Etiket Arşivleri: Su

Sularda Sertliğe Yol Açan Başlıca İyonlar Nelerdir?

Sularda sertliğe yol açan başlıca iyonlar Ca ve Mg iyonlarıdır. Doğal Sularda yaygın olarak bulunan bikarbonat, sülfat, klorür gibi anyonlar ile oluşan Ca ve Mg tuzlarının çözünürlükleri çok fazladır. Su sertliği daha çok bu tuzlardan ileri gelir. Kalsiyum ve Magnezyum bikarbonatların oluşturduğu sertliğe karbonat sertliği adı verilir. Kalsiyum bikarbonat ısıtılınca karbonat olarak çökeldiği için karbonat sertliğine geçici sertlik adı da verilir. Kalsiyum ve Magnezyumun bikarbonat dışındaki bileşikleri karbonat olmayan sertliği oluştururlar. Buna da kalıcı sertlik denir. Karbonat sertliği ve karbonat olmayan sertliğin toplamına toplam sertlik denir. Sertlik Kalsiyum karbonat (CaCO3) olarak ifade edilir.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

Suların Sertliği Neye Bağlıdır?

Suların sertliği temas ettikleri jeolojik yapıyla alakalıdır. Genel olarak yeraltı sularının yüzeysel sulara nazaran daha sert oldukları söylenebilir. Çünkü bu sular yeraltında bulunan madensel maddelerle daha çok temastadır. Suların sertliği başta kalsiyum ve bikarbonat iyonları olmak üzere kalsiyum ve magnezyum sülfat, kalsiyum ve magnezyum klorür iyonlarından ileri gelmektedir.

Sertliğin meydana gelmesinde kalsiyum ve magnezyum iyonlarının baş faktör olduğu bilinmektedir. Kalsiyum ve magnezyumun yüksek değerleri sağlıklı insanlarda sağlığa ters etki göstermemektedir.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

Suyun Dezenfeksiyonu Nasıl Yapılır?

Suyun içinde mikroorganizma bulunması durumunda suyun dezenfekte edilmesi şarttır. Dezenfeksiyon işleminin, bir çok şekilde gerçekleştirilmesi mümkündür. Bunların en önemlileri şunlardır:

• Fiziksel usullerle dezenfeksiyon (kaynatmak)

• Kimyasal maddeler yardımıyla dezenfeksiyon

• Diğer usullerle dezenfeksiyon (çok düşük ve çok yüksek pH ortamı meydana getirmek gibi uygulamalar)

Fiziksel usullerle dezenfeksiyon :

1. Kaynatmak: Su 15-20 dakika kaynatılırsa içersindeki bakterilerin bir kısmı ölür. Suyun kaynatılması acil durumlarda ve ancak bireysel ihtiyaçların giderilmesinde kullanılan bir usuldur. Böyle bir su içilmeden havalandırılmalı, tekrar oksijen kazanması sağlanmalıdır.

2. Ultraviyole ışınları kullanılarak dezenfeksiyon: Suyun belirli bir süre güneş ışınlarına maruz kalması içindeki bakterilerin ölmesine neden olur. Doğadaki kirli suların temizlenmesinde güneş ışınlarının rolü büyüktür. Ultraviyole ışınları canlı organizmaların ölümüne sebep olur.

Kimyasal madde yardımıyla dezenfeksiyon:

Hastalık yapıcı mikroorganizmaları ve sporları yok eden ürünlere dezenfektan denir.Yaygın dezenfektanlar kimyasal maddelerdir. Katı, sıvı ve gaz halinde kullanılırlar.

1. Klor ve klorlama ile dezenfeksiyon: Klor, eskiden beri en yaygın kullanılan dezenfektandır. Yaygın kullanımında, klorlamanın ucuz bir dezenfeksiyon sistemi olmasının yanı sıra, kalıcı etkiye sahip olması da önemli bir etkendir.

Klor, suya karıştırıldığı anda, suyun içindeki bazı organik maddeler ve ağır metallerle reaksiyona geçer. Tüm reaksiyonlar meydana geldikten sonra, 0.5 mg/lt serbest bakiye klorun suda bırakılması, nihai kullanım noktasına kadar mikroorganizmal faaliyeti önleyecektir.

Klorun, suyun içindeki bir takım organik maddelerle birleşerek, insan sağlığına zararlı kanserojen kimyasal bileşiklerin (trihalometan) oluşumuna sebebiyet verdiği bilinmektedir.

