Etiket Arşivleri: Meyve

Meyve midir? Sebze midir?

Meyve midir? Sebze midir?

Meyve Nedir?

Teknik olarak meyve, çiçekli bitkilerin çiçek kısmındaki bazı özel dokulardan gelişen ve içerisinde üreme organlarının parçalarını ve bazı durumda bazı ek dokuları içeren kısmıdır. Çiçekli bitkilerin üreme yapıları olan çekirdekler, bu meyve içerisinde korunur ve saklanır.

TDk’ya göre Meyve; Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş

Sebze Nedir?

Bir bitkinin meyvesi haricinde yenebilen kısımlarının tamamına denir. Örneğin bazı bitkilerin gövdesi, kökleri, yaprakları yenir ve bunlar “sebze” olarak isimlendirilir.

TDK’ya göre Sebze; Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat

Meyve ile Sebze Arasındaki Fark

Bitkinin üremesi ile ilgili kısımların kendisi veya bu kısımları barındıran etki dokular meyve iken geri kalan yenilebilen tüm kısımlar sebze olarak adlandırılır.

Toplumdaki genel kanılar üzerinden ayırıma ya da farka değinecek olursak:

Tatlı ise meyvedir, tatlı olmayanlar sebze veya pişirilerek tüketiliyorsa sebze, çiğ tüketilebiliyor ise meyve.

Peki doğru mu ?

Kısmen…

Bu kanılara göre zeytin sebze olmalıydı ama değil veya hem pişirilerek hem de çiğ tüketilebilen domatese ne demeli meyve mi ? sebze mi ?

Sebze olduğu sanılan meyvelere, meyve olduğu sanılan sebzelere, aslında meyve olan sebzelere veya aslında sebze olan meyvelere birkaç örnek verelim.

Domates sebze midir? meyve mi?

Meyve

Salatalık sebze midir? meyve mi?

Meyve

Patlıcan sebze midir? meyve mi?

Meyve

Kabak sebze midir? meyve mi?

Meyve

Zeytin sebze midir? meyve mi?

Meyve

Biber sebze midir? meyve mi?

Meyve

Bezelye sebze midir? meyve mi?

Meyve

Baklagiller sebze midir? meyve mi?

Meyve

Havuç sebze midir? meyve mi?

Sebze

Patates sebze midir? meyve mi?

Sebze

Lahana sebze midir? meyve mi?

Sebze

Pırasa sebze midir? meyve mi?

Sebze

Çilek sebze midir? meyve mi?

Sebze

Türkiye’de Avokado Yetiştiriciliğinin Gelişimi, Önemi ve Önerilen Bazı Çeşitler

TÜRKİYE’DE AVOKADO YETİŞTİRİCİLİĞİNİN GELİŞİMİ, ÖNEMİ VE ÖNERİLEN BAZI ÇEŞİTLER

Süleyman BAYRAM M.Alper ARSLAN Ertuğrul TURGUTOĞLU

Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü-ANTALYA

Özet

Dünya’da avokado sınırlı alanlarda yetiştirildiği ve önemli bir besin değerine sahip olduğu için yüksek fiyatlarda alıcı bulmaktadır. Ülkemizde Akdeniz bölgesinde yaygın olarak ticari yetiştiriciliği yapılan birçok bitki türünün pazarlanmasında, ekonomik nedenlerden dolayı bazı dönemlerde sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu sorunların çözümü için avokadonun ticari yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması, önemli bir alternatif olarak düşünülmelidir. Dünya avokado üretiminde ilk sıraları alan ve yaklaşık ihracatın % 80’ini karşılayan Meksika, Şili, Peru, Dominik Cumhuriyeti, Kenya ve Güney Afrika gibi ülkelerle kıyaslandığında, ülkemizin Avrupa’daki tüketim pazarlarına coğrafik  yakınlığı çok önemli bir avantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Ülkemize avokado çeşitleri 1970’li yılların başında girmiş ve Akdeniz sahil şeridinde yayılış göstermiştir. Avokado çeşitlerinin ülkemize adaptasyonu konusunda en kapsamlı çalışma, 1989–2004 yılları arasında BATEM’de yapılmış ve toplam 42 çeşit denenmiştir. Sonuç olarak, ‘Bacon’, ‘Fuerte’, ‘Hass’, ‘Zutano’ ve ‘Ettinger’ çeşitlerinin bölge şartlarında yetiştiriciliğinin yapılabileceği tavsiye edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Avokado, Akdeniz Bölgesi, Ticaret, Çeşit

