Etiket Arşivleri: Beslenme

Sağlıklı Beslenme İlkeleri

BESLENME, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için  gerekli olan ögeleri, yiyecekler ile vücuduna alıp, kullanabilmesidir.

BESLENME KARIN DOYURMAK YA DA AÇLIK DUYGUSUNU BASTIRMAK DEĞİLDİR. YETERLİ ve DENGELİ BESLENME, büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak yaşamı  sürdürerek, hayat kalitesini arttırmak amacıyla, gereksinim olan kadar enerji ve besin ögelerinin  her birinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması durumudur.

YETERSİZ BESLENME DURUMUNDA; besin   ögelerinin   vücudun   gereksinmesi  düzeyinden az alınması söz konusudur. Bazı besin öğelerinin yetersizliği ve bu yetersizliğe bağlı  bazı   hastalıkların   ortaya   çıkmasında   artış   (demir  eksikliğine   bağlı   Anemi   vb), yeni   doku  yapımında azalma hatta durmaya bağlı büyüme ve gelişmenin durması ve/veya gerilemesi,  mental gelişimin azalması hatta durması, vücut   dokuları onarılamaması, enfeksiyonlara karşı  vücut direncinin azalması söz konusudur.

DENGESİZ BESLENME DURUMUNDA  ise bazı besin öğeleri gereğinden fazla alınır.  Gereksinimden fazla alınan karbonhidrat, protein ve yağ gibi besin ögeleri, vücutta yağ  olarak  birikir (Obezite). Metabolik ve kronik birçok hastalığın (Şişmanlık, Kalp-damar hastalıkları, Bazı  kanser türleri, Şeker hastalığı vb) ortaya çıkmasına zemin hazırlanır ve bu hastalıkların ortaya  çıkması   hızlanır.   Psikolojik   bozukluklar   sıklıkla   görülmektedir.   Kilo   alımına   bağlı   olarak   kaza  geçirme riskinde artış olmaktadır.

Beslenme İlkeleri ( MEGEP )

1. BESLENME BİLİMİ

1.1. Beslenme Bilimi ve İlişkili Olduğu Bilimler

1.2. Beslenme Biliminin Kapsamı

1.3. Beslenme Biliminin Gelişimi

1.4. Beslenme Bilimi ile İlgili Tanımlar

1.4.1. Sağlık

1.4.2. Besin

1.4.3. Besin Ögesi

1.4.4. Yeterli ve Dengeli Beslenme

1.4.5. Yetersiz ve Dengesiz Beslenme

1.4.6. Gıda Güvenliği

1.4.7. Gıda Güvencesi

1.4.8. Metabolizma

1.4.9. Sindirim

1.4.10. Emilim

1.5. Beslenme Bilimine Hizmet Eden Kurum ve Kuruluşlar

1.5.1. Ulusal Kurum ve Kuruluşlar

1.5.2. Uluslararası Kuruluşlar

2. BESLENME SORUNLARI

2.1. Ülkemizdeki Beslenme Sorunları

2.2. Ülkemizdeki Beslenme Sorunlarının Nedenleri

2.3. Ülkemizdeki Beslenme Sorunlarına Alınabilecek Önlemler

2.4. Güncel Beslenme Sorunları

2.5. Kötü Beslenmenin Zararları

2.5.1. Kişiye Zararları

2.5.2. Topluma Zararları

Gruplarda Beslenme

1-3 YAŞ ÇOCUKLARIN BESLENMESİ
Bu dönem çocuğun iyi bir yemek yeme alışkanlığı kazanması gereken dönemdir.
Anne sütü bir yaşından itibaren azaltılarak kesilebilir.
Ancak memeden kesme işlemi ani ve ürkütücü olmamalıdır.
Meme başına kırmızı biber, salça, diş macunu vb. sürme veya çocuğu uzaklaştırma gibi uygulamalar yapılmaktadır. Bunlar çocuğun ruhsal yönden zarar görmesine neden olabilir.
Emzirme sayısı azaltılıp, verilen ek besin miktarı arttırılırsa süt yapımı azalacaktır.

Çocuk meme emmek istediğinde oyalanarak mümkün olduğunca unutması sağlanabilir.
Herhangi bir hastalığı olmadığı zaman bu işlemlere başlanmalıdır.
Bu arada süt vb. satın alamayacak kadar ekonomik sorunu olan annelerin çocuklarını iki yaşına kadar emzirebilecekleri belirtilmektedir. Ancak diğer ek besinlerin de yeter miktarda verilmesi gerekmektedir.

Ailelerin çocuğun iyi bir beslenme alışkanlığı kazanmasında rolü büyüktür. Bu konuda dikkat edilecek noktalar şunlardır:
Her çocuğun büyüme ve gelişme hızı farklıdır. Bazıları iri bazıları küçük yapılıdır.Tükettikleri besinleri başka çocuklarınkiyle kıyaslamak hatalı olur.
Çocuklara öğün aralarında iştahını azaltacak, fazla besin değeri olmayan besinler verilmemelidir.
Yeni besinlere alıştırırken kızıp bağırıp çağrılmamalıdır
Çocuğun döke saça da olsa kendi başına yemesine izin verilmelidir.

Israrla istemediği besinler varsa zorlanmamalı, aynı gruptan başka besinler verilmelidir. (Süt yerine ayran gibi).
Yemek yemesi için ceza veya ödül verilmesi gibi uygulamalardan kaçınılmalıdır. Ancak iyi bir davranış gösterdiğinde ödüllendirilmelidir. Bazı küçük hataları görülmezden gelinmeli, doğrusu gösterilmelidir. Beğenilmeyen davranışlar devam ediyorsa fiziksel ceza yerine hoşlandıkları şeyleri yapmaktan alıkonulması doğru olur. Fiziksel ceza çocuğu saldırgan yapar.

Çocuğun yemeği mutlaka ayrı tabağa konmalı, ne miktar yediği gözlenmelidir.
Tabağındaki yiyeceği bitirmeden başka yiyecek verilmemelidir.
Çocukların mideleri yetişkinlerinkine göre küçük olduğundan daha sık acıkabilirler. Ara öğünler (kuşluk ve ikindi) verilmesi uygun olur.
Çocuklarda görülmek istenen davranışları ebeveynler önce kendileri göstermelidir.

Çok yemek yemeye zorlayarak iştahsızlığı önlemek mümkün değildir. Nedeni araştırılmalıdır. Barsak parazitleri, aralarda abur-cubur yenmesi, ruhsal sorunlar vb açısından araştırılmalı, gerekiyorsa doktor, diyetisyen vb. başvurulmalıdır.
Yemek yemeden önce ellerini yıkaması, dişlerin düzenli fırçalanması, yıkanmadan sebze-meyve yenmemesi gibi alışkanlıklar da kazandırılmalıdır.
Okul Öncesi Çocuklarda Enerji ve Besin Öğesi Gereksinimi

Örnek Yemek Listesi
Sabah: 1 yumurta, 1 kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir, 1 yemek kaşığı bal ya da pekmez, 1 dilim ekmek, 1 bardak süt ,
Kuşluk: 1 bardak meyve suyu veya 1 meyve, 1 poğaça vb.
Öğle: Kıymalı sebze yemeği veya iki köfte, Yoğurt, 1 dilim ekmek
İkindi: 1 küçük kase sütlaç
Akşam: 1 kase tarhana veya mercimek çorbası, Pilav veya makarna, Yoğurt, Meyve veya domates vb.
Yatarken: 1 su bardağı süt
4-6 YAŞ ÇOCUKLARIN BESLENMESİ
Daha önceden iyi bir beslenme alışkanlığı kazanmış olan çocuklar bu dönemde sorun yaratmaz. Küçükler için yapılan öneriler bu yaş çocuklar için de geçerlidir. Ayrıca;
Çocuk ailesi ile birlikte sofraya oturarak kendisi yemeğini yemelidir.
Televizyon, vb. yerlerde gördüğü reklamların etkisinde kalarak yararlı olmayan besinlere (kola, şekerleme vb) yönelmesi engellenmelidir.
Besinlerin yararları ve zararları konusunda bilgi verilmesi uygun olur. Bunları kavrayabilir.

Diş çürükleri için de önlem alınması gerekir. Fazla şekerli besin yememeli, yedikten sonra dişlerini suyla çalkalamalı, günde iki kez fırçalamalıdır. Sularda yeterli flor bulunmayan yerlerde bu dönem çocuklara flor içeren tabletler verilebilir. Bu konuda hekime danışılmalıdır.
Çocuklara yetişkinlerin yediği besin gruplarından verilir, porsiyonlar ½’si kadardır.

Örnek Yemek Listesi:
Sabah: 1 yumurta, 1 dilim peynir, 1 dilim bal veya reçel sürülmüş ekmek, 1 bardak süt
Kuşluk: 1 meyve
Öğle: Etli sebze veya kurubaklagil yemeği (1 küçük tabak), 2 kaşık pilav, 1 küçük kase yoğurt,Salata veya meyve
İkindi: 1 bardak süt veya meyve suyu
Akşam: 2-3 köfte veya etli sebze yemeği, Makarna veya çorba, yoğurt, 1 dilim ekmek

7-12 YAŞ ÇOCUKLARIN BESLENMESİ
Bu yaşlarda çocuklar okula giderler. Ev dışında da beslenmesi gerekebilir.
Mutlaka her sabah düzenli kahvaltı etmelidirler. Zamanı ona göre ayarlamaları sağlanmalıdır.
Okulda satılan yiyecekler konusunda eğitilmelidirler. Açıkta satılan besinleri almamalıdırlar.
Kantinde satılanların da sağlığa uygun olup olmadığı idarecilerce sık sık denetlenmelidir.

Tüm gün eğitim verilen okullarda öğlen yemeği çıkarılıyorsa yemek listelerinin uzmanlarca çocukların gereksinimlerine uygun ve temiz hazırlanması sağlanmalıdır.
Evden yiyecek götüren çocuklara içine peynir, köfte, yumurta vb. den biri konmuş sandviç yanında domates, havuç , meyve, ayran verilebilir.
Bu yaşlarda fast-food tipi beslenmeye alışılmamalıdır. Sürekli bu tip beslenme fazla yağ, düşük vitamin ve posa alımına yol açarak sağlığa zarar verebilir.

Yatılı okullarda okuyanlar için de uzman kişilerce yemek listeleri hazırlanmalı, başka seçeneği olmayan çocukların mümkün olduğunca yeterli ve dengeli beslenmeleri sağlanmalıdır.
Bu grup çocuklar yetişkinler için hazırlanan yemek listeleri önerilir. Yalnız miktarlar 2/3 porsiyon olarak düzenlenir.

Okul çağı Çocuklarda Enerji Ve Besin Öğeleri Gereksinimi

ADÖLESAN DÖNEMİNDE BESLENME
Bu dönemde çocuklar hızlı bir büyüme, gelişme süreci yaşayarak yetişkinliğe adım atarlar.
Kızlarda salgılanan hormonlar vücutta yağ dokusunu arttırırken, erkeklerdeki hormonlar yağsız doku kitlesini arttırır. Böylece iki cinsin vücut yapısı farklılaşır.

Bu dönemde besin gereksinimindeki değişiklikler şöyle sıralanabilir:
Bu yaşlarda kemik kütlesi artışı fazladır, bu artış 18 yaşından sonra yavaşlayarak 30 yaşına kadar sürer. 30 yaşından sonra kemiklerden kalsiyum çekilmeye başlar. Bu nedenle adölesan dönemde bol kalsiyum almak ve uygun sportif faaliyetler yapmak gerekir.

Her iki grubun da daha fazla enerji, protein, vitamin almaları gerekir.
Kızlarda menstruasyon başladığından demir gereksinimi artar.
Bu yaşlarda ağır sporlar yapanlarda veya işçi olarak çalışanlarda enerji ve besin öğesi gereksinimleri daha da artacağından büyüme gelişmenin etkilenmemesine dikkat edilmesi gerekir.

Özellikle kızlarda iştah sapmaları gelişebilir.
Kendi vücudunu beğenmeyip yemek yemeği reddetme (anoraksi) duygusuna kapılanlarda aşırı zayıflık, hatta ölüm görülebilir.
Bilinçsiz diyetler uygulayanlar olabilir.
Bir de aşırı yiyip sonradan kusma şeklinde belirlenen durum (bulimia) vardır. Bu konuda gençlerle iletişim kurularak gerekirse psikolog ve hekim yardımına başvurulmalıdır.

Beslenme konusunda dikkat edilecek noktalar şunlardır:
Düzenli kahvaltı etmek,
Günde en az üç öğün yemek,
Okullarda satılan yiyeceklere dikkat etmek,
Sürekli hazır, fast food besinler yememek,
Arkadaşlara özenip sigara, alkol vb. kullanmaya başlamamak,

Bol meyve, sebze yemek,
Her gün en az yarım kilo süt-ayran içmek
Kola ve meşrubatlardan uzak durmak
Anemiden korunmak için (özellikle kızlar) verilen önerilere dikkat etmek
Düzenli yapabileceği spor dallarına zaman ayırmak. Hiç olmazsa haftada 5 gün yarım saat tempolu yürüyüşler yapmak.

MENSTURASYON DÖNEMİNDE BESLENME
Bu dönemde oluşan bazı değişiklikler;
Vücutta sıvı birikimi artar, kilo fazlalaşır. Ancak menstruasyondan sonra normale döner.
Magnezyum düzeyinin düştüğü saptanmıştır.
Sinirsel gerginlik olabilir.
Tatlılara karşı istek artar.
Kanaması fazla olanlarda demir yetersizliği anemisi gelişebilir.

Bu dönemde dikkat edilecek noktalar şöyle sıralanabilir:
B grubu vitaminler sinir sistemi için olumlu etki yapar. Bu dönem yeterli alınmalıdır
Magnezyum içeren besinler alınmalıdır.
Fazla tatlı ve karbonhidrat alınmamaya çalışılmalıdır.
Demir içeren besinlerin alımına dikkat edilmelidir .

MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME

Bu dönemde oluşan hormonal değişiklikler kadınları sağlık açısından pek çok riske sokar. Bunlar şöyle sıralanabilir.
Vücutta yağ dokusu artar. Şişmanlık başlar.
Kalp-damar hastalıkları oluşma riski artar (Östrojen azlığına bağlı).
Kemiklerden kalsiyum atımı hızlanır, osteoporoz başlar.

Bu dönemde beslenmede dikkat edilecek noktalar şunlardır:
Fazla kalsiyum almanın pek yararı yoktur, ancak süt ve ürünleri protein kaynağı olarak yararlı olur. Yağı azaltılmış olanlar tercih edilmelidir.
Kanama olmadığı için demir gereksinimini karşılamak zor olmaz. Kırmızı etler gerekli olmayabilir.
Kalp hastalıklarından korunmak için doymuş yağ ve kolesterol içeren besinleri fazla tüketmemek yerinde olur.

Enerji alımını sınırlamak için yağlı besinlerden, hamur işlerinden, şekerli besinlerden uzak durulmalıdır.
Bol meyve, sebze yenmelidir.
Tuz alımını sınırlamakta yarar vardır. Hem hipertansiyonu hem de kemik kaybını önlemede yararı olur.

YAŞLILARIN BESLENMESİ
Yaşlılığın getirdiği değişiklikler şöyle sıralanabilir:
Metabolizma yavaşlar. Yağsız kütle kırk yaşından sonra her on yılda % 2-3 azalır.
Sindirim, dolaşım, boşaltım işlevlerinde değişmeler olur. Glikoz toleransı, kardiyak indeksi, oksijen tüketme yeteneği, sinir iletim hızı, tat ve koku algılama yetenekleri, kas gücü, sindirim organlarının mekanik hareketi ve salgıları azalır. Metabolik artıkların böbreklerden atım hızı yavaşlar.

Diş kayıpları vb. sorunlar besinlerin çiğnenmesini engeller.

Kemiklerden kalsiyum çekilmesine bağlı olarak sorunlar başlar.
Yaşın artmasıyla birlikte kronik hastalıklar da görülmeye başlar (kalp-damar, hipertansiyon, osteoartroz, diyabet vb.)

Yaşlıların Günlük Besin Öğesi Gereksinimleri

Beslenmede şunlara dikkat edilmelidir:
Enerji miktarı eskiye göre azaltılarak kilo almamaya çalışılmalıdır. Fazla kilolu olanlar biran önce zayıflamalıdır, çünkü kronik hastalıklar riski fazladır.
Öğün sayısı arttırılarak az az sık sık yenilmelidir. Sindirim güçlükleri azaltılır.
Sıvı miktarı arttırılıp tuz miktarı azaltılmalıdır. Böylece böbreklere fazla yüklenilmez.Tuz sınırlanması hipertansiyonun önlenmesi için de önerilir.

Sık görülen kabızlığı önlemek için yeterli posa alınmalıdır. Bunun için bol sebze, meyve yenmelidir.
Diyetteki yağ miktarı azaltılmalı, özellikle doymuş yağlardan kaçınılmalıdır.
Kızartmalardan, ağır tatlılardan , hamur işlerinden kaçınılmalıdır. Tatlı olarak sütlaç, muhallebi, kompostolar tercih edilmelidir.
Yiyecekler haşlama veya ızgara olarak hazırlanmalıdır.
Günde iki veya üç kez çay-kahve alınabilirse de bitkisel çaylar, süt, ayran, meyve suyu daha uygun içeceklerdir.

Örnek Yemek Listesi:
Sabah:Yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar peynir, Domates, Zeytin , Çay, Ekmek
Kuşluk: Süt veya çay ve meyve
Öğle: Kıymalı sebze yemeği, Yoğurt, Pilav , Ekmek,
İkindi: Sütlaç
Akşam: Mercimek çorba, Fırında köfte, Salata, Ekmek
Gece: Meyve
SPORCULARIN BESLENMESİ
Spor yapanlarda beslenmede oluşan değişiklikler şöyle özetlenebilir:
Enerji gereksinimleri artar. Antrenman süresine ve spor tipine göre gereksinim farklı olur.
– Bir dakikadan kısa süren egzersizde kastaki ATP ve kreatin fosfat kullanılır.
– 8 dakikaya kadar sürekli dayanıklılık egzersizlerinde karbonhidratlar kullanılır.
– 10 dakika- 1 saat arası egzersizlerde CHO + yağlar kullanılır.
– Bir saatten uzun süren egzersizlerde yağlar kullanılır.

Vücudun uzun vadeli enerji deposu yağlardır. Ancak CHO’ların % 4-5 daha elverişli enerji kaynağı olduğu belirtilmiştir.
Kasların glikojen deposu ne kadar yüksekse egzersizde başarı o kadar yüksek olur.
Kas glikojen deposunun sürekliliği için kompleks CHO’ların daha etkili olduğu bulunmuştur. Normalde kas glikojen deposu 2 saatlik egzersizde bitmektedir.

Antrenman ve müsabakalarda terlemeyle vücuttan su ve mineral kaybı olur. Sodyum, potasyum, kalsiyum gibi mineraller atılır. Yeterli alınmazsa kramplar oluşabilir.
Kas dokusunun artması için çok fazla protein alınmasına gerek yoktur. Fazla alınan protein vücuttan kalsiyum ve su kaybedilmesine, kalp-damar hastalıklarına ve kilo artışına neden olur.

Özel diyetle ( 3 gün az karbonhidrat, bol protein ve bol yağ alımı ile bol antrenman; sonraki 3 gün az yağ, az protein ve bol karbonhidrat alımı ile az antrenman) kaslardaki glikojen miktarı arttırılabilir.
Son gün dinlenilir.
Vücutta su tutucu, gaz yapıcı, posalı besinler alınmaz. Son öğün müsabakadan 3 saat önce yenir. Yeterli sıvı alınır.

Sporcuların enerji gereksiniminin artmasına bağlı olarak B grubu vitaminlerin de fazla almaları gerekir.
Ağır spor yapanların antioksidan vitaminleri (C vitamini, E vitamini ve beta karoten) fazla almaları gerekir.
Düzenli beslenme önemlidir. En az 3 öğün beslenilmelidir.
Bazı spor dallarında kilo kaybetmek için terleme (sauna vb) sakıncalıdır.
Su kaybı % 2’den azsa dayanıklılık azalır, su içince düzelir, daha çoksa kuvvet azalır, su içince düzelmez.

Müsabaka sırasında kaybedilen sıvıyı karşılamak için ara ara sıvı alınmalıdır.
Müsabaka sonrasında yeterli sıvı, boşalan glikojen depolarını doldurmak için bol karbonhidrat , meyve ve sebze alınmalıdır.
Sigara oksijen tüketimini arttırdığı için içilmemelidir.
Alkolün fazlası performansı olumsuz etkilemektedir.
Az miktar kafeinin olumlu etkisi olabilir. Aşırıya kaçmadan çay, kahve vb. alınabilir.
Sporcu kızlarda demir yetersizliği anemisine dikkat edilmelidir.

Kalsiyum alımı için süt ve ürünleri tercih edilmelidir.
Ergojenik yardımcı olarak kullanılan ürünler dikkatli seçilmelidir. Protein tozları, hormon içeren haplar ve birçok yararı olmayan ürünler kullanılmamalıdır. En iyisi bu konuda uzmanlara danışılmasıdır.
4000 k.kal Sağlayan Bir Diyet Örneği
Sabah: 1 yumurta, 1 kibrit kutusu peynir. 1 kibrit kutusu yağ, 1 domates veya portakal, 1 SB süt, 3 orta dilim ekmek
Kuşluk: 50 g tahin helvası, 1 SB limonata
Öğlen: 1 porsiyon et veya etli kurubaklagil yemeği, 1 porsiyon pilav-makarna ya da börek, 1 SB ayran, 1 porsiyon salata, 2 orta dilim ekmek
İkindi: 1 dilim kek, 1 SB meyve suyu
Akşam: 1 porsiyon etli sebze yemeği, 1 porsiyon çorba, 1 porsiyon pilav-makarna vb, 1 porsiyon tatlı, ½ su bardağı yoğurt, 2 orta dilim ekmek
Gece: 2-3 Meyve, 1 avuç fındık, fıstık vb
İŞÇİLERİN BESLENMESİ
Yetersiz-dengesiz beslenme sonucunda;
işçilerin üretim hızı düşer,
vücut direnci azalır, hastalık artıp işe devamsızlık olur,
ilgi ve dikkat azalmasına bağlı olarak da iş kazaları, meslek hastalıkları artar.
Ülkemizde yapılan çalışmalarda işçilerde enerji, B2, Ca ve A vitamini yetersizliklerinin sık görüldüğü saptanmıştır.
MESLEKLERİN GRUPLANDIRILMASI
Hafif İşler:
Büro işleri,
avukat,
doktor,
öğretmen,
muhasebeci,
mimar,
ev aletleri kullanılarak yapılan ev işleri

Orta işler:
Hafif sanayi işleri,
terzilik,
elektrik-gıda –montaj işleri,
marangozluk,
mobilya endüstrisi,
kanal işçiliği,
matbaa işçiliği,
gemicilik,
fırıncılık,
ev aletleri kullanılmadan yapılan ev işleri,
öğrencilik,
tütün işçileri,
tezgahtarlık

Orta üstü işler:
Tarım işçilerinin bir bölümü,
düz işçiler,
sıva işleri,
yük taşımak,
balya istiflemek,
çiftçilik,
lastik-kauçuk işçileri,
deri sanayi,
kimya-elektrik endüstrisi,
orman işçileri,
maden ocağı işçileri,
demir-çelik işçileri, atletler

Ağır işler
Tomruk işleri
Madencilik
Ormancılık
Demir-çelik sanayii,
yol ve inşaat işçileri,
Ağır yük taşıyıcıları,
Yüksek ısılı fırın işçileri
Ağaç kesme işleri,
Soğuk-sıcak demir işçileri
Tarım işçilerinin bir bölümü

Ortamın sıcaklığı 10-14 derecenin altına her 10 derece indiğinde enerji gereksinimi % 5-10 artar.
Ortamın sıcaklığı 30 derecenin üstünde her 1 derece yükseldiğinde enerji gereksinimi % 5 artar(terle kaybedilen 1 litre su 580 k.kalori demektir).
Terle birlikte suyun yanısıra elektrolitler de kaybolur.
İşçilerin çalışma ortamlarında gaz, kimyasallar, toz, duman vb olması, güneş ışınları altında çalışması antioksidant gereksinimini arttırır.

İşçilerin beslenmesinde göz önünde bulundurulacak noktalar şöyle sıralanabilir:
Alınması gerekli enerji ve besin öğelerinin yarısı iş yerinden sağlanmalıdır. Örneğin
– 1/5’i kahvaltı olarak evde,
– 2.5 / 5’i öğle yemeği ve ara öğünler
olarak işyerinde,
– 1.5 / 5’i akşam yemeği olarak yine evde
verilir.

Enerji gereksinimleri aktivite türüne göre ayarlanmalıdır. Maden işçisi ile makine başında duran işçinin gereksinimi aynı değildir.
Ağır işte çalışanların terle azot kaybettikleri, ortamın çok sıcak ve soğuk olması durumunda da azot kaybının arttığı bildirilmektedir.
Genç işçilerde büyüme için de protein gereksinimi fazladır.
B grubu vitaminler enerjiye göre ayarlanır.
Pb, Cd kullanılan işyerlerinde çalışanların Ca, Fe, Zn, E vitamini gereksinimleri arttırılır.
Radyasyon ve toksik kimyasallarla temas edenlerin E ve C vitamini gereksinimleri artar.

İşçiye ucuz-dengeli beslenme olanağı sağlanmalıdır. Sağlıklı mutfak-yemekhane düzeni kurulmalıdır.
Sık sık eğitimler verilerek evde de dengeli beslenmeleri öğretilmelidir
Çocuk işçi-çırakların büyüme-gelişmelerini sürdürebilecek şekilde beslenmeleri için yasal düzenlemeler getirilmelidir.
İşyeri hekimliği ve iş yeri hemşireliği üniteleri kurularak uzman kişiler çalıştırılmalıdır.

Toplu sözleşmelerde ücret saptanırken hassas davranılmalıdır. Yemeğin enerji ve besin öğelerine yönelik gerekli maddelere de yer verilmelidir.

Örnek Yemek Listesi (Ağır işçi-maden işçisi –2200 kalorilik diyet)
Yenmesi gerekenler
Et-yumurta-kurubaklagil 100 gr,
pirinç-makarna-bulgur 100 gr,
sebze-meyve 250 gr,
süt veya yoğurt 200 gr,
Yağ 40 gr,
şeker-tatlı (sık sık tahin helvası, pekmez vb) 100 gr,
ekmek 300 gr

Menü:
1 kap et veya kurubaklagil yemeği,
1 kap pilav-makarna veya börek,
1 kap sebze yemeği,
ekmek.
Kuşluk 1 SB yoğurt veya süt + meyve,
İkindi 1 kap tatlı + çay

Beslenmenin Temel İlkeleri ( Dr. Ahmet AYDIN )

  • Beslenmenin temel ilkeleri

  • Kalori

  • Enerji birimi büyük kalori ile ölçülür. 1 büyük kalori (1 kcal), 1000 küçük kaloriye (cal) eşittir.

  • Enerji gereksinimleri çocuğun yaşına bağlı olarak değişir.

  • Hayatın ilk yılında günlük kalori gereksinmesi 80-125 kcal/kg’dır. Yenidoğan ve özellikle prematürelerde gereksinim daha fazladır.

  • Oral ve intravenöz yol ile beslenen yenidoğan bebeklerin günlük kalori (kcal /kg) gereksinimleri

  • Minimal fiziksel aktivitesi olan

    hasta kişilerde günlük kalori gereksinimleri.

  • Kalori dağılımı

  • Normal bir beslenmede alınan enerjinin %40-50’si karbohidratlardan, %40-50’i yağlardan ve %15-20’si ise proteinlerden kaynaklanır.

  • 1 gram karbohidrat ve protein 4 kcal enerji sağlarken, 1 gram yağ yaklaşık 9 kcal enerji sağlar.

  • Amino asitler

  • 20 çeşit amino asit vardır. Bunlardan sekizi esansiyel aminoasitlerdir.

  • Esansiyel aminoasitler vücut içinde yapılamadıklarından yiyecekler ile dışardan alınmak zorundadırlar. Yeni doku oluşumu sırasında bütün esansiyel aminoasit­lerin birarada bulunması şarttır.

  • Bir tanesi bile eksik olsa, proteinler enerji kaynağı olarak kullanılırlar ve azot bilançosu negatifleşir.

  • Sonuçta vücuttaki hayati fonksiyonlar aksar ve çocuklarda büyüme yavaşlar.

  • İnsan vücudunda bulunan temel amino asitler

  • Histidin ve arjinin büyümenin hızlı olduğu süt çocukluğu döneminde yarı esansiyel aminoasitlerdir. Vücutta sentezlenmelerine rağmen mutlaka dışarıdan da alınmaları gerekir.

  • Büyük çocuklarda ve erişkinlerde ise esansiyel değillerdir; ancak kronik hastalıklarda esansiyel hale gelebilirler.

  • Esansiyel olmayan aminoasitler vücut içinde yapıldıklarından diyette bulunmaları gerekmez.

  • Sist(e)in esansiyel bir aminoasit olan metioninden bir dizi reaksiyon sonrası sentezlenir. Bu ara reaksiyonlardan biri sistationaz tarafından katalizlenir.

  • Prematüre bebeklerde yeterli sistationaz bulunmadığı için sistin yapımı azalır ve sistin esansiyel hale geçer.

  • Safra asitleri konjügasyonu ve beyin gelişiminde önemli görevleri olan nonesansiyel bir madde olan taurin de sistinden sentezlenir. Bu nedenle sistin ve taurinin insan sütündeki miktarı hızlı büyüyen prematüre bebekler için yetersiz olabilir.

  • Depresyonda triptofandan elde edilen serotonin, hiperaktivitede ise tirozinden elde ediler noradrenalin sentezinde kullanılan tirozin esansiyel hale geçer.

  • Üre siklusunun primer ve sekonder defektlerinde kişinin yaşı ne olursa olsun, yapım hızına göre aşırı tüketildiği için arjinin esansiyeldir.

  • Tek kaynağı fenilalanin olduğu için fenilketonüride tirozin esansiyel hale gelir.

  • Erişkinlerde böbrek hastalıklarında histidin, karaciğer hastalıklarında ise sistin ve tirozin semiesansiyeldir.

  • Yumurta (100), etler (90), balık (90), süt (85), patates (65) ve baklagiller (65) biyolojik değeri yüksek protein içerir; yani esansiyel aminoasitlerden zengindir.

  • Ekmek proteinin biyolojik değeri düşüktür (30).

  • Birçok sebze ve meyve proteininin biyolojik değeri düşüktür.

  • Baklagiller ise birçok esansiyel aminoasitten (özellikle lizin) zengindir.

  • Diyetle alınan başlıca karbohidratlar

  • Bitkisel nişasta (glükoz polimeri)

  • Hayvansal nişasta (glikojen)

  • Monosakkaritler(früktoz, glükoz)

  • Disakkaritler

  Sükroz= çay şekeri (glükoz+früktoz)

  Laktoz = süt şekeri (glükoz+galaktoz)

  Mannoz (glükoz +glükoz).

  • Karbohidratların çok büyük bir bölümü anaerobik ve aerobik oksidasyon sonucu enerjiye (ATP) dönüşür. te

  • Karbohidratların fazlası insülin aracılığı ile yağa dönüşerek depolanır.

  • Diyette bulunan başlıca karbohidratlar, basit ve kompleks olarak ikiye ayrılır. Nişasta, sükroz ve früktoz kan şekerini aniden yükseltirler; yani glisemik endeksleri ve veya glisemik yükleri yüksektir.

  • Laktoz ve diyetsel lif içeriği yüksek olan meyve ve sebze şekerlerinin ise (bitkinin cinsine göre değişmekle birlikte) glisemik endeksleri düşüktür.

  • Son yüzyılda diyetteki en önemli değişiklik glisemik endeksi yüksek rafine gıdaların aşırı tüketilmesidir.

  • Glisemik endeksi yüksek gıdalar insülin salgısını aşırı artırarak “insülin direnci” ya da “ metabolik sendrom” denilen bir dizi dejeneratif olayın ortaya çıktığı klinik bir tablonun başlamasına neden olur.

Glisemik endeksi yüksek rafine gıdaların açlık ve tokluk metabolizması üzerine olan etkileri nelerdir?

  • Açlık sırasında, normalde enerjimizin %80’ini veren yağların yeteri kadar yıkılmaması kan şekerini düşürür.

  • Aşırı şeker alındıktan sonra oluşan bu şeker düşüklüğüne tepkisel (reaktif) hipoglisemi denir.

  • Reaktif hipoglisemi değişik nöropsikiatrik bulgulara yol açar. Hipoglisemiye giren kişi semptomlarını hafifletmek için şekerli gıdalara aşırı düşer.

  • Hipoglisemide görülen semptom ve belirtiler

Merkezi sinir sistemi depresyonu

  • Sersemlik

  • Huzursuzluk

  • Görme bozukluğu

  • Garip davranışlar

  • Başağrısı

  • Konvülsiyon

  • Kr. Yorgunluk

  • Koma

  • Yağları değil, rafine şekerleri fazla yerseniz şişmanlarsınız!

  • Yağ ve şeker yüklemenin kan şekeri üzerine etkisi

  • Yağ ve şekerin insülin sekresyonu üzerine etkisi

  • İnsülin direnci/kanser/kronik-dejeneratif hastalıklar

  • İnsülin direncinin oluşturduğu kronik hiperinsülinemi enflamasyon (iltihap) yapan genleri aşırı bir şekilde uyarır.

  • Bu durum serum CRP ölçümleri ile dolaylı olarak ortaya konulabilir.

  • Kronik enflamasyon insan vücudunda kanser ve bir dizi kronik-dejeneratif hastalığın gelişmesine neden olur.

  • Tip II diyabet

    Buz dağının (metabolik sendromun) görünen küçük parçasıdır.

  • İnsülin direnci (metabolik sendrom) kriterleri

1.Bel çevresi    erkekler> 102 cm kadınlar >88 cm

2.Hipertansiyon >120/80mmHg

3.Açlık kan glükozu >100 mg/dL

4.HDL kolesterol <35 mg/dL

5.Trigliserid >150 mg/dL

  • Türkiyedeki obezitenin yıllar içindeki artışı

  • Türkiye’deki metabolik sendrom yaygınlığını

  • 30 yaş ve üzerindeki erkeklerin %28’inde, kadınların %45’inde metabolik sendrom tespit edilmiştir.

  • Ek gıda-yağ

  • Beyinin ve hücre zarlarının % 60’ı yağdır.

  • Bu yağların yaklaşık yarısı vücutta yapılmayan esansiyel yağlardır. Omega-3 (%17), omega-6 (%12)

  • Düşük yağlı diyetler yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K) eksikliklerine yol açar

  • Yağdan fakir diyetler süt çocuğunun büyüme ve gelişmesini büyük ölçüde bozar.

  • Lipidlerin sınıflaması

  • Trnas ve cis yağ asitleri

  • Sıvı Yağların Bileşimi

  • Kolesterôlün görevleri I

  • Bütün hücrelerin yapısında kolesterol bulunmak zorundadır.

  • Kolesterolün moleküler yapısı suda erimesini imkansızlaştırır.

  • Hücre duvarlarında bulunan su geçirmez özellikteki kolesterol, hücre iç ortamını dış etkilerden korur

  • En çok kolesterol dış etkilerden en az etkilenmesi gereken sinir dokusunda bulunur.

  • Kolesterôlün görevleri II

  • Östrojen, testosteron ve adrenalin gibi stres düzenleyici ve seksüel belirleyici özelliği bulunan hormonların hammaddesidir.

  • Vücutta kemik gelişiminin kontrol edilmesi, sinir sisteminin düzgün fonksiyonu, büyüme, mineral emilimi, insülin üretimi ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirme gibi hayâti görevlere sahip D vitamini kolesterôlden üretilir.

  • Besinlerle alınan yağların sindirilmesini sağlayan safra tuzları, yine kolesterôlden üretilir.

  • Son yüzyılda yağ tüketiminde meydana gelen önemli değişiklikler

  • Hayvansal (doymuş) yağ ve sızma zeytin yağı tüketiminin azalması

  • Margarin tüketiminin artması

  • Sıcak preslenmiş sıvı yağların (ayçiçeği, mısır, kanola, soya vb) tüketiminin artması

  • Trans yağ asiti içeriğinin artması

  • Omega-6 tüketiminin omega-3’e kıyasla aşırı artması

  • Yağların fonksiyonları

  • Lipitler vücudun en önemli enerji kaynağıdır.

  • Membran yapısını oluşturma

  • Yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K, likopen vb) emilimi

  • Prostaglandin ve lökotirien sentezi

  • Steroid hormonlar, D vitamini ve safra asitlerinin sentezi

  • Yağdan fakir diyetler süt çocuğunun büyüme ve gelişmesini büyük ölçüde bozar.

  • Beslenme-yağlar

  • Margarin ve sıcak preslenmiş poliansatüre yağlar (mısır, ayçiçek, soya, pamuk) trans yağ asitleri içerdiklerinden kullanılmamalıdırlar.

  • Trans yağ asitleri kansere ve çok sayıda dejeneratif hastalığa yol açabilir.

  • Tereyağ, iç yağı ve kuyruk yağı gibi hayvansal doymuş yağlar ile zeytinyağı (özellikle sızma) her yaş için mükemmeldir (kolesterolü yüksek olanlar dahil!!).

Omega-3/omega-6 dengesinin önemi

  • Diyet ve w-6/w-3 oranı

  • Taş devri diyetinde w-6: w-3 oranı yaklaşık 1:1 ile 4:1 arasında idi.

  • Fakat son 50-100 yılda bu oran 20-50:1’e kadar çıkmıştır.

  • Omega-6/omega-3 oranının artmasının temel nedenleri

  • Karbohidrattan zengin gıdalar ile beslenme

  • Balık tüketiminin azalması

  • Hayvanların w-6’dan zengin yemlerle beslenmesi

  • Özgür dolaşan tavuk yumurtası tüketiminin azalması

  • Koyu yeşil yapraklı sebzelerin tüketiminin azalması

  • Poliansatüre yağların (mısır, ay çiçek vb) tüketiminin aşırı artması

  • Zeytinyağı ve hayvansal doymuş yağların tüketiminin azalması

  • Omega yağ asitlerinin görevleri

  • Omega yağ asitleri hücre zarının fosfolipid yapısında bulunurlar.

  • Beyin yapısının üçte birini oluştururlar.

  • Hücre sinyal sistemini (sinir ileticileri) modifiye eder

  • Gen ekspresyonu ve biyosentetik fonksiyonların oluşumunu kolaylaştırırlar.

  • İltihap oluşturucu ve giderici maddelerin oluşumunu sağlarlar.

  • Omega-6 ve Omega-3 kökenli prostaglandin ve lökotirienlerin etkileri

  • OMEGA-3 yağ asitlerinin yararlı  olduğu hastalıklar I
    Referans: Medline Medical Database 1999: Review of 1757 peer-reviewed articles

  • Akne

  • Akıl hastalıkları

  • AIDS

  • Allerjiler

  • Alzheimer

  • Anjina pektoris

  • Ateroskleroz

  • Artrit

  • Davranış bozuklukları

  • Demans

  • Diyabet

  • Ekzema

  • Enfeksiyon

  • Enflamatuvar hastalıklar

  • Meme kanseri

  • Memenin kistik hast.

  • Felçler

  • Görme bozuklukları

  • Hipertansiyon

  • Hiperaktivite

  • OMEGA-3 yağ asitlerinin yararlı  olduğu hastalıklar II

  • İmmün yetersizlikler

  • Kalp hastalığı

  • Kanser

  • Kistik fibroz

  • Öğrenme bozuklukları

  • Lösemi

  • Lupus

  • Malnütrisyon

  • Menopoz

  • Metastaz

  • Multipl Skleroz

  • Otoimmünite

  • Obezite

  • Otizm

  • Kronik Yorgunluk

  • Psoriazis

  • Reye Sendromu

  • Şizofreni

  • Omega -3 ’ ün  kardiyovasküler etkileri

  • Antiaritmiktir (çarpıntı önleyicisi).

  • Antitrombotiktir (pıhtılaşma önleyicisi).

  • Antiaterosklerotiktir.

  • Anti-enflamatuvardır (iltihap önleyicisi)

  • Endotel fonksiyonunu düzeltir.

  • Kan basıncını düşürür.

  • Trigliserid düzeylerini düşürür.

  • Omega-6 ve Omega-3 kökenli prostaglandin ve lökotirienlerin etkileri

  • Brod SA. Unregulated inflammation shortens human functional longevity. Inflamm Res 2000 Nov;49(11):561-70.

    Ward PA. Cytokines, inflammation, and autoimmune diseases. Hosp Pract (Off Ed) 1995 May 15;30(5):35-41.

    Van Noort JM, Amor S. Cell biology of autoimmune diseases. Int Rev Cytol 1998;178:127-206.

    Brennan FM, Feldmann M. Cytokines in autoimmunity. Curr Opin Immunol 1992 Dec;4(6):754-9.

  • Sistemik enflamasyon kanser, ateroskleroz, Alzheimer, konjestif kalp yetersizliği, romatoid artrit, lupus, astım, psoriasis, alerji, fibromiyalji gibi kronik hastalıkların başta gelen nedenleri arasındadır.

  • Sistemik enflamasyon insan ömürünü kısaltır.

  • Sistemik enflamasyon-kronik hastalıklar

  • Sistemik enflamasyon sırasında kanda alfa-tümor nekroze eden faktör(TNF-α), interlökin-6(IL-6), interleukin 1(b)(IL-1b) gibi sitokinler ile lökotirien B4 (LTB4), prostaglandin E2 ve Trombaksan A2 gibi eikosanoidler artar.

  • Enfeksiyon dışında C-reaktif proteinin yüksek oluşu kronik bir hastalığı ve/veya yaşlılığa bağlı dejenerasyonu gösterir.

  • OMEGA-3 yağ asitlerinin yararlı  olduğu hastalıklar I
    Referans: Medline Medical Database 1999: Review of 1757 peer-reviewed articles

  • Akne

  • Akıl hastalıkları

  • AIDS

  • Allerjiler

  • Alzheimer

  • Anjina pektoris

  • Ateroskleroz

  • Artrit

  • Davranış bozuklukları

  • Demans

  • Diabet

  • Ekzema

  • Enfeksiyon

  • Enflamatuvar hastalıklar

  • Göğüs kanseri

  • Göğüs kisti

  • Felçler

  • Görme bozuklukları

  • Hipertansiyon

  • Hiperaktivite

  • OMEGA-3 yağ asitlerinin yararlı  olduğu hastalıklar II

  • İmmün yetersizlikler

  • Kalp hastalığı

  • Kanser

  • Kistik fibroz

  • Öğrenme bozuklukları

  • Lösemi

  • Lupus

  • Malnütrisyon

  • Menopoz

  • Metastaz

  • Multipl Skleroz

  • Otoimmünite

  • Obezite

  • Kronik Yorgunluk sendromu

  • Psoriazis

  • Reye Sendromu

  • Şizofreni

  • Beslenme-yağlar

  • Düşük yağlı diyetler yağda eriyen vitamin eksikliklerine (A, D, E, K) yol açar.

  • Yağdan fakir diyetler süt çocuğunun büyüme ve gelişmesini büyük ölçüde bozar.

  • Beslenme-yağlar

  • Margarin ve sıcak preslenmiş poliansatüre yağlar (mısır, ayçiçek, soya, pamuk) transenoik yağ asitleri içerdiklerinden kullanılmamalıdırlar.

  • Transenoik yağ asitleri kansere ve çok sayıda dejeneratif hastalığa yol açabilir.

  • Tereyağ, iç yağı ve kuyruk yağı gibi hayvansal doymuş yağlar ile zeytinyağı (özellikle sızma) ve bitkisel diğer monoansatüre yağlar( fındık yağı) her yaş için mükemmeldir (kolesterolü yüksek olanlar dahil!!).

  • Tereyağının yararları

  • En iyi A vitamini kaynağıdır.

  • Lesitinden zengindir.

  • Yüksek oranda antioksidan (kolesterol, A vit, E vit, selenyum) içerir.

  • İyi bir iyot kaynağıdır.

  • Konjuge linolenik asitten (CLA)zengin olduğu için, antienflamatuvar, antiallerjik ve antikansorejenik etkileri vardır.

  • Diş çürükleri ve osteoporoz riskini azaltır.

  • Modern Sıvı yağlar niçin zararlıdırlar?

Modern Sıvı yağlar (mısır, ayçiçeği, soya vb)  birçok bakımdan kalp için zararlıdırlar;

  • Bu yağlar işlenirken çok sayıda serbest radikal oluştururlar.

  • Bu yağlarda A, E, ve D vitamini gibi antioksidan ve/veya antienflamatuar vitaminler yoktur ya da iyice azalmıştır.

  • Bu yağlar büyük ölçüde omega-6 içerdiklerinden enflamasyon ve trombusa eğilimi artırırlar.


Omega Yağ Asitleri ( Temel Beslenme Bilgileri )

Temel beslenme bilgileri

Balık yağı her derde deva

Sağlıklı yaşamın temel maddelerinin başında geliyor omega-3 yağ asitleri. İnsan sağlığındaki yerleri doldurulmaz. Ama geleneksel beslenme tarzımızdan uzaklaştıkça maalesef çok büyük bir bölümümüzde omega-3 eksikliği gelişti. Bu durum birçok kronik hastalığın salgınlar halinde yayılmasına neden oluyor.   Oluşumunda omega-3 eksikliğinin rolünün olmadığı bir hastalık yok gibi.  Bu yüzden bültenimizin mevcut sayısını bu mucizevi yağlara ayırdık. Omega-3 yağ asitleri ne demektir? Hangi hastalıklara etkide bulunuyor? Omega-3 ihtiyacını gıdalarımızla karşılayabilir miyiz? Balık yağı kullanmak zorunda mıyız? Eğer kullanacaksak nelere dikkat etmeliyiz? Evet omega-3 hakkında merak ettiğiniz bütün soruların cevaplarını burada bulacaksınız.  Editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın kaleminden çıkan bu uzun yazıyı kaçırmayın.

İnsan sağlığında Omega-3 yağ asitlerinin yeri

Kanımızda dolaşan yağlar ya diyetle dışarıdan alınır ya da karaciğerde yapılır. Diyetteki yağla­rın %90’ından fazlasını trigliseridler (3 yağ asidi + 1 gliserol) geri kalanını ise kolesterol, kolesterol esterleri, esterleşmemiş yağ asit­leri (serbest yağ asitleri),  fosfolipdler ve sfingolipid­ler oluştururlar.

Yağ asidi molekülünün bir ucunda karboksil (-COOH), diğer ucunda metil (-CH3) grubu vardır (Şekil-1). Yağ asitlerinden karbon zincirleri çifte bağ içermeyenlere doymuş yağ asitleri, çifte bağ içerenlere doymamış (ansatüre) yağ asitleri denir. Doymamış yağ asitleri ise tekli doymamış (monoansatüre, tek çifte bağlı) ve çoklu doymamış (poliansatüre) yağ asitleri olarak ikiye ayrılırlar (Tablo 1).


Kalp Damar Hastalıklarında Beslenme ( Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü )

KALP-DAMAR HASTALIKLARI

Koroner kalp hastalıkları

Serebrovasküler hastalıklar

Hipertansiyon

Periferal arter hastalığı

Romatizmal kalp hastalıkları

Konjetinal kalp hastalıkları

Kalp yetmezliği

Kardiyomiyopati

Aterosklorizis

Arteriosklorizis

Myokard Enfarktüsü

Angina Pektoris

Aterosklorizis ve Arteriosklorizis

Myokard Enfarktüsü

Trombusların(pıhtıların)sayılarının çoğalması, damarın tamamen tıkanmasına bağlı dokuları  oksijensiz kalarak beslenemez ve  oradaki hücreler ölür.

Bu ölü hücrelerin bulunduğu dokuya enfarkt,bu olay kalp Kasındam olursa myokard enfarktüsü adını alır.

Angina Pektoris

Genellikle 40 yaş üstü erkeklerde görülen, birden bire göğüste  sıkışma, sol omuzda ağrı ve parmaklarda uyuşma şeklinde ortaya çıkar. Damarların intima tabakasında önce kireçlenme sonra bağ dokusu oluşur ve dolaşımda kan miktarının azalmasına,  yeterli kan gidememesine neden olarak Hastada ağrı görülmesi artar.

KORONER ARTER HASTALIKLARINDA GÖRÜLEN BELİRTİLER

Dispne : Zor solunum yapma, nefes darlığı

Gögüs ağrısı

Senkop: Bayılma, ani, kısa süreli geçici şuur kaybı

Palpitasyon: Kalp çarpıntısı, yorgunluk,

Ödem: Vücutta su toplanması

Siyanoz: Morarma, deride rengin koyu gözükmesi

Hemoptizi: Kan tükürmek

Hipoksi: Solunan havadaki oksijen azlığı

Üfürüm: Kalp seslerine eklenen ses

Görme bozuklukları

Kanamalar

Boyun venlerinde(damarlarında) dolgunluk

Yutma güçlüğü

Ses kısıklığı

Karın ağrısı


Beslenme İlkeleri ( Dr. Didem ŞAHİNGİL )

BESLENME İlkeleri

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME

   Vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için

gereken dört temel besin grubu olan;

  • Süt Grubu

  • Et, Yumurta ve Kuru Baklagiller

  • Sebze ve Meyveler

  • Ekmek ve Tahıllar

dan her gün sizin için gerekli olan miktarlarda alınması durumuna Yeterli ve Dengeli Beslenme denir.

Her Hareketimiz İçin Enerjiye İhtiyacımız Vardır

  1. Besinler Bize Enerji Verir

    2. Büyüme ve Gelişmeyi Sağlar

    3. Bizi Hastalıklardan Korur

BESİNLERİMİZ

1- ET, YUMURTA VE KURUBAKLAGİLLER YUMURTA

İçinde demir bulunan yiyecekler yeteri kadar yenilmediğinde Kansızlık olur

2- SÜT GRUBU

Neden Süt İçmeliyiz ?

  • Kemik sağlığımız

  • Kas sağlığımız

  • Göz sağlığımız

  • Diş gelişimimiz için süt içmeliyiz

SEBZE VE MEYVELER

4- EKMEK VE TAHILLAR

SU

* Ortalama günde 

8-10 su bardağı

(1,5 – 2 Litre)

Öğünler ve Öğünlerin Önemi ( Dr. Didem ŞAHİNGİL )

Yeterli ve dengeli beslenmede sabah kahvaltısının önemli bir yeri vardır. Yeni bir günün başlangıcında bütün gece besinsiz kalan vücudun, çalışma gününe uyumu için sabahın ilk saatlerinde beslenmesi gerekir. Sabah kahvaltısı yapılmadığında veya kahvaltının karbonhidrat oranı yüksek, protein oranı düşük olduğu hallerde öğleye yakın saatlerde iş veriminde ve zihinsel faaliyette düşüş olmaktadır. Kahvaltı planlanırken bazı hususlara dikkat edilmelidir: