Etiket Arşivleri: lipid

Lipidler

LİPİDLER

BESİN ÖĞELERİ

1.Proteinler

2.Yağlar (Lipidler)

3.Karbonhidratlar

4.Mineraller

5.Vitaminler

6.Su

Lipidler

Tanım: suda çözünmeyen bileşikler

Lipidlerin çoğu yağ asitleri veya yağ asidi esterleridir.

Petrol eteri, benzen ve kloroform gibi apolar organik çözücülerde çözünürler.

Fonksiyonları

Enerji depolama

Hücre membran yapısı

Isı korunması

Hormonların öncü maddeleri (steroidler ve prostaglandinler)

Çeşitleri:

Yağ asitleri

Nötral lipidler

Fosfolipidler ve diğer lipidler

En çok enerji veren besin öğesidir.

Vücutta adipoz dokuda depolanırlar ve gerektiğinde enerji için kullanılırlar.

Hücre membranı ve sinir hücreleri için gereklidirler.

Vitamin A,D,E,K gibi vücut için gerekli olan vitaminler yağda eridikleri için yağlarla birlikte alınmalıdır.

Deri altı yağ tabakası vücut ısısının kaybını önler.

Yağlar midenin boşalmasını geciktirerek tokluk hissi verir.

Lipidlerin Ortak Özellikleri

Lipidler, biyolojik kaynaklı organik bileşiklerdir.

Lipidlerin yapılarında C, H, O bulunur. Ayrıca N, P, S gibi elementler de bazı lipidlerin yapısına girerler.

Lipidlerin temel yapı taşları yağ asitleridir.

Yağ Asitleri

Yağ asitleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:

Doymuşluğuna göre:

Doymuş yağlar

Doymamış yağlar

Zincir uzunluğuna göre yağ asitleri (YA):

Kısa zincir YA: 2-4 karbon atomu

Orta uzunlukta zincir YA: 6 –10 karbon atomu

Uzun zincir YA: 12 – 26 karbon atomu

Esansiyel yağ asitleri ve vücutta biyosentezlenen yağ asitleri :

Linoleik ve linolenik yağ asitleri esansiyel yağ asitlerine iki örnektir.


Extraction & Determination of Crude Fat From Plant or Animal Tissues ( ABDALQADER A. ABBAS )

INTRODUCTION

The term “lipid” refers to a group of compounds that are soluble in water, but show variable solubility in a number of organic solvents. The lipid content of food determined by extraction with one solvent may be quite different from the lipid content as determined with another solvent of different polarity.

Fat content is determined by often by solvent extraction methods, but it is also can be determined by non-solvent wet extraction methods and by instrumental methods that rely on the physical and chemical properties of lipids.

The method of choice depends on a variety offactors, including the nature of the sample, the purpose of the analysis and instrumentation available.

A Soxhlet extractor is a piece of laboratory apparatus invented in 1879 by Franz von Soxhlet. It was originally designed for the extraction of a lipid from a solid material.

This experiment so uses a soxhlet method to determine the lipid contents of plant & animal tissues.

The Soxhlet method for determining crude fat content is a lengthy process requiring up to a day for a single analysis. The solvent extraction step alone
takes six hours.

The method is therefore not favoured for routine testing purposes in the meat industry, rather it is used as a standard reference method.

In principle, fat is extracted, semi continuously, with an organic solvent.

Solvent is heated and volatized then is condensed above the sample.

Solvent drips onto the sample and soaks it to extract the fat. At 15-20 min interval, the solvent is siphoned to the heating flask, to start the process again.

Fat content is measured by weight loss of sample or weight of fat removed.

OBJECTIVE

1. To extract fat from various plant & animal tissues by an exhaustive extraction using a Soxhlet extractor

2. To determine percent of fat content in a food sample by weight in a sample.

3. To study the function of extraction process by Soxhlet extractor

1: Stirrer bar/anti-bumping granules

2: Still pot (extraction pot) – still pot should not be overfilled and the volume of solvent in the still pot should be 3 to 4 times the volume of the soxhlet chamber.

3: Distillation path

4: Soxhlet Thimble

5: Extraction solid (residue solid)

6: Syphon arm inlet

7: Syphon arm outlet

8: Expansion adapter

9: Condenser

10: Cooling water in

11: Cooling water out

Schematic diagram of a Soxhlet extractor.

