köke sahiptir.kazık kök kalın olmasına rağmen gövdeden daha yumuşak bir dokusu vardır. çok az yan kök ve saçak kök oluşturur. Kökler dayanıksız ve zayıftır. Bir mevsim fonksiyoneldirler, sonra ölürler ve yenileri meydana gelir.
Bir yılın sonunda, gelişen gövde boyu 20-30 cm iken toprak altındaki kazık kökü uzunluğu 90-120 cm ye ulaşabilmektedir. Normal şartlar altında gelişmiş bir ağacın kökü 6-7 metre derinliğe kadar inebilmektedir. Kök özellikleri nedeniyle fakir, kurak ve ağır bünyeli toprakları olan bölgelerde de yetişmektedir (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).
Gövde ve Dallar:
Genç bitki toprağa yakın bir yerden ağır bir kesime tabi tutulursa, gövdeden ve kök boğazı civarından çok sayıda uyur gözün uyanarak, çok sayıda gövde yaptığı görülür. Genel olarak yuvarlak bir taca sahiptir. İlk yıllarda gövde düzgün bir yapıya sahipken, ilerleyen yıllarda kırışık ve çatlamış bir görünüm alır (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000). Gövde beyazımsı –gri bir renge sahipken, ilerleyen yıllarda gri veya açık kahverengi bir renk alır. Gövde rengi çeşitler arasında farklılık gösterebilir (Anonymous, 2002a; Faraçlar, 1988).

Pikan ağaçları, griye çalan kahverengi ve tüylü dallara sahiptir(Anonymous, 2002a). Dallar genelde çok gevrek olup,dayanıksızdır.özellikle iyi şekil budaması yapılmadığında, ürün fazlalığı ve şiddetli rüzgarlarla kolayca kırılabilir (Faraçlar,1988; Tuzcu,2000).

Yapraklar
Pikan bileşik yapraklıdır. Yapraklar uzun saplı olup, 9-17 adet mızrağımsı yapraktan oluşmaktadır. Yaprakçıklar yaprak sapı üzerinde karşılıklı olarak dizilmişlerdir.
Yapraklar dar, uçları kavisli ve kenarları dişlidir. Yaprak rengi sarımsı yeşilden, koyu yeşile kadar değişen renkler alırlar (Anonymous, 2002a).Yaprakların üst yüzeyleri parlak, alt yüzeyleri ise donuktur (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).
Çiçekler:
Pikanlar; bazı çeşitlerde protandry bazı çeşitlerde ise protogeny gösteren monoic bir meyve türüdür (Anonim, 1994; Tuzcu, 2000). Pikan ağacında erkek çiçekler, bir yıllık sürgünlerin yan veya uç gözlerinden çıkarlar. Genellikle her gözden 2 veya 3 saplı erkek çiçek oluşur ve aşağıya doğru sarkarlar, püskül şeklinde olan bu erkek çiçeklere ‘kedicik, denir.

Kediciklerin uzunluğu ve kalınlığı çeşitlere göre değişmektedir. Örneğin Western çeşidinde 8 cm olan erkek çiçek boyu, Mohawk çeşidinde 15 cm’ye kadar ulaşabilmektedir.her ağaçtaki erkek çiçek sayısı da, çeşitler arasında farklılık gösterir (Faraçlar,1988; Tuzcu,2000). Bazı çeşitler de çok fazla sayıda erkek çiçek vardır ve etrafa toz gibi polen saçarlar. Erkek çiçekler açık yeşilimsi-sarı bir renge sahiptir (Anonymous, 2002a; Tuzcu, 2000).
Dişi çiçekler mutlaka aynı yıl süren odun gözlerinden meydana gelen sürgünlerin, uç kısımlarında teşekkül eder.dişi çiçeklerin açılması, göz gelişimi başladıktan 4-6 hafta sonra olur. Dişi çiçekler bir sap üzerinde 2-8’li demetler halinde bulunurlar. Açık yeşil renkli, küçük ve gösterişsizdir. Teşekkül eden çiçeklerden bazıları tozlanma öncesi uygun olmayan şartlardan dolayı (besin ve su yetersizliği gibi) dökülebilir (Anonymous, 2002a; Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).

Meyve:
Meyveler genellikle uç dalarında 3-7’li demetler halinde oluşurlar. Cevizler 3.5 – 7 cm boyundadır. Ceviz şekli yuvarlak oval –uzun sivri arsında çeşitlere göre değişmektedir. Etli ve pürüzsüz yeşil bir dış kabul ile kaplıdır. Dış kabuğu düzgün, ince ve üzeri kahverengi, leke veya çizgilidir. Ceviz üzerindeki kahverengi leke veya çizgileri çok yada az olması leke şeklinde veya uzun şerit şeklinde olması çeşitleri tanımada önemli bir özelliktir. Kabuk çok incedir ve elle kırılabilmektedir. Ceviz içi iki bölmeli, tatlı ve son derece lezzetlidir. İç randımanı yüksektir (Tuzcu, 2000).

Pikan meyveleri iki safhada olgunlaşır.
1. Safha: Çiçeklenmeden, ağustos ayına kadar süren periyottur. Bu aşamada meyvenin hacmi giderek artar ve döllenmeden sonraki 30 –40 gün içerisinde yeterli iriliğe ulaşır. Yine bu safhada kabuk, dip kısmından itibaren sertleşir. Meyve için yalnızca sıvıyla doludur.
2. Safha: Ağustos ayından, olgunluğun gerçekleştiği süreye kadar olan periyottur, bu süre içerisinde meyve içi olgunlaşır. Meyve eti başlangıçta sulu ise de bu safhada suyunu kaybederek, sert bir hal alır. Endocarp sertleşip olgunlaşırken mezocarp eklenir ve sulanır. Epidermis ise meyvenin dış kabuğunu oluşturur. Yenen kısım meyvenin tohumudur (Faraçlar, 1988). Tohum düşmesi ise Eylülde başlar ve Ekimde sona erer (Tuzcu, 2000).
Badem ve cevizde olduğu gibi pikan cevizinde de meyvenin tohum kısmı yenildiğinden, bunlar ticari olarak gruplandırılırken sert kabuklu meyveler grubu içerisine konulursa da, botanik bakımından yerlerinin, sert çekirdekliler grubunda olması gerekir.

Pikanlarda meyve büyüklüğü ve meyve içi gelişimine etki eden bazı faktörler vardır. bunlar:
– İlk safhada nem az olursa, normal şartlara göre meyveler daha küçük olurlar. Bu durumda genel su azlığında küçük, düşük randımanlı meyveler oluşur.
– Genel besin maddeleri azlığı açlık nedeniyle küçük zayıf ürün oluşturur.
– Ağaçlardaki besin maddeleri eksiliği durumunda yaprak ve gövdede hastalıklar meydana gelir. Bu durumdan meyve içi gelişimi de etkilenir (Faraçlar,1988).
Pikan meyvesi içi randımanı çok yüksektir. Pikan çeşidinin ticari bir çeşit olabilmesi için içi randımanının en az % 50 civarında olması gereklidir.

Meyvelerin iç randımanını tespit etmek için her çeşit yada ağaçtan 25 meyve alınır, teker teker tartıldıktan sonra, kırılarak iç cevizin ağırlığı tartılır. Aşağıdaki formüle göre hesaplama yapılır (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).

% iç randımanı: 25 meyvenin iç ağırlığı ortalaması *100
25 kabuklu meyvenin ortalaması

3. DÖLLENME BİYOLOJİSİ
Pikanda tozlanma rüzgar aracılığıyla sağlanmaktadır. Olgunlaşmamış çiçek tozları çevreye yayılır. Yayılma genel olarak gün doğumundan gün batımına kadar gerçekleşir. Erkek çiçekler gündüzleri nem %85 in altına düştüğünde önemli ölçüde polen dağıtırlar pikan ağaçlarının fazla miktarda açığa çıkardıkları polenlerin ömrü çok kısadır oda koşularında 5 gün süreyle canlı kalabilirler (Anonymous, 2002a;).
Dişi çiçekler olgunlaştıktan 7-10 gün sonra reseptiv hale gelirler ve durumda 5-9 gün süreyle kalırlar. dişi çiçeğin reseptiv olduğu dönem, stigmanın koyu yeşilden açık sarı renge dönmesiyle anlaşılır. Dişilik tepesinin kararması ise bu dönemin bittiği anlamına gelir (Faraçlar,1988).
Pikanlar monoic bitkilerdir ve dichogamy gösterirler, çeşitlere ve ağacın yetiştiği bölgeye göre değişiklik göstermekle birlikte prtandry ve protogeny görülebilmektedir (Anonim,1994; Anonymous, 2002a).
Tohumun dolayısıyla meyvenin oluşabilmesi için protondry ve protogeny özellik gösteren çeşitlerin bilinmesi ve bun agöre bahçe kurmak gerekmektedir.

