Etiket Arşivleri: GDO

Modern Biyoteknoloji, GDO ve Hayvancılık

MODERN BİYOTEKNOLOJİ, GDO VE HAYVANCILIK

İzmir Veteriner Hekimler Odası

BİYOTEKNOLOJİ / MODERN BİYOTEKNOLOJİ

Biyoteknoloji, özel bir kullanıma yönelik olarak ürün veya işlemleri dönüştürmek veya meydana getirmek için biyolojik sistem ve canlı organizmaları veya türevlerini kullanan teknolojik uygulamalar bütünüdür.

Modern Biyoteknoloji ise, rekombinant DNA, nükleik asitlerin hücre veya organellere doğrudan enjeksiyonu ve farklı taksonomik gruplar arasında uygulanan hücre füzyonu gibi tabii fizyolojik çoğalma ve rekombinasyon engellerini ortadan kaldıran, klasik ıslah ve seleksiyon yöntemlerince kullanılmayan İN VİTRO nükleik asit tekniklerinin tamamıdır.

GDO / GMO / LMO / TRANSGENİK TANIMLARI

Gen teknolojisi kullanılarak doğal süreçler ile edinilmesi mümkün olmayan yeni özellikler kazandırılmış organizmalara ‘Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)’ veya uluslar arası kullanımı ile ‘Living Modified Organism (LMO)= Değiştirilmiş Canlı Organizma veya Genetically Modified Organism (GMO)’
denilmektedir. ‘Transgenik’ ifadesi de aynı anlamda kullanılmaktadır.

MODERN BİYOTEKNOLOJİNİN HAYVANCILIKTAKİ UYGULAMA ALANLARI 3 TEMEL BAŞLIKTA İNCELENEBİLİR

1-Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar

2-Hayvan sağlığı ürünleri (Aşılar, İlaçlar vs.)

3-Hayvan Yemleri ve Yem Katkı Maddeleri

HAYVANLAR ÜZERİNDE YAPILAN ÇALIŞMALAR

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar daha çok ıslah, verim artırma ve ürün kalitesinin iyileştirilmesine yöneliktir. Bu amaçla, ilk zamanlarda verim özellikleri belirlenmiş erkek damızlıklar kullanılarak ‘Tabii Tohumlama’ ve daha sonra da Suni Tohumlama’ yöntemlerine geçilmiştir. İlerleyen biyoteknolojik çalışmalar son 10-15 yıl içerisinde ‘Embriyo Transferi’ ve ‘Embriyoların Dondurulması’ gibi uygulamaları da ortaya koymuştur. Son zamanlarda da biyoteknolojik yöntemlerden olan ‘Gen Tranferleri’ de bu zincire eklenmiştir.

Embriyolara yapılacak olan gen transferlerinden, hayvanların değişik tür, nicelik ve nitelikteki birim başına verimini (et, süt, yumurta, yapağı, döl verimi gibi) artırmak, bunlarda bazı değişiklikler (yağsız et, laktozsuz süt, kolesterolsüz süt ve yumurta gibi) yapmak, hayvanların yemden yararlanma kabiliyetlerini artırmak, çabuk büyüme ve gelişmelerini sağlamak, hastalıklara (bakteriyel, viral, paraziter gibi) karşı dirençli ırklar yetiştirmek, yeni genotipte hayvanlar oluşturmak amaçlanmaktadır.

TRANSGENİK HAYVANLAR

Bazı biyoteknolojist’ler gen transferlerinden insan ve hayvanlar için çok önemli olan bazı protein ve farmasötik maddelerin sentezlerini kodlayan genleri embriyolara transfer ederek sütlerine veya kanlarına bu maddeleri salgılayan ‘Transgenik Hayvanlar (Canlı Biyoreaktör Hayvanlar )’ elde etmeyi planlamaktadırlar.

Bir kısım genetikçiler de, özellikle insanlarda önemli bozukluklara neden olan genetik hastalıkların saptanmasında, sağaltımlarında böyle hayvanların modelliğinden yararlanmayı amaçlamaktadırlar.

Transgenik hayvan elde etmekten amaçlanan, yeni nesillerin DNA’larında sadece yabancı genin bulunması değil, bu genin diğer nesillere aktarılması, devamı ve iyi bir şekilde ifade edilmesidir. Ancak bazı hayvanlar yabancı gen taşısalar bile bunun ifadesini sağlayamamakta veya istenilen düzeyde olmamaktadır. Yine gen ürününün fazla üretimi hayvanlar için toksik olabilmektedir.