IMPORTANCE OF AVOCADO CULTIVATION, CRUISING AND PROPOSED SOME VARIETIES IN TURKEY

Abstract

Avocado is a cash crop due to its limited production area and high nutritional value. Many crops commercially produced in Mediterranean region, Turkey, have very often faced marketing problems and significant price fluctuations. Extending avocado production in Mediterranean region is seen as a viable alternative to overcome the problem. Turkey has a geographic advantage, with its proximity to Europe, over major exporters like Mexico, Chile, Peru, Dominic Republic, Kenya and South Africa that provides 80 % of demand. Being introduced in 1970, avocado has entertained expansion for production area in coastal region of Mediterranean region. The largest adaptation study was carried out in BATEM from 1989 to 2004 where 42 cultivars were evaluated. As a result, ‘Bacon’, ‘Fuerte’, ‘Hass’, ‘Zutano’ and ‘Ettinger’ cultivars have been recommend for commercial production in the region.

Keywords: Avocado, Mediterranean region, Commercial, Cultivars

Kaynak: https://bursaobm.ogm.gov.tr/Documents/FikirBahcesi/05/obezite_BSM.pdf

Ejder Meyvesi ( Pitaya )

Pitaya

Pitaya, bilimsel anlamda Hylocereus cinsi çeşitli kaktüs türlerinin (tatlı pitaya) olarak adlandırılan meyvesidir. En önemlisi ve yaygın olanı da Hylocereus cinsinden olanlardır. Ancak bu cinsin yanında dünyada çeşitli halklarca Stenocereus (ekşi pitaya) cinsinden kaktüs türlerinin meyvesi de bu adla bilinmekte ve çeşitli ülkelerde bu türün meyveleride kültür olarak yetiştirilmektedir.Dahası bir kısım bilim insanları Hylocereus cinsinin bağımsız bir cins olarak değil, Stenocereus ailesi içerisinde göstermektedir. Buna ilaveten Perulularca (Cereeae) cinsi nadir bulunan Peru elma kaktüsü (Cereus repandus), da pitaya adıyla tanınmaktadır. İngilizcede ejder meyvesi (İngilizce: “dragon fruit”) olarak da adlandırılır. İngilizcedeki bu ad Asya dillerindeki adlarının tercümesidir. Çince huǒ lóng guǒ 火龍果/火龙果 “ateş ejderhası meyvesi” ve lóng zhū guǒ “ejderha mücevheri meyvesi”, Vietnamca thanh long (yeşil ejderha), Endonezce buah naga “ejderha meyvesi” olarak da adlandırılır. Bunun yanında çeşitli toplumlarca çilek armudu gibi adlarla anılmaktadır.

Dağılımı

Hylocereus türü pitaya üreten kaktüslerin anavatanı Meksika, Orta Amerika ve Güney Amerika dır. Ayrıca Asya’da Endonezya, Güney Cava, Tayvan, Vietnam, Tayland, Filipinler, Sri Lanka, Malezya, yeni olarak Bangladeş ‘de üretimi yapılmakta ve kültür türleri yetiştirilmektedir. Ayrıca Okinawa, Hawai, İsrail, kuzey Avustralya ve Güney Çin’de de yetiştirilmektedir. Son yıllarda Türkiye’nin Mersin ilinde az miktarda üretilmeye başlamıştır. Hylocereus sadece geceleri çiçek açar. Büyük beyaz kokulu çiçekleri tipik şeklinden ötürü ay çiçeği veya gecenin kraliçesi olarak da anılır. Tatlı pitayalar krem gibi bir etli kısma ve lezzetli bir tada sahiptir. Ayrıca, bahçe bitkisi olarak dışarıda, salon çiçeği olarak da evlerde yetiştirilmektedir.