Aşağıda bazı pikan cevizi çeşitlerinin çiçeklenme dönemleri görülmektedir.

Çiçek tozu saçma dönemi

Dişilik tepesinin reseptiv dönemi

4. ÖNEMLİ ÇEŞİTLER
Antalya şartlarına uygunluğu belirlenen çeşitlerden bazıları aşağıdaki gibidir.

Western (Western Schley):
Meyveler 4.4 cm uzunlukta ve 2.0 cm çapındadır. Kabuk kalınlığı orta, pürüzsüz orta kahverengi üzeri siyah çizgi ve benekli olup kabuk yüzeyi pürüzlüdür, yağ aranı %75 iç randımanı ise % 58 dir. 1 kg daki meyve sayısı 151 dir. Meyve içi dolgundur lezzetli bir çeşittir.
Erken meyveye yatarlar yüksek verimli, meyveye içi kalitesinin iyi olması ve diğer çeşitler için dölleyici özellik taşıması bu çeşidin önemini arttırmaktadır. Çiçekler potaldry özelliktedir. Kara lekeye orta derecede dayanıklıdır.

Mahan:
Meyveler 5.7 uzunluk ve 2.3 çapındadır. Meyveleri çok iri ve gösterişlidir. Kabuk kalınlığı çok ince pürüzsüz bej kahverengi olup oldukça kolay kırılır. Yağ oranı %73, iç randımanı %51 dir. 1 kg daki meyve sayısı 109 dur. Meyve içinde sap tarafında kabuğun tam dolmadığı görülür lezzetli bir çeşittir.
İri olması bu çeşidin pazar değerini artırmaktadır. Çeşidin dezavantajı meyvelerinin geç olgunlaşması ve genellikle hasat zamanının yağmurlara rastlamasıdır. Çiçekler protogeny özelliktedir. ve çeşit kara lekeye orta derecede duyarlıdır.

Wichita (Halbert x Mahan):
Meyveleri 4.7 cm uzunluk ve 2.2 cm çapındadır. Meyveleri iri uzun şekillidir. Kabuk kalınlığı orta, pürüzsüz bej kahverengi olup, uç kısmında siyah çizgi ve benekler yoğunlaşmıştır. Yağ oranı % 72 iç randımanı %58 dir.1 kg daki meyve sayısı 110 dur. İçi yarım halde çıkabilir lezzeti mükemmeldir.
Bu çeşit bol yapraklı çok erkenci ve verimlidir. Ağaçlar küçük yapılı olduğundan sık dikime elverişlidir. Bu çeşit kara lekeye oldukça duyarlıdır. Çiçeklenme durumu protogenydir.
Choctaw (Success x Mahan):
Çok iri ve uzun şekillidir.meyveler 4,2cm uzunlukta ve 2,4cm çapındadır. Kabuk, ince orta arası kalınlıkta, pürüzsüz, rengi bej-kahve renkli olup kolay kırılır.Yağ oranı %73, iç randımanı %59,4 tür.1kg daki meyve sayısı 96 dır.
Meyve içi tam dolgun ve parlaktır, lezzeti mükemmeldir. Kara leke hastalığına karşı dayanıklıdır. İç randımanının yüksek oluşu ve kalitesi nedeniyle aranılan bir çeşittir. Çiçeklenme protogenydir.
Mohawk:
Success ve Mahan çeşitleri arasında yapılan melezlemeden elde edilmiştir.Bu çeşidin iri, çekici ve yüksek kaliteli olduğu bilinir. Ceviz kabuğu incedir. ABD Tarım Bakanlığının en iri cevizlere sahip çeşididir. İç randımanı %55-58 ve 1kg’daki meyve sayısı 70-100 tanedir.
Meyve olgunluğu erkencidir. Ağacı kuvvetli, yarı yayvan gelişir.Çok verimli bir ceviz olması nedeniyle ceviz kalitesi yüksek değildir. Kuvvetli gelişmeye eğilimi nedeniyle soğuklardan etkilenme riski yüksek olan bir çeşittir. Periyodisiteye eğilimi de yüksek olan bu çeşit bir çok bölgede kara leke hastalığına yüksek dayanım göstermektedir. Çiçeklenme durumu protogenydir.

Cheyenne:
Clark ve Odam çeşitlerinin melezlenmesinden elde edilmiştir. Meyveleri orta irilikte, meyve içi dolgun ve parlakçadır. Çok verimli bir çeşittir. Bu çeşidin meyvelerinin diğerlerinden ayırıcı özelliği, iç ceviz yüzeyinde kıvrımlarının bulunmasıdır. İç randımanı %57’dir. 1kg’da 110-140 adet meyve bulunmaktadır.
Ticari yetiştiricilikte, bol dallı ve küçük boylu olmasından dolayı önem kazanmış, sık dikime uygun bir çeşittir. Kara leke hastalığına dayanıklı olan çeşit, yaprak bitleri ve özellikle sarı afite hassastır. Çiçeklenme durumu protandry olup, Wichita ile dikilmesi tavsiye edilmektedir. Wichita çeşidi için iyi bir tozlayıcıdır.

Mahan x Stuart:
Mahan x Stuart çeşitlerinin melezlenmesinden ortaya çıkmıştır. Doğal açık tozlanma ile elde edilmiş bir melezdir. Orta erkenci, olgunlaşma zamanı orta mevsim ve verimli bir çeşittir. Soğuklama isteği biraz yüksek olup 700 saatin üzerindedir ve çok iri meyveler vermektedir. İç randımanı biraz düşüktür. Yağ miktarı yüksektir. Periyodisiteye kısmen eğilimi vardır. Kara lekeye duyarlı ancak yaprak kıvırcıklığına dayanıklı bir çeşittir.

Shawnee (Schley x Barton):
Meyveleri iri ve uzun şekillidir.meyveler 4.5 cm uzunlukta, 2.0cm çapındadır. Kabuk çok ince, pürüzsüz, çok açık kahverengi, uç kısmı siyah çizgilidir. Oldukça kolay kırılır. Yağ oranı %76 iç randımanı %58 dir 1 kg daki meyve sayısı 140 dır.
Meyve içi dolgundur kalite ve lezzet çok mükemmeldir erkenci ve bol ürün vermesi, meyve içi kalitenin yüksel olması, göze çarpan özellikleridir. Sık sikime elverişlidir. Çiçeklenme durumu protogeny’dir.
Harris Super:
Meyveleri iri, uzun şekilli olup, uç kısmı sivricedir. Meyveler 4.5 cm uzunluk ve 2.2 cm çapındadır. kabuk kalınlığı ince, pürüzsüz, açık kahverengi, siyah çizgilidir. Yağ aranı % 67 iç randımanı % 51 dir 1 kg meyve sayısı 133 tür. Meyve içi dolgundur. Lezzeti iyidir.
Verimlidir ve düzenli ürün alınır çiçeklenme durumu protogeny’dir.
Bunlar dışında Hastings, İdeal, Royal, Burkett gibi çeşitlerde Antalya koşullarında yetiştirilebilmektedir.
Değişik ülkelerde yaygın olarak yetiştirilen diğer çeşitler ise; Baarton, Best’s Early, Candy, Delmas, Desirable, Devore Forkert, Jubilee, Kanza Major, Moore, Nugget, Salopek, San Saba, Stuart, Summer. Van Deman gibi çeşitlerdir (Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).
5. EKOLOJİK İSTEKLER
5.1. İklim İstekleri
Pikan subtropik iklim koşularında başarılı bir şekilde yetiştirilir. Bununla birlikte tam bir subtropik iklim meyvesi değildir. Çünkü kış aylarında (Aralık –Şubat) çiçek ve meyve gelişimi için düşük sıcaklığa ihtiyaç duymaktadır bu üç ayın ortalama sıcaklığı 10 o C olmalıdır. Yaz aylarında (Haziran- Ağustos) maksimum verim eldesi için yüksek sıcaklık gerekmektedir. Bu ayların ortalama sıcaklığı ise 27o C dir (Anonim, 1995; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000). Çok uzun geçen kurak hava koşularında pikan, meyve içini gereği gibi dolduramaz aynı zamanda aşırı yüksek sıcaklıklar yeşil meyve kabuğunu yanmasına sebep olabilirler. Ağaçların iyi gelişimi ve yüksek verim eldesi için bol güneş ışığı alan yerlere dikilmesi gereklidir (Anonim, 1995).
Sıcaklık pikanın meyve olgunlaşmasını, meyve büyüklüğünü ve şeklini, kabuk kalınlığını ver meyve içi bileşimini önemli ölçüde etkilemektedir. Pikan gelişimi için en ideal gündüz sıcaklık ortalaması +32o C gece ise +21o C dir. Tohum çimlenmesi için gerekli ortalama sıcaklık 23-29oC’dir.
Doğal olarak yetişen pikan ağaçları, -18oC’ye kadar toleranslı ise de, kültür çeşitleri sıcaklığın –6oC den daha aşağı düşen yerlerde yetiştirilemez, yetişse bile meyve verimi çok düşük kalmaktadır. Pikanlarda büyüme, genellikle 4.4oC’nin altında ve 40oC’nin üstünde durur. Kök büyümesi için, optimum sıcaklık 26oC’dir. Kökler gövdeye göre soğuğa daha dayanıklıdır. Kök gelişimi, 15.5oC’nin altında ve 38o C nin üzerinde yavaşalar. Ağaç dinlenme devresinde, yüksek ve düşük sıcaklığa daah dayanıklıdır. Bu dönemde 52o C sıcağa ve –18o C soğuğa dayana bilir genç ağaçlar sık sık güneş yanığından zarar görürler ve bu durum iletim demetlerinin ölmesine sebep olurlar.
Dinlenme periyodunun bitmesi için 7.2 o C nin altında en az 400 saat soğuklamaya ihtiyaçları vardır. Bu süre çeşitlere göre değişmekle birlikte 400 ile 800 saat arasındadır (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
İlk bahar ve kış donları pikan yetiştiriciliğini sınırlayan önemli bir parametredir. Pikan ağaçlarının soğuğa karşı hassasiyeti; ağacın yaşı, iriliği besin elementleri, durumu ve verim gibi faktörler tarafından etkilenmektedir. Periyodisite gösteren ağaçlar, düzenli istikrarlı ürün veren ağaçlara göre soğuktan daha şiddetli etkilenirler (Anonim, 1995).
Ayrıca pikan ağacının odunu gevrek bir yapıya sahip oluğu için çok kuvvetli rüzgar alan bahçelerde mutlaka rüzgardan korunmalıdır (Tuzcu, 2000).
5.2. Toprak İstekleri
Pikan için en iyi toprak, tınlı- kumlu, drenajı iyi, süzek, derinliği 180-200 cm olan topraklardır. Pikan farklı toprak tiplerine oldukça yüksek oranlarda adapte olabilmektedir. Ancak sulanan alanlarda sulama suyundaki mevcut tuzlar toprak yapısını etkileyen en önemli faktör olarak görülmektedir. Bu nedenle iyi drene edilmiş, kök bölgesinin rahatlıkla su alabileceği özellikle nehir önü sırtları pikan yetiştiriciliği için en uygun alanlardır (Anonymous, 2002a; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
Pikan çakıllı ve kumlu topraklarda da başarılı bir şekilde yetişir. Ancak iyi bir neticeye ulaşabilmek için sık sık sulama ve gübreleme fazla emek ve zaman gerektirir.