HAYVANLAR ÜZERİNDE YAPILAN ÇALIŞMALAR VE SAĞLADIĞI YARARLAR

-Büyümenin artırılması

-Süt veriminin artırılması

-Süt üretiminde transgenik hayvanların kullanılması

-Terapötik maddelerin sütle salgılanması

-Laktozsuz süt üretimi

-Döl veriminin artırılması

-Yumurta veriminin artırılması

-Yapağı veriminin artırılması

-Gen aktivitesinin artırılması

-Hastalıklara direncin artırılması

Büyümenin Arttırılması

Gelişme ve büyümeyi hızlandırmak üzere hayvanlara hormon preparatları verilmektedir. Bu yöntem ile hayvanlarda büyüme ve gelişme hızlanarak kısa bir sürede verimli hale gelmesi sağlanır.

Başlıca iki şekilde yapılmaktadır.

-Ekzojen somatotropin kullanılması

-Somatostatin’in inaktivasyonu

Kaynak: http://kisi.deu.edu.tr/yunusemre.ozer/MODERN%20B%c4%b0YOTEKNOLOJ%c4%b0,%20GDO%20VE%20HAYVANCILIK.ppt

Yüzyılımızda GDO Gerçeği ( İlke ÇELİKKALE )

YÜZYILIMIZDA GDO GERÇEĞİ

İlke Çelikkale, Yiğithan Y. Keskin, Hamit Koç, Çağrı Özcan, Özgün Özgenç, Eda Süzen
Danışman: Dr. Rengin Erdal

ÖZET:

Bu derlemede, 20. yüzyılın son çeyreğinde icat edilen GDO‟nun; tarihçesinin, moleküler düzeyde üretim yöntemlerinin, ülkelere göre dağılımının, potansiyel yarar ve zararlarının, gıda sanayindeki kullanım yerlerinin, dünyada ve Türkiye‟deki yasal düzenlemelerinin tanımlanması amaçlanmıştır.

GDO, bir organizmanın sahip olduğu genetik bilginin bir kısmının başka bir organizmaya aktarılmasıyla elde edilen yeni organizmadır. Agrobacterium aracılı gen transferi, biyolistik, elektroporasyon, mikro enjeksiyon gibi yöntemlerle gen aktarımı sağlanır. Bu yöntemler sonucunda da GDO‟lu ürünlerde üretim, kalite ve dayanıklılık süresinin artışı, ilaç üretimi, yeni besin türlerinin eldesi, ürün atıklarının azaltılması ve çevreye kazandırılması gibi yararlar sağlanırken; antibiyotiğe dirençlilik, potansiyel toksisite, istenmeyen gen değişimi, tür zenginliğinin azalması, haksız rekabet gibi zararlar da doğmaktadır. En çok kullanılan GDO‟lu ürünlerden pamuk, mısır ve soya üretiminde; herbisitlere, insektisitlere ve iklim şartlarına dayanıklılık sağlamak, ilaç ve gübre kullanımını azaltmak amaçlanmaktadır. Birincil olarak, pamuk; yağ, hayvan yemi, tekstil ve katkı maddesi sanayiinde, mısır; yağ, un, nişasta, glikoz şurubu üretiminde, soyaysa yağ, kauçuk, yem, mürekkep, inşaat malzemesi üretiminde kullanılmaktadır. Besin zincirinde GDO‟lu ürünleri ve türevlerini tüketen tüm canlılara bunlar aktarılmaktadır.

Yasal olarak dünyada GDO‟lu ürünlerde kısıtlama yapmayan ülkeler ABD‟yi, ülkemizin de içinde bulunduğu kısıtlama yapan ülkelerse Avrupa ülkelerini  örnek almaktadır.

1. GİRİŞ

Genetiği değiştirilmiş ürünler konusunda ülkemizde ve dünyada oluşan bilgi kirliliği sonucu GDO‟nun bazı ülkelerde yoğun kullanılması, bazı ülkelerde kısıtlanması çok değişik spekülasyonlara yol açmıştır. Bu konuyu araştırmayı amaçladık.

2. GDO’NUN TARİHÇESİ

1970‟lere gelindiğinde çevre sağlığının insan sağlığı üzerindeki etkileri araştırılmaya ve tartışılmaya başlanmıştır. Hatalı kullanılan tarım ilaçlarının ve kimyasal gübrelerin insan sağlığına zarar verdiği gösterilmiştir. Bazı tarım ilaçları da yasaklanmıştır. Zamanında kurtarıcı olarak gösterilen yeşil devrimin geride çevre kirliliği gibi ciddi yan etkiler bıraktığı belirlenmiştir. Topraklar kirlenmiş, su kaynakları hızla azalmaya başlamıştır. Bunun üzerine artan dünya nüfusunu beslemek için yeni çözümler aranmaya başlanmıştır. 1972‟de Paul Berg genetiği değiştirilmiş ilk DNA molekülünü oluşturmuştur. Bir yıl sonra Stanley Cohen, Annie Chang ve Herbert Boyer ilk genetiği değiştirilmiş organizmayı yaratmıştır. 1983‟te 4 farklı ekip ilk genetiği değiştirilmiş bitkileri yaratmışlardır. 1995‟te Bacillusthuringiensis (Bt) Mısır ekimi yapılmıştır. 1998‟de GDO etiketleme kuralları belirlenmiş ve GDO dünyadaki açlığa çözüm olarak insanlığın hizmetine sunulmuştur. [13]