Türleri

Stenocereus (Ekşi pitaya), Amerika’nın kurak bölgelerinde yenen ve ihraç edilen bir türdür. Tadı çok ekşi ve ferahlatıcıdır. Doğa yürüyüşçülerininde gözdesidir. Bilinen Ekşi Pitaya ya da pitaya agria (S. gummosus)[3] Sonora Çölünde Kızılderililerin önemli bir besin kaynağıdır. Kuzeybatı Meksika’da Seri halkı hâla büyük özen gösterdikleri bu meyveyi hasat etmektedirler bu bitkiyi ziix is ccapxl – “ekşi meyveye sahip şey” diye adlandırırlar. Bu tür meyveye sahip türler S. queretaroensis ve Hançer kaktüsü (S. griseus), önemli bir besin kaynağıdır. Tatlı tipte meyveler üreten ve tatlı pitaya diye adlandırılan ve pitaya ile karıştırılan Org borulu kaktüs (S. thurberi) meyvesi(ool diye Serilerce adlandırılır) ise bu bölgedeki yerlilerce fazla büyük miktarlarda yetiştirilmez. Bu cinsin meyvesi Hylocereus meyvelerinden daha tatlı kavun tadı gibidir ve bunun yanında geleneksel tıpta kullanılmaktadır (Cereeae) cinsi nadir bulunan Peru elma kaktüsü (Cereus repandus), Perulularca pitaya adıyla tanınmaktadır.

Üretimi

Pitaya ile birlikte Cereus repandus bitkisi Sde Nitzan, Israil Meyve etinden ayrılan tohumlar kurutulup depolanır, ideal olan kusuru olmayan ve olgunlaşmış meyvelerdir. Tohumlar kompost ya da karışım toprakta eğer salon bitkisi olarak yetiştirilecekse iyi büyütülürler – sık ekimden genelde yaklaşık 11 ile 14 gün aradı bir sürede bitkiler çimlenir. Kaktüs oldukları zaman boyunca aşırı sulamadan kaçınılması gerekir. Gelişimleri devam ettikçe bu tırmanıcı bitki tırmanacak bir yerler aramakta bazal kökleri yanında yan yardımcı kökler oluşturmaktadır. Bitki 4,5 kilogram gibi bir ağırlığa ulaştığında çiçeklerini görmeye başlayabilirsiniz.

Pitaya kaktüsleri geceleri çiçek açıp, çiçekleri sabahleyin solar. Yarasa veya güve gibi yaratıkları bitki diğer bir pittaya ile tozlaşma için kullanmaktadır. Kendi kendine tozlaşma, meyve üretimine neden olmaz bu durum evde bu kaktüsleri yetiştirenleri zorlamaktadır. Zira meyve için bir değil 2 tane bitkiye gereksinim vardır.

Bununla birlikte bitki gerekli büyüme ortamında 3 ila 6 kez çiçek açabilir.En önemlisi diğer kaktüsler gibi eğer sağlıklı bir gövde, sap kısmı bitkiden kopup toprağa gömülürse bu durumda bu gövde köklenip ayrı bir bitki oluşturabilir. Bu da üreme ve meyve için kestirme bir yoldur.

Bitki 40 dereceye kadar sıcakları ve çok kısa süreli soğukları kaldırabilir. Ancak uzun süreli dondurucu soğukları kaldıramaz. USDA cinsinden soğuğa dayanıklılık haritasında 10-11. bölgelerde yaşayabilir bununla birlikte 9a ve 9b bölgelerinde dışarıda bitkinin yaşayabilmesi ihtimali vardır.