Sulanan pikan toprağının, uygunluğunu saptamada;Bor, Sodyum ve çözülmüş total tuz öncelikli faktörlerdir. N, P, K, Zn, Mn, ve Fe ‘de önemli olup doğru bir gübreleme yapmak önemlidir (Anonim, 1995). Toprak pH sı 6.5-7.0 arasında olmalıdır.
Pikan güçlü bir kök sistemi oluşturduğu için, elverişsiz toprak koşularında da yetişebilir. Ancak zayıf, iyi drene edilmemiş, ağır topraklardan yüksek verim eldesi beklenemez (Anonim, 1995; Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000).
6. YETİŞTİRME TEKNİĞİ
6.1. Çoğaltılması
Pikan çeşitleri, çöğür anaçları üzerine göz veya kalem aşılarının yapılaması ile çoğaltılır. Amerika’da yapılan bir çok araştırmalarda pikanın, çelik ve daldırma ile çoğaltıla bilmesine rağmen, istenilen kök sistemini vermediği için kullanılmamaktadır.
Pikanlar geçek anlamda meyve verimine 10 yaşından sonra başlamaktadır (Anonim, 1986; Faraçlar,1988; Tuzcu, 2000). Hasattan sonra pikan tohumları sıcak ve kuru şartlarda bırakılırsa, canlılıklarını kaybederler. Bu nedenle hasattan ekim zamanına kadar ya 0 o C de depolanır,yada katlama yapılır. Eğer tohumlar katlamaya alınmaz soğuk depoda 0-2o C de bekletilirlerse, ekim zamanında çimlenmeyi kolaylaştırmak için, 7 –10 gün süreyle suda tutulmaları gerekir.
Katlama: Katlama sonucunda elde edilen pikan çöğürleri daha erken aşıya gelirler, bir örnek olurlar ve iyi gelişim gösterirler. Katlamada öncelikle; katlama sandıklarına bir sıra kum, bir sıra ceviz dizilir. Üzeri 5cm yükseklikte kumla kapatılır ve tekrar ceviz dizilir. Bu işleme sandık dolana kadar devam edilir. Katlamada kum yerine perlit yada talaşta kullanılabilir. Katlama süresince, sulamaya dikkat edilerek nemli bir ortam sağlanmalıdır.
Depolarda muhafaza edilen tohumlar farklı yöntemlerle çimlendirilebilir. Bunlardan bir tanesi polietilen torbalar (tüpler) kullanarak yapılan çimlendirmedir. Bu yöntemde tohumlar, 10 cm çapındaki tüplere eşit miktarda kum ve organik maddenin karışımının içine, 7-8 cm derinlikte ekilir, düzenli olarak sulanır. Bitki 10 cm boylandıktan sonra, 4 lt suya bir çay kaşığı amonyum sülfatlı çözelti hazırlanır ve uygulanır. İlk yapraklar olgunlaştıktan sonra fidanlığa nakledilir.