3. GDO NEDİR?

Transgen teknolojisi kısaca, bir türe ait genin aynı veya başka bir türe aktarılmasına olanak sağlanması şeklinde ifade edilmektedir. Günümüzde bu teknoloji gen düzenlenmesi, bağışıklık sistemi, kanser araştırmaları ve gelişim biyolojisini de içeren biyomedikal alanlarda uygulanmaktadır. Ancak, hala üzerinde yoğun çalışmalar yapılan teknolojilerden biri olan transgenik hayvan üretiminde çiftlik hayvanlarının genetik alt yapılarının geliştirilmesi hedeflenmektedir. Gen transfer teknolojisi ile hayvan veya bitki genomu içerisine herhangi bir yabancı genin aktarımı sağlanabilmektedir. Gen, genom içerisine entegre olduğunda ve ifadelendiğinde transgenik organizmalar promotörlerin uzunluğuna, özelliğine ve aktarılan genin yapısına bağlı olarak yeni genotipik ve fenotipik özelliklere sahip olmaktadır. [17]

Kaynak: http://tip.baskent.edu.tr/kw/upload/464/dosyalar/cg/sempozyum/ogrsmpzsnm12/3.1.pdf

Genetically Modified Organisms

Genetically Modified Organisms

What are GM‟s?

 Organism one that has been altered through recombinant DNA technology
 Involves either the combining of DNA from different genomes or the insertion of foreign DNA into a genome
 The most common genetically modified (GM) organisms are crop plants
 Microbes are the first organisms to be genetically modified

Other terms that mean the same thing:

 Genetically engineered

 Transgenic

 Recombinant DNA (rDNA) technology

What is not a GMO?

 Does not include
◦ Mutants.
◦ Fusion of animal cells unless the product can form an animal.
◦ Plants formed x protoplast fusion.
◦ Plants formed by embryo rescue or invitro fertilisation or zygote implantation.
◦ Organisms formed by natural DNA transfer.

How does this differ from Mendel and his peas?

GM vs. Selective breading

Selective breading
 Slow
 Imprecise
 Modification of genes that naturally occur in the organism
 Occur between plant/animal of same species(dog  dog)

GM
 Very fast
 Precise
 Can introduce genes into an organism that would not occur naturally
 It can occur between different types of species (Human  bacteria)


Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ( GDO )

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR (GDO)

Genetiği değiştirilmiş organizma (GDO), bir canlının gen dizilimi değiştirilerek ya da bu canlıya çeşitli bakteri, virüs, hayvan ve bitkilerden gen aktarılarak kendi doğasında bulunmayan bir karakter kazandırılması ile elde edilir.

GDO’LARIN KULLANIM ALANLARI VE ÜRETİM AMAÇLARI

GDO’lar tarımda, tıpta, kağıt, tekstil ve gıda sanayinde kullanılmaktadır.

İlaç endüstrisinde vitamin, monoklonal antikor, aşı, antikanser bileşikleri, antioksidan, uyku ilacı, interferon, kan proteinleri ve karotenoid üretiminde kullanılmaktadır.

Endüstriyel uygulamalarda en geniş kullanımı, maya üretimidir.

Gıda endüstrisinde genetiği değiştirilmiş mikrocanlılar (bakteriler, mayalar ve küfler) ekmek, bira, peynir, bağcılık ürünleri gibi çeşitli üretimlerde, enzim ve gıda katkı maddesi olarak (stabilizatör, kıvam artırıcı, emülgatör, tatlandırıcı, koruyucu, renklendirici ve tat verici gibi) kullanılmaktadır.

Örneğin peynir üretiminde kullanılan rennin gibi gıda enzimleri mikrocanlılara aktarılarak daha kolay ve daha ucuz olarak üretilebilmektedir.


Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ( Ethem EKİNCİ )

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Genetik mühendisliğinin çeşitli teknikler kullanarak yaptığı müdahalelerle kalıtımsal değişikliğe uğrattığı organizmalar günümüzde, İngilizce’de GMO. (genetically modified organism), Türkçe’de G.D.O. (genetiği değiştirilmiş organizmalar) kısaltılmış adıyla tanımlanmaktadır. Diğer bir tanımlamayla kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara “Genetiği Değiştirilmiş Organizma” denilmektedir. Başka bir tanımlamayla genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), biyoteknolojik yöntemlerle canlıların sahip olduğu gen dizilimleriyle oynanarak, mevcut özelliklerinin değiştirilmesi veya canlılara yeni özellikler kazandırılması ile elde edilen organizmalara verilen isimdir. Bu yolla ilk kez 1973’de bir bakteri yaratılmıştır. II. Dünya Savaşından sonra dünya nüfusu hızla artmaya başladı. Artan nüfusun beslenme gereksinimlerinin karşılanması için “Yeşil Devrim” olarak adlandırılan bir gelişme yaşandı. Bu devrim temelde dar alanda en yüksek düzeyde ürün alınabilmesi için tarım ilaçlarının, kimyasal gübrelerin ve aşırı suyun kullanılmasıydı. Hatalı kullanılan tarım ilaçlarının ve kimyasal gübrelerin insan sağlığına zarar verdiği gösterildi. Bazı tarım ilaçları yasaklandı. Zamanında kurtarıcı olarak gösterilen yeşil devrim geride çevre kirliliği gibi ciddi yan etkiler bıraktı. Dünya genelinde ekimi en yaygın genetiği değiştirilmiş bitkiler soya, mısır, pamuk ve kanoladır. Tübitak verilerine göre, dünyada üretilen 72 milyon hektar soyanın %57.5’ini, 140 milyon hektar mısırın %11’ini, 34 milyon hektar pamuğun %21’ini ve 25 milyon hektar kanolanın da %14’ünü transgenik çeşitler oluşturmaktadır. Bununla birlikte, buğday, ayçiçeği, pirinç, domates, patates, papaya ve yer fıstığı gibi ürünlerin de transgenik olarak üretildiği, muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun ve karpuzun da denemelerinin yapıldığı bilinmektedir. Genetiği Değiştirilmiş (GD) tohum ekili alan 1996’da 1,7 milyon hektar iken 2003 yılına gelindiğinde yaklaşık 40 katlık bir artışla 67,7 milyon hektara ulaşmıştır. Yani tüm dünya üzerinde neredeyse Türkiye’nin kapladığı alana eşit bir alanda Gdo’lu bitkilerin tarımı yapılmaktadır. Genetiği değiştirlmiş organizmalı bitkiler ile ekim ayapan ülkeler; ABD, Arjantin, Kanada, Brezilya, Çin, Avustralya, Hindistan, Romanya, Uruguay, İspanya, Meksika, Filipinler, Kolombiya, Bulgaristan, Honduras, Almanya ve Endonezya’dır. Genetiği değiştirilmiş gıdaların ticaretinin yaygınlaştığı 1996 yılında, bu bitkileri eken ülke sayısı 6 iken, bu sayı 2003 yılında 3 kat artışla 18’e çıkmıştır. Günümüzde 18 farklı ülkede Genetiği değiştirlmiş organizma tarımıyla uğraşan çiftçi sayısı ise 7 milyon civarındadır.

