Etiket Arşivleri: Beslenme

Gebelik ve Beslenme ( Doç.Dr.S.Cansun DEMİR )

Fetus anneden alacağı besinlerle gelişmektedir. Bu yüzden fetusun ve annenin sağlığı, annenin beslenmesine bağlıdır. Gebelik sırasında vitamin,protein ve mineraller anne kan dolaşımından fetusa gider. Besinlerde yetersizlik olursa fetus gereksinimini annenin depolarından karşılar.

SAĞLIKLI DİET

Nasıl Yeterli ve Dengeli Beslenilir?

Yeterli ve dengeli beslenme; besleyici değerleri yönünden dört besin grubu altında toplanan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesi ile sağlanır. Bir grup içinde yer alan besinler birbirlerinin yerini tutar. Bunlar; süt grubunda yer alan süt, yoğurt, peynir, et grubunda yer alan et, tavuk, balık, yumurta, kurubaklagiller ve yağlı tohumlar, tahıl ve ekmek grubunda yer alan ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır vb. benzeri besinler ve sebze ve meyve grubudur. Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları kişiye özgü olarak değişmektedir. Yaş, cinsiyet gibi bireysel özellikler ile fiziksel aktivite düzeyi ve gebelik, emziklilik gibi bazı özel durumlar bireylerin besin gereksinimlerini etkiler.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı Yayın No: 727

Okul Çağında Çocuk Beslenmesi ( Nihal TUNÇER )

BESLENME;

İnsanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanmasıdır.
Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında veya gerektiğinden az veya çok alındığında, büyüme ve gelişmenin engellendiği veya sağlığın bozulduğu bilimsel olarak ortaya konmuştur.
Beslenmenin daha büyük önem kazandığı bazı dönemler vardır.

OKUL ÇAĞI = 6-12 YAŞ

Okul çocukları
Neden özel gurup ?
1.Sürekli bir büyüme ve gelişme süreci içindedirler.
2.Okul, çocukların evlerinden sonra toplu halde yaşamaya başladıkları ilk yerdir.
3.Çocukların guruplar halinde bir arada bulunmaları kazaların ve bulaşıcı hastalıkların artması ve yayılması tehlikesini doğurur.
4. Okul yılları boyunca organizmaya büyük bir yük biner.
5. Okul çağı; hızlı öğrenme, bilgi ve beceri kazanma, etkilenme dönemdir.
6. Beslenme ile ilgili olumlu davranışların edinildiği ve her zamankinden daha çok akılda kaldığı bir dönemdir.
Okul çağı döneminin en büyük özelliği aileden farklı olarak arkadaş gurubu etkilerinin de söz konusu olmaya başlamasıdır. Çocuk bağımlılıktan kurtulur besin seçimi de dahil olmak üzere bir çok konuda kendi seçimlerini kullanmaya başlar.
Gelişmiş ülkelerde ölüm nedenleri:
koroner kalp hastalıkları
Bazı kanser tipleri
Diabetus Mellitus
Serebrovasküler hastalıklar
Çocukluk dönemi yanlış Ã
Beslenme alışkanlıkları
Beslenme ilkeleri
Besinlerin çeşitliliği sağlanması
Sağlıklı vücut ağırlığının korunması
Nişastalı CHO lar ve liften zengin besinler dengeli tüketilmesi
Yağ ve şeker tüketiminin sınırlandırılması
Vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınması
Besin gurupları ve tüketilmesi gereken miktarlar
1. Grupta; Et, tavuk, balık, yumurta, kurubaklagiller gibi besinler Bu grup iyi kalitede proteine sahiptir
Kasların güçlenmesi
Kan yapımı
Sağlıklı büyüme ve sağlıklı yaşam için
Merkezi sinir sisteminin güçlenmesinde ve
çalışmasında
%Günde 3-4 köfte kadar
2. Grupta; Süt, yoğurt, peynir ve benzeri besinler
İyi kalitede proteinin yanında
Kemik ve diş gelişimi için Yeterli Ca
A vitamini
B vitamini
%Günde Süt : 2 su bardağı
Yoğurt:1 kase
peynir: 1 kibrit kutusu kadar
4. Grupta; Sebze ve Meyve
A, C ve B gurubu vitaminler é
Büyüme ve hastalıklardan korunma için
Gereklidir.
Günde 3-4 porsiyon , yemek şeklinde ve taze olarak
Akşam : 1-2 köfte kadar et
5-6 yemek kaşığı zeytinyağlı sebze yemeği
1 çay bardağı yoğurt
1-2 dilim ekmek
salata
Ara öğün : 1-2 orta boy meyve
1 su bardağı süt
Abur cubur ( kek, çikolata, şeker, cips…)