Uygulanan bir diğer yöntem ise hızlı çimlendirme yöntemidir. Pikanlar sık sık ağaç üzerinde hasattan önceki çok nemli havalarda çimlenirler. Yapılan incelemelere göre, bu aşamada bir çok meyvenin fizyolojik olgunluğa erişmiş olduğu gözlenmiştir. Bu durumdaki tohumlar nemli vermikülit ve plastik kaplarda, 0.5- 11.0o C de yada toprakta 26 o C ve %47 nemde, 15 Wattlık floresans ışıkta, 13 günde çimlenmektedirler. 22 gün sonra 25 cm boyunda çöğürler elde edilir. Bakımları düzenli yapıldığında çöğürler sürekli olarak büyürler.
Pratikte çimlendirme amacıyla en çok kullanılan yöntem katlama yöntemidir (Faraçlar, 1988).
Çoğaltma yöntemi:
Fidan üretim parsellerinde, tohum ekiminden önce, toprak çok iyi işlenmeli, çiftlik gübresi verilmeli ve toprak altı zararlılarına karşı ilaçlanmalıdır. Hazırlanan tavalarda, sıra arası 1m, sıra üzeri 20cm ve 10-15 cm derinlikte olmak üzere tohumlar ekilir. Erken ilk baharda çöğürlerin çıktığı görülür. İyi gelişmiş ve kuvvetli çöğür elde etmek için, süzeli sulama, gübreleme, zarlı ve yabancı ot mücadelesi sürdürülmelidir. İyi bakım şartları altında çöğür, ertesi yıl güz döneminde, aşı yapılabilecek duruma gelir. Fideler, sertleştikten birkaç yıl sonra, yıl başına 0.9m büyür.
Aşılamanın başarılı olabilmesi için çöğürlerin yeterli kambiyum aktivitesine ulaşmış olması gereklidir. Ancak pikanlar da kanbiyum aktivitesi pek hızlı değildir. Aşılamanın başarısını etkileyen önemli konulardan biriside aşı kalemleridir. Aşı kalemleri mümkünse 1 yaşlı, sağlıklı dallardan alınmalıdır. En iyi aşı kalemleri ağacın tepe dallarına yada ana dalların alt kısımlarından alınan sürgünlerdir. Aşı kalemleri bitkinin dinlenmede olduğu dönemde alınmalıdır. Bu ağaçların hastalık ve zararlılardan ari olmasına dikkat edilmelidir. Aşılama işlemine kadar kalemler serin ve rutubetli bir ortamda, paketlenmiş olarak muhafaza edilir. Aşılama işleminden 24 saat önce aşı kalemleri alınarak, normal oda sıcaklığında, nemli bir keten çuval içerisinde bekletilir. Burada amaç anaç ile aşı kaleminin benzer şartlarda olmasını sağlamak, dolayısıyla aşı tutma oranını arttırmaktır. (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000)
Güz dönemindeki aşılar için kalemler, aynı mevsimde yetişen sürgünlerden alınır. İhtiyaç olan aşı kalemi, günlük olarak alınıp kullanılmalı, mecbur olmadıkça kalem stoğu yapılmamalıdır. Aşı kalemleri nemli bir çuvala sarılmış olarak, aşı parselinin gölge ve serin bir yerinde muhafaza edilir.
Aşılamada aşı bağı olarak plastik bağların kullanılması uygudur. Plastik bağlar, aşını tutma oranını arttırmak ve aşı yerinde boğma meydana gelmeden düzgün bir kaynama sağlamak açısından faydalıdır. Aşılamada anaç ile kalemler aynı kalınlıkta olmalıdır. Genelde kalem aşılarından, kabuk altı aşısı çok kullanılır. Yama aşısında, kalemden bir göz bulunan 2.5cm lik kabuk parçası alınır ve anaç üzerinden aynı boyutlardaki kabuk çıkartılır, kalemden alınan parça diğerinin yerine sabit bir şekilde plastik bağ ile bağlanır.
Aşılama işleminde iki ağızlı bıçakların kullanılması çok pratiktir. Böylece anaç ve kalemden aynı genişlikte parçalar çıkartılmış olur.
Aşının tutup tutmadığı, 10 -15 gün içerisinde belli olur. Aşı yerine tırnak veya bıçak ucu ile hafifçe dokunulduğunda, yeşil aksam görülüyor ise, aşı tutmuştur. Bundan sonra çöğürlerden çıkan sürgünler temizlenerek aşılanan gözlerin sürmesi için çalışılır (Faraçlar, 1988).
Yarma kalem aşısı pikanlar da özelikle ticari fidan üretiminde ve yetiştiricilikte tercih edilmektedir. aşı tutma oranı oldukça yüksektir. Aşılamada su kaybını önlemek için aşı noktasının parafinli bantlarla sarılması ve gölgeleme yapılması tutma oranını arttırıcı önlemlerdendir (Tuzcu, 2000).
6.2. Anaçlar
Büyük ve yabani ağaçlar, genellikle tohum kaynağı olarak kullanılır. Apache, Riservide, Halvert ve Curtis çeşitlerinin tohumları da anaç olarak kullanılmaktadır. Curtis çeşidi Florida da kullanılmakta olup, kuvvetli ve bir örnek çöğürler vermektedir. Hafif drenajlı, ağır ve ıslak topraklarda, Hickory türlerinden C. aquatiaca anaç olarak kullanılabilirse de, bunlarda meyveler normal büyüklüğünü alamamaktadır.
Bir bölge için anaç olarak kullanacağımız çeşitlerin o bölgeye iyi uyum sağlaması gerekmektedir (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
7. BAHÇE TESİSİ
7.1. Bahçe Kurulacak Yerde Dikkat Edilecek Hususlar
Bir yerde kapama pikan bahçesi kurmak istenirse, öncelikle bazı hususları göz önünde bulundurmak gerekmektedir.
-İlk önce iklim ve toprak şartlarının pikan yetiştiriciliğine uygun olup, olmadığı araştırılır.
-Dikilecek çeşitler belirlenerek, bunların bahçede uygun yerlere yerleştirilmeleri önemlidir. Bilindiği gibi pikan ağaçları kendilerini dölleyemediklerinden, karışık dikim mutlaka gereklidir. En az iki çeşitle bahçe kurulmalıdır ve tozlayıcı çeşit bahçeye yerleştirilirken hakim rüzgar yönüne dikkate alınmalıdır. 6-8 sırayla 1 sıra tozlayıcı çeşit olmak üzere bahçe tesisi yapılır.
– Daha sonra dikim sıklığa karar verilir. Pikanlar dikimden sonra ilk birkaç yıldan sonra, çok hızlı bir gelişme gösterir. Ve büyük bir taş oluştururlar. Bunu için ideal 18×18 metre dikim uygundur. Son yıllarda ticari yetiştiricilikte ise 9×9 metre, 10×10 metre dikimler önerilmektedir. 10×10 metre aralıklarla ağaçlar 18-22 yıl kalabilir. Bu arada geçici, yarı sürekli ve sürekli ağaçlar belirlenir. Sırsıyla geçi ve yarı sürekli ağaçlar sökülerek seyretme yapılır.denemler sonucunda geniş dikim aralıklarının verimi olumsuz etkileri görülmüştür.bu açıdan sık dikim yapılamalı ve sonra seyreltilmelidir (Faraçlar, 1988; Kepenek, 2002; Tuzcu, 2000).

7.2. Çeşit Seçimi
Çeşit seçimi yapılırken bazı kriterler göz önüne alınmalıdır.
– Kültür çeşitleri erken meyveye yatmalı, bol ve düzenli ürün vermeli
– Hastalık ve zararlılara karşı dayanlıklı olmalı
– O bölgede ekonomik önemi olan ve tutulan bir çeşit olmalı.
– Meyve büyüklüklerinin çok iri, iri ve orta büyüklükte olmalı;
Çok iri: 100 adet/ kg veya daha az
İri : 100-120 adet /kg.
Orta : 121-165 adet /kg.
Küçük : 166-200 adet / kg veya daha fazla
– Yine kültür çeşitlerinin kabuklarının kalın olmaması, meyve içinin kabuktan kolay ayrılması, lezzetli ve kaliteli olması, her şeyin üstünde içinin dolgun, yani iç randımanın yüksek olması;
İç randımanı %42 ve daha düşük : Çok düşük
İç randımanı %43-47 arasında : Düşük
İç randımanı %48-51 arasında : İyi
İç randımanı %52 ve daha yüksek : Çok iyi
En önemlisi de bölgenin ekolojik özelliklerine uyum gösteren çeşitler olmalıdır (Anonim, 1986).
7.3. Dikim
Dikim zamanı:
Pikan fideleri kış dinlenme periyodu içerisinde dikilir. Buna göre yaprak dökümünden, gözler uyanıncaya kadar olan süre içerisinde dikim yapılabilir (Faraçlar, 1988;Tuzcu, 2000).
Dikim şekli:
Pikanlarda iyi bir sonuç alabilmek için bazı işlemler titizlikle yapılmalıdır. Dikim esnasında fidanlar, fidanlıktan dikkatli bir şekilde sökülmeli saçak ve kılcal köklerin fazla yaralanmamalarına özen gösterilmelidir (Faraçlar, 1988; Kepenek,2002; Tuzcu, 2000). Fidanlar elle veya söküm makineleri ile söküldükten sonra, nemlerini kaybetmemeleri için ıslak bir çuvalla sarılarak, mümkün olduğunca çabuk dikim yerlerine götürülmelidir. Şayet dikimlerini yapmak hemen mümkün değilse, gölge bir yerde hendeklenmeli, su verilerek nemli bir ortamda muhafaza edilmelidirler. Fidan çukurları, fidanların iriliği ve kök yapısı dikkate alınarak, genellikle 60cm genişlik, 60-90 cm derinlikte açılmalıdır. Çukur derinliği, kök boyundan 15cm kadar daha derin tutulmalıdır. Kök boğazı, toprak hizasının altında veya çok üstünde olmamalıdır. Topraktan 3-5 cm yukarıda olabilir (Faraçlar, 1988). Dikimden hemen önce, fidana kök tuvaleti uygulanır. Kök tuvaleti sırasında yaralanan, zedelenen kökler çıkarılır, saçak ve kılcal köklerin uçlarından hafifçe alınır. Fidan çukura dikkatlice yerleştirildikten sonra çukur, üst toprak ile yarı yarıya gevşekçe doldurulur ve bir miktar su dökülür. Bu işlem toprak ile fidan kökleri tam bir temas sağlar. Daha sonra çiftlik gübresi toprak karışımına ilave edilir ve çukur doldurulur, tekrar sulanır. Fidan dikimden sonra kuvvetli bir hereğe bağlanır (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
8. BAKIM İŞLERİ
Fidanlar ilk dikildikleri yıl çok yavaş gelişirler. ilk beş yıl pikan ağaçlarının en fazla dikkat ve özen istedikleri dönemdir. Bu yıllarda ağaçlarda meydana gelen yapısı ile ilgili gelişmeler, elli yıl sonra bile etkili olabilmektedir. Bu sebepten, genç ağaçlara bu yıllarda itinalı bir şekilde yapılacak müdahaleler çok düşük düzeyde bile olsa, ileri yıllarda fevkalade yüksek bir şekilde etkisini göstermektedir (Faraçlar, 1988).
8.1. Budama
Genelde pikan ağaçlarında budama, kış ve yaz olmak üzere yılda iki kez yapılır. Dinlenme devresi dediğimiz ve ağaçlarda yaprak dökülmesiyle ilk bahada tomurcukların patlaması arasında geçen süre budama için en uygun zamandır. Yaz budaması, kış kesim yerlerinde meydana gelmiş fazla sürgünlerin alınması ve şekil budamasında, ana dal olmayacak sürgünlerin gelişmesini durdurmak için yaz aylarında uygulanır.
Pikanlar da budamayla bazı faydalar sağlanır. Bunlar;
– Ana dalları iyi teşekkül etmiş ve kuvvetli gelişen bir ağaç elde etmek.
– Gövde etrafında uygun aralıklarla ve ağacı çepeçevre saracak spiral bir düzenleme
ile, ana ve yan dallar seçilerek, dengeli bir iskelet kurmak(şekil budamasıyla).
– Ağaçların erken meyveye yatmasını sağlamak
-Ağacın her tarafında çiçek gözlerinin oluşmasını sağlayarak, bol ve kaliteli ürün almak
– Kurumuş ve zarar görmüş dalları ayıklamak
– Aşı kalemi temini için sürgün gelişimini teşvik etmek.
Şiddetli rüzgarlardan dolayı, ağaçların ana dallarının kırılması istenmeyen bir durumdur. Özellikle bazı pikan çeşitlerinin çatı dalları, diğerlerine göre daha gevrek bir yapıya sahip olup, kırılmaya hassastır. Eğer gövde ile yandalar arasında geniş açı varsa (60o den büyükse) kırılma daha çabuk olur. Meyve bahçelerinde istenmeyen bu durumu engellemek üzere, fidan dikiminden sonraki 3-4 mevsim boyunca, düzenli ve güçlü bir iskelet elde edinceye kadar budamaya devam edilmelidir (Anonymous, 1996; Anonymous, 2002a; Faraçlar, 1988).

