Toprak ve Tarım İslahı ( Halis ERTUĞRUL )

TOPRAK VE TARIM İSLAHI

Tarım insan yaşamında önemini hiçbir zaman kaybetmemiştir. 21. yüzyılda da giderek artan hayati bir önem kazanmıştır. Artan nüfus karşısında ekilebilir ve otlak arazilerin sabit kalması, hatta azalmakta oluşu, bu boyutu daha da belirginleştirmiştir. Dünya, açlığa doğru giderken tarımsal ürünlerin, dolayısıyla üretken toprağın stratejik değeri de artmıştır.

Tarım sorunları ve verimsizliğin başlıca sebeplerinden birincisinin toprak sorunları olduğu ve toprak sorunları giderilmeden de tarım sorunlarının çözülemeyeceği gerçeği kabul görmeye başlamıştır. ‘Hatalı ve Yanlış Arazi Kullanımı’ tanımı içerisinde, toprakta doğal yapı bozuklukları ile birlikte verim güçleri de kaybolmaktadır. Çiftçiler birim alandan arzu ettikleri üretimi alamadıkları için ekonomik sıkıntı yaşamaktadır. Bu nedenle çiftçilerin katılımı sağlanarak toprak ıslah çalışmalarının başlatılmasına acilen ihtiyaç vardır. Toprağın doğal yapısı, % 45 inorganik, %5 organik, % 25 su ve % 25 hava olmak üzere inorganik ve organik maddelerden oluşmaktadır. Bu doğal yapıya gübreleme yoluyla bitki besin elementleri de yüklendiğinde, bitkilerin gelişmesi için uygun ve üretken toprak oluşumu sağlanmaktadır.

Kimyasal gübreler, hatalı toprak işleme, tek ürün kültürü ve erozyon gibi sebeplerle organik madde bakımından topraklar fakirleşip verimsizleşmiştir. Yıllardır bilinçsiz uygulanan kimyasal gübreler, hatalı toprak işleme, tek ürün kültürü, erozyon vb. nedenlerle, tarım topraklarında organik madde miktarı giderek azalmaktadır. Bitkilerin faydalandığı 0-40 cm toprak altında olması gereken yüzde 5 miktar, yüzde 1 seviyelerine gerilemiş bulunmaktadır. Toprak doğal yapışı içerisinde bulunan organik maddenin su tutma ve tanecik oluşumu sağlama özellikleri hatırlandığında, bu organik maddenin azlığı veya yokluğu toprak doğal yapısının tümüyle bozulması sonucunu getirmektedir. Ayrıca, toprakta mikroorganizma faaliyetlerinin oluşması ve bitkilerin besin elementlerini alabilmeleri için de, organik maddelere ihtiyaç vardır.

Özet olarak, organik maddelerin toprağın canlılığı ve üretkenliği için toprak bünyesinde mutlak bulunması gerektiği ve doğal yapısına uygun toprak ıslahı yapılmadan, gübre verilmesinin de faydadan öte zararlı olacağı söylenebilir. Biyoteknoloji: İnsan, bitki, hayvan ve mikro organizmaların yapı ve işleyişlerini anlatan moleküler biyoloji ve genetik bilimlerinin ortak çalışmalarını kapsar. Bu araştırmalarda bilimsel çalışmalar tıp, sağlık, ecza, endüstriyel üretim ve gıda gibi alanlarda yoğunlaşmıştır. Çalışmaların sadece bilimsel alanda kalmaması ekonomik, sosyal, ve politik kullanımı göz önüne alınmaktadır. Bu konu ile üniversitelerin moleküler biyoloji bölümleri, tıp ziraat, veteriner, fen fakülteleri, bazı kamu kuruluşları, biyoteknoloji, alanında uzmanlaşmış bölümleri ile araştırmalarını yürütmektedir. Biyoteknoloji kısaca, yaşayan doku ve organları kullanarak, uygun yöntem ve tekniklerle istenilen ürünün elde edilmesi anlamına gelir. Biyoteknoloji, birçok bilim dalıyla da ilgilidir.

20.01.2014

Halis ERTUĞRUL

Bir cevap yazın