İştah kapanır
Sık hastalanır
Katkı maddeleri
Besin katkı maddesi?
GAZLI İÇECEKLERDE KULLANILAN KATKI MADDELERİ:

Fosforik asit: E338
Fosfor fazlalığı (Kalsiyum/fosfor)
Kemik yapısı zayıflar
KAFEİN
Kahve, çay, çikolata, kola, enerji içecekleri
huzursuzluk, sinirlilik, heyecan, uykusuzluk, yüz kızarıklılığı, fazla idrar ve sindirim şikâyetleri gibi rahatsızlıklar
Boya Maddesi Karamel (E150)
Başta kola olmak üzere çeşitli meşrubat, şekerleme, kek ve bazı hamur işlerinde boya maddesi olarak kullanılır
alerjik bünyeli insanların kaçınmaları gerekir.
CO2 Gazı: E290
İnsan sağlığına zararlı bir gazdır. Meşrubatlarla aşırı miktarlarda alınması halinde çeşitli rahatsızlıklara neden olur.
Karmin: E120
Renklendirici; böceklerden elde edilir
kırmızı elma sularında, şekerlemelerde ve diğer gıdalarda kullanılır;
hassas bünyelerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.
nSünî Tatlandırıcılar: Aspartam E951, AsesülfamK E950, Sakarin E954
toz ve sıvı içeceklerde
aspartamın içinde bulunan fenil alalin isimli amino asitin çocukların zeka gelişimlerini olumsuz etkilediği klinik deneylerle kanıtlanmıştır.

Sağlıklı Beslenme ve Anti – Aging III ( Dr. Tahir KAHRAMAN )