Pikanlar da diğer bazı yaprağını döken meyve türlerinde olduğu gibi, uygulanan budama sistemi ‘ Modifiye Lider’ (değişik doruk dallı) dir (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).

Çatıyı meydana getirecek dallar, ana gövde üzerinde en iyi şekilde seçilmelidir. Uç kısımdaki en büyük dal, doruk dal olarak bırakılır ve uçundaki teze ve pişkinleşmemiş kısım kesilir. Ana sayısı tercihen 4-6 adet olup, birbiri üzerine gelmeyecek ve gövde etrafında helozonik dolaşacak şekilde, kuvvetli olanlardan seçilir. İlk ana dal toprak yüzeyinden 40-60 cm yukarıda bırakılır. Bunun üzerine 15-30 cm aralıklarla ve doruk dalla yaklaşık 70 o lik açı yapan diğer ana dallar seçilir (Anonymous,1996; Faraçlar, 1988).
Çatı için seçilmemiş dallar, eğilmek veya bükülmek suretiyle gelişmeden alıkonulur. Fazla sıkışıklık yapan dallar dipten çıkarılır. Ağaç içerisinde görülen tüy gibi küçük sürgünler alınmamalıdır. Çünkü bu sürgünlerdeki yapraklar, kök ve gövde gelişimindeki esas besin maddelerini üretmektedirler (Faraçlar, 1988).
İleriki yılarda pikanlara ilk yılardaki gibi pek fazla müdahale gerekmez. Ancak kuru alma ve birbirini gölgeleyen daların çıkarılması şeklinde kesimler yapılır. Yine kapama pikan bahçelerinde, iç kısımdaki dalların birbirine girerek gölge oluşturması, ışık ve hava dolaşımını engellemesi, meyve tutumunu azaltması, bir çok hastalığında doğmasına sebep olur. Bu duruma meydan vermeyip gerekli müdahale yapılamalıdır (Anonymous,1996; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).

8.2. Toprak İşleme
İlk baharda toprak tava geldiği zaman, kültüvatör, kazayağı, goble disk ve pulluk gibi toprak işleme aletleriyle iyice sürülerek, toprağın havalanması sağlanır yaz aylarında, yabancı otlar, pikan ağaçlarının su besin maddeleri ortak oldukları için zarara sebep olur. Bu nedenle yazın 4-5 hafta bir bu bitkiler yok olacak şekilde toprak iyice sürülmelidir(Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
8.3. Sulama
Pikan yetiştiriciliğinde su ihtiyacının yeterli düzeyde karşılanması büyük önem taşır. Yeterli sulama ile, vejetatif büyüme yanında meyve iriliği ve meyve içinin kabuğu doldurması arasında ilgi bulunmaktadır. Yetersiz sulamada meyve küçük kalır, kabuğu tam dolduramaz (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000). Pikanlar da iyi ağaç ve meyve gelişimi için her yıl 1270-1524mm suya ihtiyaç duyulmaktadır.
Yeni dikilmiş fidanlar, ilk iki yılda köklerin tesisini sağlaya bilmek,için her hafta 75 –90 lt suya ihtiyaç duyarlar. Olgun ağaçları her gün 400lt suya ihtiyaçları vardır (Anonim, 1995). Yeterli su miktarı ve sulamanın sıklığı; toprak tipine, yağış durumuna ve malç kullanımına göre değişir. Killi topraklarda, malç kullanılıyorsa 10-14 günde bir sulama gereklidir. Kumlu topraklarda 7-10 günde sulama yapılır. Her sulamada kök derinliğindeki toprak suya doymuş hale getirilmelidir (Faraçlar, 1988).
Pikan ağacı nisan-mayıs ayı içerisinde daha çok sürgün gelişimi yapacaktır. Dolayısıyla optimum gelişimi için tomurcuk patlamasından itibaren su ister. Bol çiçek oluşumu için nisan-mayıs ayı, meyve iriliği için temmuz ayı çok kritik dönemdir. Meyve içinin tam dolması için ağustos ve eylülde suya ihtiyaç duyulur. Yaz ortasında yetersiz bir sulama meyve dokumunae neden olur pikan ağaçlarında susuzluk, besin elementleri noksanlığı, ağacın ağır ürüne yatması; don zararına karşı hassasiyetini artırmaktadır (Anonim, 1995).
8.4. Gübreleme
Meyve ağaçlarının bol ve kaliteli ürün vermeleri gübreleme ile yakından ilgilidir. Verilecek gübre miktarı; ağacın yaşına gelişimine, verimliliğine toprak tipi ve kültürel işlemlere göre değişmektedir. En ideal gübreleme toprak ve yaprak analizleri yapıldıktan sonra toprağa verilecek miktarın saptanmasıyla olur.

Toprak örneği alınırken, alınacak örnek popülasyonu en iyi şekilde temsil etmelidir. Örnek alınacak toprak, yüzeyden 15-35cm derinde olmalıdır.Yaprak analizlerinde ise yaprak örneği temmuz-ağustos aylarında ve bileşik yaprakların tam ortasındaki karşılıklı iki yapraktan alınır. Yapılan analizler sonucu, belirlenen miktarlarda gübreler toprağa verilir (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
Pikana uygulanan bazı besin elementleri aşağıdaki gibidir.
Azot: Azot noksanlığında açık-koyu yeşil yaprak rengi,önce sarı daha sonraları kırmızımsı kahverengiye döner. Azotlu gübre pikan gelişiminde önemli rol oynar 5 yaşına kadar verilen miktar 200-800 gr arasında değişir. Daha sonraları verilen azot miktarı her yıl kademeli olarak arttırılır. Pikan ağaçlarına azot uygulaması, çiçeklenme öncesi ve güz döneminde olmak üzere yılda iki kez yapılır. Gübre taç izdüşümü altına serpildikten sonra, bahçeye su verilmelidir.
Fosfor ve Potasyum: Ağaçlarda fosfor eksikliğinde; sürgünlerde zayıf gelişme, küçük yaprak teşkili, yaprakta kıvrılma ve zamanından önce dökülme, çimlenmenin gerilemesi gibi anormallikler göze çarpar. Potasyum noksanlığında; yaprakta yanıklık ve kurumalar, ağaç gelişiminde durgunluk, ileri safhada dallarda kurumalar görülerek ağaç ölüme kadar gidebilmektedir. P ve K toprak ve yaprak analizleri sonucunda verilmelidir.
Çinko: Pikanlar da rozetleşme, çinko noksanlığının neden olduğu fizyolojik bir bozukluktur. Ağaçlarda bu noksanlık görüldüğünde, %36 lık 250 gr çinko sülfat 100lt su ile karıştırılarak yapraklar iyice ıslanıncaya kadar uygulamalıdır.
Mangan: Pikanlar da Mn noksanlığı, küçük yapraklılığa sebep olur ve yaprakçıklar üzerinde küçük kahverengi lekeler gözlenir. Noksanlığında, yapraklara 100 lt suda 500-600 gr mangan sülfat, tavsiye edilen miktarda yapıştırıcı ve 100gr üre karışımı kullanılmalıdır.
Demir: Noksanlığında yapraklarda damarlar hariç yaprak ayasının sararması ile teşhis edilir. Ağır, havasız ve kireçli topraklarda demir alımı zorlaşmaktadır. Demir noksanlığı durumunda Sequestrene Fe 138 den 250 –400 g verilmelidir (Faraçlar, 1988).

