Etiket Arşivleri: Su

İçilebilir Suyun Fiziksel, Kimyasal Özellikleri ve Suyun Çözme Özelliği ( İlkay ÜNAL )

SU NEDİR? Genel anlamda su; hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşan gaz, katı ve sıvı halde bulunabilen molekül olarak tanımlanmaktadır: H2 + ½O2 →H2O + 58 Kcal/m Bir diğer tanıma göre su; normal sıcaklık ve basınç altında sıvı halde bulunan renksiz, kokusuz ve tatsız madde olmaktadır. Bunun yanında, insanların yaşamsal aktivitelerini yerine getirebilmesi için içtikleri ve diğer gereksinimlerini karşıladıkları suya ise içme ve kullanma suyu denilmektedir.

—Su; kokusuz, renksiz, berrak ve içimi hoş olmalıdır. Sularda fenoller, yağlar gibi suya kötü koku ve tat veren maddeler bulunmamalıdır. Su tortusuz ve renksiz olmalidir. — Su; hastalik yapan mikroorganizma ihtiva etmemelidir. Suda bulunan vibrio cholera, salmonella typhi, hepatit virüsü gibi mikroorganizmalar sudan geçerek hastalığa sebep olurlar. İçme sularinin kesinlikle bakteriyolojik kirlilik tasımamasi gerekir. — Suda sağlığa zararlı kimyasal maddeler bulunmamalıdır. Bazı kimyasal maddeler zehirli etki yapabilir. Arsenik, kadmiyum, krom, kurşun, civa gibi. Bunun yaninda baryum, nitrat, florür, radyo aktif maddeler, amonyum, klorür gibi maddeler sınır degerlerinin üzerinde sağlığa olumsuz etkileri olan maddelerdir. Aynı zamanda bazıları suya kirli suların karıştığının göstergesidir. — Sular kullanma maksatlarına uygun olmalıdır. İçme suyu ve sanayide, kullanma sularında demir, manganez ve sertlik değerleri önemlilik arzeder. — Sular agresif olmamalıdır. Sularin agresifliği, serbest karbondioksit (CO ) ile bikarbonat (HC0 -) 2 3 iyonunun dengede olmasından ileri gelir. Suların agresifliği boruların korozyonuna sebebiyet verir. Ayrıca boruların aşınması halinde borudan ayrılan elementler su kalitesinin bozulmasına sebep olur

—İçme ve kullanma suyunun kalitesindeki bozulmalar çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Bu yüzden içme suyunun belirli özelliklere sahip olması gerekiyor. Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz:

İçilebilir suyun özelliklerini üç grup altında toplamak mümkündür: —Fiziksel özellikler: Renk,bulanıklık, koku, sıcaklık vb. —Kimyasal özellikler: Sertlik derecesi, organik ve inorganik içerikler, pH ve zehirli bileşikler vb. —Biyolojik özellikler: Bakteriler, virüsler, parazitler vb.

FİZİKSEL ÖZELLİKLER

KOKU — Sular küflümsü, balıksı, otsu, baharatsı vb. kokularda olabilmektedir. — Sudaki koku ve tat problemi pek çok faktöre bağlıdır. Bunlar; — Organik madde — Canlı organizmal faaliyetleri — Demir, mangan ve korozyonun metalik ürünleri — Fenol gibi endüstriyel atık kirliliği — Klorlama — Yüksek mineral konsantrasyonu — Çözünmüş gazlardır. Genel olarak yukarıdaki faktörlere bağlı tat ve koku problemi içme ve kullanma suları için rahatsızlık vericidir. Bazı organik ve inorganik maddeler (aldehitler, ketonlar, sülfür içeren organik bileşikler, H S, CH gibi gazlar) özellikle yeraltı, göl, su hazneleri, 2 4 kanalizasyonlar gibi kapalı sistemlerde kötü kokuya sebep olurlar

RENK — Sularda renk; yapraklar, kozalaklı ağaç meyveleri, ağaç ve sebze artıkları gibi organik maddelerin suyla temasında çözünmeleriyle meydana gelir. Bu sular pek çok askıda madde ihtiva ederler. — Suya renk veren hücreler; tannin, hümik asit ve hümattır (ligninin parçalanmasi ile). Bazan demir suda ferrik humat formunda bulunarak yüksek renk potansiyeli olusturur. — Dogal olarak renk içeren sular negatif degerliklidir — Suların organiklerden kaynaklı rengine “gerçek renk” (true color) denir. Bunun dışında özellikle yüzey sularında askıda maddelerden oluşan renk gözlenebilir. Bu da “görünen renk” tir TSE: 20 birim WHO: 1-15 birim EPA: 1-15 birim

TAT Sular acı,ekşi, tuzlu tatta olabilir. —Ağızda hissedilen tat duygusu ise aslında koku, tat ve sıcaklığın bir bileşimidir. Eger su numunesi belirgin bir koku ve sıcaklık içermiyorsa, hissedilen duygu gerçek tat olarak ifade edilir. Demir, mangan, potasyum, sodyum, çinko ve klorür gibi inorganik tuzlar tadılarak belirlenebilir. —Organik maddelerden kaynaklanan tat ve koku aktif karbon filtrelerle alınabilir. Diğer koku ve tat problemleri klor, potasyum permanganat gibi oksidantlarla etkisiz hale getirilebilir

SICAKLIK —Bu parametre tamamen damak tadına hitap etmektedir. En uygun sıcaklık 1 0-12°C civarındaki sudur. Çeşitli standartlarda sıcaklık değeri şöyledir: TSE: 12-25°C EC: 12-25°C

Bulanıklık — Bulanıklık kum gibi suda çözünmeyen yani askıda olan katı maddeler içeren suların ışık geçirgenliğinin bir ölçüsüdür. Diğer bir tanımla; kil, şilt, ince parçalanmış organik maddeler, yosunlar, diatometreler, demir bakterileri ve diğer mikroorganizmaların oluşturduğu bir haldir. — Bulanıklığın nedeni; suyun içindeki askıda olan maddelerden, gözle görünecek büyük tortulara kadar herşey olabilmektedir. Bunlara örnek olarak kum, silis, kil, demir, sülfür, mangan, kalsiyum karbonat vb. maddeler verilebilmektedir. —TSE 5-25 birim

Kimyasal özellik — Sertlik derecesi, organik ve inorganik içerikler, pH ve zehirli bileşikler vb.