• Kurubaklagiller
• Günlük posa alımını arttırmak için haftada en az iki kez kurubaklagil tüketmeye özen gösterilmelidir.
• Başlıcaları : Nohut, mercimek, bakla, fasulye, bezelye, börülce ve soya fasulyesidir.
• Olgunlaşmış tohumlar olduklarından esas bileşimleri karbonhidrat ve proteindir. Tanelerin dış kısımlarında posa, iç kısımlarında ise nişasta bulunur.
•Kuru baklagillerin yağ içeriği düşüktür ve çoğunlukla çoklu doymamış yağ asitlerinden oluşur.
•Kurubaklagiller
• Pişirme
•Sindirimin kolaylaşması için uygun şekilde pişirilmelidir.
•1- Islatma: Oda ısısında suda 8-24 saat ıslatılır. Gaz yapıcı maddeler ıslatma suyuna geçer.
•2- Dış zarlarının çıkarılması:
•3- Pişirme: İyi pişirme sindiriminin kolaylaşması açısından önemlidir.
• Pişirme suyu atılmamalıdır. B vitaminleri ve mineraller kayba uğrar. Bu nedenle pişirme suları kesinlikle dökülmemelidir.
• Öneriler
•Posa içeriklerinin yüksek olması ve yağ içeriklerinin düşük olması nedeniyle özellikle kalp-damar ve diyabet hastalarının diyetinde sıklıkla yer almalıdır.
•Protein kalitesini arttırmak için tahıllarla birlikte tüketilmelidir.
•Islatma ve iyi pişirme ile gaz yapıcı etkileri en aza indirilebilir.
•Kesinlikle pişirme suları dökülmemelidir.
•Bileşimindeki minerallerin yararlılığı açısından C vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketilmelidir.
• Yağlı Tohumlar
•Fındık, susam, ceviz ve benzeri yemeklerimizde daha çok lezzet verici ve çerez olarak kullanılır.
•B grubu vitaminleri, mineraller, yağ ve proteinden zengindir.
•Fındık, tekli doymamış yağ asitlerinden zengin olup; ceviz tekli doymamış yağ asitleri ile birlikte omega 3 yağ asitlerinden de zengindir.
•Doymamış yağ, E vitamini ve flavanoidlerce zengindir. Kalp ve kanser riskini azaltır.
• Öneriler
•Uygun koşullarda saklanmazlarsa bozulurlar ve küflenirler.
•Küflenmeyi önlemek için uygun zamanda hasat edilmeli, toprak üzerinde bırakılmamalı, kırık, çatlak
•ve hastalıklı olanlar ayrılmalıdır.
•Evde saklarken kabuklu ve kabukları ayrılmış olanlar bir arada tutulmamalı, nemsiz ortamda saklanmalıdır.
• Sebze ve Meyve Grubu
•Yenebilen kısmı sebze ve meyve grubu altında toplanır. Bileşimlerinin önemli kısmı sudur.
•Mineraller ve vitaminler bakımından zengindirler. Folik asit, A vitaminin ön maddesi olan beta-karoten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden zengindirler.
•Vücuda zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı besinler sebzeler ve meyvelerdir.
•Sebze ve meyvelerin fonksiyonları
•Büyüme ve gelişmeye yardım ederler.
•Hücre yenilenmesini ve doku onarımını sağlarlar.
•Deri ve göz sağlığı için temel ögeler içerirler.
•Diş ve diş eti sağlığını korurlar.
•Kan yapımında görev alan öğelerden zengindirler.
•Hastalıklara karşı direncin oluşumunda etkindirler.
•Doygunluk hissi sağlarlar.
•Dengesiz beslenmeye bağlı şişmanlık ve kronik hastalıkların oluşma riskini azaltırlar.
•Bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olurlar.
• Sağlıklı beslenme için
•Çeşitli renk ve türlerde sebze tüketin.
•Meyveler de, içerdikleri besin öğeleri ve miktarı bakımından farklıdır.
• Ekmek ve tahıl grubu
•Saflaştırılmamış tahıllar başta B1 vitamini (tiamin) olmak üzere B12 dışındaki B vitaminleri yönünden zengin olduklarından günlük beslenmede önemli yer tutar.
•Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıl taneleri ve bunlardan yapılan un, bulgur, yarma, gevrek ve benzeri ürünler bu gruba girer.
•Tahıl Ürünleri: Un, bulgur, nişasta, makarna, şehriye, ekmek, pasta, bisküvi.
• Tahıl ürünlerinin yararları
•Tahıllardan yapılan yiyecekler, vitaminler, mineraller ve diyet posası (diyet lifi) yönünden zengindir.
•Lif içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi bağırsak hareketlerinin düzgün olmasını sağlar.
•Tam tahıl ürünlerini tüketin. Miktar bireyin ağırlık ve bedensel çalışma durumuna göre değişir.
•Az hareketli, şişman bireylere günde 3 ince dilim ekmek (75 g) yeterli iken zayıf bireyler, ağır işte çalışanlar bunun 3-5 katını yiyebilirler.
• Öneriler
•Tam tahıl ürünleri günde 6 porsiyon (6 dilim ekmek veya 3 dilim ekmek, 1 kepçe unlu çorba, 4 yemek kaşığı pilav gibi) tüketilebilir. Ağır işte çalışan ve enerji gereksinimi fazla olanlar bu gruptan daha fazla tüketebilirler.
•Tam tahıl ürünlerini her gün hatta her öğün tüketin.
•Protein ve vitamin içeriğini arttırmak için diğer besinlerle (kuru baklagiller, süt ve ürünleri) birlikte tüketin.
• Besin çeşitliliği
•Besinlerimiz, içerdikleri besin ögeleri ve besin ögesi olmayan kimyasallar açısından farklıdır.
•Hiçbir besin yeterli ve dengeli beslenme için gerekli 50 ayrı türdeki besin öğelerinin hepsini içermez.
•Baz› besinler baz› besin öğelerinden zengin iken, bazıları çok az miktarda besin öğesi içermektedir.
•Birkaç tür besinle yetinmek bazı besin öğelerinin yetersiz alımına neden olabilir. Soframızda ne
•kadar çok değişik besin bulundurabilirsek o derecede dengeli bir beslenme sağlayabiliriz.
•Yeterli, dengeli, sağlıklı ve moral yükseltici bir beslenme için bir iki besin türünden çok yeme yerine, değişik tür besinlerden gereksinim miktarında yemeliyiz.
•Besinlerimiz beslenmemizde temel olan besin öğelerinin yanında besin öğesi olmayan yararlı ve zararlı kimyasallar açısından da farklıdır. Bazı besinlerde doğal olarak bazı yararlı kimyasallar bulunurken, bazılarında zararlı kimyasallar bulunabilir.
•Bazı besinlerimizde üretim sırasında uygulanan tarım ilacı kalıntısı, hormon gibi zararlı öğelerin miktarı yüksek iken bazılarında azdır. Günlük beslenmemizde genelde zararlı öğelerin bulunduğu besinler yer alırsa, vücudumuza giren zararlı kimyasal miktarı arttığından sağlığımız olumsuz etkilenir. Örneğin kışın örtü altında yetişen bazı sebzelerde hormon ve tarım ilacı kalıntısı mevsimlik olarak yetişenlerden daha yoğundur. Bu nedenle mevsimlik olan sebze ve meyveler tercih edilmelidir.
•Besinlerimiz içerdikleri yararlı kimyasalların çeşitleri açısından da farklıdırlar. Örneğin bir sebze ya da meyvede bir tür, diğerinde başka bir tür vücudun savunma sistemini güçlendirici antioksidan öğe bulunmaktadır. Nitekim tek bir antioksidan öğe saf olarak insanlara verildiği zaman sağlık koruyucu etkisi görülmezken, değişik tür sebze ve meyve yenerek birkaç tür antioksidan öğelerin alınması sağlığın korunmasında yararlı olmaktadır.
•Besinlerimiz fizyolojik gereksinmemizi karşıladıkları kadar ruhsal durumumuzu da etkiler. İnsan sofraya oturduğunda önce yemeği görünümü ile değerlendirir. Bir ya da iki renkten oluşan bir sofra yerine farklı renkli besinlerin uyum içinde yer aldığı bir sofra insanın iştahını açar ve yenen besinlerin sindirimini kolaylaştırır. Değişik renklerin yer aldığı bir sofra besin çeşitliliğinin iyi bir göstergesidir.
•Öneriler
•Yeterli, dengeli, sağlıklı ve moral yükseltici bir beslenme için bir iki besin türünden çok yeme yerine, değişik tür besinlerden az miktarlarda tüketin.
•Tek bir besin, değişik renk ve tattaki besinlerle, değişik şekilde hazırlanıp pişirilerek de beslenmede
•çeşitlilik sağlanabilir.
•Türk mutfağının niteliklerinden biri de besin çeşitliliğidir. Bu mutfak kültürü beslenme ilkelerine
•uygun bazı değişiklerle sürdürülmelidir.