8.5. Hastalık ve Zararlılar
Önemli Pikan Hastalıkları:
Antraknoz (Kara leke): Cladosporium effusum veya Fusicladşum effusum denilen bir mantar hastalığa sebep olur. Yağışlı geçen mevsimler, mantar sporlarının gelişmesine uygun bir ortam sağlar. Sporlar bulaşık yaprak, gövde ve sürgünler üzerine sinerek kışı buralarda geçirirler. Bu kışı geçirme şekillerine stroma denir. İlk baharda koşullar uygun hale gelince sporlar stromalardan ayrılır ve rüzgar, yağmur gibi etmenlerle etrafa yayılırlar.
İlk bulaşma belirtileri alat yaprak aksamında, meyve kabuğunda ve ince sürgünlerde gittikçe genişleyen kahverengi ve siyah lekeler halinde göze çarpar. İleri safhada ağaç gelişimi durgunlaşır, çok miktarda yaprak ve olgunlaşamamış meyve dökümlerine rastlanır.
Çok yağış alan bölgelerde özellikle, hassas çeşitlerin yetiştirilmesinden ve fazla sık dikimden kaçınılmalıdır. Bulaşığın şiddetine göre, her 14 günde bordo bulamacı veya bakırlı preparatlarla, bütün gövde dallar iyice yıkanmalı, yere dökülmüş olan yapraklar, kurumuş dallar tırmıkla toplanarak yakılmalıdır. Ayrıca yabancı ot kontrolüne dikkat edilmelidir (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
Kök uru: Agrobacterium tumefaciens bakterisi sebep olur. Kökler üzerinde irili ufaklı urlar oluşur. Zamanla ağacın dayanıklılığı gittikçe azalarak canlılığını yitirir. Şiddetli bulaşmalar sonucu ağaç ölebilir.
Gövde yanıklığı: Farlı bir çok mantar bu hastalığa sebep olabilir. Meyve ve yapraklar üzerinde beyaz toz bulutu halinde belirtiler görülür. genellikle, ağacın uygunsuz ve yanlış budanması veya fırtınadan hasar görmesi gibi elverişsiz şartlar sebebiyle hastalık başlar.
Budamada teze sürgünler kesilmemeli, makas, testere gibi aletler dezenfekte edilerek kullanılmalıdır. koruyucu olarak kırılan dallar kesilip çıkartılmalı ve kesim yerleri aşı maunu ile kısa sürede kapatılmalıdır (Faraçlar, 1988).
Tozlu küf: Microsphanera alni mantarı, yarak ve meyve üzerinde hastalığa sebep olur. Bu mantar kışı hastalıklı yapraklar üzerinde geçirir. Şayet şartlar elverişli ise hızla yayılarak, olgunlaşmamış yaprak dökümlerine, ileriki safhalarda meyveni küçük kalmasına, meyve dökümüne ve meyve kabuğunun kuruyarak büzülüp buruşmasına neden olur (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).

Önemli Pikan Zararlıları:
Pikan kurdu (Curculia caryae):Coleoptera takımının Curculionidae familyasına girer.Pikan kabukları sertleşmeden önce, erginler hortumu ile meyveyi delerek içine girer ve orada beslenirler. Bu meyveler birkaç gün içerisinde düşer. Zarar görmüş meyveler toplu iğne başı büyüklüğünde delikli olup kolayca tanınır.
Hazirandan- Ekime kadar özel tuzaklar kurarak bunların seyri izlenip zarar azaltılabilir. Kabuk sertleşmesinden önce çok sayıda kurt görülüyor veya zararlı nedeniyle meyve düşmesi meydana geliyor ise, ilaçlama yapılır. Meyve içinin sertleşmesinde, canlının çıkış döneminde ilaçlı uygulamaya başlanmalı ve 7-10 gün aralıklarla, canlı yok olana kadar devam edilmelidir. Zararlının çıkış dönemi Ağustos sonu ile Eylül ortasıdır (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988).

Sarı Afit (Monellia caryella): Homoptera takımının Aphidae familyasındandır. Uygun şartlar bulduğunda zarar verdiği ağaçlarda %50 den fazla ürün kaybına sebep olabilir. yaprakçıkların alt yüzeylerinde, orta damar boyunca büyük yoğunluk oluşturur. İlkbahardan sonbahara kadar artarda yılda bir çok döl verir. Bu zararlı bitki öz suyunu emer bunun sonucunda yaprak ve bitki kuvveti azalır. Meyve kalitesi düşer yapraklarda erken dökülmeler görülür. Afitler yapraklar üzerinde fumajin olarak isimlendirilen ballı bir sıvı çıkartırlar ve bu sıvı üzerinde gelişen ikincil mantarlar nedeniyle yaprak üzerinde siyah b,ir görüntü meydana gelir.
Erkenci pikan çeşitlerinde zarar, geççi çeşitlere göre daha fazla olmaktadır. Bu zararlı görüldüğünde üretici, gerek biyolojik gerekse kimyasal yolla müdahale etmelidir.

Filoksera(Phylloxera notabilis): Filoksera afitlere yakın, yumuşak vücutlu küçük zararlılardır. Bu zararlı yaprak, meyve ve sürgünler üzerinde yumrular oluşturmaktadır. Pikan yaprak filokserası ve pikan filokserası olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Yaprak filokserası sadece yapraklarda, pikan filokserası ise sürgün ve meyvede zarar yapa bilmektedir. filokseralar çok uzağa uçamadıkları için ağaçtan ağaca yavaş taşınmaktadır. bu nedenle uygulamaların sadece yumru bulanan ağaçlarda yapılması çok başarılı sonuçlar vermektedir. uygulamalar ilk baharda yumurtalar çatladıktan sonra yapılmalıdır. Ancak bu zararlı hiçbir zaman bağlardaki kadar üretimi engelleyici, sınırlayıcı bir etkide bulunmamaktadır (Tuzcu, 2000).
Pikanlar da rastlanan diğer zararlılar; siyah afit (Myzocallis caryaefoliae), ceviz tırtılı (Datana integerrima), sonbahar ağ kurdu (Hyphantria cunea), pikan testere sineği (Periclista mariginicollis) ve pikan kırmızı örümceğidir. yine dana burnu (Gryllotalpa gryllotalpa), özellikle fidanlıklarda köklerde tahribat yapan zararlılar arasındadır (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
8.6. Periyodisite
Periyodisite, ağaçta depolanmış karbonhidratların kullanımı ile ilişkilidir. Bitkide karbonhidrat, nişasta olarak depolanır. depolanmış nişasta yeni sürgünler, kök gelişimi, çiçekler ve çiçek tozu oluşumu, meyve bağlaması ve nihayet meyve gelişimi için kullanılır.
Pikanlar da, genellikle periyodisite ye eğilim görülmektedir. Bazı çeşitlerde, ürünün çok olduğu yılı takiben, az ürün elde edilir yada hiç ürün elde edilmez.
Dökümlerde olduğu gibi, uygun ekoloji ve kültürel işlemler, Periyodisite yi azaltıcı faktörlerdir. Periyodisite aynı zamanda kalıtımla ilgili bir özelliktir (Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).
9. HASAT VE SONRASI İŞLEMLER
Meyvenin hasat olgunluğuna, bölgedeki ekolojik şartlar ve çeşit özellikleri önemli derecede etkili olmaktadır (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988).
Antalya şartlarında, mevcut pikan çeşitleri Kasım başlarında Aralık başlarına kadar olan bir aylık süre içinde olgunlaşıp hasada gelirler. ABD de hasat çeşitlere göre değişmekle birlikte genellikle, Eylül ayı ortalarından Aralık ayına kadar sürer. Güney Afrika’da ise, Nisan ayı ortalarından Haziran sonuna kadar hasat sürmektedir.

Hasadın erken veya geç yapılması halinde, meyvelerde büzülme oranının arttığı, dolayısıyla ürünün pazar değerinin düştüğü görülmüştür (Faraçlar, 1988).
Hasat olgunluğunun belirlenmesinde en önemli kriter, meyve üzerini saran 4 parçalı yeşil kabuğun çatlamasıdır. Meyve diş kabuk üzerinde uç kısma doğru yönelmiş hafifçe dokunulduğunda düşecek durudadır.Ağaçta bulunan meyvelerin %50si bu oluma geldiğinde hasada başlanır (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988; Tuzcu, 2000).