Amerika’da yapılan üretimlerde GDO besin ekilen tarla ile diğer tarlalar ar asına en az 50 m ara boşluk bırakılarak önlem alınmaya çalışılmaktadır. Ancak yapılan araştırmalar göstermiştir ki tozlaşma, polen, kuşlar ve böcekler sayesinde GDO besinin özellikleri 4,5 km kadar taşınabilmektedir. Hatta bazı araştırmalar 10 km’lik bir alana yayılabildiğinine bile dikkat çekmiştir. GDO besin kendisiyle aynı tür canlının genetiğini bozarsa buna yatay gen kaçışı denir. Eğer GDO besin bitkiden hayvana ve hatta insana kadar genetik özelliğini aktarabilirse ve onların genlerini bozarsa bu da dikey gen kaçışı adını alır. GDO besinler üzerinde sağlık yönünden araştırmalar devam etmektedir. Bulunan potansiyel zararları alerjik ve kanserojenik etkilere sahip olması, antibiyotiklere direnç oluşturması, gen transferi, diğer mikroorganizmalara zararları ve bilinmeyen zararları olarak belirtilmiştir. Genetik olarak tamamen kendi türünün dışında özellikler gösteren bir canlı hem onunla aynı ortamda yaşayan diğer canlılara (diğer bitkiler/böcekler/hayvanlar) zarar vererek ekolojik dengeyi bozmaktadır. Hem de onu besin olarak tüketen canlılara (hayvan/insan) karşı sağlık açısından tehdit oluşturmaktadır. GDO’lu Üretimin Gerekçeleri Dünyayı beslemek ve açlığa çare bulmak, tarımsal verimi artırmak ve zararlı böceklere ve otlara karşı dayanıklılık kazandırmak ekonomik yönden getiri sağlamak, gıdaların raf ömrünü ve lezzetini artırmak. GDO’nun Potansiyel Yararları Besin kalitesinin ve sağlığa yönelik faydalarının artırılması, meyve ve sebzelerin raf ömrü ve organoleptik kalitelerinin artırılması, bitkisel ve hayvansal ürün veriminin artırılması, yenilebilir aşı ve ilaç üretimi, insan hastalıklarının tedavisinde ve organ naklinde kullanılması, bio-fabrikalar ve endüstriyel kullanım için ürün ham materyali olarak kullanımı, çevresel faydaları. GDO’ ların Potansiyel Riskleri Besin kalitesindeki değişiklik ve gıda güvenliği, allerjik reaksiyonlar ve toksik etkiler, gen patentleme ve terminatör teknolojisinin etkisi, gıdaların etiketlenmesi ile ilgili kaygılar, çevresel kaygılar, biyolojik ve genetik çeşitliliğin tehdidi, çeşitli grupların kaygıları, dini, kültürel ve etik kaygılar, bilinmeyen korkular GDO’nun Çevreye Zararları: GDO üretimi, süper dayanıklı böcek ve yabani bitki türleri yaratır. Bu türlerin varlığı ekosisteme ve tarıma büyük tehdit oluşturur, GDO’lar tozlaşma yoluyla doğal türlere bulaşarak biyoçeşitliliğe zarar verir, Zehir salgılayan GDO’lar, kelebekler gibi zararsız canlıların ölümüne neden olur, Zehir salgılayan GDO’lar zehirlerini köklerinden toprağa geçirirler. Zaman içerisinde bu zehirlerin birikimi çevre için tehlike içerir. 11 Aralık 2003’te Rusya’da bir gurup bilim adamı son üç yıl içerisinde allerji belirtisi gösteren hastaların sayısında 3 kat artış olduğunu ve bunun altında yatan nedenin Genetiği Değişmiş Ürünler’in (GDÜ) tüketimi olabileceğini açıkladılar. GDO’nun Faydaları: Tat ve kalitede artış, erken olgunlaşma, besinsel değerinde artış, mahsul artışı ve strese dayanıklılık, Hastalıklara insektisit ve herbisitlere direnç, yeni besinler (gıdalar) ve ekim teknikleri Direnç, üretkenlik, dayanıklılık ve etkin beslenme, et, süt ve yumurta üretiminde artış, daha iyi teşhis metotları ve sağlıklı hayvanlar, Çevre dostu biyoherbisitler ve biyoinsektistler toprak, su ve enerjinin korunması, orman ürünleri için yeni biyoprosesler, atıkları daha iyi değerlendirme, daha etkin prosesler, yüksek nüfus artışı gösteren toplumlar için yüksek ürün artışı. GDO’nun Sağlığa Zararları: GDO’lar öldürücü alerjilere neden olabilir, GDO’lu yemler, hayvanlarda antibiyotik direncini artırır, antibiyotiklerin etkisini azaltır, Çoğu GDO’nun içerdiği böcek öldüren toksinlere hamile kadınların kanında ve fetusunda rasland, İtalya’da yapılan bir bilimsel araştırmada marketlerden alınan her 4 sütten 1’inde GDO geni parçalarına rastlandı, GDOların salgıladığı böcek zehirinin tamamının insan sindirim sisteminde parçalanmadığı ortaya çıktı, GDO ekim