THE SOXHLET EXTRACTOR

Continuous extraction of a component from a solid mixture.

Boiling solvent vapors rise up through the larger side-arm

Condensed drops of solvent fall into the porous cup, dissolving out the desired component from a solid mixture

When the smaller side-arm fills to overflowing, it initiates a siphoning action.

The solvent, containing the dissolved component, is siphoned into the boiler below

Residual solvent then drains out of the porous cup, as fresh solvent drops continue to fall into the porous cup.

. . . and the cycle repeats . . .

It should look something like THIS: (only much SLOWER)

This program will re-start in one minute. To terminate, press Esc


Lipidler ( Dokuz Eylül Üniversitesi )

Lipidler, ya gerçekten ya da potansiyel olarak yağ asitleri ile ilişkileri olan heterojen bir grup bileşiktir

Lipidlerin ortak özellikleri Lipidler, biyolojik kaynaklı organik bileşiklerdir Lipidlerin yapılarında C, H, O bulunur; ayrıca N, P, S gibi elementler de bazı lipidlerin yapısına girerler Lipidlerin temel yapı taşları yağ asitleridir Lipidler, suda çözünmeyen, apolar veya hidrofob bileşiklerdir Lipidler, kloroform, eter, benzen, sıcak alkol, aseton gibi organik çözücülerde çözünebilirler Lipidlerin enerji değerleri yüksektir

Lipidlerin sınıflandırılmaları

Yağ asitlerinin çeşitli alkollerle oluşturdukları esterler basit lipidler olarak bilinirler Yağ asitlerinin gliserol (gliserin) ile oluşturdukları esterler nötral yağlardır; trigliseridler veya triaçilgliseroller diye de adlandırılırlar Yağ asitlerinin gliserolden daha büyük moleküllü alkollerle oluşturdukları esterler mumlardır

Yağ asitleri ve alkole ek olarak başka gruplar içeren lipidler bileşik lipidlerdir Fosfolipidler: Yağ asitleri ve alkole ek olarak bir fosforik asit içeren bileşik lipidlerdir Sfingolipidler: Gliserol içermeyen, yağ asidi ve uzun zincirli bir amino alkol olan sfingozin içeren bileşik lipidlerdir. Sfingolipidlerin fosfat içerenleri, sfingomyelinlerdir; fosfat içermeyip karbonhidrat içerenleri glikolipidler olarak bilinirler

İzopren türevi bileşikler olan karotenoidler ve steroidler lipidlerle ilgili maddelerdir Trigliserid, kolesterol ve fosfolipidlerin değişik oranlarda protein ile kombinasyonu sonucu oluşan moleküler agregatlar lipoproteinlerdir. Lipoproteinler suda çözünürler ve lipidler böylece kanda taşınabilirler

Yağ asitleri Yağ asitleri, hidrokarbon zincirli monokarboksilik organik asitlerdir; yapılarında, 4-36 karbonlu hidrokarbon zincirinin ucunda karboksil grubu bulunur COOH palmitic acid, a saturated acid COOH palmitoleic acid, an unsaturated fatty acid

Doğal yağlarda bulunan yağ asitlerinin karbon atomu sayısı çifttir Yağ asitlerinin yapısında yer alan hidrokarbon zinciri karbonları, -COOH karbonundan itibaren isimlendirilir; -COOH karbonuna komşu ilk karbon atomuna a- karbon, ikinciye b-karbon, üçüncüye g-karbon denir; en sonda yer alan metil grubunun karbonu ise w-karbon olarak isimlendirilir

Yağ asitlerinin sınıflandırılmaları : -Doymuş (satüre) yağ asitleri -Doymamış (ansatüre) yağ asitleri -Ek gruplu yağ asitleri -Halkalı yapılı yağ asitleri

Doymuş (satüre) yağ asitleri Doymuş (satüre) yağ asitleri, hidrokarbon zincirleri çift bağ içermeyen ve dallanmamış olan yağ asitleridirler En basit doymuş yağ asidi, 2 karbona sahip asetik asittir CH COOH 3 Doymuş yağ asitleri, iki karbonlu monokarboksilik asit olan asetik asit üzerine kurulmuş olarak tasarlanabilirler

Hayvansal yağlarda en çok bulunan doymuş yağ asitleri, 16 karbonlu palmitik asit ile 18 karbonlu stearik asittir

Doymamış (ansatüre) yağ asitleri Doymamış (ansatüre) yağ asitleri, hidrokarbon zincirinde bir veya daha fazla çift bağ içeren yağ asitleridirler. Doymamış yağ asitleri oda sıcaklığında genellikle sıvıdırlar, suda çözünmezler, uçucu değillerdir.

Hidrokarbon zincirinde bir çift bağ içeren doymamış yağ asitleri, monoansatüre (monoenoik) yağ asitleridirler CH (CH ) C=C(CH ) COOH 3 2 7 2 7 İki veya daha fazla çift bağ içeren doymamış yağ asitleri, poliansatüre yağ asitleridirler. Poliansatüre yağ asitleri, içerdikleri çift bağ sayısına göre dienoik, trienoik, tetraenoik yağ asitleri olarak adlandırılırlar CH (CH ) C=CCH C=C(CH ) COOH 3 2 4 2 2 7 CH CH C=CCH C=CCH C=C(CH ) COOH 3 2 2 2 2 7 CH (CH ) (CH C=C) (CH ) COOH 3 2 3 2 4 2 3

Hayvansal yağlarda en çok bulunan doymamış yağ asitleri, palmitoleik asit, oleik asit, linoleik asit, araşidonik asittir Karbon Yağ asidinin adı Yapı formülü iskeleti Palmitoleik asit 16: 1D9 CH (CH ) CH=CH(CH ) COOH 3 2 5 2 7 Oleik asit 18: 1D9 CH (CH ) CH=CH(CH ) COOH 3 2 7 2 7 Linoleik asit 18: 2D9, 12 CH (CH ) CH=CHCH CH=CH(CH ) COOH 3 2 4 2 2 7 CH (CH ) CH=CHCH CH=CHCH CH=CHCH CH= Araşidonik asit 20: 4D5, 8, 11, 14 3 2 4 2 2 2 CH(CH ) COOH 2 3 Hayvanlarda depo yağlarını çoğunlukla palmitik ve oleik asitler oluşturur; daha az olarak da stearik asit bulunur

Linoleik asit, linolenik asit ve araşidonik asit, insanlar için esansiyeldirler yani vücutta sentez edilmezler; besinlerle dışarıdan alınmaları gerekir Linoleik asit, mısır yağı, yer fıstığı, pamuk yağı ve soya fasülyesi yağı gibi tohum yağlarında bulunur Linolenik asit, ayrıca keten tohumu yağında bulunur Araşidonik asit, yer fıstığı yağında daha fazla miktarda vardır

Ek gruplu yağ asitleri Ek gruplu yağ asitleri, hidrokarbon zincirlerinde hidroksil grubu veya metil grubu gibi ek gruplar içeren yağ asitleridirler Yağ asidinin adı Karbon iskeleti Dioksistearik asit 18: 0(9, 10-dioksi) Risinoleik asit 18: 1D9(12-monooksi) Serebronik asit 24: 0(2-monooksi) Oksinervonik asit 24: 1D15(12-monooksi) Tüberkülostearik asit 18: 0(10-monometil)

Halkalı yapılı yağ asitleri Halkalı yapılı yağ asitleri, hidrokarbon zincirleri halkalı yapı oluşturmuş olan yağ asitleridirler Yağ asidinin adı Karbon iskeleti Hidnokarpik asit 16:1D13 Şolmogrik asit 18:1D15 Prostanoik asit 20:0 8 COOH 20 12 prostanoic acid

Yağ asitlerinin kimyasal özellikleri -Yağ asitlerinin karboksil grupları ile alkollerin hidroksil grupları arasından su çıkışı suretiyle yağ asidi ve alkolün birbirine ester bağıyla bağlanması sonucu esterler oluşur. Örneğin trigliseridler, gliserolün yağ asidi esterleridirler O ester bonds CH2 OH HO C (CH ) CH 2 14 3 O O CH2 O C (CH ) CH + H O CH OH + HO C (CH ) CH 2 14 3 2 2 14 3 O O CH OH HO C (CH ) CH CH O C (CH ) CH H O 2 2 14 3 2 14 3 + 2 O glycerol palmitic acid (a fatty acid) CH O H O 2 C (CH ) CH + 2 2 14 3

-Yağ asitleri, karboksil grupları vasıtasıyla metallerle tuzları oluştururlar. Karbon sayısı 6’dan fazla olan yağ asitlerinin metallerle oluşturduğu tuzlara sabun denir O CH2 O C (CH ) CH 2 16 3 O CH O (CH ) CH C 2 16 3 + 3 NaOH O CH2 O C (CH ) CH 2 16 3 CH2 OH O + – CH OH + 3 Na O C (CH ) CH 2 14 3 salts of fatty acids (soaps) CH2 OH

-Doymamış yağ asitlerinin yapısında yer alan etilen bağı (-CH=CH-), platin, nikel veya bakır varlığında kolaylıkla hidrojenle doyurulabilir; iki hidrojen çift bağa girer ve doymamış yağ asidi doymuş hale geçer O O CH O C (CH ) CH CH(CH ) CH CH2 O C (CH ) CH 2 2 5 2 7 3 2 14 3 O O Ni CH O C (CH ) CH CH(CH ) CH + 3 H 2 5 2 7 3 2 CH O C (CH ) CH 2 14 3 O O CH O (CH ) CH CH(CH ) CH C 2 2 5 2 7 3 CH2 O C (CH ) CH 2 14 3

-Doymamış yağ asitlerinin yapısında yer alan etilen bağı fluor, klor, brom, iyot gibi halojenlerden biri ile doyurulabilir I I H H I2 H H Doymamış yağ asitlerinin absorbe ettiği iyot miktarı ölçülerek çift bağ sayısının veya doymamışlık derecesinin saptanması mümkün olabilir. 100 g doymamış yağın gram cinsinden tuttuğu iyot miktarı, iyot indeksi olarak tanımlanır; iyot indeksi, cilt altı dokularda 65, karaciğerde 135’dir

-Doymamış yağ asitlerinin çift bağları, oksidan etkiye göre sonuçta değişik ürünler meydana gelecek şekilde oksitlenirler. Çift bağlara O2 girmesiyle peroksit , enodiol, epoksit, ketohidroksit gibi çeşitli gruplar ortaya çıkar. R’ O2 R R R’ H H non-enzymatic OOH very reactive

Gliserol (Gliserin) Gliserol, tatlı, kıvamlı, sıvı karakterde, üç değerli bir alkoldür.

Gliserol, su ve etil alkolle her oranda karışabilir; eter, kloroform ve benzolde çözünmez Gliserol, bir çok madde için çok iyi bir çözücüdür; su çekici ve nemlendirici özelliğe sahip olduğundan kozmetik ve ilaç yapımında kullanılır

Nötral yağlar (Trigliseridler, triaçilgliseroller, yağlar) Gerek hayvansal yağlar gerekse bitkisel yağlar, yağ asitlerinin gliserin (gliserol) ile oluşturdukları oldukça kompleks esterlerdir; bu esterlere gliserid adı verilir Gliserinin bir alkol grubu bir molekül yağ asidi ile esterleşirse monogliserid meydana gelir Gliserinin iki alkol grubu iki molekül yağ asidi ile esterleşirse digliserid meydana gelir Gliserinin üç alkol grubu da üç yağ asidi ile esterleşirse trigliserid meydana gelir.

Genelde yağların yapısı trigliserid biçimindedir Trigliseridlerde gliserin ile esterleşen yağ asitlerinin üçü ¢ de aynı ise yani a, b, a pozisyonlarının hepsinde aynı tür yağ asidi bulunuyorsa trigliseridler, basit yağlar olarak tanımlanırlar Trigliseridlerde gliserin ile esterleşen yağ asitleri aynı ¢ değilse yani a, b, a pozisyonlarında farklı tür yağ asidi bulunuyorsa trigliseridler, karışık yağlar (miks yağlar) olarak tanımlanırlar

Bitkisel yağlar, süt ürünleri ve hayvansal yağ gibi doğal yağların çoğu, basit ve karışık yağların kompleks karışımlarıdırlar. Bunlar, zincir uzunluğu ve doygunluk dereceleri farklı çeşitli yağ asitleri içerirler

Trigliseridler (yağlar, nötral yağlar), önemli biyolojik fonksiyonlara sahiptirler

Trigliseridlerin kimyasal özellikleri -Yağlar, ya yüksek basınç altında su ile, ya da normal basınç altında asitlerle kaynatılarak ya da lipaz gibi belirli enzimlerin katalitik etkisiyle hidrolize olurlar; gliserol ve yağ asitlerine parçalanırlar

-Yağlar, kuvvetli bazlarla kaynatılırlarsa, sabunlar ve gliserine ayrılırlar

Sabunların işe yararlılığı, suda çözünmeyen maddeleri miseller denen mikroskopik agregatlar oluşturarak çözme ve dağıtma yetenekleridir Sabunlar, sert sularda kullanıldıklarında suda çözünmeyen kalsiyum ve magnezyum tuzları haline dönüştürülürler ve tortu oluştururlar

-Yağlardaki yağ asitlerinin doymamış bağları, çeşitli oksidan etkenlerle, çeşitli bileşikleri oluşturmak üzere okside olurlar -Yağlar, hava, ışık, rutubet, ısı ve bakteri etkisiyle kendilerine özgü koku ve tatlarını kaybederek acılaşırlar. Yağların acılaşması, çeşitli oksidasyon olaylarından ileri gelebilir. Oksijenin ortadan kaldırılması veya kinon, fenol, bilirubin, vitamin E gibi antioksidanların eklenmesi yağlarda oksidasyondan ileri gelen acılaşmayı geciktirir

Mumlar Mumlar, genellikle uzun zincirli yağ asitlerinin yine uzun zincirli ve bir hidroksilli yani bir değerli alkollerle meydana getirdikleri esterlerdir Mumlar, doğada yaygın olarak bazı böceklerin salgılarında; hayvanların deri, kıl ve tüylerinde koruyucu tabaka halinde; bitkilerin yapraklarında, meyve ve kabuklarında bulunurlar

Fosfolipidler Fosfolipidler, fosfat içeren lipidlerdir; fosfatidler olarak da bilinirler Fosfolipidler, molekül yapılarındaki alkol türüne göre fosfogliseridler (gliserofosfolipidler) ve fosfosfingozidler (sfingomyelinler) olmak üzere iki grupta incelenirler

Sfingomiyelinler, alkol olarak gliserol yerine kompleks bir amino alkol olan sfingozin içeren fosfolipidlerdir Sfingomyelinler, sfingolipidler sınıfından da sayılırlar

Sfingomyelinler, hayvan hücrelerinin plazma membranlarında bulunurlar; beyin ve sinir dokusunda bol miktardadırlar; myelinli nöronların aksonlarını saran ve izole eden myelin kılıf, iyi bir sfingomyelin kaynağıdır.

Sfingolipidler Sfingolipidler, gliserol yerine bir uzun zincirli amino alkol olan sfingozin içeren bileşik lipidlerdir Sfingolipidlerin fosfat içerenleri, sfingomyelinlerdir; fosfat içermeyip karbonhidrat içerenleri glikolipidler olarak bilinirler

Sfingozinin amino azotuna bir yağ asidinin amid bağı ile bağlanması suretiyle oluşmuş en basit sfingolipid seramiddir

Seramide bağlı olarak karbonhidrat içeren sfingolipidler, glikolipidler olarak bilinirler

Glikolipidler -Serebrozidler -Sülfatidler -Globozidler (seramid oligosakkaridler) -Gangliozidler

Serebrozidler, seramide bağlı tek şeker ünitesi içeren glikolipidlerdir; basit glikolipidler olarak da adlandırılırlar Serebrozidlerin yapısındaki şeker genellikle galaktozdur ve bunlar karakteristik olarak sinir dokusu hücrelerinin plazma membranlarında bulunurlar Serebrozidler, en fazla beyinde, omurilikte, dalakta, karaciğerde ve böbrekte bulunurlar

Steroidler Steroidler, izoprenoid lipidler sınıfından, hayvansal ve bitkisel dokularda çok yaygın olarak bulunan maddelerdir

Kolesterol (kolesterin) Kolesterol, hayvansal kökenli bir steroiddir, ilk kez 1775 yılında insan safra taşından izole edilmiştir, insan safrasında bol miktarda bulunur

Kolesterolün özellikleri -Kolesterol beyaz kristalli, tatsız ve kokusuz bir maddedir -Kolesterol, organik çözücülerde, sıcak alkolde, sıvı ve katı yağlarda çözünür -Kolesterolün elektrik iletkenliği çok azdır -Kolesterol molekülünde 3 nolu karbondaki hidroksil grubu, yağ asitleriyle esterleşir ve kolesterol esterlerini oluşturur. -Kolesterolün renk reaksiyonu verici özellikleri vardır

Kolesterolün biyofonksiyonları -Kolesterol, impulsların oluştuğu ve taşındığı beyin ve sinir sisteminde yalıtıcılık görevi görür -Kolesterol, insan ve hayvanlarda hücre membranları ve subsellüler partiküllerin yapısal elemanlarındandır -Kolesterol, hayvansal dokularda en çok beyin, sinir dokusu, adrenal bezler, ve yumurta sarısında hem serbest halde hem de esterleşmiş halde bulunur

-Kolesterol, antihemolitik etkiye sahiptir -Serbest kolesterol, mikrozomlardaki bazı enzimlerin regülasyonuna katkıda bulunur -Kolesterol oksitlenir ve konjuge çift bağ içerirse deride bulunan 7-dehidroksikolesterol meydana gelir; 7- dehidroksikolesterol de UV ışığa maruz kalırsa kolekalsiferol (vitamin D ) oluşur 3 -Kolesterol, steroid hormonların ve safra asitlerinin de ön maddesidir.

Lipid Metabolizması ( Dr. Mustafa ALTINIŞIK )

LİPİD METABOLİZMASI

Lipidlerin vücuda alınması ve taşınması

Besin maddelerinin büyük bir kısmı önemli oranda lipid içerir. Lipidler, yağlı yiyecek ve içeceklerde, ette bulunurlar ki günlük diyet 15-40 g kadar lipid içerir. Diyetteki lipidlerin büyük çoğunluğu trigliserid, az bir kısmı da fosfolipid, kolesterol ve kolesterol esteridir. Lipidlerin sindirimi ve emiliminden sonra, ince bağırsak mukoza hücresinde 2- monogliseridlerden ekzojen trigliseridler oluşur. Bu ekzojen trigliseridler, az miktarda serbest kolesterol, kolesterol esteri ve fosfolipid ile bir araya gelirler, bir protein tabakasıyla da kaplanarak suda çözünebilir ve transport edilebilir şilomikronları oluştururlar. Şilomikronlar da lenf sistemi yoluyla dolaşıma katılırlar: Şilomikronlarda ağırlıkça % 2 oranında protein, %1 oranında serbest kolesterol, %3 oranında kolesterol esteri, %9 oranında fosfolipid, %85 oranında trigliserid bulunur:

Lipidlerin emiliminden sonra duktus torasikusta süt beyazlığında şilus görülür. Şilusun beyazlığı içerdiği şilomikronlardan ileri gelir. Beslenmeden sonra, emilen ve lipoproteinler halinde kana karışan lipidler nedeniyle plazma da bulanık görülür ki bu durum emilim lipemisi olarak tanımlanır. Emilim lipemisinin şiddeti ve plazmada lipoproteinler halinde bulunan lipid miktarı, yağlı madde alınmasından 5-6 saat sonra maksimum olur. Daha sonra yavaş yavaş azalır ve yemekten 8-10 saat sonra plazma yeniden berrak görünümünü kazanır. Heparin, lipoprotein lipazı aktive ederek, plazman ın emilim lipemisine bağlı bulanıklığını in vivo olarak giderir. Şilomikronlar başlangıçta ApoB-48 ve ApoA içerir. Daha sonra dolaşım sürecinde HDL ile etkileşme sonucunda ApoE ve lipoprotein lipazı aktive eden ApoC-II apolipoproteinleri şilomikronlara katılır: Şilomikronlar, aktive olan lipoprotein lipaz (LPL) etkisiyle trigliserid içeriğinin çoğunu kaybederler ve daha küçük çaplı şilomikron kalıntılarına dönüşürler. Karaciğer hücrelerindeki ApoE reseptörleri şilomikron kalıntılarını tanır. Bu reseptörlerin etkisiyle şilomikron kalıntıları endositoz yoluyla karaciğer hücresi içine alınırlar ve orada yıkılırlar:

Karaciğerde şilomikron kalıntılarından VLDL ’ler oluşur ve bunlar da dolaşıma verilirler: Yakıt olarak hemen gerekenden daha fazla yağ asidi veya karbonhidrat bulunduğu durumlarda, karaciğerde yağ asitlerinden veya karbonhidratlardan sentezlenen endojen trigliseridlerden de VLDL yapılmakta ve kana verilmektedir:

Kaynak: http://www.mustafaaltinisik.org.uk/89-2-12.pdf