Klor kullanımı kontrolsüz yapıldığı takdirde bu tip kimyasalların oluşumu mümkündür. Bu sebepten dolayı, suyun dezenfeksiyonu amacıyla değişik kimyasalların kullanımı da her geçen gün artmaktadır. Ancak günümüzde klor halen, en sık kullanılan dezenfektandır.

2. Ozon ve ozonlama ile dezenfeksiyon: Diğer bütün dezenfektanlardan daha kuvvetli bir dezenfeksiyon gücüne sahiptir. Ozonlama işlemi içme sularındaki bütün bakterilerin ve virüslerin tat ve koku ve rengin giderilmesi, sülfitsiyanit ve yosunların oksidasyonu, trihalometanların giderilmesi, fenoller, deterjanlar ve pestisit gibi organik maddelerin oksidasyonu ile demir ve manganın giderilmesinde filtrasyonla birlikte kullanılır.

Ozonun bakterisit etkisi, suyun kirlilik derecesi, suda çözünmüş madde miktarı, pH, suyun sıcaklığı, temas süresi gibi bazı etkileşimlere bağlıdır.

Yaklaşık 4-10 dakikalık bir ozonlama ile çabuk bir dezenfeksiyon sağlanabilir. Filtre edilmiş sularda ozon daha uzun süre kalmaktadır.

Diğer Usullerle Dezenfeksiyon

Ortamın pH’ sını (asitlik-bazlık derecesini) değiştirmek suretiyle dezenfeksiyon, metal iyonları ile dezenfeksiyon, mikro ve ultra filtrasyonla dezenfeksiyon olarak tanımlanabilir.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

Tüketiciye Ulaştırılan Suların Kalitesi Nelere Bağlıdır?

Su kaynağının teknik ve hijyenik olarak kalitesine, suyun arıtımından dağıtımına kadar olan her aşamaya gereken hassasiyetin gösterilmesinin yanı sıra içme suyu standartlarının dikkate alınarak uygun su kalitesinin sağlanmasına bağlıdır.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

Vücudumuzun Su İhtiyacı Nasıl Karşılanır?

Su başta olmak üzere, içecekler ve besinlerin içeriğinde bulunan görünür/ görünmez su “sıvı” olarak tanımlanır.

Vücudumuzun günlük sıvı gereksinimi içilen su ve içecekler ile tüketilen besinlerin doğal yapısında bulunan su ve metabolizma sonucu vücudumuzda oluşan sudan karşılanır. Su ve içecekler vücut sıvı dengesinin korunmasında önemlidir.

İnsan besin almadan günlerce yaşayabilir ama günlerce susuz yaşayamaz. Su ve diğer içecekler vücut su dengesinin korunmasında önemlidir. Yaşam için elzem olan su ihtiyacı temiz kaynaklardan sağlanmalıdır.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

İçme Suyu Ham Su Kaynağı Olarak Irmak Suyu ( Doç. Dr. Songül Vaizoğlu )

İÇME SUYU HAM SU KAYNAĞI OLARAK IRMAK SUYU

Doç. Dr. Songül Vaizoğlu

IRMAK SUYU;

Akarsular LAĞIM, SANAYİ, İŞYERİ KİRLİ SULARNIN taşınması amacıyla kullanılmaktadır.

Akarsu tabanındaki çökelmeler Akış düzenine yapılan müdahaleler ile Kirli ve zehirli madde akıntıları Kanalizasyon akıntıları  durumuna gelmiştir.

Kentlerde yaşayan nüfusun artması kentsel su talebini artırmış, Yer altı su seviyesini düşürmüş, Yapay ve doğal su kütlelerini azaltmış, Akarsu ve su kütlelerinin beslenme alanlarının kentsel yerleşim bölgeleri haline gelmesi,   emilme ve akış sürecini olumsuz etkilemiş,

Su havzalarının tarıma açılması kimyasal gübre ve pestisitlerin bu sulara akmasına,

Su kütlelerinin azalması da kirletici derişiminin artmasına neden olmuştur.

Bunların içme ve kullanma suyu olarak kullanılması da ham su kalitesinin düşmesine neden olmuştur.

Akarsuların kullanılmaya başlaması ham suyun kirlilik örüntüsünü değiştirmiştir.

Su kaynaklarının azalması, kirlilik yükü yüksek su kaynaklarının ham su kaynağı olarak kullanılmaya başlanması su ile ilgili hastalıkların ve ölümlerin sıklığında artışına neden olmaya başlamıştır.