tarlalarında kullanılan yabani ot ilaçları, memeliler için toksik etki ve insanlarda hormonal dengeyi bozma riski taşıyor. Bilim insanı 2 yıl boyunca aynı gıdanın GDO’lu ve GDO’suz haliyle beslenen farelerin sağlığını inceledi. GDO’lu gıda ile beslenen dişi ve erkek farelerin farklı kanserli tümörler geliştirdikleri saptandı. GDO’lu gıda ile beslenen dişilerde en az 2, en çok 3 kat daha fazla sayıda ölüm gerçekleşiyor. Dişilerde en çok ölüm meme kanserinden gerçekleşiyor. Erkek farelerde ise karaciğer kanseri 2.5–5.0 kat arası artıyor. Her iki cinste en çok görülen anomali böbrekte yaşanıyor. Rahatsızlıkların % 76’sı böbrek tümörü merkezli. GDO üretimi, süper dayanıklı böcek ve yabani bitki türleri yaratır. Bu türlerin varlığı ekosisteme ve tarıma büyük tehdit oluşturur, GDO’lar tozlaşma yoluyla doğal türlere bulaşarak biyoçeşitliliğe zarar verir, Zehir salgılayan GDO’lar, kelebekler gibi zararsız canlıların ölümüne neden olur, Zehir salgılayan GDO’lar zehirlerini köklerinden toprağa geçirirler. Zaman içerisinde bu zehirlerin birikimi çevre için tehlike içerir. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Hakkında Düşüncelerim Bu konu hakkında yaptığım küçük araştırma sırasında (ödevi hazırlarken) GDO’lar neredeyse her tarafta yaygın şekilde bilinçli veya bilinçsiz olarak tüketilmektedir. Bazı kişiler GDO’ları savunurken bazıları ise GDO’ları ret etmektedir. Anladığım kadarıyla GDO 25 yıldır besinlerimizde var. Sağlık açısından milletin sadece korkuları ve kuşkuları olduğunu anladım şu ana kadar sağlığa zararlı veya zararsız olduğunu anlamak mümkün değil ama bunlar ileriki yıllarda zararlı ise etkilerini gösterecektir ve büyük ihitmalle zararlı olduğu kabul edilirse bu tür çalışmalar sonlandırılacaktır. GDO’lu besinleri bir yandan destekliyorum sonuçlarının ne olacağı bilinmediğinden dolayı da korkuyorum. Örneğin, İleriki yıllarda bu genetik alanda çalışmalar sürdürülür ve gelişirse sağlığa uygun hiçbir etkisinin olmadığı kanıtlanırsa şöyle bir düşünce yerleşti aklıma ; Manavdan veya marketten bir tane portakal alıyorunuz portakalı soyduğunuz zaman içinden vucudun gereksinim duyduğu kadar elma, muz , portakal , kiraz , şeftali ve ananas karışımı bir portakal o portakala 1 tl vererek bütün vitaminleri tek bir seferde vucudunuza alıyorsunuz hem ekonomik açıdan hem çevre açısından süper olurdu.( Sağlığımıza hiç bir etki veya yan etkisi olmadığı sürece ) Eminim ki ileriki yıllarda böyle bir şey olur. Başka bir düşüncem ise pazardan GDO’su değiştirilmiş ceviz alıyorunuz cevizi kırıp içini açıyorsunuz ve patetes cıkıyor hemen cevizli patetesi yapıyorsunuz. Başka bir düşüncem sineğin genetiğini değiştiriyorsunuz insanları ısırmak yerine sizi rahatsız eden sinek , sivrisinek veya böcekleri ısırarak yok ediyor. Asma ağacında üzüm salkımlarında her salkımın her tanesinde üzüm tanesi yerine erik yetiştirilebilir. İlerde manavcılar satış yaparken kullandıkları cümle şu olabilir “ Salkım erik burada gel” Bu konuyu araştırırken aklıma Örümcek Adam geldi kim bilir belki bizden sonraki nesillerin her biri örümcek adam olur. Aslında ben GDO ’ya karşı değilim, sonuçların ne olacağını bilmediğim için şuan karşıyım daha çok deney ve araştırma yapılarak insan sağlığına hiçbir etkisinin olmadığı tüm dünya kuruluşları bilim adamları tarafından kabul edilmesi halinde hayatımızı kolaylaştıracağı kesin bunun için daha çok araştırma deneyler yapılmalı ama şuan için GDO’ya hayır diyorum. GDO besinler bence etiketle belirlenmeli insan sağlığı riske atılmamalı. Şuan için riskli veya risksiz olduğu halen tartışılmakta net bir sonuç olmadığı için şuan karşıyım. GDO’lu üretim teknolojisi gelişirse ilerde çıkabilecek herhangi bir kıtlık doğal afette besin sıkıntısı çeken ülkelerde ve ileriki yıllarda hiç kimse besin sıkıntısı veya kıtlık durumu ile karşılaşılmayacaktır. Her mevsim istediğimiz yiyeceği bulma imkanına sahip olacağız. Bu GDO’lu ürünler besinler devlet kontrolünde olmalı tekellerin büyük şirketlerin ellerine verilmemeli veya özelleştirilmemelidir. Şirketlerin veya gıda üreticilerinin ellerine verilmesine halinde kar amacı düşünülmesi muhtemel bir gerçek ve kar amacından dolayı insan sağlığını riske atabilirler. GDO’lu ürünlerle yapılan deney testlere baktım biraz araştırma yaptım alerji etkisi göstermiş birkaç insanın GDO’lu ürün kullandığı için alerji hastalığı olduğu öngörülmektedir veya bunun altında yatan nedenin GDO’lu ürünlere bağlıyorlar ama kesin bir sonuç ortaya koymuyorlar veya kesinlikle GDO’lu ürün tüketildiği için alerji hastalığına yakalandı diye kesin bir yargı belirtmiyorlar. Sonuç olarak GDO’lu organizmalar şuan için hayatımızdan uzak tutulmalı ve kesin bir sonuç elde edilene kadar organik ürünler tüketilmelidir. Sağlık her şeyin başıdır.


Meyve ve Sebze ile İlgili Kavramlar ve GDO

Meyve ve Sebze ile ilgili kavramlar ve GDO

Doğal Ürünler Bu ürünler tamamen doğal koşullarda üretilen ürünlerdir. Kimyasal gübre ve tarım ilacı kullanmadan, doğal tohumlarla üretilirler.

Organik Ürünler Bitkisel üründe kalıntı bırakmayan, bitki yoluyla hayvana ve insana geçebilecek özel izinli kimyasalların uygun biçimde kullanımıyla elde edilen ürünlerdir. Başka bir ifade ile gerçek anlamda doğal ürün değil ancak zararlı kimyasal içermeyen ürünlerdir.

Aşılı Ürünler Bunlar iki doğal ürünün birleştirilmesiyle elde olunan ürünlerdir.Güçlü kökü olan fideler üzerine kıymetli fideler aşılanır. Böylece hem ürün kalitesi iyileştiriliyor hem de daha kıymetli ürün elde olunur. Örneğin çevre koşulları ve hastalıklara karşı daha dayanıklı olan menengiç kökü üzerine antep fıstığı aşılanmaktadır.

Hibrit (melez) ürünler Aynı tür veya aynı cinse ait iki farklı tohum birleştirilerek daha güçlü ve daha verimi yüksek tohumlar üretilebilmektedir.

Genetiği Değiştirilmiş Organizma Bir canlı türüne başka bir canlı türünden gen aktarılması veya mevcut genetik yapıya müdahale edilmesi yoluyla yeni genetik özelikler kazandırılmasını sağlayan modern biyoteknoloji tekniklerine gen teknolojisi, gen teknolojisi kullanılarak doğal süreçler ile edinilmesi mümkün olmayan yeni özellikler kazandırılmış organizmalara da “Genetik Yapıları Değiştirilmiş Organizma (GDO)= Geneticaly Modified Organisms (GMO) veya uluslararası kullanımı ile “Living Modified Organism (LMO)= Değiştirilmiş Canlı Organizmalar adı verilmektedir. Ülkemizde ise genetik yapısı değiştirilmiş tarımsal ürünleri ayırmak için genel bir isim olarak “Transgenik ürün” de denilmektedir.

Genetiği değiştirilmiş ürünler

Genetik Değişiklik Nasıl Yapılır? Genetiği değiştirilmiş ürünler genetik mühendisliği yöntemleri ile elde edilmektedir. İstenen gen bir organizmadan diğerine aktarılmaktadır. Aktarılacak genin bitki genomuna yerleştirilmesi için iki temel yöntem kullanılmaktadır. Birincisi gen silahı denen aletle yapılmaktadır. Ikinci metodda ise genin bitkiye yerleştirilmesi için bakteriler kullanılmaktadır.

Biyogüvenlik Nedir? “Modem biyoteknoloji tekniklerinin uygulamalarınin ve modern biyoteknoloji ürünlerinin insan sağlığı ve biyolojik çeşitlilik üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilerin belirlenmesi sürecini (risk değerlendirme) ve belirlenen risklerin meydana gelme ihtimalinin ortadan kaldırılması ya da, meydana gelme durumunda oluşacak zararların kontrol altında tutulması için (risk yönetimi) alınan tedbirleri” ifade eder.

Biyoteknoloji uygulamalarında kullanılan teknik, canlıda yapılan genetik değişiklik, sonuç ürün ve ürünün, kullanım amacı ile yeni farklı riskler oluşturduğundan ayrı tedbirler gerektirmektedir. Bu nedenle biyogüvenlik laboratuvar ve kapalı alan denemeleri (sera çalışmaları dahil), çevreye salımı ve gıda olarak kullanımı için ayrı düzenlemeleri içermektedir.

GDO’lar niçin bu kadar tartışma konusu olmaktadır? Gen teknolojisi ve gen transferi çalışmalarının günümüzde ön plana çıkardığı tartışmalardan biri de transgenik ürünlerin genetik manipulasyonlar sırasında istenmeyen ve öngörüIemeyen genetik özellikler kazanması konusundadır. Istenmeyen özellikleri kazanmış transgenik canlılar ve bunların ürünlerinin insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından sorunlar yaratabileceği düşünülmektedir

Modern biyoteknolojinin riskleri nelerdir? Modern Biyoteknoloji ürünlerinin risk oluşturıma ihtimali bulunan başlıca alanlar insan ve hayvan sağlığı, biyolojik çeşitlilik, çevre ve sosyo- ekonomik yapıdır.

insan ve hayvan sağlığı İnsan ve hayvanda alerjik ve toksik etkisi olan genlerin aktarılması, Gıdanın kalitesi ve besin öğelerini azaltıcı maddelerin gıdaya geçiş tehlikesi, Transfer edilen genlerin, insan ve hayvan bünyesindeki mikroorganizmalarla birleşme ihtimali, Antibiyotiğe dayanıklı genin kullanılması sonucu insanlarda antibiyotiğe dayanıklılığının artması

Çevreye Etkisi GDO’nun yetiştiği ortamda yaşayan bitki, böcek, mikroorganizma ve diğer canlılara etkisi, Aktırılan genlerin ekili alanlar dışında diğer alanlara ve doğal çevreye sıçraması, Böceklerin genetik değiştirilmiş bitki tarafından üretilen toksiniere direnç kazanması, Bu toksinlerin hedef dışı organizmalara etki etmesi riski. Virüs kaynaklı genlerin dayanıklılık genini diğer virüslere transfer etme ihtimali,

Genetik değiştirilmiş bitkilerin salıverildikleri çevrede bitki sosyolojisinin bozulması, Doğal türlerde genetik çeşitliliğin kaybı, Ekosistemdeki tür dağılımının ve dengenin bozularak genetik kaynakları oluşturan yabani türlerin doğal değişimlerinde sapmalara sebep olması, Genetik kirlilik ~ Süper tohum ve süper pestlerin oluşması riski ~ GO mikroorganizmaların toprak mikroorganizma yapısına olumsuz etkileri ~ Doğal ortam dengesini bozması ve tek yönlü floranın oluşması

Sosyo-ekonomik ve etik yaklaşımlar? Pahalı tohum ~ Küçük çiftçilerin bu durumdan zarar görmesi ~ Gıda yardımı kapsamında GDO’lu ürünlerin kullanılmasının etik olmaması ~ Bu teknolojiyi üreten gelişmiş ülkelerin dünya gıda ticaretini ellerinde tutmaları nedeniyle gelişmekte olan ülkelerdeki gıda güvencesini olumsuz etkilemeleri ~ Bu ürünlerin genetik değiştirildiklerine dair etiketlenmemelerinin etik olmaması ~ Organik ve diğer sürdürülebilir tarım yöntemlerine zarar vermesi

GDO’lu ürünlerin potansiyel yararları nelerdir? Verimliliğin artması Çiftçilik maliyetlerinin düşmesi Besin öğelerince zenginleştirme Ürünlerin içinde yenilebilir aşılar Uygun olmayan koşullarda bile yetişen ürün çeşitleri

Hastalığa dirençliliği sağlayan bir genin buğday bitkisinden çeltik bitkisine aktarılmasında olduğu gibi, genetik mühendisliği sadece yakın akraba türler arasında değil birbirinden çok farklı canlı türleri arasında bile gen transferi yapılabilmesine imkan sağlamaktadır. Örnek ôlarak, bir bakteriden mısıra veya soyaya gen transfer edilmesini verebiliriz.

Olumlu yönleriyle kullanıldığında insanlığa büyük faydalar sağlamakla birlikte modern biyoteknolojinin en büyük olumsuzluğu, kullandığı materyalin doğrudan “canlı” varlıklar olmasından kaynaklanmaktadır. Ancak, olumsuz kullanıma açık olması yanında, yenilikler ile birlikte gelen bilinmeyenIerin ortaya koyduğu riskler de ihmal edilememelidir

Modern Biyoteknoloji en geniş kullanım alanını tarım ve hayvancılıkta bulmuştur, Yüksek miktarda ve kalitede ürün almak amacıyla geleneksel kültür çeşitlerinin veya bunların yabani akrabalarının genetik yapıları değiştirilmektedir, En çok üzerinde çalışılan özellikler, hastalıklara ve zararlılara karşı dayanıklılık, yabancı ot ilaçlarına dayanıklılık, meyve olgunlaşma sürecinin değiştirilrnesi, raf ve depolama ömrünün uzatılması ve aromanın artırılmasıdır, Gen transferinde en başarılı olunan bitkiler domates, patates, mısır, soya fasulyesi, pamuk, tütün ve kolzadır,

Halihazırda en çok üretimi yapılan transgenik bitkiler: Ürün Yeni Özellik Soya Fasulyesi Herbisite dayanıklı Soya Fasulyesi Yüksek OIeik Asitli Kanola Herbisite dayanıklı Kanola Yüksek Lauratlı Kanola Yüksek Oleikasitli Mısır Insekte Dayanıklı Mısır Herbisite dayanıklı Pamuk Herbisite dayanıklı Parmuk Insekte dayanıklı Papaya Vürüse dayanıklı Patates Insekte dayanıklı Patates Vürüse dayanıklı Kabak Vürüse dayanıklı Domates Olgunlaşması geciktiriimiş Domates Herbisite dayanıklı