….

Çocuk Beslenmesi

Çocuğunuz sabahleyin aç değilse, onu zamanında yataktan kaldırın. Böylece sabahleyin ki koşuşturmanın hem önüne geçer hem de çocuğunuza kahvaltı yapmak için zaman kazandırmış olursunuz. Beraber yaptığınız bir kahvaltı da aynı zamanda çocuğun iştahını açar. Fakat bütün çabalara rağmen çocuğunuz sabahları hala az yemek yiyorsa, öğleden önce alınan ara öğünün daha kuvvetli olması gerekmektedir

Çocuk Beslenmesi II ( Prof. Dr. Sedef Nehir EL )

ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE BESLENME

YETERSİZ VE DENGESİZ BESLENME İLERİ YAŞLARDA BAZI HASTALIKLARIN OLUŞUM RİSKİNİ ARTIRIR !

YETERLİ VE DENGELİ BİR BESLENME NASIL OLMALIDIR ?

NASIL HAZIRLANIR ?

Beslenme Piramidi Günlük Gıda Seçim Rehberi

Bu rehber temel bir diyettir. Yağlar, şekerler ve sosların tüketimi için alınması gereken bir miktar yoktur. Olabildiğince az tüketilmelidir.

Kaynak: http://food.ege.edu.tr/index.php?lid=1&SayfaID=198&cat=details

1 Yaşından Küçük Bebeklere Bal Yedirmeyin

Doktorların “Bebeklere bal yedirmeyin” uyarısı, artık bal etiketlerinde de yer alacak. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hazırlanarak görüşe açılan bal tebliği taslağına göre, bal etiketlerinde “Bir yaşından küçük çocuklara bal yedirilmemelidir” ifadesi yer alacak.

Bebekler neden bal yiyemez ?

Arılar bal yapmak için nektar toplarlarken botulizm bakteri sporlarını da beraber alıp farkında olmadan bal yapımında kullanabilirler. Yetişkinlerde bu balın yenmesi sorun yaratmaz. Gerek vücudun savunma sistemi gerekse midenin asitli ortamı, bu bakterinin zarar vermesine müsaade etmezler.

Bebeklerde ise hem savunma sistemi yeterli gelişmemiştir, hem demide hala ancak anne sütünü hazmedebilecek durumdadır. Yetişkinlerin aksine bebeklerin sindirim sisteminde botulizm sporlarını kontrol eden ve bakterinin çoğalmasını ve zehir üretmesini önleyen faydalı bakteriler henüz gelişmemiştir. Bu bakteri bebeklerde botulizm adı verilen tehlikeli bir zehirlenmeye neden olabilir.