9.1. Hasat
Cevizlerde en ideal hasat, dalların silkelenmesi suretiyle yapılır (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988). Yurdumuzda uygulanan sistem, hasat zamanının iyi seçilerek, dut ağacı silkeler gibi dalların insan gücüyle sarsılarak, ağzı açılmış meyvelerin düşürülmesidir. Şayet ağaçta hasattan sonra, önemli miktarda meyve kalmışsa, bunlar hasattan 7-10 gün sonra silkelenerek düşürülmelidir (Faraçlar, 1988). Hasatta sırık, sopa gibi cisimler kullanılmamalıdır. Meyveyi dökmek için sırıkla indirilen her darbe, ağacın gelecek yılki sürgünlerine zarar vermekte, dolayısıyla ürünü olumsuz etkilemektedir. Yine hasada başlamadan birkaç gün önce, ağaçların dipleri tırmıkla ot, yaprak, taş ve topraktan temizlenmeli, düşen meyvenin kolaylıkla görülüp, toplanması için elverişli bir durum hazırlanmalıdır (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988). Eğer küçük çapta hasat yapılacaksa ağaçların alt kısmına bir örtü serilerekte cevizler toplanabilir (Faraçlar, 1988).
Bugün Amerika ve Güney Afrika’da ticari pikan yetiştiriciliğinin yapıldığı pek çok yerde hasat, mekanik sallayıcı ve toplayıcılarla sağlanarak büyük kolaylık sağlanmaktadır. Bu yöntem etkili olmakla birlikte, 20ha’dan geniş bahçelerde ekonomik olmamaktadır. Bu yolla dalların sallanmasıyla, olgunlaşıp kopma tabakası oluşturmuş meyveler yere dökülür ve mekanik süpürücüler vasıtasıyla kümeler halinde bahçe içerisinden toplanır. Daha sonra vakumla yerden toplanır ve içerisine karışan yaprak, ot ve taş gibi yabancı maddeler dışarıya atılarak, temizlenir (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988).

9.2. Kurutma
Toplanan meyveler, mümkünse açıkta gölge bir yerde kurutulur. Genellikle, pikanların hasat tarihlerinin geç olmasından dolayı dışarıda kurutulamayan meyveler, kapalı depolarda kerevetler üzerinde, oda sıcaklığında kurutulmaya çalışılır. Meyve yığını günde birkaç kez kerevetler üzerinde alt üst edilerek havalandırılmalıdır (Faraçlar, 1988).
Pikan meyveleri %4 veya daha düşük nemde kurutulduktan sonra depolanır. Nem bu seviyenin üzerine çıktığında, başta Aspergillus flavus mantarı, aflatoksin denilen toksinleri üreterek zarar yapar, dolayısıyla meyvenin Pazar değeri düşer. Nem oranının, %4 veya daha düşük seviyede olması sağlanırsa, toksinler zarar oluşturamaz (Anonymous, 1996; Faraçlar, 1988). Bu konuda depo sıcaklığı da etken olup, 12.8oC’nin üzerinde zararlı bulaşmasının daha çok görüldüğü, ancak 7.2oC veya daha düşük sıcaklıkta önlenebildiği görülmektedir (Faraçlar, 1988).
9.3. Muhafaza
Meyveler iyice kurutulduktan sonra, seyrek örgülü hava alabilen çuvallarda, soğuk depoda, 6.5-7.5oC % 65-75 nem ve sıcaklıkta muhafaza edilmelidir. Sert kabuklu meyveler için depo nemi önemli olup, fazla nem küf faaliyetini arttıracağı, düşük nemde meyvelerde bulunması gereken su nispetinin, daha da azalmasına yol açarak, buruşmasına sebep olacağı için, sakıncalıdır.
Pikanın pazarlama süresi diğer meyve türlerine nazaran daha kısadır. Hasatın bitiminden, kurutma, depolama gibi evrelerden sonra, arlık-ocak ayında piyasaya sunulmaktadır. Genelde 6 ay içerisinde tüketiminin yapılması istenirse de, kabuklu cevizler, kuru ve soğuk koşullarda bu süreden de fazla bekletilebilir.
Pikan meyveleri, depo atmosferindeki nem, uçucu gaz, koku vb. maddeleri emme özelliğine sahiptirler. Bu durum, meyvenin tadında, renginde, yapısı ve dayanıklılığında değişikliğe sebep olur. Bu nedenle, elma ve diğer kokulu meyvelerle birlikte, kauçuk benzeri veya petrol ürünü ambalajlarda, odanın küf mantarları ile bulaşık olduğu yerlerde depolanmamalıdır. Amonyakla çalışan soğutma cihazları da problemlere yol açabilir.
Pikan meyveleri yüksek nem, zararlı ve hastalık, yabancı koku, ışık ve havadan korunabilecek şekilde iyi ambalajlanmalıdır. Kabuksuz pikanlar, genelde yağ geçirmeyen mukavva kartonlarda paketlenerek, perakende satış ve dağıtıma uygun, değişik ölçü ve hacimlerde işlenir.
Daha küçük tüketici ambalajları ise, bardak, kavanoz, bükülebilir kap(selofan, polietilen, saran, alüminyum ve ince metal) gibi malzeme ile yapılır. Zevke uygun hediyelik paketler bunların ir veya birkaçının karışımından oluşmaktadır. Genellikle kalite muhafazası teneke kutularda, cam kavanozlara göre daha yüksektir. Bu durum cam kavanozların ışı geçirmesinden ötürüdür. Karton kaplar ise pek kullanışlı değildir (Faraçlar, 1988).

10. EKONOMİK ÖNEMİ
10.1. Verim
Pikanın yeterli meyve bağlaması, çeşitlere ve yetiştiriciler tarafında uygulanacak kültürel işlemlere bağlıdır. Ayrıca iyi bir meyve bağlaması için birbirini tozlayabilecek en az iki çeşitle bahçe tesisi yapılmalıdır.
Pikan çeşitlerinin meyveye yatma zamanları da birbirinden farklıdır. Örneğin; Wichita, Cherakee, Chickasaw çeşitleri 6 yaşında 5-9 kg ürün verirken, Stuart çeşidi genellikle bu miktara 11 ve daha yukarı yaşta ulaşır.
Antalya Narenciye Araştırma Enstitüsü’nde PAKÖZ ve ark. (1986) tarafından 7 yıl süreyle, 14 çeşit üzerinde pomolojik ve fenolojik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda Antalya koşularında yetiştirilebilen bazı çeşitleri 7-13 yaşları arasındaki verim miktarları çizelgedeki gibidir.

Çeşitler Verim
(kg/ağaç) Boş meyve
oranı (%)
Choctaw
Western
Mahan
Wichita
Shawnee
Harris Super
Hastings
Texhan
Mohawk
Ideal
Royal
Comanche
Burkett
Mahanx Stuart 11.4
27.9
21.9
19.5
17.0
22.0
5.7
12.7
23.3
23.3
16.8
14.5
13.0
16.5 0
0
12
0
0
4
0
4
0
8
0
8
12
0