SERTLİK — Su içinde çözünmüs (+2) değerlikli iyonların (Ca+2, Mg+2, Sr+2, Fe+2, Mn+2 vb.), varlığının sonucudur. Ca+2 ve Mg+2 iyonları doğal sularda diğer iyonlardan daha fazla bulunduklarından, çoğunlukla sertlik, Ca+2 ve Mg+2 iyonlarının konsantrasyonlarının toplamı olarak ifade edilir. Diğer iyonlar genellikle komplex formda oldukları için sertliğe fazla bir katkıları olmaz.

Sular sertlik derecelerine göre, aşağıdaki gibi sınıflandırılabilirler: Toplam Sertlik Sınıflandırma —0-5 Fr çok yumuşak su —5-10 Fr yumuşak su —10-20 Fr orta sert su —20-30 Fr sert su —>30 Fr çok sert su

PH PH suyun asitlik veya bazlık durumunu gösteren logaritmik bir ölçüdür. Çözeltide bulunan H+ iyonu konsantrasyonunu ifade eder. Saf su H+ ve OH- iyonları açısından dengededir ve pH değeri 7’dir. pH, H+ iyonlarının elektrik potansiyellerine bağlı olarak veya renk indikatörleri (örn;fenolfitalein) ile ölçülebilir. —pH < 7 ise ortam asidiktir. —pH > 7 ise ortam baziktir.

İçme sularında pH 6.5-8.5 tavsiye edilen değerdir. Bu parametre içme suyunun güvenliği hakkında doğrudan bilgi vermez.

organik ve inorganik içerikler —Sudaki toplam çözünmüş katılar, inorganik tuzları ve az miktarda organik maddeleri içerirler. Gerek yüzey suları gerekse yer altı suları ilişkide oldukları toprak ve taş malzemeden mineral çözerler. Çözünmüş inorganik maddeler suda iyon olarak bulunur. Suda bilinen en genel iyonlar asağidaki gibidir; —KATYONLAR : Ca+2, Mg+2, Na+2, Fe+2, Mn+2 – -1 -2 – —ANYONLAR : Bikarbonat HCO , Cl , SO , N0 3 4 3 Nitrat, C0 -2 Karbonat 3

—Bunların yanında sular ağır metal iyonlarını (kurşun, civa, kadmiyum vb.) ve organik maddeleri de içerebilirler. Çözünmüs organik kimyasallar (pestisitler, herbisitler gibi) küçük miktarlarda bile insan ve hayvanlar üzerinde toksik etki gösterirler. Trihalometanlar (THM) ve dioksin gibi suda çözünmüş organik maddelerin çoğu kanser yapıcıdır. Bu tip organikler suda çözünmüş iyon formunda ve düşük konsantrasyondadırlar.

Suyun çözme özelliği( H bağının suya etkisi)

—Su polar ve iyonik maddeleri çözer. —Polar ve iyonik maddeler suda yeterince çözündüğünden denizler tuzludur

—Bu polar molekuller arası elektriksel cekim sonucu su bazı olağanustu ozelliklere sahip olur: —Bir molekulun kısmi negatif yuklu ucu, komşu molekulun kısmi pozitif yuklu ucuyla etkileşerek hidrojen bağı oluşturur. — Her su molekulu dortkomşu su molekulu ile hidrojen bağları oluşturarak birbirinebağlanır.

—H-bağı, su molekullerini birbirine bağlar, —Her su molekulu enfazla 4 H-bağı oluşturabilir, —Su molekullerini birbirine bağlayan Hbağları zayıftır, kovalent bağın yaklaşık 1/20’si kadaretkilidir, — Yuksek hızlarla oluşur, kırılır ve tekrar oluşurlar.

Suyun aşağıda verilen olağanustu ozellikleri H- bağlarının bir sonucudur: —Yuksek buharlaşma ısısı, —Yuksek kaynama noktası (yaklaşık -100 0C yerine —+100 0C), —Kohesyon ozelliği (yuzey gerilimi), —Adhesyon ozelliği (kapiler etkisi), —Yuksek ozgul ısısı ve sıcaklık değişimine direnci, —Donduğunda genleşmesi (yoğunluğunun azalması), —Cok yonlu cozucu ozelliği.

Suyun Yüksek Buharlaşma Isısı ve Yüksek Kaynama Noktası Buharlaşma ısısı, 1 g sıvının buharlaşması için gereken ısı enerjisi miktarıdır. —Suyun buharlaşabilmesi icin cok sayıda H- bağının ısı soğurarak kırılması gerekir. —Her su molekulu 4 komşusuna H-bağı ile bağlandığından suyun buharlaşma ısısı (540 cal/g) oldukca yuksektir. Bu yuzden su yavaş bir hızla buharlaşır. —H-bağı suyun kaynama noktasını da yaklaşık –100 0C’den +100 0C’ye cıkarır.

—Boylece yeryuzunde sıvı su var olabilir ve bildiğimiz bitki, hayvan ve insan hayatı devam eder. Suyun buharlaşma hızı yuksek ve KN –100 0C olsaydı, tum su buhar halinde bulunacak ve yeryuzunde bilinen hayat mumkun olamayacaktı.

Kohesyon — H-bağları bileşikleri bir arada tutar.Bu olaya kohesyon denir. Kohesyon bitkilerde suyun koklerden yapraklara taşınmasını sağlar, — Su molekulleri arasındaki kohesyon, bitkilerde suyun yer cekimine karşı naklinde kilit rol oynar.

Adhesyon —Bir bileşiği hidrofilik diğer bir bileşiğe (mesela cama) bağlayan adhesyon da suyun taşınmasına katkıda bulunur. Adhesyondan, su ile diğer bileşikler arasındaki Hbağları adhesyon kuvveti ile bitki ve diğer kapiler kanal duvarlarına tutunarak yükselir (Kapiler Etki).

—Bir sıvının yüzeyini germek veya kırmak için gereken kuvvetin bir ölçüsü demek olan yüzey gerilimi kohesyonla ilgilidir. —H-bağları, yuzeyin gerilmesine veya parcalanmasına direnc gosterir.

Suyun Yuksek Ozgul Isısı ve Yeryuzu Sıcaklığına Etkisi —Özgül ısı, 1 gram maddenin sıcaklığını 1 0C değiştirmek için soğurulması veya yayılması gereken ısı miktarıdır. —Su kendi sıcaklığındaki cok kucuk değişiklikler icin bağıl olarak buyuk miktarlarda ısı enerjisi soğurur veya serbest bırakır. Cunku molekuler hareketliliğin artması cok sayıda H-bağının kırılmasını veya oluşumunu gerektirir.