Hylocereus ortalama yağış alan kuru tropikal iklimlerde yaşamaya adapte olmuştur. Ejder meyveleri çiçeklenmeden 30 ila 50 gün sonra kaktüs gibi ağaçlarda oluşur. Yılda 5-6 ürün bu bitkiden alınabilir.Vietnam’da her yıl hektar başına 30 ton ürün alan çiftlikler bulunmaktadır.

Zararlılar ve hastalıklar

Aşırı sulama ve yağış bitkinin çiçeklerinin düşmesine, meyvelerinin çürümesine sebep olur. Kuşlar da sıkıntı yaratabilir. Ayrıca bakteri olarak Xanthomonas campestris saplarında çürümeye sebep olabilir. Dothiorella Fungisi meyvelerde kahverengi noktalara neden olabilir ama bu pek sık rastlanan bir durum değildir.

Meyvesi

Tatlı pitayalar kösele gibi,hafif lifli bir kabuğa sahip olup 3 türe ayrılmıştır.

Hylocereus undatus (kırmızı pitaya) Beyaz etli kısma,kırmızı kabuğa sahiptir. En sık rastlanan “ejder meyve”lerini üreten türdür. Hylocereus costaricensis (Kosta Rika pitayası, sıklıklada H. polyrhizusolarak da adlandırılır) Kırmızı kabuk ve kırmızı etli kısma sahiptir. Hylocereus megalanthus (sarı pitaya, Selenicereuscinsi içinde sıklıkla değerlendirilebilmektedir.) Beyaz deri sarı kabuğa sahiptir. Kolombiya ‘dan Avustralya’ya yapılan ilk ihracatlar Hylocereus ocampensis (tahmini olarak kırmızı meyveli) ve Cereus triangularis (tahminen sarı meyveli) idi.Ancak yine de tam olarak bu durum bilinmemektedir.

Meyvelerinin ağırlığı 150 ile 600 gram arasındadır ancak bazen 1 kilograma varan meyvelere de rastlanabilmektedir. Meyveler toplandıktan sonra 7 °C de %80 – %90 nemde muhafaza edilmelidir.

Tüketimi

Tüketimi için pitaya kesilir ve etli yüzey açığa çıkarılır.Meyve dokusu siyah ve çıtır tohumlarının varlığı nedeniyle kiviye benzetilir. Etli kısım çiğ olarak yenebilir ve hafif bir tatlılık verir kalori yönüde azdır.

Pitayanın damak temizleme haricinde güçlü tat içeren meyvelerle birlikte yenmemesi tavsiye edilir.Tohumları etli kısımla birlikte yenir, çıtır, fındık gibi bir tat verir. Lipidler yönünden zengindir, fakat ancak çiğnenirse hazmedilebilir.

Pitaya meyve suyu ya da şarap yapımında ya da diğer içecekleri tadlandırma, tat sağlamak için kullanılabilir.Çiçekleri yenilebilir veya çayı yapılabilir. Meyvenin kabuğu kesinlikle yenmez ve eğer çiftliklerde üretilmişse pestisitlerle kirletilmiş bile olabilir.

Kosta Rika’da çok fazla kırmızı etli pitaya yemenin pseudohematuriaya (yalancı idrarda kanamayı düşündüren kırmızı renk oluşumu) neden olduğu tespit edilmiştir.

Besin Bilgileri

Su 80-90 g
Karbonhidrat 9-14 g
Protein 0.15-0.5 g
Yağ 0.1-0.6 g
Lif 0.3-0.9 g
Kül 0.4-0.7 g
Kalori: 35-50
Kalsiyum 6–10 mg
Demir 0.3-0.7 mg
Fosfor 16 – 36 mg
Karoten (Vitamin A) traces
Tiyamin (Vitamin B1) traces
Riboflavin (Vitamin B2) traces
Niasin (Vitamin B3) 0.2-0.45 mg
Askorbik asit (Vitamin C) 4–25 mg

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Pitaya

Meyve ve Sebze İşleme Sanayinde Yeni Uygulamalar ( Yrd. Doç. Dr. Aslıhan DEMİRDÖVEN )

Özet
Meyve ve sebze işleme sanayinde kullanılan geleneksel ısıtma teknikleriyle elde edilen ürünlerde besin kayıplarının yanında duyusal kayıplarda görülmektedir. Günümüzde tüketicinin bilinçlenmesi ile beraber teknolojik gelişmeler ve minimum işlem görmüş gıdalara olan talebin artmasına paralel olarak meyve ve sebze işleme sanayinde geleneksel ısıtma uygulamalarına alternatif olabilecek yeni teknikler üzerine yapılan çalışmalar artarak devam etmektedir. Bu alanda üzerinde çalışılan yeni uygulamaların bir kısmını da ultrason, elektroplazmoliz (EP), vurgulu elektrik alan (PEF) ve ohmik ısıtma (OH) teknikleri oluşturmaktadır.
Meyve ve sebze işlemede çoğunlukla bu tekniklerin kullanılmasıyla mikroorganizma ve enzim inaktivasyonu hedeflenmekte, bir kısmı ile de üretim maliyetinin düşürülmesi amacıyla verim artışları sağlanmaktadır. Ayrıca bu tekniklerin kullanımı ile üretilen ürünlerin, geleneksel ısıtma uygulanarak üretilen ürünlere göre besin kalitelerinin yüksek olmalarını sağlamaları nedeniyle tercih edilmektedirler. Bu çalışmada, meyve ve sebze işleme sanayinde kullanılan ultrason, elektroplazmoliz, PEF ve ohmik ısıtma tekniklerinin temel özellikleri, mikroorganizma, enzim inaktivasyonu ve verim üzerine etkileri ile meyve, sebze işleme sanayindeki kullanım alanları üzerinde durulmaktadır.

Anahtar Kelimeler: meyve, Sebze, Ultrason, Elektroplazmoliz, Vurgulu elektrik alan, Ohmik ısıtma


Özbekistan’da Tarım, Toprak, Tohum Islahı ve Sebze & Meyve Üretim Entegrasyonları Tanıtımı

Bir yatırımcı için dünyanın her yerinde değişmez birkaç kural vardır. Bu kuralların en başında Ülke içersinde ki yaşamda huzur ve sükun Ekonomide ki stabil hal ve hareketlerdir. Yıllardır dünyada terör, ülke içi huzursuzluk, devletler arası savaş ve Ekonomik çöküşler devam etmektedir. Bu olumsuz hareketler, bazı Devletlerin parçalanmasına hatta yok olmasına sebep olmuştur. Dövizin iniş veya çıkışlarına sebep olmuştur. Bu iniş veya çıkışlar bazı Devletlerin Ekonomilerini alt üst etmiştir. Ülke içersindeki veya dünyadaki beklenmeyen ani hareketler karşısında Ekonominin dalgalanması ve Enflasyonun yükselmesi ülkeleri çok zor durumlarda bırakmıştır. Paraları döviz karşısında %300 hatta 500 misli değer kaybetmiştir. Bu nedenle dünyada birçok ülkede ve Avrupa birliği içersinde birkaç senedir ve günümüzde büyük Ekonomik depremler yaşanmaktadır. Bu Ekonomik zorluklar ve Ekonomilerinin iflasları devletleri ve vatandaşlarını çok zor durumda bırakmıştır. Hele ki yıllardan beri petrol zengini olan ülkeler dahi dünyanın en zengin ülkeleri arasında olmalarına rağmen,


Meyve Aromalarının Oluşumu

MEYVE AROMALARININ OLUŞUMU

Meyve tadı , şekerlerin (glikoz , früktoz , sükroz gibi..) tatlılığı ve organik asitlerin (sitrik asit , malik asit gibi..) ekşiliğinin karışımından yani asit/şeker dengesinden ileri gelir. Aroma ise , insanlar tarafından meyveler arasındaki farklılığın fark edilmesini sağlayan ve değişik kimyasal sınıflardan olan , uçucu ve uçucu olmayan bileşiklerden kaynaklanır.

Greyfurt, portakal, limon ve misket limonu gibi turunçgil meyveleri terpenoidler bakımından , elma, ahududu, krambery (kızılcığa benzer bir meyve), muz gibi meyveler esterler ve aldehitler bakımından zengindir.

Meyve Aromalarının Oluşumunda Rol Oynayan Bileşikler

Alkoller: 1. karbondan 12. karbona kadar olan aynı serideki hatta daha çok karbon atomu içeren bileşiklerdir. Bunlar muhtemelen metanol ve etanolden türemişlerdir. Alkol ve aldehitlerin aroma maddelerine dönüşümünde ortam PH’sının büyük etkisi vardır.

Karboniller: Birçok meyvenin uçucu fraksiyonunun önemli bir kısmını oluştururlar. Meyvelerde bulunan aldehit ve ketonlar aminoasitlerden meydana gelir.

Asitler: Meyvelerin uçucu fraksiyonlarındaki asitler çok azdır. Bunlar formik asit ve asetik asitlerdir. Her ikisi de daha çok üzümde bulunur.

Esterler: Meyve aromalarının en önemli aromatik bileşenleri olup genellikle belirli bir meyvenin karakteristik özelliğini tayin eder. Bitki hücresi içinde alkollerden ve yağ asitlerinden oluşan ester formundaki bileşiklerdir ve fermantasyon sırasında meydana gelen tepkimelerden farklıdır. Sistemin esas aktif bileşiğinin alkin-koenzim A olduğu bilinmektedir.

Laktonlar: Birçok meyvenin, özellikle şeftali ve kayısının karakteristik tanımlayıcısıdır ve bu meyvelere tipik aromalarını verirler.

Fenoller: Birçok meyvede tanen formunda bulunur, keskin büzücü etkiyi meydana getirirler. Bunlara daha çok ham meyvelerde yüksek oranda rastlanır.

Yağ Asitleri Metabolizmasıyla Aroma Oluşumu

Uzun zincirli yağ asitlerinin βoksidasyonu sonucu,

Hidroksi asit molekülünün ayrılması veya lakton oluşumu sonucu,

Lipoksigenaz enzimleriyle oksidasyon sonucudur.

Bu metabolizma ile birincil ürünlerden aldehitler, ketonlar, değişik indirgenme, yükseltgenme ve esterifikasyon ürünleri oluşurken, önemli miktarda da asit, alkol, lakton ve ester de meydana gelir. Olgunlaşmakta olan meyvelerde yağ asitlerini üreten metabolik bir reaksiyon yolu vardır. Olgunlaşmanın başlamasıyla bu metabolik reaksiyonlardan çok sayıda yağ asidi, keton, aldehit ve alkol meydana gelir.

Karbonhidrat Metabolizmasıyla Aroma Oluşumu

Fotosentetik yollar karbondioksitin şekerlere dönüşümü için gerekli olup bu şekerler bitkinin ihtiyacı olan lipit, aminoasit vb. gibi diğer besin maddelerine metabolize eder.

Bitkilerin aroma önmaddelerinin tümü karbonhidrat metabolizmasından kaynaklanır. Buna karşı aroma maddelerinin çok azı doğrudan karbonhidrat metabolizması sonucu meydana gelir. Karbonhidrat veya lipit metabolizmasından orijin alan terpenler hariç, turunçgiller kendilerine has aromalarını terpenlerden alır.

Limonen bir monoterpen hidrokarbon olup çok az kokusu vardır ve turunçgil uçucu yağların çoğunda % 90 oranında bulunur. Oksijenli terpenler uçucu yağda % 5’ten daha az bulunur ve genellikle değişik turunçgil meyvelerinin kendilerine has aromalarını verirler. Örneğin: Sitral, limon uçucu yağının tipik aroma bileşenidir, bir kez konsantre edilmiş yağda % 2’den daha fazla bulunur.

Terpen oluşumunun metabolik yolları tam bilinmemekle birlikte, oluşum için ortamda mevalonik asidin mutlaka bulunması gerektiği bilinir fakat bunun sentez metabolizması çok iyi bilinmememktedir. Bitkilerin çoğu asetattan mevalonik asit sentezler ancak turunçgil meyvelerinde asetattan mevalonik asit yapan anahtar rolündeki enzimler bulunmaz.

Turunçgil meyvelerinde az da olsa terpen değişimleri oksidoredüktaz enzim sistemiyle gerçekleşir. Oksidasyon/redüksiyon reaksiyonlarını yapan enzim sistemleri, turunçgil ürünlerinde terpenlerin oluşumuna zemin hazırlar.

Turunçgil meyve kabukları acılık veren çok sayıda flavon glikozitleri içerir. Portakal ve limonlarda en önemli bileşenler flavon, hesperidindir. Greyfurtlarda ise naringingindir. Naringinin tadı çok acı iken, hesperidin tatsızdır.

Üzümsü meyvelerde toplam asidin %1.6-2.8’ini tartarik asit oluşturmaktadır.

Çok ekşi tatta ve saf asit haldeyken katı formda olan tartarik asit, meyvelerde doğal aromayı arttırır. Katı ve organik asitler içinde suda en çok çözünen asittir. Aynı şekilde organik asitler içinde en ekşi olan asit te tartarik asittir.

Terpenler, doğal ürünlerin en yaygın gruplarından biridir. Bitkilerde ve hayvanlarda birçok farklı işlevleri bulunurken gıdalarda da aroma bileşenleri olarak önemlidirler. Terpen diye bilinen bu bileşikler izoprenoit(5 karbonlu) siklüsü yoluyla oluşur. Örneğin: Turunçgiller, tarçın ve diğer baharat aromaları birkaç terpen ile karakterize edilir. Limonen ve citral(her ikiside limonda bulunur.) camphor, pinene(çam ağaçları), eugenol(karanfil), anethol, thymol, geraniol(gül), menthol en yaygın bilinen terpenlerdendir.

Terpenler doğal uçucu bileşenlerin dallanmış alkil bileşikleri olarak kabul edilir. Ancak bu bileşenler aynı zamanda dallanmamış halka bağlantılı bileşiklere de dönüşebilir ve aroma kazanabilirler. Kumin aldehit (1-formil-4-isopropil-benzen) kimyonun etken aroma maddesidir ve terpen türevlerinin aromatik özelliğini verir.

Temel moleküler iskelette isoprene sayılarına dayanan terpenlerin rasyonel bir şekilde sınıflandırılması :

                    Terpenler                Karbon atomları              

               monoterpenler                       10

               seskiterpenler                         15

               diterpenler                              20

               sesterpenler                            25

               triterpenler                             30

               karotenoidler                          40

               kauçuk                                  >200

Seskiterpenler de önemli ve karakteristik aroma bileşikleridir. Bunlardan βsinensal portakalın, notkaton ise greyfurtun aromasını oluşturur. Diterpenler aroma üzerine doğrudan etki yapan, fazla miktarda bulunan ve uçucu olmayan bileşiklerdir. Bunlar son derece kuvvetli ve kendilerine has koku özellikleriyle doğal ürünlerde tanınabilir. Optik izomerleri diğer terpenoit olmayan bileşenlerin optik izomerleri gibi son derece farklı koku kalitesine sahip olabilirler.

Kurutulmuş Meyve Üretim Tesisi Ön Fizibilite Raporu

İÇİNDEKİLER

TABLOLAR

GİRİŞ

1. YÖNETİCİ ÖZETİ

1.1. Projenin Gerekçesi

1.2. Proje Hakkında Özet Bilgiler

1.2.1.Projenin Adı:

1.2.2. Kuruluş Yeri:

1.2.3. Tesis Kurulu Kapasitesi:

1.2.4. Toplam Yatırım Tutarı:

1.2.5. Öngörülen Finansman Kaynakları:

1.2.6. Yatırım Süresi ve Uygulama Planı:

1.2.7. Yatırımın Faydalı Ömrü

1.2.8. Tam Kapasitede İşletme Gelir ve Giderleri:

1.2.9. Kapasite Kullanım Oranları (KKO):

1.2.10. Tam Kapasite İstihdam:

1.2.11. Değerlendirme Sonuç ve Önerileri:

2. ÜRÜNÜN TANIMI VE KULLANIM ALANLARI

3. EKONOMİK İNCELEME VE DEĞERLENDİRME

3.1. Sektörün Tanımı ve Yasal Çerçeve

3.1.1. Sektörün Tanımı

3.1.2. Yasal Çerçeve

3.1.3. Sektörle İlgili Uygulanan Teşvikler

3.2. Arz ve Talep Durumu

3.2.1. Kapasite ve Üretim Analizi

3.2.2. Talep Analizi

3.3. Pazar Analizi ve Pazarlama

3.3.1. Sektörün-Pazarın Yapısı ve Rekabet Koşulları

3.3.2. Sektördeki Eğilimler ve Yeni Gelişmeler

3.3.3. Pazarlama Stratejisi

3.3.4. Ürün Satış Fiyatları ve Koşulları

3.4. Tesis İçin Öngörülen Satış Miktarları (Ekonomik KKO)

4. GİRDİ PİYASASI

4.1. Hammaddenin Tanımı ve Kullanım Alanları

4.2. Girdi Piyasasının Değerlendirilmesi

4.3. Girdi Fiyatları ve Alış Koşulları

5. KURULUŞ YERİ

6. TEKNİK İNCELEME VE DEĞERLENDİRME

6.1. Mevcut Teknolojiler

6.2. Teknoloji Seçimi ve Üretim Yöntemi

6.3. Tesis Kurulu Kapasitesi, Üretim Programı ve Öngörülen KKO

6.3.1. Tesisin Normal Kurulu Kapasitesi

6.3.2. Tesis için Öngörülen Üretim Miktarları

6.4. Makine-Teçhizat Seçimi ve Spesifikasyonları

6.5. İnşaat İşleri

6.6. Organizasyon ve İnsan Kaynakları

6.7. Toplam Yatırım Tutarı ve Uygulama Planı

6.7.1. Arsa Yatırımı

6.7.2. Etüt ve Proje Giderleri

6.7.3. İnşaat Harcamaları

6.7.4. Makine ve Teçhizat Giderleri

6.7.5. Taşıma ve Sigorta Giderleri

6.7.6. İthalat ve Gümrükleme Giderleri

6.7.7. Montaj Giderleri

6.7.8. Taşıt Araçları ve Demirbaş Giderleri

6.7.9. İşletmeye Alma Giderleri

6.7.10. Genel Giderler

6.7.11. Beklenebilecek Farklar

6.7.12. Yatırım Uygulama Planı

6.8. Tam Kapasitede İşletme Geliri

7. FİNANSAL DEĞERLENDİRME

8. SONUÇ

Kaynak:  http://www.ika.org.tr/upload/yazilar/Kurutulmus-Meyve-Uretim-Tesisi-On-Fizibilite-Raporu-309965.pdf