Zehirlenen bebek nefes alma ve yutkunma zorluğu çekebilir, kol, bacaklar ve boyunda güçsüzlük ortaya çıkabilir, durum çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Bir yaşını geçmiş çocuklara balın bir zararı olmazken, bu nedenlerle doktorlar tarafından 12 aylıktan daha küçük bebeklere bal yedirilmemesi tavsiye ediliyor.

Gıda Bileşenlerinin Beslenme Açısından Önemi ( Prof. Dr. Sedef Nehir EL )

Bütün dünyada gıdanın gelecek yüzyıllara yeterliliğinin sağlanması ve tüketicinin gittikçe artan bir eğilimle daha doğal ve sağlıklı gıdaları daha geniş çeşitlilik ve daha az zararlı kalıntı ile talep etmesi gıda üreticisinin izlemesi gereken sorumlulukları genişletmiştir. Gıda pazarı, gıda tüketim alışkanlıklarından, insanların artan bir ilgi ile sağlık, diyet ve beslenme konuları ile ilgilenmeleri nedeniyle ne yediği hakkında daha fazla bilgi edinme eğilimlerinden etkilenmektedir. Diyet ve sağlık üzerine ilgi, değişen yeme alışkanlıkları, beslenme modelleri, gıda işleme teknikleri, daha yeni ve daha hızlı gıda hazırlama yöntemleri ve gıdanın besleyicilik bütünlüğü satın alma kararını etkileyen gerçek veriler haline gelmiştir. Bu faktörler, tüketicinin satın alma eyleminden sonra marketteki gıdanın satışındaki sürekliliği veyeni ürün gelişimini de etkilemektedir. Beslenme konusunda bilgilenme, gıda sanayinin yeni ürün geliştirme veya ürün modifikasyonu stratejilerini yönlendirmektedir. Bu etkiler gelecek birkaç yıl içinde daha büyük bir önem ve yoğunluk kazanacaktır. Gıda üreticilerinden bazıları bu konuda yetersiz kalırken gelişen koşullara hızlı ve esnek ayak uydurabilen üreticiler ise pazardan istedikleri payı alabileceklerdir.

Gıda birçok kimyasal bileşikten meydana gelmiştir. İnsan metabolizması için bu bileşikler gerekli, yararlı veya tehlikeli olabilir. Gıda sanayi için ise gıdadaki veya hammaddedeki tüm bu bileşikler potansiyel bir öneme sahiptir. Bu bileşiklerin besleyici değerinin saptanması, tüketilme özellikleri, ürüne ve işleme tekniklerine uygunluğunun araştırılması gerekmektedir.

Gıdanın bu kimyasal bileşiklerinin oluşturduğu kompozisyon geniş bir varyasyon gösterir. Çevresel koşullar bu varyasyonda en önemli etkendir. Bunun dışında toprağın tipi, özelliği, kullanılan gübre, yağış alıp almadığı, yağışın süresi, güneş ışığını alma zamanı ve süresi, hasat zamanı, depolanma süresi gibi pek çok faktör vardır. Gıdanın yapısında bulunan bileşenleri

• Karbonhidratlar, protein, yağlar

• Vitamin ve mineraller

• Su

• Aroma, doku ve renk bileşikleri

• Diğer bileşiklerdir( toksik bileşikler, antinutrientler, katkı maddeleri ).

İnsanlık tarihi boyunca gıda işleme teknikleri gıdanın bu bileşenlerinin tüketim için daha uygun bir forma dönüşmesi için uygulanmıştır. Pişirme gibi işlemlerle gıdada istenmeyen bileşikler parçalanırken, besin öğeleri sindirim için daha uygun bir forma dönüşmüştür. Diğer taraftan vitamin ve mineraller gıda işleme tekniklerinden olumsuz etkilenirken, yine de gıdanın besleyici değeri artmıştır.

Gıda endüstrisi, gıda işleme tekniklerinin optimizasyonuna, beslenme rehberlerine göre tüketicilerin gereksinimlerini karşılayacak besleyici ve sağlıklı seçenekler yaratmaya, formulasyonlarını tekrar gözden geçirmeye dikkat göstermek zorundadır. Bu, ancak bu sektörde görev alacak teknik kişilerin bilgi ve eğitimi ile başarılır.

Gıda Mühendisleri gıda üretimi ve işlemesi sırasında, gıdanın doğal ve farklı kimyasal yapıdaki bileşenlerinin beslenme ile ilişkisini dikkate almaları anahtar bir öneme sahiptir. Bu ders notu bu anlam ve önemde 2006 yılında hazırlanmış, 2008 yılında revize edilmiştir.