—Su, yazın ve gunduz vakitlerinde yavaşca ısınırken, kendisinden daha ılık havadan (guneş ışığından) ısı soğurarak; geceleyin ve kışın yavaşca soğurken, daha soğuk havaya ısı salarak hava sıcaklıklarını dengeler.

Suyun Yoğunluğu —Sıvıların çoğu soğutulduklarında hacimleri azalır, yoğunlukları artar. Su da 20 0C’den 4 0C’ye kadar soğutulduğunda,yoğunluğu 0,99829 g/cm3’den 1,00000 g/cm3 değerine kadar artar. Ancak diğer sıvıların coğundan farklı olarak, 4 0C’den sonra donuncaya kadar genleşir, yoğunluğu azalır ve0 0C’de 0,99987 g/cm3 değerine ulaşır. — Bu sebeple katı su (buz), sıvı sudan daha az yoğundur.

—Su donarken oluşan H-bağları sebebiyle ısı yayılır, buz erirken kırılan H-bağları ise ısı soğurur. Boylece su icinde mevsimler arası ani sıcaklık değişimleri gercekleşmemiş olur

Suyun Yuksek Erime Isısı —Erime ısısı; bir gram katının erime noktasında, katı halden sıvı hale geçmesi için gerekli olan ısıdır. — Su erimeye başladığında bazı H-bağları kopar, boşluklar yıkılmaya başlar ve yoğunluk artar. —böylece biyolojik sistemler düşük sıcaklıklara dayanıklı olabilen özelliklerini kazanırlar.

SU, Hayatımızın Eşsiz Çözücüsü

—Su, buyuk dipol momenti nedeniyle, iyonik ve polar maddeler icin iyi bir cozucudur. — Polar olmayan maddeler suda cozunmez.

Su katı fazda iyonları kuşatarak cozelti icine alırve diğer iyonlardan maskeler.

—Bu nedenlerle, biyokimyasal tepkimelerin coğu, suda cozunmuş maddeler arasında gercekleşir. —Canlılık suda başlamıştır ve hayat suyla devam etmektedir.

HAZIRLAYAN: İLKAY ÜNAL TEŞEKKÜR EDERİM!…


Su Kalitesi ile İlgili Genel ve Mikrobiyolojik Özellikler ( Uğur KONAK )

Su kalitesiyle ilgili ölçütlerin temel amacı suyun halk sağlığını tehlikeye düşürebilecek bazı olumsuzluklardan arındırılmasından ibarettir. Sağlığa zararlı bazı maddelerden suyun arındırılması, halk sağlığını tehlikeye düşürebilecek sonuçların engellenebilmesi açısından özellikle önem taşımaktadır. Su niteliği ile ilgili ölçütlerin belirlenmesinde ulusal risk-kazanç analizlerinin esas alınması gereği bir çok uluslararası kaynakta özellikle vurgulanmaktadır. Temel amaçlardan ilki suyun kirlenmekten korunmasıdır. Çünkü ne kadar özenle kirlilikten arındırılırsa arındırılsın suyun kirlenmesine neden olabilecek depolama, taşıma, kullanma kurallarına uyulmadıkça ve bu koşullar sağlanmadıkça kolay kirlenebilir bir maddedir. Eğer kirlilik söz konusu olabilecekse bu kirliliğin erken belirlenmesini sağlayacak izleme ve değerlendirme kurallarının yerine getirilmesi gerekir.Eğer böyle bir kirlilik durumu tespit edilecek olursa gerekli önlemler alınmalı, alınması gereken önlemleri kişi, toplum düzeyinde tüm sağlık personeli bilmelidir.

Diğer amaç suyun insan ve hayvan atıktan ile kirlenmesinin engellenmesidir. Eğer bu sağlanamayacak olursa tüm enfeksiyon hastalıkları özellikle gastroentistinal hastalıklardan toplumun korunması mümkün olmayacaktır. Özellikle bebek, çocuk; yaşlı ve düşkün kişiler su ile kirlilikten en kolay etkilenebilecek grubu oluşturmaktadır. Bu gruplar için enfektif doz genel popülasyondan çok düşüktür. Sudaki başlıca mikroorganizmalar bitkiler {yosun veya diğer tek hücreliler) ve hayvanlar (protozoaler, kurtlar veya kabuklular) dahildir. Suda patojenik mikroorganizmalar hariç bu canlılardan az miktarda; bulunmasının bir zararı yoktur. Ancak, fazla olursa tat, koku ve filtreleri tıkaması vb. bakımından bazı sorunlar ortaya çıkabilir. Diğer taraftan bu organizmaların çoğu su sistemleri için yaralıdır. Örneğin, protozoaler bakterileri yok ettiklerinden suların kendi kendine temizlenmesine yardım ederler.

Kimyasal dezenfeksiyona bağlı olarak ta İstenilmeyen bazı yan ürünler ortaya çıkabilmektedir. Bunların bazıları tehlikeli olabilme eğilimindedir. Ancak bunların neden olabileceği risk suyun dezenfekte edilmemesinin yaratabileceği riskle karşılaştırıldığında çok düşük oranda kalmaktadır. Radyolojik sağlık riski özelikle doğal olarak suda bulunabilecek radyonükleidlerin varlığıyla ilişkilidir. Normal koşullarda bu gibi etkenlerle karşılaşabilme riski çok düşüktür. Sudaki kirlilikle ilgili olarak tüketicinin beş duyusuyla algıladığı özellik değişimlerine önem vermesi gerekmektedir. Bu nedenle bilinmeyen her suyun önce koklanması, gözle incelenmesi ve çok küçük miktarda tadılmasıyla yapılan değerlendirme küçümsenmemelidir. İleri derecede bulanık, renk değişimi olan, kokusu bozuk, tadı bozuk olan bütün sular baştan içilebilir nitelikte olmayan sular olarak kabul edilmeli ve sağlık kuruluşlarınca tam bir değerlendirmeden geçirilmeksizin içilmesinden kaçınılmalıdır.

Suda bulunan ve sağlık açısından ileri derecede önem taşıyan bakteriler şunlardır: 1. Campylobacterjejuni, C. Coli Sağlık açısından ileri derecede önem taşımaktadır. Ağızdan alınmaktadır. Suda orta derecede dayanıklıdır. Klora direnci düşüktür. Önemli hayvan rezervuarı vardır. 2. Patojenik E. Coli Hayvan rezervuarı olan bu bakteri, klora karşı dirençsizdir. Ağız yoluyla alındığında yoldan etkili olmaktadır. Suda orta derecede dayanıklı canlılardandır. 3 . Salmonella typhi Hayvan rezervuarı bulunmamaktadır. Sağlık açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ağız yoluyla alındığında etkili olmaktadır. Suda orta derecede dayanabilmektedir ve klora direnci çok düşüktür.

5 . Shigella spp. Hayvan rezervuarı bulunmamaktadır. Suda çok kısa süre kalabilmektedir. Klora direnci düşüktür. 6. Vîbrio cholera Hayvan rezervuarı bulunmamaktadır. Klora direnci düşüktür ve suda çok kısa süre dayanabilmektedir. Ağız yoluyla alındığında yetkili olmaktadır. 7. Yersinia enterocotietica Ağız yoluyla alındığında gastrointestinal sistemde etkili olmaktadır ve klora direnci düşüktür. Suda uzun süre dayanabilmektedir. Hayvan rezervuarı vardır. 8. S. Legionella Sağlık açısından orta derecede önemli etkenlerden sayılmaktadır. İnhalasyonla alınarak etkili olmaktadır. Suda çoğalabilir. Hayvan rezervuarı bulunmamaktadır. Klordan orta derecede etkilenmektedir.

9. Pseudomonas aeruginosa Hayvan rezervuarı bulunmamakta suda çoğalabilmektedir. Klora direnci orta derecededir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ağızdan alınması veya normal kişide deriden temasla bulaşabilmektedir. Klora direnci orta derecededir. Hayvan rezervuarı bulunmamaktadır. 10. Aeromonas spp. Hayvan rezervuarı bulunmamaktadır. Klora direnci düşüktür. Suda çoğalabilmektedir. Sağlık açısından orta derecede önem taşımaktadır. Ağızdan ve deriden etkilidir. Suda çoğalabilmektedir. 11. Mycobacterium , atypical. Sağlık açısından orta derecede önemli etmenlerdendir. İnhalasyonla alındığında etkilidir. Deri teması ile etkilidir. Klora direnci yüksektir. Suda çoğalabilmektedir.

Halk sağlığı açısından önemli viruslar şöyle sıralanabilir: 1. Adenoviruslar Ağız yoluyla alındığında, inhalasyon ve deri yoluyla etkilidir. Suda dayanıklılığı tam olarak bilinmemektedir. Klora orta derecede dayanabilmektedir. Hayvan rezervuarı yoktur. 2. Enteroviruslar Hayvan rezervuarı bulunmamaktadır. Klora orta derecede dayanabilmektedir. Ağız yoluyla alındığında alındığında etkilidir ve suda kalıcılığı uzundur. 3 . Hepatitis A Suda kalıcılığı uzundur ve hayvan rezervuarı bulunmamaktadır. Klora orta derecede dayanmaktadır. 4. Hepatitis E Klordan etkilenme derecesi bilinmemektedir. Suda kalıcılığıyla ilgili bilgimiz yoktur. Hayvansal kaynak olasılığı ileri sürülmektedir. Ağız yoluyla alındığında etkili olmaktadır.

5. Nonvalk virüs Klordan etkilenme derecesi bilinmemektedir. Suda kalıcılığıyla ilgili bilgimiz yoktur. Ağız yoluyla alındığında etkili olmaktadır. 6. Rotavinıs Klordan etkilenme derecesi bilinmemektedir. Suda kalıcılığıyla ilgili bilgimiz yoktur. Ağız yoluyla alındığında etkili olmaktadır. Hayvansal kaynak bulunmadığı belirtilmekte ancak bazı kaynaklar bunu kuşkulu saymaktadır. 7. Nonvalk virusu dışında kalan küçük yuvarlak viruslar Ağız yoluyla alındığında etkili olmaktadır. Klordan etkilenme derecesi bilinmemektedir. Suda kalıcılığıyla ilgili bilgimiz yoktur. Hayvansal kaynak bulunmamaktadır. Halk sağlığı açısından tehlikeli protozoalar ise şöyle sıralanabilir: 1. Entomoeba histolitika Ağız yoluyla alındığında etkili olmaktadır. Klora direnci yüksektir. Hayvansal kaynağı bulunmamaktadır. Suda orta derecede dayanıklıdır.

2. Giardia intestinalis Klora direnci yüksektir. Ağız yoluyla alındığında etkili olmaktadır. Klora direnci yüksektir. Hayvan rezervuarı bulunmaktadır. Suda orta derecede dayanıklıdır. 3. Cryptosporidium parvum Klora karşı direnci yüksektir. Ağız yoluyla alındığında etkilemektedir. Hayvan rezervuarı bulunmaktadır. Suda uzun süre dayanabilmektedir. 4. Acanthomoeba spp. Deriden ve solunum yoluyla alındığında etkili olabilmekte suda çoğalabilmektedir. Klora direnci yüksektir ve hayvan rezervuarı yoktur. 5. Naegleriafoıvleri Deriden etkilidir.Suda çoğalabilmektedir. Klora orta derecede dayanmaktadır. Hayvan rezervuarı bulunmamaktadır. 6. Balantidium coli Ağız yoluyla alındığında etkilidir. Klora orta derecede dayanmaktadır. Suda kalıcılığı tam olarak bilinmemektedir.

Suda bulunan başlıca helmintler şunlardır: 1. Drancuculus medinensis Sağlık açısından önemli risk taşımaktadır. Ağız yoluyla alındığında etkilidir ve hayvansal rezervuarı vardır. Suda orta derecede dayanmaktadır. Klora direnci de orta düzevdedir. 2. Schistosomia spp. Hayvan rezervuarı bulunmaktadır. Klora direnci düşüktür. Suda çok kısa süre kalmaktadır. Sağlık açısından orta derecede önem taşımaktadır. Deriden etkilidir. Klinik olarak önemli intestinal enfeksiyon gelişmesini etkileyen başlıca faktörler: 1. Sosyoekonomik faktörler(gıda hijyeni, içme suyunun bulunması, atıkların sağlığa uygun olarak uzaklaştırılması ve zararsız hale getirilmesi) 2. Antimikrobiyal savunma sistemleri (gastrik asidite. vb.) 3. Bağışıklık sistemi (antitoksik bağışıklık) 4. Bağırsak sisteminde su emilimiyle ilgili homeostatik mekanizmalar.

Konakçının fizyolojik durumu enfeksiyonun gelişmesi açısından önemli faktörler arasındadır, alınan etkenin enfektif dozu hastalığın meydana gelmesini etkilemektedir. Gastrik asit yapımı ve bağışıklık cevabını etkilemekte olan beslenme dolaylı ve doğrudan en etkili faktörler arasındadır. Tablo: 4-Temiz sulardaki mikroorganizmalar — Mavi – yeşil alglar (Myxophyceae) : — Rhizoclonium hieroglyphicum — Agmenellum quadriduplicatum — Staurastrum punctulatum — Calothrix parietina — Ulothrix aequalis — Coccochloris stagnina — Vaucheria geminata — Entophysalis lemaniae — Kırmızı alglar (Rhodophyceae) : — Microcoleus subtorulosus — Batrachospermum vagum — Phormidium inundatum Yeşil alglar — Hildenbrandia rivularis — [Chlorophyceae immobiles) : — Lemanea annulata — Anklstrodesmus falcatus var. acicularis — Diyatomeler (Bacillariophyceae) : — Bulbochaete mirabilis — Amphora ovalis — Chaetopeltis megalocystis — Cocconeis placentula — Cladophora glomerata — Cyclotella bodanica — Draparnaldia plumosa — Cymbella cesati — Euastrum obİongum — Meridion circuîare — Micrasterias truncata

— Navicula gracüis — Tablo :5- Rezervuarların duvar — Nitzschia linearis yüzeylerinde görülen mikroorganizmalar — Pinnularla nobilis Gruplar — Pinnularia subcapitata — Mavi – yeşil alglar (myxophyceae) : — Surrirella splendida26 (x375) — Calothrix braunii Lyngbya — Synedra acus var. angustissima — lagerheimii Lyngbya ocracea — Flajeller (Chrysophyceae, Sryptophyceae, — Nostoc pruniforme — Euglenophyceae, Volvocales des — Oscülatoria tenuis Chlorophyceae) — Phormidium retzii — Chromulina rosanoffii — Phormidium uncinatum — Chroomonas nordstetii — Stigonema minutum — Chroomonas setoniensis — Yolypothrix tenuis — Chrysococcus majör — Yeşil alglar (Chlorophyceae immobiles, — Chrysococcus ovalis Charophyceae) — Chrysococcus rufescens — Bulbochaete insignis — Dinobryon stipitatum — Chaetophora attenuata — Euglena ehrenbergii — Chaetophora elegans — Euglena spirogyra — Chara globularis — Mallomonas caudata — Cladophora crispata — Phacotus lenticularis — Cladophora glomerata — Phacus longicauda — Drapamaİdia glomerata — Rhodomonas lacustris — Gloeocystis gigas — Microspora amoena

— Tablo 6-Yüzey sularında bulunan — Oedognoium grande mikroorganizmalar — Oedogonium suecicum Gruplar — Palmella mucosa — Mavi – yeşil alglar (Myxophyceae) : — Phytoconis botryoides — Anacystis thermaûs — Pithophora oedogonia — Cylindrospermum stagnale — Rhizoclonium hieroglyphicum — Gloeotrichia natans — Schizomeris leibleinii — Gomphosphaeria aponina — Stigeoclonium lubricum — Gomphosphaeria wichurae — Tetraspora gelatinosa — Lyngbya versicolor — Ulothix zonala — Nodularia spumigena — Vaucheria geminata — Nostoc carneum — Vaucheria sessilis — Oscillatoria agardhii — Kırmızı alglar (rhodophyceae) — Phormidiumretzü — Audouinella violacea — Plectonema Tomasiniana — Batrachospermum moniliforme — Scytonema tolypothricoides — Compsopogon coeruleus — Spirulina nordsteti — Diyatomeler (bacillariophyceae) : — İpliğimsi yeşil alglar [Chlorophyceae, — Achnanthes microcephala — Chrysophyceae): — Cocconeis pediculus — Cladophora fracta — Cymbella prostrata — Desmidium grevillei — Epithemia turgida — Hyalotheca mucosa — Gomphonema geminatum — Mougeotiagenuflexa — Gomphonema olivaceum — Mougeotia scalaris — Rhoicosphenia curvata — Oedrogorıiura tdioandrosporum

— Spirogyra nuviatilis — Anacystis montana — Spirogyra varians — Arthrospirajenneri — Stıgeocolonium stagnatile — Lyngbya diguetii — Tribonema minus — Oscillatoria chalybea — Ulothrix tenerrima — Oscillatoria chlortna — Vaucheria terrestris — Oscillatoria formosa — Zygnema pecünatum — Oscillatoria lauterbomii — Zygnema sterile — Oscillatoria Iimosa — İpliğimsi olmıyan hareketsiz — Oscillatoria princeps — yeşil algılar (Chloropyceae): — Oscillatoria putrida — Actinastrum — Oscillatoria tenuis — gracillimum — Phormidium autumnale — Actinastrum — Phormidium uncinatum Yeşil algılr — hantzschii — (Chlorophyceae immobiles): — Ankistrodesmus — Chlorella pyrenoidosa — falcatus — Chlorella vulgaris — Botryococcus braunü — Chloroecoccum humicola — Chlorella ellipsoidea — Scenedesmus quadricauda — Tablo 7- Kirli Sularda bulunan — Spirogyra conımunis mikroorganizmalar — Stichococcus bacillaris — Gruplar — Stigeoclonium tenue — Mavi – yeşil alglar (Myxophyceae) : — Tetraedron muticum

— Diyatomeler (Bacillariophyceae): — Tablo 8.-Tat ve koku değişikliklerine — Gomphonema parvulum neden olan mikroorganizmalar (18) — Hantzschia amphioxys — Gruplar — Melosira varians — Mavi – yeşil aiglar (Myxophyceaej : — Navicula cryptocephala — Anabaena circinalis — Nitzschia acicularis — Anacystis cyanea — Nitzschia palea — Aphanizomenon Üos-aquae — Surirella ovata — Cylindrospermum musicola — Flajeller (Suglenophyceae, Volvocales des — Gomphospheria lacustris — Chlorophyceae}: — Oscillatoria curviceps — Carteria multifîllis — Revularia haematites — Chlamydomonas reinhardii — Yeşil aiglar (Chiorophyceae immobiles, v.s.): — Chlorogonium euchlorum — Cryptoglena pigra — Chara vulgaris Cladophora insignis — Euglena agilis — Cosmarium portianum — Euglena deses — Dictyosphaerium ehrenbergianum — Euglena gracilis — Gloeocystis planctonica Hydrodictyon — Euglena oxyuris — reticulatum Nitella gracilis Pediastrum — tetras Scenedesmus abundans — Euglena polymorpha — Euglena viridis — Spirogyra majuscula Staurastrum — Lepocinclis ovum — paradoxum — Lepocinclis texta — Diyatomeler (Bacüiariophyceae): — Pandorina morum — Asterionella gracillima — Phacus pyrum — Cyclotella compta Diatoma — Pyrobotrys gracillis — vulgare Fragilaria — Pyrobotrys stellata — construens Stephanodiscus — Spondylomorum quatemarium — niagarae Synedra ulna — Tabellaria fenestrata