Çizelgede görüldüğü gibi Antalya koşularında ağaç başına en yüksek verin Western çeşidinden, en düşük verim ise Hastings çeşidinden alınmaktadır. Aynı çalışmada çeşitleri genlinin periyodisteye eğilimli oldukları da anlaşılmıştır (Anonim, 1986; Faraçlar, 1988).
10.2. Üretim
Pikan yetiştiriciliğine dünyada 1900 lü yılardan itibaren gerekli önem verilmeye başlamış 1998 yılında 1.000.000 tona ulaşmıştır. Bu üretimin %60 ı pikanın anavatanı olan ABD tarafından yapılmaktadır (Tuzcu, 2000). Kafkasya, Texas, Oklahama, Alabama, Missisipi, New Meksika, Florida, Arizona ve Kaliforniya önemli üretim yapan devletlerdir. Mısır, Türkiye, Avustralya, Çin,Hindistan, İsrail,İtalya gibi ülkelerde üretim yapmaktadır (Weestwood, 1995; Faraçlar, 1988). Elde edilen verilere göre en iyi çeşitler Kaliforniya’nın Sibet eyaletinde yetişmektedir (Weestwood, 1995).
ABD ve Meksika daki üretimin büyük bir kısmı yine bu ülkelerde tüketilmektedir. Bu yüzden ihracat çok sınırlı olup, üretimini yapmayan ülkeler bu meyveyi pek tanımamaktadırlar. Diğer tüketici ülkeler; Avrupa Ekonomik Topluluğu ile yine üretici olan Güney Afrika ve Batı Avustralya dır. Avrupa Ekonomik Topluluğu içerisinde, en fazla tüketimin Federal Almanya tarafından yapıldığı gözlenmektedir bunun dışında İngiltere, Belçika, Fransa, Danimarka, İrlanda, İtalya, İsveç, İsviçre, Cezayir ve Mısırda tüketici devletler arasındadır (Faraçlar, 1988).
Dünyada pikan üretimi hızla artmaktadır. Bunun en önemli nedenleri arasında, hızla tanınıyor olması ile sağlık ve beslenme açısından öneminin daha iyi anlaşılmaya başlaması sayılabilir.
10.3. Türkiye’de Yetiştirme Olanakları
Türkiye için henüz yeni bir meyve türü olan pikan, ülkemize ilk defa 1953 yılında ABD den tohum olarak gelmiştir. Bu tohumlardan elde edilen çöğürler, Antalya Narenciye Araştırma Enstitüsü ve Alanya Üretme İstasyonu arazilerine dikilmiştir. Bugün, bunlardan elde edilen büyük ve kuvvetli yabani pikan çöğürlerinden, anaç ve tohum kaynağı olarak yararlanılmaktadır. Daha sonra 1969 yılında FAO kanalıyla İsrail den 14 kültür çeşidi (Royal, Choctaw, Mohawk, Shownee, Western, Ideal, Wichita, Texhan, Burkett, Harris Super, Hastings, Comanche, Mahan x Stuart) aşılı olarak getirilmiş ve Antalya Narenciye Araştırma Enstitüsü tarafından çalışmalara başlanmıştır. 1980 ve daha sonraki yıllarda Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü tarafından ABD, İspanya ve İtalya dan 17 çeşit daha getirilerek çeşit sayısı 31 e çıkarılmıştır. bu çeşitlerden ilk getirilenler Antalya’da adaptasyon denemesine alınmış ve deneme sonuçlandırılmıştır. Daha sonra bütün çeşitleri içeren deneme parseller 1980 li yıllarda Adana, İçel ve Antalya’da kurularak üzerinde çalışmalar sürdürülmektedir (Anonim, 1986; Faraçlar, 1988).
Pikan yetiştiriciliğinde en önemli kriterlerden olan ekolojik faktörler göz önüne alındığında Türkiye de Akdeniz bölgesi, Ege bölgesinin Güneyi ile Güneydoğu Anadolu bölgesinin bazı yerlerinde yetiştiriciliğin yapıla yapılabileceği görülmektedir. Pikanın yetiştirilebileceği bu bölgelerin kış ayları (Aralık, Ocak, Şubat) sıcaklık ortalaması incelendiğinde Adana, Antalya ve Dalaman da sıcaklığın oldukça yüksek olduğu dikkat çekmektedir. Bu nedenle Akdeniz ve Ege bölgesinin Sahil kesiminde soğuklama gereksinimi düşük olan çeşitlere yer verilmesi daha yararlı olacaktır. Bunun yanında vejetasyon süresinin uzun ve yaz sıcaklık toplamanın elverişli olmasının nedeniyle Güneydoğu Anadolu bölgesi (GAP bölgesi). Pikanın çok iyi olanaklarla yetiştirilebileceği bir bölgedir. Ancak bu bölgede yer alan Şanlıurfa da yaz ayları çok sıcak olduğundan, güneş yanıklığı tehlikesine karşı dikkatli olunmalıdır (Anonim, 1986; Faraçlar, 1988).
GAP bölgesi Şanlıurfa da 11 çeşitle (Mahan Wichita, Western,Comanche, Harris Super, Ideal, Choctaw,Royal, Shownee, Hastings ve Texhan).
Bu çeşitlerin o bölgedeki performanslarını araştırmak için bir çalışmaya başlanmıştır, bu çalışmada en gelişme gösteren çeşit Ideal (1.67) en fazla yıllık sürgün büyümesi gösteren Harris Super (48.45cm), en uzun vejetasyon süresine sahip Mahan (245 gün) çeşidi olduğu belirlenmiştir. İlk meyveler dikimden 2.5 yıl sonra Wichita çeşidinden alınmış ve dikimden 3.5 yıl sonra ise Harris Super, Western Royal ve Mahan ilk meyvelerini vermişlerdir (14,5). 250 –300 yıl gibi çok uzun bir ekonomik verim ömrüne sahip olan pikanların GAP bölgesinde genç yaşlardaki performansı son derece ümit verici olarak bulunmuştur. Buna rağmen çeşitlerin performansları konusundaki kesin bilgiler yapılacak daha uzun süreli araştırmalarla ortaya çıkabilecektir (Anonim, 1986; Anonymous, 1998; Willey, 1996).

Türkiye ye pikanın girişi oldukça eski olmasına rağmen konu ile uğraşan araştırmacıların sayısının azlığı ve yapılan çalışmaların yetersizliği, meyvenin üreticilere yeterince yapılamaması bu meyvenin yetiştiriciliğinin sınırlı kalmasının nedenlerindedir. Yarıca pikanın geç meyveye yatması nedeniyle kıyı bölgelerinde sebze ve turunçgil tarımıyla rekabet gücünün olmayışı da yetiştiriciliği sınırlandıran bir etmendir.
Türkiye’nin pikan yetiştiriciliğine uygun geniş bir potansiyel alanı bulunmaktadır (Anonim, 1986).
Bu potansiyel değerlendirilmeli ve bölgelere uygun çeşitler araştırılarak bunların yetiştiriciliğine başlamalıdır.

11. SONUÇ
Pikan, özellikle ceviz yetiştiriciliğinin sorun olduğu sıcak bölgelerin, derin, ağır fakat tuz sorunu olmayan tüm toprakların en iyi şekilde değerlendirilmesine imkan veren Ülkemiz ve özellikle GAP Bölgesi için yeni bir sert kabuklu meyve türüdür.
Pikan beslenme ve sağlık açısından da çok önemli ve zengin bir meyve türüdür. Kollestrol ve bazı kalp hastalıkları riskini azaltması yanında, kilo aldırmayan son derece lezzetli bir meyvedir.
Ülkemizde ekonomiye katkı sağlaması, Ülkemiz bahçe bitkileri üretim deseninin çeşitlendirilmesi açısından büyük önem taşıyan meyve türlerinden birisidir.
Türkiye de bu meyvenin yetiştirilebilmesi için geniş bir potansiyel vardır ve bu potansiyel çok iyi bir şekilde değerlendirilmelidir.

12. KAYNAKLAR
Anonim, 1994. Derim Dergisi Cilt-11, Sayı-2.Narenciye Araştırma Enstitüsü Yayınları, Antalya.
Anonim, 1995. Derim Dergisi Cilt-12, sayı-1. Narenciye Araştırma Enstitüsü Yayınları, Antalya.
Anonim, 1986. Derim Dergisi Cilt-3 Sayı-1. Narenciye Araştırma Enstitüsü Yayınları, Antalya.
Anonymous, 1996. http://www.ces.ncsu.edu/depts/hat/hil.
Anonymous, 1998. http://www.gap.gov.tr/Turkısh/Tarım.
Anonymous, 2000. http://www.nutrional.facts.gov.tr
Anonymous, 2001. http.//www.ilovepecans.org/foodnutr.html
Anonymous, 2002a. http.//www.tytyga.com/pecan/growing.html
Anonymous,2002b.http.//www.fs.fed.us/databose/feis/botanical and ecologital characteristics.
Anonymous, 2002c.http.//www.Isjunction.com/tree.htm
FARAÇLAR, E. 1998. Pikan Yetiştiriciliği. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığı, Genel Yayın No:274, Seri No:9, Ankara, 80s.
KEPENEK, K. 2002. Yayınlanmamış Ders Notları
TUZCU, Ö. ve YILDIRIM, B., 2000. Pikan Yetiştiriciliği, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu. Türkiye Tarımsal Araştırma Projesi Yayınları, Adana.
WESTERN, M. N., 1995.
WIILLEY, J., 1996. Fruit Breeding Volume III. Purdue University of Arkansas Printed in the United States of America. Edited By Jules Jonic- James N. Moore.

İÇİNDEKİLER
1. GİRİŞ 1
2. GENEL BİLGİLER 2
2.1. Anavatanı ve Tarihçesi 2
2.2. Sistematikteki Yeri 3
2.3. Pomolojik yönden sınıflandırılması 4
2.4. Pikan Meyvesinin birleşimi ve Değerlendirilmesi 4
2.5. Botanik Özellikleri 6
3. DÖLLENME BİYOLOJİSİ 11
4. ÖNEMLİ ÇEŞİTLER 12
5. EKOLOJİK İSTEKLER 16
5.1. İklim İstekleri 16
5.2. Toprak İstekleri 17
6. YETİŞTİRME TEKNİĞİ 18
6.1. Çoğaltılması 18
6.2. Anaçlar 20
7. BAHÇE TESİSİ 20
7.1. Bahçe Kurulacak Yerde Dikkat Edilecek Hususlar 20
7.2. Çeşit Seçimi 21
7.3. Dikim 22
Dikim zamanı: 22
8. BAKIM İŞLERİ 23
8.1. Budama 23
8.2. Toprak İşleme 25
8.3. Sulama 25
8.4. Gübreleme 25
8.5. Hastalık ve Zararlılar 27
8.6. Periyodisite 29
9. HASAT VE SONRASI İŞLEMLER 29
9.1. Hasat 30
9.2. Kurutma 31
9.3. Muhafaza 31
10. EKONOMİK ÖNEMİ 32
10.1. Verim 32
10.2. Üretim 33
10.3. Türkiye’de Yetiştirme Olanakları 34
11. SONUÇ 36
12. KAYNAKLAR 37

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın