Bezelye

Baklagiller  familyasının  önemli  türlerinden  biri  olan  bezelye, insan  beslenmesinde  oldukça  büyük  bir  önemesahiptir. Diğer  birçok  baklagil  gibi  bezelyede  protein ve aminoasit  kapsamı yönünden hayvansal kaynaklara boy ölçüşebilir niteliktedir. Bileşiminde  %18-28 protein bulunan ve ayrıca B ve C vitaminlerince de zengin olan bezelyenin dünyadaki yıllık üretimi 10-11 milyon tondur. Serin iklim koşullarında geniş bir yayılma alanı gösteren bezelye en çok Kuzey Avrupa,Rusya’nın bir kısmı,Çin ve Kuzeybatı Amerika’da üretilmekte olup tropik ülkelerin yüksek kesimlerinde de tarımı yapılmaktadır. Çok değişik iklim koşullarına uyabilmesinden ve bileşiminde yüksek protein ile pek çok aminoasit içermesinden dolayı günümüzün önemli besin kaynaklarından biri durumuna gelmiştir.

Geleneksel olarak taze baklaları veya kuru taneleri için yetiştirilmekte iken son yıllarda özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde ve Kuzey Amerika’da yıl boyu tüketim için,dondurulmak amacı ile yeşil tane olarak hasat edilmektedir.

Ekonomik önemi

Dünyada toplam yemeklik tane  baklagiller içerisinde ekim alanı fasulye ve nohuttan sonra 3.sırada,üretim yönünden ise 2.sırada yer alan bezelye,ülkemizde;ekim alanı ve üretim yönünden 5.sırada bulunmaktadır. Dünyada yemeklik tane baklagiller üretiminde %19.2 lik pay almaktadır.

Bezelye,yurdumuzda özellikle Ege,Marmara,Akdeniz illerinde yetiştirilmekte ve halk tarafından daha çok taze olarak tüketilmektedir. İç bezelye(yeşil tane) ise konservecilikte kullanılır. Ayrıca kuru bezelyeden bezelye unu yapılmakta ve çorbalarda kullanılmaktadır.

1.Bezelyede sorun olan yabancı otlar 

Bezelye ılıman iklim bölgelerinde yetişen bir kültür bitkisidir. Kışı sert geçmeyen bölgelerde kış sonu veya erken ilkbahar dönemlerinde yetiştirilir. Donma noktasının üstündeki düşük sıcaklıklara dayanabilir. Genellikle organik maddece zengin olmakla birlikte,değişik topraklarda da yetişebilir. Buna bağlı olarak da,bulunan yabancı otlar da farklılık göstermektedir. Yetişme dönemlerine göre,bezelye çoğunlukla tek yıllık ve kışlık yabancı otlar,yani soğuk dönemlerde çimlenip erken yetişen yabancı otlar sorun oluşturmaktadır. Ayrıca serin şartlarda gelişme özelliği gösteren Orobanche crenata(beyaz çiçekli canavar otu) önemli sorun oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra Avena fatua(yabani yulaf) ve Alopecurus myosuroides(tilki kuyruğu) da bezelyede büyük sorun oluştururlar.

2.Yabancı otlarla mücadele 

A. Kültürel önlemler ve mekanik mücadele;

Bezelyede öncelikle,toprak hazırlığının iyi yapılması gerekir İyi hazırlanmış ve yabancı otu az olan topraklardan daha fazla verim alındığı bilinmektedir .Yabancı otun yoğun olduğu alanlarda toprak işlemesi yapılmalı,ilkbaharda  erken ekim ve yüzeysel sürümün ardından,toprak yüzeyi düzeltilerek kesekler kırılmalıdır. Bezelye ekimi ülkemizde elle yapılıyor ise de,ekim aletleri ile yapılması tavsiye edilir. Bu şekilde yapılan ekim,yabancı ot mücadelesi açısından da avantaj sağlar. Ekim derinliği iyi ayarlanmalı;tohumun herbisitlerden zarar görmemesi için ekim,yüzeye yakın yapılmamalıdır.

Ekim sıklığı da yabancı ot yoğunluğunun kontrolünde önemlidir. Bezelyede sıra araları,bodur tiplerde 30-40cm , tane için 40-60cm olmalıdır.

Bezelyenin toprak yüzüne çıkıp gelişmeye başladığı ilk hafta içinde, büyümesi çok yavaştır. Bu dönemde yabancı otlar, bezelyeyi zayıf düşürebilir. Toprağı havalandırmak, kaymak tabakasını kırmak ve yabancı otları öldürmek amacıyla, yüzlek toprak işlemesi yapılabilir.

Bunların yanı sıra , ekim nöbeti uygulaması ve rekabet gücü yüksek çeşitlerin yetiştirilmesi,yabancı ot sorununun azaltılmasında önemli rol oynar.

B. Kimyasal mücadele;

Bezelyede öncelikle, ekim öncesi dönemde yabancı otları kontrol etmek gerekir. Bu amaçla, dinitroanilin  grubu herbisitlerden trifluralin,pendimethalin, EPTC veya alachlor gibi herbisitler kullanılabilir.

Çoğunlukla tek yıllık yabancı otların sorun olduğu bu bitkide, çıkış öncesi herbisit uygulaması da oldukça önemlidir. Bu amaçla, bir çok herbisit kullanılmaktadır. Çizelge incelendiğinde bu herbisitlerin kullanılma zamanları ve dozları hakkında ayrıntılı bilgi edinilebilir. Bezelyede çıkış sonrası dönemde bentazon uygulaması yapılabilir.

C. Canavar otları (Orobanche  spp.) ile mücadele

Genel olarak baklagillerde büyük sorun olduğu bilinen canavar otlarına karşı genel mücadelede uygulanan yöntemleri şöyle sıralayabiliriz:

c1. Kültürel önlemler

a) Elle yolma: Canavar otları toprak yüzeyine çıktıkça, elle yolunarak temizlenmeli ve büyümelerine izin verilmemelidir. Bu işlem aşırı derecede bulaşık tarlalarda ve büyük alanlarda uygulanamaz. Çünkü, çok fazla işgücü gerektirmektedir.

b) Geç ekim: Bu yöntemle canavar otunun tutunması  %90 oranında azaltılabilir. Geç ekimden kaynaklanan sorunlar ise,erken olgunlaşan varyeteler kullanılarak telafi edilebilir.

c) Tuzak veya yakalayıcı bitkiler kullanmak: Bu amaçla keten (Linum usitatissimum L.) bitkisi yetiştirilebilir. Keten, topraktaki canavar otu tohumlarının çimlenmelerini teşvik eder fakat, canavar otu tohumları çimlenmesine rağmen, keten köklerine tutunamaz. Bu şekilde ölüm gerçekleşir. Bu yöntemle, canavar otu mücadelesinde %30 oranında bir kontrol sağlamak mümkün olmaktadır.

d) Derin sürüm: Toprak yüzeyine düşen canavar otu tohumlarını derine göndermek amacıyla toprak, özel aletlerle 20-45 cm derinlikte sürülür. Ancak, bu işlem bir defa yapılmalıdır. Daha sonra toprak yüzeysel olarak işlenmelidir.

e) Ekim nöbeti: Canavar otu tohumlarının toprakta uzun süre (10 yıldan fazla) canlı kalabilmesi, ekim nöbeti uygulamasıyla mücadele şansını azalmaktadır.

c2. Dayanıklı çeşitlerin yetiştirilmesi

Yetiştiricilikte genel olarak dayanıklı çeşitlerin tercih edilmesi gerekir. Canavar otuna dayanıklı çeşitlerin ıslahı, sorunun ortadan kaldırılmasında en etkili yol olarak görülmektedir.

c3. Fiziksel mücadele:

Solarizasyon: Toprak yüzeyine şeffaf polietilen (PE) sermek suretiyle, güneş ışığının etkisiyle nemli toprakta meydana gelen ısınma sonucu canavar otu tohumları öldürülür. Bunun dışında diğer hastalık ve zararlıların kontrolünde de başarılı sonuçlar verir. Fakat ülkemizde bu yöntemin kullanılabilirliği PE’nin maliyetinin yüksek olması nedeniyle azalmaktadır.

c4. Biyolojik mücadele:

a) Böceklerle: Diptera takımına ait Pytomyza orobanchia isimli bir böceğin larvaları, canavar otunun tohum kapsüllerinin içini yemek ve gövde içinde galeriler açmak suretiyle zararlı olmaktadır. Ancak tarım alanlarında pestisitlerin , özelliklede insektisitlerin yaygın olarak kullanılması, bu faydalı böceğin populasyonunu azaltmaktadır.

b) Funguslarla: Birkaç Fusarium(solgunluk) türünün hastalanmalara neden olduğu belirlenmiştir. Yine değişik sebeplerle açılan yaralardan funguslar girerek, ikincil enfeksiyonlar yapabilmektedir.

c5. Kimyasal mücadele:

a) Herbisitler:Birçok herbisit bu amaçla test edilmiştir. Ne yazık ki hiçbirisi etkili ve ekonomik bir mücadele sağlayamamıştır.

Yalnızca çıkmış olan canavar otlarının üzerine kerose isimli kimyasal maddenin püskürtülmesi, onların ölümüne sebep olmaktadır. Fakat uygulaması zor bir yöntemdir.

b) Toprak fumigasyonu: Methyl bromid ve dazomet gibi toprak fumigantları oldukça etkili kontrol sağlayabilmektedir.Fakat maliyetlerinin yüksek olması ve diğer toksik etkilerinden dolayı kullanılmaları mümkün olmamaktadır.

c)Çimlenme engelleyiciler (stimulantlar): Canavar otu tohumunun çimlenmesini engelleyen ve konukçusunu yok edebilen bir kimyasal madde kullanımı söz konusu değildir.

c6. Entegre (Birleştirilmiş) mücadele:

Mücadelede başarıyı arttırmak için, mevcut mücadele yöntemlerinin uygun olanlarının bir arada kullanılmasıdır.

ORABANCHACEAE (CANAVAROTUGİLLER)

Başta Avrupa ve Asya olmak üzere genellikle ılıman bölgelerde yaygın olarak görülür.      Yaklaşık 12 cins ve 200 kadar tür içerir. Ülkemizde 4 cins ve 42 türü vardır.

Bitki köklerinde parazitik olarak yaşayan tek veya çok yıllık klorofilsiz otsu bitkilerdir.    Yapraklar  pul şeklini almış olup almaşık dizilimli sapın alt tarafında kiremit gibi üst üste binmiştir. Çiçekler tek, salkım veya başak durumunda, 2 eşeyli ve zigomorf simetridir. Çanak yapraklar silindirik şekilde birleşik ve 2-5 adettir. Taç yapraklar silindirik ve basittir. Erkek organ taç yapraklara bağlı ve 4 adet, dişi organ 1 adet, ovaryum üst durumlu, tek gözlü 2 karpelli, stylet tek, 2 parçalı veya stigmaya kadar bütün haldedir. Meyve 2 kapakçıklı bir lokulisid kapsüldür ve kalıcı bir kaliks ile sarılıdır. Tohumlar çok sayıda ve çok küçüktür.

Çevre İstekleri:

Toprak bakımından fazla seçici değillerdir. Toprak neminin artışı çıkışı azaltabilir. Özellikle sebze ve baklagil yem bitkilerinde zarara neden olur.

POACEAE (GRAMINEAE) 

Avena  fatua (Yabani yulaf)

Çevre İstekleri:

Kumlu toprakların önemli bir yabancı otudur. Hemen hemen tüm kültürlerde (Kışlık hububat, baklagil ve yem bitkileri, meyve ve sebze bahçeleri, bağlar, endüstri ve süs bitkileri, yol kenarları, duvar dipleri, döküntü alanlarında) görülür.

Morfolojisi:

40-100 cm (130 cm) boylanabilen, tek yıllık otsu bir bitkidir. Sap dik olarak büyür, uzun ve güçlüdür. Yaprak ayası 7-10 cm uzunluk ve 4-18 mm genişlikte ince uzun, alt ve üst yüzü tüysüz, kenarları kirpik şeklinde tüylüdür. Yaprak kını tüysüz ve sapı iyice sarmıştır. Genç yapraklar sola doğru kıvrılarak büyür. Kulakçık yoktur. Yakacık 3-6 mm uzunlukta, zarımsı yapıda ve kenarı ince dişlidir. Başak; bileşik başak şeklinde ve gevşek yapılıdır. Başakçıklar 2-3 çiçekli ve büyüktür. İç kavuzlar sarıdan kırmızı ve kahverengiye kadar değişen renkte olup ucu 2-4 çentikli ve kılçıklıdır. Kılçık 3-4 cm uzunlukta alt kısmı kıvrımlı ve orta kısmından dirseklidir. Tohum 7 mm uzunlukta 2,5 mm genişlikte ve 2 mm kalınlıktadır. Üzeri uzunca açık sarı ipek gibi parlak kıllarla kaplıdır. Sırt kısmı şişkince, karın kısmı derin yarıklıdır. Bin tane ağırlığı 20-40 gr’dır.

Türler Arasındaki Ayrım: 

Avena strigosa Schreb.’de diğerlerinden farklı olarak iç kavuzların ucunda 3-5 mm uzunluğunda 2 tüy bulunur.

Alopecurus myosuroides (Tilki kuyruğu)

Çevre İstekleri:

Özellikle killi ve ıslak toprakları sever. Kışlık hububat, endüstri bitkileri, meyve ve sebze bahçeleri, yol kenarları ile Gramineae çayırlarda, üçgül tarlalarında bulunur.

Morfolojisi:

Tek yıllık yaklaşık 60 cm boyunda ancak 140 cm ‘ye kadar boylanabilen otsu bir bitkidir. Bulunduğu ortama bağlı olarak bitki tek sap oluşturabilir veya kardeşlenebilir. Sap çıplak, boğumlar kırmızımsı renktedir. Yapraklar 5-16 cm uzunlukta, 2-8 mm genişliktedir. Özellikle  orta damar belirgin tüysüz, yeşil veya morumsu renktedir. Yaprak kını yaprak ayasına kadar kapalı değildir, alt kısım genellikle kırmızımsı renkte ve genç yapraklar kendi eksenine kıvrılmış durumdadır. Yakacık belirgin, 2-5 mm boyda, beyazımsı-mavi renkte ve kenarları gelişi güzel dişlidir. Kulakçıklar yoktur. Başak, ince uzun 2-10 cm * 3-6 mm boyutlarında, 0lgunlaşınca kırmızımsı renkli, karışık salkım şeklinde, iç kavuz kılçıklı ve boyları tüysüz olan dış kavuzlar kadardır. Tohum 2-3 mm uzunlukta 1-2 mm genişlikte ve 0,5- 0,8 mm kalınlıktadır. Yumurta formunda üst uçları sivri  sarımtırak renklidir.

Türler Arasındaki Ayrım:

Alopecurus pratensis L.’de başak 3,3-5,7 cm * 6-7 mm yakacık 0,5-1,5 mm dir.

YARARLANILAN  KAYNAKLAR

AKOVA,Y.(1997) Bakliyat Sektör Araştırması,İGEME Ankara KÜÇÜK, A.(1993) Bakla,Bezelye ve Fasulye Raporu

Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ,  Menemen

ŞEHİRALİ, S. (1988) Yemeklik Tane Baklagiller, Ankara Üniversitesi Ziraat  Fakültesi Yayınları:1089   Ders Kitabı:314

Bir cevap yazın