— Flajeller (Chrysophyceae, Euglenophyceae, — Yeşil ve sarı – yeşil alglar (Chlorophyceae v.s.): — immobiles, v.s.): — Ceratium hirundinella Chlamydomonas — Chlorella pyrenoidosa — globosa Chrysosphaerella longispina — Cladophora aegagropila — Cryptomonas erosa Dinobryon divergens — Colesterium monilifemm — Euglena sanguinea Glenodinium palustre — Dichotomosiphon tuberosus — Mallomonas caudata Pandorina morum — Dictyosphaerium pulchellum — Peridinium cinctum Synura uvella — Hydrodicvtyon reticulatum — Uroglenopsis americana Volvox aureus — Mougeotia sphaerocarpa — Tablo:9-Fütrelerin tıkanmasına neden — Palmella mucosa olan mikroorganizmalar{18) — Spirogyra porticalis — Gruplar — Tribonema bombycinum — Mavi – yeşil alglar (Myxophyceae) : — Ulothrix variabilis — Anabaena flos-aquae — Zygnema insigne — Anacysüs dimidiata (Chroococcus turgidus) — Diyatomeler (Bacillariophyceae): — Gloeotrichia echinulata — Asterionella formosa — Oscillatoria amphibia — Cyclotella meneghiniana — Oscillatoria chalybea — Cymbella ventricosa — Oscillatoria ornata — Diatoma vulgare — Oscillatoria princeps — Fragilaria crotonensis — Oscillatoria pseudogeminata — Melosira granulata — Oscillatoria rubescens — Melosira varians — Oscillatoria splendida — Navicula graciloides — Rivularia dura

SULARIN KALİTE ÖZELLİKLERİNE GÖRE SINIFLANDIRILMASI Sular kullanım amaçlarına ve kriterlerine göre sınıflandırılabilir. Ancak, kalite kriterleri kullanım amaçlarını da belirlediğinden kalite kriterlerinin suların sınıflandırılmasında esas alınması gerekir. Buna göre sular; 1. Kullanım amaçlarına göre; 1.1. İçme suları 1.2. Rekreasyon suları 1.3. Şifalı özellikleri bulunan sular, 1. 4. Sulama suyu 2. Kaynaklarına göre; 2. 1. Yüzeysel suları (Dere, çay, nehir, göl, baraj vb. ) 2. 2. Yeraltı suları şeklinde incelenebilir. Suları amacımıza uygun olarak yüzeysel sular ve yeraltı suları olarak iki grupta inceleyebiliriz.

Yüzeysel Sular: Ülkemizde deniz sularından içme suyu kaynağı olarak yararlanılmadığı için akarsu, göl ve baraj rezervuarlarında biriken sulan yüzeysel sular olarak tanımlıyoruz. Birçok yerde akarsular kanalizasyon atıkları da dahil olmak üzere, organik maddeler tarafından aşırı derecede kirletilmektedirler. Sanayi kentlerinde de yine akarsular organik ve inorganik maddelerle kirlenmektedir. Göl sularında akarsulara göre daha az bakteri bulunmaktadır. Göllerin ortalarından alınan sular, kıyılara yakın yerlerden alınan sulardan daha temizdir. Kısacası, yüzeysel suların kalitesi çoğunlukla düşüktür, çünkü kirli ve mikroplu olması yanında çok defa askıdaki katı maddeler içermesi nedeniyle bulanıktır. Genellikle suyu bir yerde bekleterek içindeki maddeleri çökeltmek ve güneşin renk giderme özelliğinden yararlanarak da rengini açmak suretiyle kalitesini düzeltmek mümkündür. Bekletmekle aynı zamanda suyun içindeki bakteriler, doğal ömürlerini tamamlayarak ölürler. Sular kalitelerine göre(19) yüksek kaliteli, az kirlenmiş, kirli ve çok kirlenmiş su olmak üzere dört sınıfta değerlendirilir.

1. Yüksek kaliteli sular (I. Sınıf) a. Yalnız dezenfeksiyon ile içme suyu olarak b. Rekreasyonal amaçlar için(yüzme gibi vücut teması gerektirenler) c. Alabalık üretimi d. Hayvan üretimi ve çiftlik İhtiyacı 2. Az kirlenmiş sular (H. Sınıf) a. İleri veya uygun bir arıtma ile içme suyu olarak b. Rekreasyonal amaçlar için c. Balık üretimi (Alabalık hariç) d. Sulama suyu olarak e. I. Sınıf sular dışında kalan diğer kullanımlar için 3. Kirlenmiş sular (m. Sınıf) Gıda, tekstil gibi kaliteli su gerektiren sanayiler hariç, uygun bir arıtmadan sonra sanayide kullanılabilir. 4. Çok kirlenmiş sular (IV. Sınıf) Yukarıda açıklanan sular dışında kalan kalite olarak düşük kalitedeki sulardır.

Yeraltı Suları: Yer altı suyu, kum, çakıl gibi dağınık taş birikintilerinin bulunduğu bir yerde örneğin bir vadi tabanında, alüvyonlu bir ovada yeri kazarak kuyu açarsak, bu açılmış yerin içinde su toplanır. Bu sular açılan deliğin veya oyuğun yanlarından buraya doğru olan sızıntılarla birikmiştir. Buna göre, bu suyun daha derinlere süzülüp akması, alttaki bir geçirimsiz tabaka tarafından engellenmiştir. (3) Yerin içindeki bu suya yer altı suyu diyoruz. Başka bir deyişle, yer altı suyu, yerkabuğundaki geçirimli jeolojik ortamın doygun bölgesinde bulunan ve kıyıları, kaynakları, akarsu, göl ve deniz gibi su kütlelerini besleyen sudur. Yeraltı sularından yararlanma, insanoğlunun yeryüzünde var oluşu ile başlar. İlk insanlar bir yandan hayvanların su aramalarını görerek bir yandan da içgüdülerini kullanıp kendilerine gerekli suyu bulmağa çalışmışlardır.

Eski uygarlıkların yerleşmelerini akarsu ya da su kaynaklarının etrafında kurdukları görülür. Bol sulu bölgelerde tarım ve sanayinin geliştiği, bazan susuzluktan dolayı tarihte büyük göçlerin başladığı da bilinen bir gerçektir. Eski İranlıların, Mezapotamyalıların, Mısırlıların ve Çinlilerin yer altı sularından yararlanmak için derin kuyular açtıkları, kilometrelerce uzunlukta kehriz(tünel)ler kazdıkları bilinmektedir. Yusuf Peygamberin Kahire-î de 90. 5 m. derinlikte som kaya içinde açtırmış olduğu kuyu sanat ve işçilik yönünden bugün de insanları hayran bırakmaktadır. Dikdörtgen kesitli bu kuyunun 50 m. lik ilk kısmı 5. 50 X 7. 30 m., 40 metrelik ikinci kısmı ise daha küçük boyutta (4 X 4 m) ayrı bir eksen üzerinde açılmıştır. Suyun 90 m. derinlikten almışı ilkel fakat pratik bir sistemle sağlanmıştır. Yakup Peygamberin kuyusunun da 46 m. derinlikte, 2. 30 m. çapında olduğu, zamanla dolduğu ve kullanılmaz hale geldiği bilinmektedir.

Milattan önce 6. asırda Yunanlılar ve 3. asırda Romalılar, şehirlerinde çeşitli su yapıları inşa etmişlerdir. Kurak ve yarı kurak bir bölge olan ülkemizde de yer altı sularından yararlanma düşüncesi çok eskidir. Bugün çeşitli yerlerde gördüğümüz yer altı suyu yapıları, kuyular, kehrizler bu düşünceyi desteklemektedir. Türkler de yerleşik düzene geçtiklerinde, kuyular ve galeriler açmışlar; sarnıçlar, çeşmeler, sebiller ve bentler inşa etmişlerdir. (20) Cumhuriyetin ilanından sonra şehir ve köylerin su ihtiyacını karşılamak için yeraltı suyu araştırmaları yapılmış, bugünde araştırmalarla birlikte modern sondaj aletleriyle derin kuyular açılarak yer altı suyundan arazi derecede yararlanma yoluna gidilmiştir. Yeraltı suları, insan sağlığını doğrudan ilgilendirdiği gibi değişik mühendislik hizmetlerini de çeşitli yönlerden ilgilendirir. Tarımla uğraşanlar, sulama ve hayvancılıkta, taban suyunun düşürülmesi ve verimsiz, çorak arazilerin yararlı hale getirilmesi açısından, inşaatla uğraşanlar, ternellerdeki deformasyonları doğurma, şevlerin,

tünel ve yollardaki kazıların stabilitesini bozma ve betona zararlı etki yapma açısından, madenciler, verimi azaltma ocağı boğma ve kazalara yol açma nedenlerinden dolayı yakından ilgilidir. Yeraltı suları kalitelerine göre üç sınıfta ele alınmıştır. 1. Yüksek kaliteli yeraltı suları (I. Sınıf) İçme suyu ve gıda sanayi olmak üzere her türlü amaç için kullanılabilen yeraltı sulardır. Gerekli görüldüğünde uygun bir dezenfeksiyon yapılabilir. Yalnızca havalandırma ile gerekli oksijen sağlanıyorsa bu gibi sularda I. Sınıf yeraltı suyu olarak kabul edilebilir. 2. Orta kaliteli yeraltısuları (11. Sınıf ) Bir arıtma işleminden sonra İçme suyu olarak kullanılabilecek sulardır. Bu sular tarımsal su ve hayvan sulama suyu veya sanayide soğutma suyu olarak herhangi bir arıtma işlemine gerek duyulmadan kullanılabilir.

3. Düşük kaliteli yeraltı suları (III. Sınıf) Bu suların kullanım yeri, ekonomik, teknolojik ve sağlık açısından sağlanabilecek arıtma derecesi ile belirlenir. İçinde bakteri bulunmayan suların önemli bir kısmı kaynaklardan ve derin kuyulardan gelmektedir. Suyun temizlik derecesi süzüldüğü toprağın cinsine ve kalınlığına ve süzülen suyun kirlenme derecesine bağlıdır. Bununla birlikte yeraltı sularında fazla miktarda erimiş mineral bulunması dezavantajdır. Bakteri bakımından en güvenli sular, kum ve kumtaşı formasyonundan süzülen sulardır; çünkü bu formasyon çok iyi bir filtre görevi yapar. Kum ne kadar ince olursa filtre de o kadar iyi olacaktır. Çakıl depozitlerinden süzülen sular genellikle filtre olmazlar; kalker formasyonlarında ise yarık ve çatlaklar bulunabileceğinden bu formasyonlar, mikrop organizmalarca kirletilmiş suların daha hızlı ve daha uzak mesafelere taşınmasına neden olurlar.

Ambalajlı Su Kullanımında Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

• Satışa sunulan suların Sağlık Bakanlığı’ndan ithal veya üretim izni almış olması gerekir.

• Suyun etiketi sağlam ve okunaklı şekilde ürünün üzerinde olmalıdır.

• Etiket üzerinde suyun adı, cinsi, üretim veya ithal izninin tarih ve sayısı, imla (dolum) yapıldığı yerin adresi, suyun sahip olduğu analiz değerleri yazılı omalıdır.

• Kap, kapak ve etiketlerde tüketiciyi yanıltıcı bilgi ( tedavi eder v.s.) ve semboller bulunmamalıdır.

• Kapak orjinal haliyle kapalı olmalı ve önceden açılmış olamamalıdır (otobüs, lokanta v.b. yerler dahil). Suyun adı kapak üzerinde yazılı olmalıdır. Kap üzerinde ise üretim ve son kullanma tarihi ile parti ve seri numarası olmalıdır.

• Bakanlığımızdan üretim veya ithal izni almış ambalajlı sular pet, bardak, PC damacana, şişe ve poşet su şeklinde olabilir.

• Halkımızın yoğun olarak tükettiği polikarbonat damacanların üzerinde ürün güvenliğini sağlamak için; hava ve su sızdırmayan, kap ve kapağı içine alacak şekilde yapıştırılmış, güvenlik bandı (shiring) bulunmalıdır. Güvelik bandı üzerinde suyun adı ve cinsi yazılı olmalıdır.

• Geri dönüşlü polikarbonat damacanların üzerinde suyun adı ve/veya şirket ismi ve/veya tescilli amblemi veya logosu kabartma şeklinde yazılı olmalıdır.

• Geri dönüşlü polikarbonat damacanalar farklı marka su dolumu için kullanılmamalıdır.

• Ambalajlı sularda kapak, güvenlik bandı, etiket ve polikarbonat damacana üzerindeki suyun adı ve/veya şirket ismi ve/veya tescilli amblemi veya logusu gibi bilgiler birbiri ile uyumlu olmalıdır.

• Su renksiz, kokusuz ve berrak olmalıdır. İçerisinde çökelti, yosunlaşma v.b. yabancı cisim bulunmamalıdır.

• Ambalajlı sular temiz ve hijyenik ortamda taşınmalıdır. Tüp, otogaz, petrol ürünleri vb. kimyasal maddelerle birlikte taşınmamalıdır.

• Her ne suretle olursa olsun açıkta su satışı (su istasyonu, tanker, bidon vb.) yasaktır.

• Su kapları çatlak, ezik, kırık vb. olmamalı, serin, kuru ve temiz bir yerde kapakları kapalı olarak muhafaza edilmelidir.

• Polikarbonat damacanlarda kullanılan pompa, soğutucu gibi aparatların temizliği düzenli aralıklarla yapılmalıdır.

• Doğal mineralli suların etiketlerinde suyun özellikleri (zengin mineralli, mineralli, düşük mineralli, bikarbonatlı, sülfatlı, florürürlü kalsiyumlu, magnezyumlu, demirli, sodyumlu gibi) açık bir şekilde yazılı olmalıdır.

• Doğal mineralli sular 1,5mg/L’den fazla florür ihtiva ediyorsa “0-7 yaş grubundaki çocuklar için uygun değildir” ibaresinin etiket üzerinde yazılı olması gerekmektedir.

• 200 mg/L’den fazla sodyum içeren doğal mineralli suların hipertansiyon hastalarınca kontrollü kullanılması gerekmektedir.

• Gazlı doğal mineralli sular serin yerde muhafaza edilmeli, sıcak ortamda ve güneş altında bırakılmamalıdır.

• Gazlı doğal mineralli sular taşınırken veya kullanım öncesi çalkalama, çarpma vb. sarsıntılarından korunmalıdır. Açarken tedbir olarak vücuda dönük olmayacak şekilde açılmalıdır.

• Şüpheli bir durumda en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir. Ayrıca SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi), Alo 184 ve 0-312 585 13 60 veya 61 numaralı telefonlardan Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Çevre Sağlığı Daire Başkanlığı Su Güvenliği Şube Müdürlüğü’ne ulaşılabilir.

• Bakanlığımızca ithal veya üretim izni verilmiş suların listesine Bakanlığımız web sitesinden ulaşabilir

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

Doğal Mineralli Su Nedir?

Yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde uygun jeolojik şartlarda doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla kaynaktan yeryüzüne kendiliğinden veya teknik usullerle çıkartılan, mineral içeriği, kalıntı elementleri ve diğer bileşenleri ile tanımlanan, her türlü kirlenme risklerine karşı korunmuş mevzuatında belirtilen özelliklere haiz yeraltı sularına denir.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

Günde Ne Kadar Su İçmeliyiz?

Besin tüketimi ile vücutta oluşan zararlı maddeleri atmak, vücut ısı dengesini sağlamak amacıyla günde ortalama 2-2.5 litre ( 8-10 su bardağı) su içilmelidir.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

Ilık Su İçmek Zayıflatır mı?

İçilen suyun midede doluluk hissi uyandırması ve bağırsak hareketlerini artırması gibi etkilerinden dolayı zayıflama üzerinde olumlu etkisi vardır. Ancak zayıflama diyetleri uygulanırken su içme isteği azalabilir. Bu durumda vücudun susuz kalmaması için özen gösterilmelidir.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

İnsan Sağlığında Suyun Önemi Nedir?

Su beslenmenin en önemli parçasıdır. Vücudunuzun her fonksiyonu sıvıyla sağlanır ve vücuttaki suyun yüzde 10`unu kaybetmek ciddi sorunlar doğurur. Yüzde 90`ı su olan kan, besinleri hücrelere taşır ve buradaki atıkları alır. Normal bir insan için günde 8-10 bardak su yeterlidir. Eğer idrarınız renksiz ve kokusuzsa yeterince su alıyorsunuz demektir.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

İnsani Tüketim Amaçlı Su Nedir, Bu Kapsamdaki Sular Nelerdir?

Orijinal haliyle ya da işlendikten sonra, dağıtım ağı, tanker, şişe veya kaplar ile tüketime sunulan içme, pişirme, gıda hazırlama ya da diğer evsel amaçlar için kullanılan bütün sular ile suyun kalitesinin, gıda maddesinin nihai halinin sağlığa uygunluğunu etkilemeyeceği durumlarda insani tüketim amaçlı ürünlerin veya gıda maddelerinin imalatında, işlenmesinde, saklanmasında veya pazarlanmasında kullanılan bütün sulara denir. Bu kapsamdaki sular şunlardır:

Kaynak Suyu: Jeolojik koşulları uygun jeolojik yapıların içinde doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla çıkış noktasından yeryüzüne kendiliğinden çıkan veya teknik usullerle çıkartılan ve filtrasyon (suda asılı kalan çözülmemiş partikülleri uzaklaştırmak) dışında herhangi bir kimyasal işlemden geçmemiş yeraltı sularına denir.

İçme Suyu: Jeolojik koşulları uygun jeolojik yapıların içinde doğal olarak oluşan, bir çıkış noktasından sürekli akan veya teknik usullerle çıkarılan ve Sağlık Bakanlığınca uygun görülen dezenfeksiyon, filtrasyon, çöktürme, saflaştırma ve benzeri işlemler uygulanabilen yer altı sularına denir.

İçme-Kullanma Suyu: Genel olarak içme, yemek yapma, temizlik ve diğer evsel amaçlar ile, gıda maddelerinin ve diğer insani tüketim amaçlı ürünlerin hazırlanması, saklanması ve pazarlanması amacıyla kullanılan, orijine bakılmaksızın, orijinal haliyle ya da arıtılmış olarak ister kaynağından, isterse dağıtım ağından temin edilen ve mevzuatında belirtilen kimyasal, mikrobiyolojik parametreleri uygun ve ticari amaçlı satışa arz edilmeyen sulara denir.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727