Biyolojik kirlilikle birlikte, kimyasal kirlilik artmaya başlamıştır.

Irmak ya da göl gibi yüzeysel kaynaklardan sağlanan su asit yağmurları, yağmur suları, seller, pestisit yıkantıları,  endüstriyel atık sularla ve ağır metallerle de kirlenmektedir.

Güneş ışığı, havalanma ve sudaki bazı minicanlılar, su kütlelerinin temizlenmesine katkıda bulunur ancak artan su tüketimi nedeniyle baraj ve göletlerde bile bu süreç büyük oranda engellenmektedir.

Yüzeysel sulara ve yer altı su katmanlarına sızan insan ve hayvan atıkları, çöplük şıraları, atık sular, evsel atıklar, tarımsal kimyasallar ve yer altı depolarından olan sızıntılarla da sular kirlenmektedir.

Arıtım tesislerinin büyük çoğunluğunun kaliteli ham sulara göre yapılmış olması nedeniyle arıtılmış suda da kirletici kaçakları artmaktadır.

Su kirleticilerin akut sağlık etkileri

Bulantı, kusma, ishal

Baş dönmesi

Akciğer tahrişi

Deri döküntüleri

Su kirleticilerin kronik sağlık etkileri

Kanser

Karaciğer ve böbrek yıkımı

Sinir sistemi hastalıkları

İç salgı düzeninin bozulması

Bağışıklık sisteminde etkinlik azalımı,

Doğumsal bozukluklar

IRMAK KAYNAKLI HAM SULARIN YOL AÇABİLECEĞİ SORUNLAR;

  Bu suların;

Biyolojik kirletici oranı yüksektir.

Fiziksel kirlilik oranı yüksektir.

Kimyasal kirlilik oranı yüksektir.

Niteliği anlık, günlük ve mevsimsel değişiklik gösterir. Akarsularla ilgili en önemli yanılgı anlık ya da kesitsel ölçümlerin yetebileceğinin sanılmasıdır.

IRMAK KAYNAKLI HAM SULARIN YOL AÇABİLECEĞİ SORUNLAR;

Sulardaki pestisit oranı yüksektir. Yağışlar ve yüzeysel akıntılarla, kullanılan pestisit ve gübreler akarsulara karışmaktadır. Ülkemizdeki arıtım tesislerinde pestisitler  arıtılamamaktadır.

  Anlık ya da kesitsel ölçümlerde ağır metallerin az bulunması güvence sağlamaz. Herhangi bir tesisten yüksek salınım, arıtım biriminin arızalanması, atık sudaki miktarın yükselmesi suyun ağır metal yükünü artıracaktır.

İÇME SUYU İLE İLGİLİ OLARAK ÇIKABİLECEK BAŞLICA SORUNLAR;

Akarsu niteliğinin ve kirletici yükünün sürekli değişebilir olması arıtım sisteminin arıtma etkinliğini düşürecek ve istenmeyen kaçaklar artacaktır.

Şebeke suyunda  pestisit miktarları çok artacaktır.

Şebeke suyunun mikrobiyolojik örüntüsü ve biyofilm özellikleri değişecek, hastalık etkenlerinin üreme ve varlığını sürdürme olanağı artacaktır.

Şebekedeki fiziksel birikintiler sistem etkinliğini azaltabilecektir. Şebekede bakım ve onarım gerektiren sorunlar artacak , şebeke kirliliği büyük tehlikeler yaratacaktır. Tesisatta ortaya çıkacak sorunlar geri emilim ve çapraz bağlantı risklerini artıracaktır.

Şebeke suyunun tat ve koku özelliklerinde büyük oynamalar olabilecektir. Bu değişiklikler toplum bireylerinin denetimsiz su kaynaklarına kaymasına yol açabilecektir.

Şebeke suyunun organik yükü ve klor talebi artacak, esas olarak ham su klorlamasında sorun olan trihalometanlar ve diğer dezenfeksiyon yan ürünleri şebeke suyu için de önemli bir sorun haline gelecektir.

Ağır metal kaçakları artacaktır.

Demir ve manganez gibi kirleticiler, çamaşırlarda tesisatlarda kırmızımtrak ve siyah renk değişikliklerine yol açacaktır.

Maksimum kirletici seviyesi demir için 0.3mg/L, manganez için 0.05mg/L olarak belirlenmiştir. Bunlar hoşa gitmeyen bir metalik tat vermeleri nedeniyle toplum bireylerinin musluk suyundan uzaklaşmasına neden olabilecektir. Kullanılacak deterjan miktarı ve pis su sistemine akıtılan deterjan kalıntıları artacaktır.

Ağır metaller ve pestisitlerdeki artış bulantı, deri döküntüleri, kusma, baş dönmesi, gibi akut etkilerin yanısıra ani ölümlere de neden olabilir.

İzin verilen seviyelerin altında bile olsa uzun süre etkileniminde kalınan bazı kirleticiler, kronik etkilere yol açacaktır. Bazı kimyasallar düşük miktarda yinelenen biçimde etkilediğinde kanser, karaciğer ve böbrek tahribatı, sinir sistemi bozuklukları, bağışıklık sistemi bozuklukları ve doğumsal gelişme bozukluklarına yol açar.

ORTAYA ÇIKABİLECEK BAŞLICA SAĞLIK SORUNLARI;

Toplumda astım ve diğer alerjik sorunların görülme sıklığı artacaktır.

Akarsularda antibiyotik direncini yükselten gen oranı giderek artmaktadır. Bunun toplum sağlığı maliyeti çok yüksektir. Sularımız bu açıdan denetlenmemektedir.

Suda özellikle insan adenovirüsleri olmak üzere virüslerin oranı çok artacaktır.

Kirlilik oranı yüksek olan suları uzun süre içen toplumlarda kolorektal kanser görülme sıklığının artacağından kuşkulanılmaktadır.

Bu konuda epidemiyolojik izlemenin yetersiz olduğu ülkelerde yıllar sonra çıkabilecek etkilerin yol açacağı zararların telafisi mümkün olmayacaktır.

SU KİRLETİCİLERİNİN ARTIŞI FARK EDİLEBİLİR Mİ?

Su kaynaklarındaki kirliliğin bir bölümü görünüm tat ve koku ile anlaşılabilir. Ancak mikroorganizmalar, ağır metaller, nitratlar, radon ve birçok kimyasalın oluşturduğu kirliliklerin bu yolla anlaşılması mümkün değildir. Bunlar ancak laboratuvar testleriyle anlaşılabilir. Akarsularla ve kuyularla ilgili ön analizler sürekli bir güvence vermez. Sadece daha sonraki değerlendirmeler için başlangıç değerleri elde edilmiş olur. Bu nedenle akarsuyu temsil edecek noktalardan örnek alınarak izlemeyi sağlayan, ani değişikliklerde uyarıcı alarm sistemleri kurulmalıdır.

Analizler düzenli olarak yapılmalıdır.

Bazen kirleticiye özgü üremeler olabilir. Demir bakterileri demirin çözünmeyen biçimine oksitlenmesiyle oluşan enerjiyi kullanır. Bu durumda demir borularda, bağlantılarda ve çamaşırlarda birikir. Tuvalet klozetlerinde ve borularda kırmızı kahverengi birikintiler ve suyun içinde kırmızımtrak iplikcikler görülür. Su kötü kokar ve tadı bozulur.

Bulanıklığın doğrudan sağlık etkisi yoktur.

Dezenfeksiyon etkinliğini azaltır ve mikroorganizmaların üremesi için uygun bir ortam oluşturur. Bu nedenle söz konusu etkenlerin üreme olasılığı bulunduğunu  gösteren bir durumdur.

Şebeke suyunun bulanık olması süzülme etkinliğinin bir göstergesi olarak kullanılabilir.

GÖRÜNÜMLE ANLAŞILABİLEN DURUMLAR

Kaynadığında üzerinde köpük-tortu; kalsiyum, magnezyum

Bulanıklık;  kir, kil tuzları vb

Lavabo ve küvetlerde yeşil boyanma;  asitlik yüksek

Küvet, çamaşırlarda kahverengi-kırmızı renk: çözünmüş demir

Dumanlı görünüm:  Pompaların yetersiz çalışması, filtrelerde problem

TATLA ANLAŞILABİLEN DURUMLAR

Tuzlu acımsı tat; sodyum yüksekliği

Sabun tadı;  alkali minerallerin çözünmüş olması

Metalik tat:   asitlik yüksek, demir varlığı

Kimyasal madde tadı: endüstriyel kimyasal, pestisit

KOKUYLA ANLAŞILABİLEN DURUMLAR

Çürük yumurta kokusu; Çözünmüş hidrojen sülfür,

Bazı bakteriler

Deterjan kokusu;  mutfak ve çamaşır akıntılarının karışması

Gazyağı-petrol kokusu:   yer altı depoları benzin istasyonu

Metan gazı, küf, balçık kokusu: organik madde bozunması

Klor Kokusu: suda yüksek klor oranı,

HAM SU KAYNAĞI KALİTESİ DÜŞÜK OLDUĞUNDA NELER YAPILMALI?

Musluktan akan su içilebilir nitelikte olmalıdır. Musluk suyu içme suyu standartlarını sağlamıyorsa toplum sağlığı tehlikedir.

Su kaynaklı büyük salgınlarla her an karşılaşılabilir. Musluk suyunun içilebilirliği ülke sağlık düzeyi ve çevre sağlığı alt yapısı ile ilgili önemli bir göstergedir.

Turizm potansiyeli açısından da çok riskli bir durumdur. Turistik kuruluşlarda “Musluktan akan su içilmez” uyarıları ciddi turist kaybına yol açabilir.

Evsel arıtım aygıtları biyolojik kirlilikle ilgili güvence sağlamaz.

Bazı ağır metallerin arıtımın sağlayan ters ozmoz sistemleri mikrop kirliliğini arıtmada etkili değildir ve su maliyeti   yüksektir.  Arıttığı suyun litresi başına 2-3 litre su harcamaktadır.

EVSEL ARITIM CİHAZLARI ANCAK ŞU DURUMLARDA ÖNERİLİR;

Sağlık Bakanlığı ya da yerel yönetimlerin o kentin içme suyunun artık “ İNSANİ TÜKETİM AMAÇLI SULAR HAKKINDA YÖNETMELİK” hükümlerine UYGUN OLMADIĞINI ve bu hale getirilemeyeceğini açıklamaları durumunda,

Afet durumunda şebeke ile kısa sürede sağlıklı içme suyu sağlanamayacaksa

Kirlilik tehlikesi saptanmış kuyu sularından başka kaynak olmadığında

Kitleye yönelik arıtılmış su sistemi yoksa ve kirli bir kaynaktan su kullanılacaksa

Kısa sürede çok kişiyi geçici süre ağırlayacak, su sağlama alt yapısı olmayan turistik yerlerde

Kirli su kaynaklarından yararlanılması zorunlu olan geçici şantiyeler ve çadır kamplarında.

Bütün sistemlerle ilgili olarak unutulmaması gereken genel özellikler

Tek bir arıtım sistemi hiçbir zaman bütün su kalitesi sorunlarını çözemez.

Bütün sistemlerin kısıtlılıkları ve belirli bir kullanım ömrü vardır.

Bütün sistemler bakım ve/veya izleme gerektirir.

Arıtım sisteminin ortadan kaldırılması gereken kirleticiye uygun olması gerekir. Bu nedenle seçim ancak arıtılacak suyun laboratuvar değerlendirmesinden sonra yapılmalıdır.

HAM SU KAYNAĞI KALİTESİ DÜŞÜK OLDUĞUNDA NELER YAPILMALI?

BU NEDENLERLE;

Ülkemizde özellikle büyük kentlerin arıtım sistemleri ham su kaynaklarının özeliklerine uygun kapasiteye kavuşturulmalıdır.

Su kirliliğindeki ani değişiklikleri belirleyecek  etkin ham su ve şebeke izleme sistemleri kurulmalıdır.

Yerel yöneticilerin kendi siyasal konumlarını halk sağlığı sorumluluklarının önüne geçirmeleri engellenmelidir.

Toplum bu konularda taraf olarak seçim yapmasını, baskı yapabilmesini ve sorumluluk almasını sağlayacak biçimde bilgilendirilmelidir.

Belediye sağlık işlerinin temel sorumluluğunun tedavi edici hekimlik hizmetleri değil, halk sağlığı ve koruyucu hekimlik hizmetleri olduğu anlaşılmalıdır. Yapılanmaları buna göre olmalıdır.

Toplumda alerjik hastalıklar, astım izlenmeli, vakalardaki alevlenme dönemleri belirlenmelidir. Özelikle polen mevsimi dışındaki artışlar çok büyük önem taşır.

Toplum kolorektal kanserlerin erken tanısı konusuna eğitilmeli gerekli altyapı sağlanmalıdır.

Kirletici yükü iyice artacak olan arıtım balçığının giderimi ile ilgili teknik ve mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Arıtım balçığının giderimi ile ilgili politika belirlenmelidir.

Toplumun bireysel arıtım cihazı satan firmalarca istismarı önlenmelidir.

İçme ve Kullanma Suyu Analizleri ( MEGEP )

  • 1. İÇME VE KULLANMA SULARINDA SICAKLIK DERECESİ TAYİNİ

  • 1.1. İçme ve Kullanma Suları

  • 1.2. İçme Suyunun Kalitesi

  • 1.3. İçme ve Kullanma Sularının Özellikleri

  • 1.3.1. Duyusal Özellikleri

  • 1.3.2. Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

  • 1.4. Su Numunesi Alma

  • 1.4.1. Numunelerin Saklanması ve Korunması

  • 1.5. Suyun Sıcaklık Derecesi Tayini

  • 2. SULARDA pH TAYİNİ

  • 2.1. İlkesi

  • 2.2. Kullanılan Araç Gereç ve Kimyasallar

  • 2.3. İşlem Basamakları

  • 2.4. Sonuç

  • 3. SULARDA SERTLİK

  • 3.1. Genel Bilgi

  • 3.2. İçme ve Kullanma Sularının Sertlik Özellikleri

  • 3.2.1. Sertlik Çeşitleri

  • 3.2.2. Sertlik Birimleri

  • 3.3. Sularda Sertlik Tayin Metotları

  • 3.3.1. Sabun Metodu

  • 3.3.2. EDTA Titrimetrik Metod

  • 4. SULARDA AMONYAK VE NİTRAT ARAMA

  • 4.1. Genel Bilgi

  • 4.2. Amonyak Arama

  • 4.2.1. İlkesi

  • 4.2.2. Kullanılan Araç Gereçler

  • 4.2.3. Kullanılan Kimyasallar

  • 4.2.4. İşlem Basamakları

  • 4.2.5. Sonuç

  • 4.3. Nitrat Arama

  • 4.3.1. İlkesi

  • 4.3.2. Kullanılan Araç-Gereçler

  • 4.3.3. Kullanılan Kimyasallar

  • 4.3.4. İşlem basamakları

  • 4.3.5. Sonuç

Kaynak: http://www.megep.meb.gov.tr/?page=moduller

Nehir Suyundan İçme Suyuna Sunum

Suyun Önemi • Su canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli ve NEHİR SUYUNDAN vazgeçilmez olan tatsız ve kokusuz bir maddedir. İÇME SUYUNA • Su canlı yaşamının en temel maddesidir • Dünya üzerinde farklı şekillerde bol miktarda bulunur. Suyun Önemi • Canlıların temel birimi hücreden başlayarak, dokularda, • Yeryüzünün yaklaşık üçte ikisini kaplayan su, insan ve diğer organlarda ve sistemlerde karakteristik bir nitelik olarak canlılar için yaşamsal bir öneme sahiptir. gözlenen madde alışverişi (özümleme, metabolizma, salgı ve boşaltım) aslı su olan sıvı bir ortamda oluşur. • Örneğin, insanın %70’i sudur. • Su, bir besin maddesi olmasının yanında, içerisinde • Normal bir insanda yaklaşık 35 litre su bulunur. bulundurduğu mineral ve bileşiklerle vücudumuzdaki her türlü biyokimyasal reaksiyonların gerçekleşmesinde inanılmaz derecede etkin rol oynamaktadır. • İnsan her gün terleme ve boşaltım sistemleriyle yaklaşık 2,5 litre su kaybeder. Suyun Önemi Suyun Önemi • Vücudumuzun pH dengesinin korunmasından başlayarak, • Su hidrojen ve oksijen atomlarından oluşmuş H O formülüne 2 hücrelerdeki moleküllere ve organellere dağılma ortamı sahip moleküler bir maddedir. oluşturmasına; besinlerin, artık maddelerin ilgili yerlere taşınmasına kadar pek çok görev alır. Bu nedenle susuz hayat 0 0 • Su 0 C’nin altına buz (katı), 100 C’nin üstünde buhar (gaz) düşünülemez. 0 0 olarak bulunur. 0 C ve 100 C arasında ise sıvı halde bulunur. • Su canlının ve canlılığın her şeyidir. • Özellikleri itibariyle kokusuz, tatsız, renksiz saydam bir sıvıdır. • Su, aynı zamanda canlılar için bir yaşam ortamıdır

Su Kaynakları • Dünya’daki su doğal olarak farklı şekillerde ve yerlerde bulunur: • Tatlı su Dünya’daki suyun sadece %2.5’lik kısmını oluşturur ve bunun çoğu buzullar ve buz tabakaları içerisinde donmuş • Havada, haldedir. • Yüzeyde, • Kalan donmamış haldeki tatlı su başlıca yeraltı suyu olarak bulunur. • Yer altında • Sadece küçük bir kısmı yer üstünde ya da hava da bulunur • Okyanuslarda. Su Kaynakları İçme Suyunun Özellikleri • Tortusuz, kokusuz, renksiz, berrak ve içimi hoş olmalıdır. • Suda fenoller, yağlar gibi suya kötü koku ve tat veren maddeler bulunmamalıdır. • Yeterli derecede yumuşak olmalıdır. • Hastalık yapan mikroorganizma içermemelidir. • Suda sağlığa zararlı asal maddeler bulunmamalıdır İçme Suyunun Özellikleri İçme Suyunun Özellikleri • İçme – kullanma suyunda Florür/lt. 1 – 2 mg bulunması • İçme suyundaki Florür miktarı 2 mg’dan fazla ise bu tür su normaldir ve standarda uygundur. kullanan nüfusun dişlerinde kahverengi çizgiler bulunur. • Florür azlığı (lt.’de 1 mg’dan az olması) çocukluk çağında diş çürüğü oranının yüksek bulunması nedenidir. • Bu bulguya diş flourozisi adı verilir. • Bu durum yalnız süt dişleriyle ilgili değil kalıcı dişlerle de ilgilidir. • Ancak bu sonuncu değişiklik dişin çürüme niteliğini etkilemez. • Bu yüzden genel olarak flor miktarı az içme suyu kullanan toplumlarda diş çürüğü oranı yüksektir. • Yalnız bir estetik sakınca oluşturur • İçme suyunda florür miktarı az olan yerlerde nüfusun diş çürüğünden korunması için içme suyuna dışardan Florür eklemek ya da süte Florür katmak gibi önlemler gelişmiş ülkelerde halk sağlığı uygulamaları arasında yer alır.

Yumuşak ve Sert Su Yumuşak ve Sert Su • İçerisinde kalsiyum, magnezyum katyonları bulundurmayan ya • Yağmur suları yeryüzünde ve yer altında deniz ve göllere doğru da çok az miktarda bulunduran sular yumuşak sudur. ilerlerken kireçli topraklardan geçerken kireci çözerler. • Sulardaki sertlik iki türlüdür. • Bunun sonucunda Ca2+ iyonları suya karışır. • Bikarbonat’ın (HCO3-) oluşturduğu ‘geçici sertlik’ • Benzer şekilde toprak katmanlarından geçen sulara Mg2+ iyonları karışır. • Kalsiyum ve magnezyumun oluşturduğu ‘kalıcı sertlik’ Yumuşak ve Sert Su Su Kirliliği • Kireçli su olarak ta adlandırılan sert suların tadı acıdır. • İnsan ve canlı yaşamı açısından hayati öneme sahip olan suyun kullanılabilir olması için tehlikeli kimyasallardan ve bakterilerden temizlenmiş olması gerekir. • Ancak sağlık açısından bir tehlike teşkil etmezler. 2+ • Ayrıca insanlar tarafından kullanılan suyun belirli standartlara • Hatta Ca kemik gelişimi açısından önemli olduğu için bazı uyması gerekmektedir. durumlarda sert sular daha faydalı olabilir. • Ancak sert sular temizlik için kullanıldığında sabunun • Aksi taktirde kullanımı zararlı sonuçlar doğurabilir. köpürmesini engeller. • Günümüzde teknolojinin gelişmesi, hızlı nüfus artışı gibi nedenlerden dolayı su kaynakları aşırı derecede kirlenmektedir. • Çaydanlık, kazan ve sıcak sert suyun geçtiği boruların içerisinde taş oluşumuna neden olur. Su Kirliliği Su Kirliliği • Yerleşim yerlerinin ve fabrikaların atık suları derelere ve göllere • Doğal dengeyi bozan ve su kaynaklarını kirleten etkenleri bağlanmaktadır. ortadan kaldırmak için son yıllarda yoğun çalışmalar yapılmaktadır. • Atık sulardaki kimyasal maddeler ve organik bileşikler suda çözünen oksijen miktarının azalmasına neden olmaktadır. • Bunun için; • Yerleşim yerlerinin atık suları artıma istasyonlarından geçirildikten • Bu da suda yaşayan hayvan ve bitkilerin ölüm oranını sonra tabii su kaynaklarına verilmekte, yükseltmektedir. • Fabrikalara filtre ve arıtma tesisi konmakta, • Hatta bazı dere ve göllerde canlı yaşamının tamamen sona • Doğaya zarar vermeyecek yeni ürünler elde edilmektedir. erdiği belirtilmektedir.

Su Arıtma Su Arıtımı – Fiziksel İşlemler • İçilmesinde, kullanılmasında veya çevreye bırakılmasında • Izgaradan Geçirme: sakınca bulunan suların, kirletici parametrelerinden • Ham suda bulunan, ağaç dalları ve bunlara benzer irilikteki yabancı arındırılmasına ‘su arıtma’ denir. maddeler elek ve ızgaralarla tutulur. • Su arıtımı iki aşamada yapılır: • Sedimantasyon: • Sedimantasyon havuzunda bekletilen suda askıda bekleyen katı maddeler kendi ağırlıkları ile çökerler. • Fiziksel arıtma • Koagülasyon: • Kimyasal arıtma • Çökeltme havuzlarında suya bir koagülant (pıhtılaştırıcı) katılması ile askıdaki katı maddelerin çökeltilmesi kolaylaştırılır. • Koagülasyon, kolloidal taneciklerin kolayca çökebilecekleri biçimde bir araya gelmeleri anlamına gelir. Su Arıtımı – Fiziksel İşlemler Kimyasal Arıtma • Flotasyon: • Doğal sular içinde çeşitli cins ve miktarda safsızlık bulunabilir. • Su içinde süspansyion halinde bulunan düşük yoğunluklu katı partiküllerin çökelme hızı çok yavaştır. Bunları sedimantasyon tankı içinde kısa sürede çökeltebilmek mümkün olmaz. • Kullanım amacı düşünülerek suların kimyasal olarak arıtılması • Bu tanecikler en kolay şekilde flotasyon yapılarak sudan uzaklaştırılabilir. ve içinde bulunan safsızlıkların giderilmesi veya belli sınırların • Flotasyon su içinde askında bulunan katı partiküllerin hava kabarcıkları altına düşürülmesi gerekir. yardımı ile yüzdürülerek yüzeyde toplanması işlemidir. Yüzmeyi kolaylaştırmak için su içine yüzey aktif maddeler katılabilir. • Fazla miktarda çözünmüş tuz içermeyen berrak haldeki sular hiçbir arıtmaya gerek duyulmadan içme suyu veya endüstriyel • Filtrasyon: amaçlı kullanılabilir. • Çökelme havuzlarının üst kısmından alınan duru suyun içinde kalan küçük taneciklerin süzülerek tutulması gerekir. Bu amaçla kum filtreleri kullanılır. Kum filtreleri ikiye ayrılır: • Ancak fazla miktarda çözünmüş tuz içeren suların sertliğinin • Yavaş süzen kum filtreleri giderilmesi gerekmektedir. • Hızlı süzen kum filtreleri Kimyasal Arıtma-Kimyasal Çöktürme ile Kimyasal Arıtma Arıtma • Suları kimyasal olarak arıtılması iki ana grupta • Suda sertliği meydana getiren kalsiyum ve magnezyum toplanabilir: iyonlarının suda çözünmeyen bileşikler haline getirilerek çökeltilmesi veya bu iyonların sodyum iyonu ile yer değiştirmek • Kimyasal çöktürme yoluyla yapılan arıtma işlemleri suretiyle uzaklaştırılması işlemine suların yumuşatılması denir. • Soğuk kireç-soda yöntemi • Sıcak kireç-soda yöntemi • Suların sertliği aşağıdaki amaçlarla giderilir: • Su içindeki kalsiyum ve magnezyum iyonları sabun ile birleşerek suda • İyon değiştirici ile yapılan artıma işlemleri çözünmeyen iyonlar oluşturur. Bu da sabunun köpük oluşumuna ve • Katyon değiştiriciler ile sertliğin giderilmesi temizleme özelliğini göstermesine engel olur. • İyon değiştiriciler ile demineralizasyon • Sertliği yüksek olan sular çamaşırların lekelenmesine neden olur. • Sert sular kaynatıldıkları kapların diplerinde bir taşlaşmış tortu tabakası meydana getirir. • Gıda endüstrisinde kullanılan sular ürün kalitesi üzerinde olumsuz etki yapar.